ADIM Üniversiteler Birliği Bilecik’te Toplandı

ADIM Üniversiteler Birliği Bilecik’te Toplandı

ADIM Üniversiteler Birliği Rektörleri, Tarih Bölüm Başkanları ve öğrenci temsilcileri “Tarih” temalı toplantı için Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi’nde buluştu.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tufan Buzpınar, Adnan Menderes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Birincioğlu, Balıkesir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahir Alkan, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Gönen, Mehmet Akif Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Saatcı, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mansur Harmandar, Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Bağcı, Uluslararası Antalya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cihat Göktepe, Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sait Çelik, Celal Bayar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Pakdemirli, Afyon Kocatepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kemalettin Çonkar, Süleyman Demirel Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman Seydi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İlhami Ünlüoğlu, tarih bölüm başkanları ve öğrenci temsilcilerinin katıldığı toplantı saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı.
 
“Tarih aslında biziz”
 
Toplantının açılış konuşması ev sahibi üniversite olan Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Azmi Özcan tarafından yapıldı. Rektör Özcan konuşmasında şunları aktardı:
“Tarihin, hepimizin ortak tarihinin başladığı önemli mekanlardan birisi Bilecik. O yüzden böyle bir toplantıya ev sahipliği yapmaktan çok onur duyuyoruz. 
Tarih niye önemli? Aramızda bu ülkenin yetiştirdiği önemli tarihçiler var. Şüphesiz onların yanında malumat görüşlük yapmak istemem. Sadece kendi tecrübemi sunmak adına şunu söyleyebilirim ki pek çok özdeyişte tarih, bütün savaşların kaynağı olarak tanınıyor. Tarih aslında biziz, biz kimsek oyuz. Kimliğimiz, hüviyetimiz eğer kendi tarihinizi yazmazsanız başkalarının yazdığı tarihin pasif bireyleri olursunuz. Mesleğim de Tarihçilik olduğu için şunu güvenle söyleyebilirim ki ne yazik ki bu ülkenin ve bu toplumun tarihi başka eller tarafından yazılmış ve bize büyük ölçüde giydirilmiş kimlikler sipariş edilmiş. O yüzden kendimize ait olmayan savaşların peşinde on yıllarımızı kaybediyoruz. Bugün bu ülkede, bu ülkenin insanlarını birbirine düşüren pek çok meselenin arkasında bir tarih şuurunun olmaması yatar. Mezhep kavgası, ırkçılık kavgası, aşiret kavgası. Bunların hiçbirisi bizim insanımızın meselesi, davası değildir. Ama bunların peşinde sürükleniyor bu ülke. Tarih bir anlamda insanlık bilimi ve bu bilimi yapacak insanların zeki olması lazım, yükseköğretimin önündeki meselelerden de birisi bu. Ülkemizdeki tarih eğitimine harcanan kaynak ve imkanlar ve bu imkanlara bağlı olarak tarihçi olmaya namzet gençlerin niteliklerinin, kalitelerinin yükseltilmesi gibi bir meselemiz var. Bu toplantıda bunun da gündeme getirilmesini arzu ediyoruz. 
 
‘Öğrencilere dokunabilecekleri bir ortam içerisinde geleceğe hazırlayabiliriz’
 
