AHMET YAPRAK: “BEN BUNUN İÇİN AK PARTİ’YE GELDİM”

AHMET YAPRAK: “BEN BUNUN İÇİN AK PARTİ’YE GELDİM”

Yaprak gazetemizde yaptığı açıklamasında siyasete ne zaman ve neden başladığını, neden Ak Parti’de devam etme kararını aldığını, milletvekili aday adaylığı konusunda da önemli ifadelere yer verdi. Yaprak’ın açıklamaları:

“Neden AK Parti? Aslında bu sorunun cevabı biraz uzun güzel de bir soru. Çünkü bu soruyu ben önce millet adına kendime soruyorum ve Ak Partili kardeşlerim adına kendime soruyorum. Neden Ak Parti?

“Bu sorunun cevabını vermek için Türk siyasi tarihine bakmak lazım”

Aslında bu sorunun cevabını vermek için Türk siyasi tarihine bakmak lazım. Yüzyıldır tartışılan iki ana damarı önce izah etmek lazım. Bu iki ana damar nedir? Birisi tepeden inme millete devlet tarafından dayatılan, millete yaşam tarzını dayatan zihniyet. Diğer tarafta millet odaklı, milletin değerlerini gözeten bir siyaset yüzyıldır var olan iki ana damar üzerinden gelmektedir. Bu ana damara baktığımızda birisi birinci önemli nokta 1950’de toplantıda başlayıp rahmetli Menderesin halkla beraber ‘yeter söz milletindir’ deyişiyle demokrasi zaferini, demokrasi bayramını oluşturduğu bir birinci dönüm noktasıdır. İkinciye baktığımızda aynı çizgide 1980 darbesinden sonra 1983’te rahmetli Özal’ın aynı çizgide milletle, milletin yanında olup milletin değerlerini ön planda tutup askerin dayatmasına rağmen milletin Özal’ın yanında yer alıp ayın çizgide devam etmesidir.

“2010 yılında yapılan referandumun dönüm noktasıdır”

Üçüncü çizgiye geldiğimizde 2002’de başlayan kurucu genel başkanımız ve şuan ki Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında başlayan siyasi mücadelenin 2010 yılında yapılan referandumun dönüm noktasıdır. Yine vesayetçi zihniyetle milletin değerleri, millet odaklı temelli siyaset anlayışıyla mücadelesidir. İki ana damardan birisidir. En önemlisi de burasıdır. Siyasi geçmişime baktığımda atadan, dededen, babadan gelen bir demokrat zihniyeti var. Referandumda Demokrat Parti’nin hayır bloğunda yer almasına rağmen ben ve arkadaşlarım bambaşka bir duruş sergileyerek halktan yana, milletin değerlerinden yana olması gerektiğini belirterek CHP’nin peşine takılmaması gerektiğini ifade etmişimdir. O günden bu güne milletin değerlerini savunan bir çizgiden geldim. Şu anki esas önemli olan nokta neden şimdi buradayım noktasını sorusunun cevabı da şudur; Türkiye en önemli yol ayrımının dördüncüsüne geldi. Bu yol ayrımı Türkiye için hayati bir önem taşımaktadır. O yüzden 7 Haziran seçimleri çok önemli. Bu seçim normal seçimlerin çok ötesinde bir seçim. Türkiye ya ayağındaki prangalarla vesayetçi zihniyete devam edecek ya eda yepyeni bir Türkiye’nin icrasına devam edecek. Özgür ve ileri demokrasi gelişmiş bir şekilde 2023 vizyonunu yakalayan ve gelişmiş ülkelerde ekonomisi dünyada ilk 10’a girmiş bir ülke olması gerekiyor. Burada taraf belirlemek, saf tutmak gerekiyordu.

“Türkiye’nin geleceği için tarafınızı, safınızı belirlemeniz gerekiyordu”

Burada aday olmak, milletvekili olmak önemli değil. Türkiye’nin geleceği için tarafınızı, safınızı belirlemeniz gerekiyordu. Benim yaptığım taraf belirlemedir. 7 Haziran 2015’te yapılacak seçimlerde Türkiye’nin hangi tarafında yer aldığınız, milletin yanında, milletin değerlerinde, Yeni Türkiye, yeni gelecek, yeni vizyon da mı yer alacaksınız, eski bildiğimiz o köhnemiş yetim ve sistemde devam mı edeceksiniz? İşte ben bunun için Ak Parti’ye geldim. Vekil olmak ya da aday olmak önemli değil. Ben Türkiye’nin geleceğinde saf tutulması gereken yerde yerimi aldım. Bu anlamda da çok mutluyum. Ak Parti camiasına kabul buyurdukları için de başta kurucu genel başkanımız ve cumhurbaşkanımız sayın Tayyip Erdoğan olmak üzere genel başkanımız Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’na ve tüm Ak Parti camiasına şükranlarımı arz ediyorum.

