“Aile Toplumun Temelidir, Temel Sağlam Olursa Bina da Sağlam Olur”

“Aile Toplumun Temelidir, Temel Sağlam Olursa Bina da Sağlam Olur”

 

 “Çocuklar sizin istediğiniz gibi değil, yetiştirdiğiniz gibi olurlar”

KILBAHRİ: Efendim siz yurt içinde ve yurt dışında değişik konularda konferanslar veriyorsunuz. “Aile içi iletişim ve Eğitimde Anne-Baba’nın Rolü” başlıklı sunumunuz da bu çalışmalarınızdan biri sanırım. Biz sizinle bu konuda yazdığınız “Evinizdeki Okul” kitabıyla ilgili sohbet etmeyi düşündük.

İlk sorum şu olacak, Neden Aile İçi İletişim? Çok mu önemli?

TURAN: Elbette çok önemli. Çünkü aile, toplumun nüvesi ve temelidir. Temel ne kadar sağlam olursa, bina da o oranda sağlam olur. Hz. Ali: ”Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz” der. Şayet aile eğri cetvelse, o kurumdan sağlıklı ve başarılı çocuğun çıkması mümkün değildir.Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) verilerine göre, 1990 yılında 25 bin 712 olan boşanma sayısı, 2004 yılında 88 bin 736'ya yükselmiştir. Bu irtifa kaybı nereye varacak? Bir milleti ayakta tutan, yücelmesine ve yükselmesine katkı sağlayan yegane kurum, ailedir. Bu kurumun sağlamlığı, o milletin istikbalinin de gayet net göstergesidir.

                Her anne baba ister ki, çocuğum hayatta çok başarılı olsun. Girdiği tüm sınavları kazansın. Okullarını derece ile bitirsin, iyi bir iş bulsun. Çok para kazansın. Bununla birlikte ahlaklı ve edepli olsun. Fakat şu husus unutulmamalıdır ki, çocuklar sizin istediğiniz gibi olmaz. Yetiştirdiğiniz gibi olurlar. Onları ideal bir anne baba gibi yetiştirebiliyor muyuz sorusunu sormalıyız kendimize. Anne baba olmak kolaydır. Fakat iyi bir anne baba, ideal bir anne baba olmak zordur. İşte bu konu çok önemli olduğu için, biz de  “Evinizdeki Okul” kitabını kaleme aldık.

KILBAHRİ: Hocam! Bu konudaki çalışmanızla, kaçıncı kitabınızı yazdınız? Çünkü bildiğim kadarıyla epey kitabınız var.

TURAN: Evet elinizdeki bu eser,  bizim 16 kitabımızdan 9.su ve birçok kere baskısı yapıldı. Her baskıda biraz daha genişlettik. Son baskısı da geçtiğimiz ay yapıldı.

KILBAHRİ:Böyle bir kitap yazma fikri sizde nasıl ortaya çıktı ki, bu formatta bir eser yazdınız?

TURAN:Çocuklar küçükken bir yaz tatilinde onları dini bilgiler öğrenmeleri için mahalle camiine göndermiştim. Akşam geldiklerinde sordum: “Bugün ne öğrendiniz?” dediğimde Besmele çekmesini dediler. Koca bir günde sadece bunu mu öğrendiniz soruma, camide çok çocuk vardı dediler. Bunun üzerine bundan böyle sizin derslerinizi ben vereceğim dedim ve çalışmaya başladık. Bir gün önceden bilgisayarda ertesi günün programını hazırlıyordum. Bu programın içinde sosyal ilişkiler ve kültür bilgileri, edebi ve tarihi bilgiler ile dini ve ahlâki bilgiler vardı. Çocukların sıkılmadan öğrenebilmeleri için esprilere de yer veriyordum.

Her günün programı hazmedilince onu dosyaya kaldırıyor ve yenisini hazırlıyordum. Bir doktor arkadaşım ziyaretime gelmiş ve dosyayı görmüştü. Yakından ilgilendi ve dedi ki: “Hocam! Bu çalışmayı bir kitap haline getirseniz, nice anne babalar ve nice çocuklar da istifade eder. Çok iyi olur” İşte bu kitabın yazılış öyküsü budur. Bu bir. İkincisi, bu fikrin ortaya çıkmasında  “Tavuk Suyuna Çorba” serisinde Joan Aho Ryan ‘ın Babalardan Dersler adı kitabının da etkisi vardır. Bu kitabı okurken bir yere geldim ki, orada çok etkilendim. İşte o bölüm bana bu kitabı yazdırdı.

KILBAHRİ:Hocam o bölümü bizimle paylaşır mısınız?

TURAN: Elbette. Meşhur Filozof Leo Buscaglia anlatıyor:

“Babamın çok doğal bir yanı vardı.  Çalışmamak onu ürkütürdü. Dünya, onun okulu olmuştu. Her şeye ilgi duyardı. Eline geçen kitabı, gazeteyi ve dergiyi okurdu. ‘Öğrenecek çok şey var’ derdi hep. ‘Dünyaya aptal bir insan olarak gelsek de, sadece aptallar aptal olarak kalır.’ Akşam yemekleri ailenin bir araya toplandığı ve sıtmadan ölmüyorsanız herkesle birlikte sofraya oturmanız gerektiği için, o gün öğrendiğimiz her şeyi sofrada açıklardık. Bizler bunun çılgınca bir şey olduğunu düşünüyorduk o yaşta elbette. Babamızın hiçbir isteğini geri çevirmezdik. 