Programın sıkışık olması ve başka yoğun gündemler nedeniyle biz bu toplantıya hazırlanırken birkaç pratik teklifle karşınıza çıkıyoruz. ADIM Üniversiteler Birliği ve diğer yükseköğretim kurumlarımız hakikaten nice yıllardır böyle imkanlara ve ufuklara sahip olmadılar. Bu meselelere eğilmeye pek vakit ayıramadılar işin doğrusu. Eğer tarih bu kadar hayatiyse ve önemliyse bizim doğrudan doğruya kimliğimizi, var oluşumuzu ilgilendiriyorsa ve elimizde bu imkan ve fırsatlar varsa  o zaman dünyaya büyük bir medeniyet hediye eden, bizzat bu topraklardan hareketle yeni bir yolculuğa yelken açmamız mümkün. Bu çerçevede bu gündemde tartışmamıza belki zemin oluşturabilecek birkaç teklifimizden bahsetmiştim. Bunlardan bir tanesi her sene Eylül ayında 700 küsür seneden beri kutlanıla gelen bu toprakların en eski şenliği Söğüt Şenliği. Onun adı ‘Söğüt ve Osmanlı’nın Kuruluşu’ şeklindeydi. Oraya üniversitelerimiz takriben birer otobüs öğrencilerini gönderebilirse yaklaşık ADIM Üniversiteleri olarak binden fazla öğrencimizi bu şenliklerde ‘Türkiye Gençlik Buluşması’, ‘Türkiye Gençler Projesi’ adı altında YÖK Başkanımızın himayesinde ve desteğinde bu öğrencilerimize sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, YÖK Başkanımız ve ülkemizin seçkin tarihçilerinin hitap edeceği bir günlük yoğun tarih programı hazırlayabiliriz. İkinci günde alan araştırması yaparız bu gençlerimizle. Domaniç’ten, Söğüt’ten Bursa’ya uzanan bir çizgide. ‘Osman Gazi burada cirit attı, Orhan Gazi burada güreş yaptı, Edebalı öğrencilerine burada ders verdi’ diye çocukların dokunabilecekleri bir ortam bir imkan içerisinde onları geleceğe hazırlarız. Bu birinci teklifimiz. 
 
‘Millet olmak olaylara müşterek duygular geliştirmekle mümkün olur’
 
İkinci teklifimiz yine bu mekanda yazları 15 günlük Tarih Bölümü öğrencilerinden seçilecek üniversiteden 10 öğrencinin azami katılacağı yaz okulu, tarih okulu. Çünkü biz inanıyoruz ki bu ülkenin ciddi sıkıntılarından birisi tarihe paralel bakışların olmayışı. Birinin ak dediğine diğerinin kara dediği nesiller. Bunun adı demokrasi ya da özgürlük falan değil. Bu bilmezlikten gelmek. Millet olmak, birlikte yaşamak, olaylara ve eşyaya müşterek duygular geliştirmekle mümkün olur. Tıpkı limon dediğiniz zaman %90’ınınızın ağzının sulandığı gibi bir müştereklik. Olaylar ve vakalar zikredildiği zaman da paralel duygular hissedilebilmeli. Bu da hissedilişle, bilgiyle mümkündür. Eğer üniversitelerimiz, Tarih Bölüm Başkanlarımız bize destek verirse biz her sene burada Tarih Okulu’nu açabiliriz. Tabiatıyla sizlerin de katılımıyla sizlerin de okulda hoca olarak belki 1-2 gün ders vermek şartıyla kaydıyla. 
 
‘O mühürler yok olursa vatan da yok olur’
 
Üçüncüsü ADIM Üniversiteler Birliği tarihle ilgilenenlerin kalbinde uzun süredir bir yara olan ve bizim içinde maalesef yüz kızartıcı bir durum olan Ertuğrul Gazi’nin memleketi, doğduğu yer Ahlat Mezarlığı doğrudan doğruya bizim kimliğimizin taşları. Orhun Abideleri’nin Müslüman versiyonu. Ben en son geçen hafta oradaydım, görme fırsatım oldu. On binden fazla mezar taşından birkaç yüzü ayakta kalmış. Bizim o topraklardaki mührümüz ve kimliğimiz. Hüviyet cüzdanımız gibi. Tarihin, ilgisizliğin, karın, yağmurun tahribatıyla ben diyeyim 30, siz diyin 50 sene sonra yok olup gidecek. O mühürler yok olursa vatanda yok olur. ADIM Üniversiteler Birliği olarak müşterek bir proje geliştirip Ahlat, Ertuğrul Gazi’nin doğduğu yer bizim Anadolu’daki ilk duraklarımızdan oradan buraya geldik. YÖK’ün himayesinde, sayın Başkanımızın himayesinde Ahlat Mezarlığı’nı, mezar taşlarını yani kimliğimizin temel taşlarını, devletimizin izniyle, teşvikiyle, desteğiyle bir şekilde sonsuzluğa kadar taşıyacak gerekirse kimyasal koruma gerekirse İnşaat Mühendisi hocalarımızın bize verecekleri bilimsel metotlarla artık teknoloji çok ilerledi. Onları sonsuzluğa taşımamız lazım ve bu tarih bölümlerine düşer.
 