Referandumdan bu tarafa Ak Partili kardeşlerimizle diyaloglarımız devam etti. Rağbet, Ak Partili büyüklerimizden ve kardeşlerimizden geldi.  Çizgimiz de artık olması gereken ve Türkiye’nin dönüm noktası olması sebebiyle bu safhada yer almam gerekiyordu. Bu istişarelerde ben Ak Parti’ye gelirken milletvekili olacağım diye gelmedim. Ancak oradaki siyasi irade böyle birikim ve tecrübenin heba edilmemesi ve olabiliyorsa da bu noktada üst düzeyde  katkı sunması noktasında aday olmamın uygun olacağı istişaresi ve görüşü belirdi. Ben de bu istişare ve görüş doğrultusunda en azından millete hizmet noktasında, ilimize hizmet noktasında ve 99’dan beri gelen tecrübemiz ve yaptıkalrımız da göz önünde bulundurarak hem ilimiz hem memleket noktasında daha iyisini yapabilmek amacıyla hayır demedim ve istişareler sonucunda evet diyerek Bilecik’ten aday adayı olmaya karar verdim.

-Kendinizi 11 aday içerisinde ne derecede şanslı buluyorsunuz?

11 adayın hepsi de çok değerli kardeşimiz. Hepsi kendi arasında uzman kişiler. Siyasette tecrübeli olanlar da var yeni girenler de var. Bu her şeyden önce bir mutluluk vesilesi. Ak Parti adına da her şeyden önce çok güzel bir şey bu kadar fazla adayın olması. Bu anlamda da çok mutlu oldum. Şans diye bir şeye ben çok fazla inanmıyorum. Şanstan öte bu bir çalışma işidir. Bu, teşkilatların gönlüne girme, sizin kendinizi anlatıp hem il noktasında hem de memleket meseleleri noktasında iyi hizmetler verebileceğinize ikna etme meselesidir. Bunu karşı tarafa anlatabilmek noktasıdır. Dolayısıyla tecrübe ön plana çıkıyor. Ben 99’dan beri Bilecik siyasetinde varım ve Bilecik’in sorunlarını yakından biliyorum. 245 köyün de 8 ilçesiyle defalarca dolaşmış ve hiçbir zaman diyalogunu kesmemiş kişiyim. Dolayısıyla teşkilatların hepsiyle de tanışıyoruz. Zaten Bilecikli hemşehrilerim de yakından tanıyorum. Bilecikli hemşehrilerimin 99’da teveccühleriyle partimin çok üzerinde oy aldım ben o dönem. 30 bin vatandaşımızın katili olan Öcalan’ın yakalanmasıyla siyasi dengelerin değişmesiyle aslında böyle bir durum oldu. Yoksa bu şekilde olmazdı takdir edesiniz ki. Ama ona rağmen ben partimin Türkiye ortalamasının çok üzerinde bir oy almış olan Bilecikli bir kardeşinizim. Dolayısıyla burada yaptıklarım da ortada. Rahmetli Özal’ın dediği gibi “Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır” noktasında 99 ve 2000 arasında yerel basın olarak 3. Milletvekili olarak beni yerel basın ilan ettini. Bunu ben demedim. Dolayısıyla bu da önemli bir kriter, önemli bir geçmiş, önemli bir background. Bu noktada da kendimi şanslı görüyorum. Yaptıklarımdan dolayı yapacaklarımın teminatı olması hasebiyle şanslı görüyorum. Ankara’yı iyi tanıyor olmam, Türkiye meselelerine vakıf olamam ve 99’dan beri üst düzey siyaset yapıyor olmam hasebiyle Ak Partili kardeşlerimin teveccüh edeceğine inanıyorum.

-Ahmet Yaprak’ı biraz tanıtır mısınız?

Ahmet Yaprak, ilkokulu bu topraklarda okuyan, burada yaşayan bir kişidir. Sonrasında orta tahsilini Ankara’da, yüksek tahsilini de yine Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde, Eskişehir Anadolu üniversitesi İktisat Fakültesi’nde okumuş bitirmiştir. İş hayatıma da kendi kurduğum şirlketimde devam ediyorum. Evliyim, 2 çocuğum var. İngilizce ve Arapça bliyorum.