‘Tarih bize hayatımızın anlamını veren şey’
 
Bir diğeri de 4 yıllık tarih eğitimlerimizde öğrencilerimiz mezun olmazdan evvel sizlerin onayıyla, desteğiyle mutlaka buradan başlayan Bilecik, Bursa, Edirne, İstanbul, içine Çanakkale de katılabilir bir tarih yolculuğunu bu öğrencilerimize yaptıralım. Tarihin nasıl cereyan ettiğini alanda yürüyerek, onlarda yaşayarak tecrübe etsinler. Biz Bilecik Üniversitesi Tarih Bölümü olarak da bunun teknik alt yapısını hazırlayalım. 14 hafta bir dönem, 28 hafta bir yıl da çok rahat istersek bunu planlayabiliriz. En azından ADIM Üniversiteler Birliği olarak başlayabiliriz. Sonra diğer üniversitelerimiz müfredatın içine girer. Kısacası tarih bizim varlık nedenimiz, kim olduğumuz. Hafızanızı resetlediğinizi düşünün, hayatınızın anlamı da kalmıyor. Tarih bize hayatımızın anlamını veren şey. Bu çerçevede bu 4 somut teklifi huzurlarınıza arz ediyorum.”
ADIM Üniversiteleri Birliği Başkanı ve Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bağcı da, “2004 yılında üniversiteler arası kurulun üyesi sıfatımla üniversiteler arası kurulda adını koymadan bir konsorsiyum kurulması, yaşıt üniversitelerin özellikle mezuniyet sonrası eğitimlerinin birbirleri arasında verilmesi, karşılıklı yardımlaşması, yüksek lisans ve doktora derslerinin verilmesi üzerinde bir konsorsiyum kurulması teklifini getirmiştim. Tekliften kısa bir süre sonra Aydın’ın A’sı, Denizli’nin D’si, Isparta’nın I’sı, Muğla’nın M’sini kullanarak ADIM Üniversiteleri Konsorsiyumu adıyla 2004 yılında kuruluşu tamamladık. Aradan geçen süre içinde ADIM Üniversitesi’ni oluşturan 4 üniversitenin genel sekreterleri, daire başkanları, bürokratik işlemler sırasında veya en azından bir ihale aşamasında yanlış yapmama adına birbirleriyle istişare ederek bilgilendirme toplantıları yaptılar. Bu toplantılar bugün itibariyle geniş anlamda 13 üniversitemizin daire başkanlarıyla aşağı yukarı her ay tekrarlanmakta her bir üniversitemizde. 
Bunun ötesinde 2005-2006 yıllarında yüksek lisans ve doktora eğitiminde ortak programlar yapma girişimimiz oldu. Konsorsiyum sadece eğitim-öğretim özelinde değil ortak araştırma projeleri çerçevesinde de işbirliklerimizin yoğunlaştığı bir birliktelik haline geldi. Hatta bahar şenliklerinde tematik olmak kaydıyla bir arada yapma kararımızı aldık 3 sene önce ve uygulamaya soktuk. Örneğin 2 yıl önce folklor temasını, zeybek temasını işleyerek Pamukkale Üniversitesi’nde bölge üniversitelerinin zeybek ekiplerini bir arada bahar şenliğinde görme fırsatını bulduk. Bunun ötesinde üniversitelerimiz tematik üniversite olma yolunda gayret gösterirlerken doğanın, bölgenin önceliklerini dikkate alarak bazı hususlarda da