Siyaseten Yaprak kimdir derseniz;  üniversite yıllarının ilk yıllarında rahmetli Turgut Özal ile tanışma imkanım oldu. Onun talimatıyla genel merkeze gençlik kollarının kurucusu olarak girdim. Buna da rahmetli Özal vesile oldu, Allah ondan razı olsun. 12 Eylül öncesinde üniversitede bu olaylara çok soğuk bakılıyordu. Ona rağmen biz o mücadelede rol aldık ve kurucu olarak başladık. Yine 86 ve 87 yıllarında darbe sonrası demokrasi askıya alınmış, özgürlükler  ve insan hakları noktasında çok büyük sıkıntılar vardı. Türk Demokrasi Vakfı’nın kurucuları arasında yer aldım. İleri demokrasi ve özgürlükler adına Türk Demokrasi Vakfı’nda o yıllarda mücadele verdim. 86-87 yıllarında Türkiye’de ilk öğrenci hareketlerini, boykot hareketini başlatan grubun içerisinde yer alım. Nedeni de şuydu;

“Baş örtüsüyle girilmesi yasaktı, olacak iş değil bu!”

80 darbesi sonrasında insan hakları, özgürlükler, ileri demokrasi ve özellikle kılık kıyafet ve başörtüsü konusunda çok katı kurallar vardı. Hiçbir kamu kurumuna, özelliklede üniversitelere ve okullara girmek mümkün değildi. İlahiyat Fakültesi’nde, dini eğitim verilen bir yerde, İmam Hatiplere baş örtüsüyle girilmesi yasaktı. Olacak iş değil bu. Batıda bile böyle değildir. Din okullarında kendi kıyafetini kendileri belirler. Türkiye’de böyleydi. Onun için bu hareketi başlattık. Uzunca aylar süren bir boykottan sonra Türkiye geneline yığıldı ve kısmen de olsa ilahiyat fakültelerinde ve imam hatiplerden bizim başlattığımız hareket sonucunda yumuşamış oldu, en azından biraz gevşemiş oldu, tamamen kaldırmak söz konusu olamadı. Çok şükür ki kurucu genel başkanımızın Başbakanlığında bu baş örtüsü yasağı hepten kalktı  ve hepimiz rahatladık. Gençlere söyleyeceğim şudur:

“Rahmetli Özal’ın talimatıyla siyasete girdim”

Ben öğrencilik yıllarımda, gençlik yıllarımda rahmetli Özal’ın talimatıyla siyasete girdim, ciddi mücadele verdim. Bu çok önemli. Gençlerimize de mutlaka kendilerine yakın gönüllerinde ne varsa o siyasi partilerinde yer almalarını, mutlaka içinde olmalarını istiyorum. Sadece eleştirmekle olmaz. Eleştirmek önemlidir, hele hele yapıcı eleştirmek çok önemlidir. Buna açığım, mutlu da olurum, memnunda olurum ama kendileri de mutlaka yer alsınlar. İlla AK Parti değil. Ak Parti’de olurlarsa çok mutlu olurum, memnun olurum ki Ak Parti gençliğe ve kadın kollarına önem veren bir partidir ama Ak Parti olmuyorsa bile diğerlerinde mutlaka yer alsınlar ve kendi meselelerine kafa yorsunlar. Sadece eleştiren değil eleştiren ama aynı zamanda da taşın altına elini koyarlarsa genç arkadaşlarım adına çok mutlu olurum.

“Bu tecrübeyi Bilecik ve ülke lehine kullanmak için kendilerinden yetki istiyorum”

Vatandaşlarıma, hemşehrilerime şunu söylemek istiyorum. Gerçekten Bilecik’i yakından tanıyorum, sorunlarını biliyorum. 1999’dan bu tarafa diyalogumu hiç kesmedim ve diyalogum devam etti, siyasetim de ara vermeden devam etti. Bu birikimi, tecrübeyi Bilecik ve ülke lehine kullanmak için kendilerinden yetki istiyorum, kendilerinden izin istiyorum ve tevekkül istiyorum. Bu işlere layik görüyorlarsa ki ben kendimi anlatmaya çalışıyorum ve de anlatacağım. O noktada tercih etmelerini kendilerinden istirham ediyorum ve Bilecik için en hayırlısını yapmaya gayret sarf edeceğim. Cenab-ı Allah bizi bu yolda mahcup etmesin diyorum.”

ERHAN TOKA 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

2 yorum

  1. Ak – Sayın yaprak bu gün aday tanıtım toplantısında başbakanın selamını getirdim diye bir cümle kurdunuz kimse tehditle oy vermiyor temayülde ayrıca 10dk anavatan partisi dinledik sağolun ama ak parti 12 yılda çok şeyler yaptı bunlardan bahsetseydiniz keşke

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*

code

  • YORUM
reklam