örneğin Aydın, Muğla Üniversitelerimizle birlikte Lucas Vadisi’ndeki 19 arkeoloji antik araştırmaları yüklenen üniversiteler olarak Arkeoloji bölüm mezunlarımızı bu antik alanda mezun ettik 3 üniversite olarak. Önce Muğla’da mezuniyet törenleri yaptık arkeoloji bölümüne özel. Daha sonra Denizli’de yaptık. Gelecek sene de Arkeoloji bölüm mezunlarımızı Adım Üniversitesi’ni oluşturan diğer üniversitelerin Arkeoloji bölümü mezunlarıyla gelecek sene de Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nin kazı yaptığı alanda mezuniyet törenlerimizi gerçekleştireceğiz. Bu aynı zamanda üniversitelerimizi ve ülkemizi tanıtım amaçlı da bir faaliyetimiz olmakta ve gerçekten de tematik alanlarda arkeolojide olduğu gibi uluslar arası arena da ses getirmemizi sağlayan hususlar olmuştur. 
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi, Denizli Pamukkale Üniversitesi, Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Uluslararası Antalya Üniversitesi, Balıkesir Üniversitesi, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Uşak Üniversitesi, Manisa Celal Bayar Üniversitesi, Afyon Kocatepe Üniversitesi, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi’nden oluşan 13 üniversitenin işbirliğiyle yürütülen bu akademik faaliyetlerimiz 7 bin 100 öğretim üyesi, 417 bin 437 öğrencinin olduğu büyük bir kuruluştur. Bu derece anlamlı bilim insanlarımızın, öğretim üyelerimizin, hocalarımızın olduğu bir topluluktan uluslararası üniversite olma yolunda yüksek öğretim kurulumuzun misyonu, vizyonu çerçevesinde bize de büyük bir görev düştüğünün bilinci içinde bundan sonraki toplantılarımızı da bu çerçevede ‘
‘Uluslararasılaşma sürecinde temalarımızı nasıl akademik camiaya dünyaya sunabiliriz?’in cevaplarını aramak için tema belirleyeceğiz. 
Bu çerçeveden olmak üzere Antalya’da ‘mühendislik’ teması, Burdur’da genel bir değerlendirmenin arkasından Balıkesir’de ‘eğitim teknolojileri’, Aydın’da ‘turizm’ ve Bilecik’te ‘tarih’ temalı toplantımızı yaptıktan sonra 6 a-Aralık’ta ‘bilim ve teknoloji’ temasını teknokentimizin açılışı, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanımızın katılımları ve inşallah Yükseköğretim Başkanımızın ve yürütme kurulu üyelerimizin katılımlarıyla ‘bilim ve teknoloji’ temasını da işleyerek hem açılışımızı gerçekleştireceğiz hem de 1982 ve 92 yıllarında kurulmuş 21+23=44 üniversitenin tematik üniversite olmasının zorluklarını biliyoruz ama bölgenin özellikleri ve dinamikleri dikkate alınarak yoğunlaştığımız noktalarda belki tematik değil ama en azından üniversitelerin bölgelerde kurulmasına doğru giden sürecin kilometre taşlarını da aşmış olacağız bu toplantı vesileleriyle.” şeklinde konuştu.
 
‘Türkiye’de tarih alanında ciddi sıkıntılarımız var’
 
YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tufan Buzpınar ise yaptığı konuşmada şunları aktardı:
“Türkiye’nin tarih alanında birikimi belli. Hem nitelik olarak hem nicelik olarak çok ciddi sıkıntılarımızın olduğunu biliyoruz. Ulusal tarihçilik, uluslararası tarihçilik ve yerel tarihçilik alanında gerçekten ciddi katkılara ihtiyacımızın olduğunun farkındayız. Bu farkındalığın belli üniversitelerimizde hissedilmiş olması ve tarihçilik alanında katkı yapabilmek için böylesine güzide 13 üniversitemizin bir araya gelip bu tema etrafında bir toplantı yapıyor olması gerçekten beni heyecanlandırdı. Bunun en önemli nedenlerinden bir tanesi bu mesleğin aslında bir yönüyle çok subjektif meslek olması. Hiç kimse sizin tarihinizin, sizin sorularınızla ve sizin beklediğiniz cevaplarla çalışamaz. Eğer siz kendi bölgenizin, kendi değerlerinizin ve kendinizi oluşturan kimliğinizi oluşturan unsurların ‘ne’liğini öğrenmek istiyorsanız ve kendi sorularınıza, sizi tatmin edecek sorulara cevaplar bulmak istiyorsanız bunu mutlaka siz yapmalısınız. Çünkü soru sormak çok subjektif bir süreçtir. Bu bilgi edinmenin en önemli unsurlarından bir tanesidir. Bu çerçevede baktığımızda da ben bu toplantıyı çok anlamlı buluyorum hele de böyle tarihi bir mekanda yeryüzünde gelmiş geçmiş büyük imparatorluklardan biri olan Osmanlı İmparatorluğu’nun kurulduğu bölgede böyle bir toplantının yapılması, tarih temalı toplantının yapılması bence çok anlamlı. 
 
‘İlgi bilgiyi de getiriyor’
 
Türkiye’de yerel tarihçilik anlamında belli mesafeler alındı ama henüz hem kent tarihçiliği hem taşra tarihçiliğimizde gerçekten çok ciddi ihtiyaçlarımız var. Biz elbette YÖK olarak bunları desteklemek konusunda elimizden geleni yaparız ama önemli olan arazide bulunan arkadaşlarımızın, yani rektörlerimizin buna sahip çıkması çok anlamlı, tarih bölüm başkanlarımızın burada olup bunu birlikte tartışıyor olması çok anlamlı. Bunları tabi hem öğretim üyelerine hem öğrencilerine yansıtarak bir hareketlilik oluşturmak gerekiyor. En önemlisi de zaten bu bir farkındalık yaratma, bir ilgi oluştuğunda, ilgi bilgiyi getiriyor. Ama daha ilginiz yoksa sorularınız gelmiyor, sorularınız gelmiyorsa hiçbir zaman öğrenemiyorsunuz. Bu çerçevede bu toplantının yerel tarihçiliği anlamında hem ülke tarihçiliği anlamında önemli katkılar yapacağı ümidini taşıyorum. Benzer toplantılarla birlikteliğimizi güçlendirerek ortak sorunlarımıza cevaplar vererek işin doğrusu ADIM Üniversiteler Birliği’ndeki bütün üniversitelerin geldiği bölgeler bütün Anadolu öyle de hakikaten hepsinin bulunduğu coğrafyada çok önemli tarihi birikimler var. Her bir üniversitemiz tarih bölümü, kendi bölgesinin tarihi derinliklerini ortaya çıkarmak için bütün gayretlerini sarfetse yeridir. Onun hem ulusal tarihçiliğimize hem de uluslar arası anlamda ülkemizin kültürünü ve birikimini yansıtmada çok önemli katkılar yapacağına inanıyorum. Bu hakikaten örnek bir birliktelik olacak. Çok verimli geçmesini önemli çalışmalara başlangıç teşkil etmesini ve sayın Rektörümüzün bahsettiği gibi bazı üniversitelerimizin özünde de bu birikimlerin öğrencilere ve halka insanımıza yansıtılması açısından da güzel faaliyetlere ulaşmasını temenni ediyorum.” 
Konuşmaların ardından Rektörler kendi aralarında, Tarih Bölüm Başkanları ve Öğrenci Temsilcileri ise kendi aralarında toplantı yaptı. ZEYNEP KILBAHRİ

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*

code

  • YORUM
reklam
Mobil Sürüme Geç