Annem ve babam her zaman bizi dikkatle dinler, yorumlarda bulunurdular. Bir diyalog biter, bir başkası başlardı. Masanın başında oturan babam, tüm dikkatini birimize verir ‘Felice’ derdi, ‘Bugün ne öğrendin bakalım?’

-‘Nepal’in nüfusunu öğrendim’

Anneme döner ve ‘Sen biliyor muydun?’ diye sorardı. Annem: ‘Nepal’in sadece nüfusunu değil, dünyanın neresinde olduğunu da bilmiyorum.’ derdi ve annem verdiği bu cevapla babama malzeme hazırlardı aslında. ‘Felice’ derdi, ’atlası getir de annene gösterelim.’ Ailece atlasta Nepal’i aramaya koyulurduk. Evimizdeki hiçbir akşam yemeği en azından yarım düzine yeni şey öğrenmeden son bulmazdı.

Çocukken bizler bu derslerin değerini çok iyi anlamazdık. Yıllarca sonra geriye dönüp o yıllara baktığımda, babamın eğitimimizde kullandığı tekniğin ne denli güzel bir teknik olduğunu anlıyorum. Ailece hiç farkında olmadan hep birlikte kendimizi geliştiriyor, deneyimlerimizi paylaşıyor ve birbirimizin eğitimine katkıda bulunuyorduk. Babamsa, hiç farkında olmaksızın bizi en gerçek anlamıyla eğitiyordu.” (Babalardan Dersler,Joan Aho Riyan,s.46-50)

“Okulun ailenin yerini tutması hiçbir zaman mümkün değil”

Şu manzara ne kadar güzel değil mi? Adam evini, sofrasını her gün bir okul haline getiriyor ve çocuklarını ne güzel eğitiyor. Biz ise, televizyonların magazin programları ve televolelerle vakit geçirmekteyiz. Aile eğitimi bu noktada devreye giriyor ve büyük bir önem arz ediyor. Okulun ailenin yerini tutması hiçbir zaman mümkün değil. Anne-babanın evdeki yaşam tarzıyla çocuklara örnek teşkil etmesi gerekiyor. Kendi yapmadığı şeyi çocuklarından istemesi, psikolojik ve pedagojik açıdan bir mana ifade etmiyor.

KILBAHRİ: Hocam “Evinizdeki Okul ”kitabını yazmakla neyi amaçladınız?

TURAN:Esas itibarıyla bizim “Evinizdeki Okul” adlı bu kitap, bir yaz tatili kitabı formatında hazırlanmıştır. Aileler her yaz tatilinde çocuklarını, özellikle dini eğitim, spor ve benzeri aktiviteler konusunda bir yerlere gönderip, eğitim almalarını isterler. İstedik ki, yaz tatillerinde çocuklarımızdan ayrı kalmayalım. Onları gözümüzün önünde ve dizimizin dibinde biz anne baba alarak kendimiz eğitelim. Hem öğrenelim, hem de öğretelim.

“Beyin yan gelip yattıkça değil, çalıştıkça işlevini arttırıyor”

Bizde yanlış bir anlama da var. “Çocuklarımız 8-9 ay boyunca okulda yoruldular. Yazın tatilde dinlensinler.” denilerek 3 ay boyunca çocukların tam bir serbestlik içinde yan gelip yatmasını dinlenme olarak kabul etmekteyiz. Halbuki şu noktada çok yanıldığımızın farkında değiliz. O da insan beyninin kapasitesini, işlevini ve fonksiyonunu tam bilemediğimizden kaynaklanıyor. Kişisel gelişim ve hafızayı kullanma teknikleri konusunda aldığım uzmanlık eğitimi sayesinde şunu söyleyebilirim ki; Ellerimiz, kollarımız, ayaklarımız gibi uzuvlarımız kas sistemi ile çalıştıkları için yoruldukları halde, beynimiz elektro kimyasal sistem ile çalıştığı için, kesinlikle yorulması söz konusu değildir.  Bugün beynimizin yüzde birini kullanıyoruz. Ve beyin yan gelip yattıkça değil, çalıştıkça işlevini artırıyor. Beynimizi ne kadar çok çalıştırırsak, daha çok okur, daha çok bilgi öğrenirsek, o kadar çok beynimizin anlama, kavrama ve mukayese etme kapasitesini artırıyoruz demektir. Mesaide yapamadığımız, kitap okuma fiilini, yazın bol bol gerçekleştirebiliriz. Bir program çerçevesinde yazlığımızı ya da tatile gitmediysek mevcut evimizi okul haline getirebiliriz. Daha pek çok sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerde bulunabiliriz.

Dolayısıyla çocuklar yoruldu. Yaz tatilinde yatıp dinlensinler mantığının büyük yanlışlığı ortaya çıkıyor. Gerçi biz çocuklar yaz tatilinde, sene içinde olduğu gibi yoğun bir programla çalışsınlar istemiyoruz elbette. Yine tatillerini yapacaklar. Bu arada tatilin yarısında, yani 45 günde her gün iki saat zaman ayırarak, hazırladığımız bu kitabı ve içindeki programı anne baba olarak uygularsak, hem okulu evimize taşımış, hem de çocuklarımızın büyük bir bilgi birikimini sağlamış olacağız. Hatta tüm aile fertleri olarak uygularsak; hepimiz de bu bilgi birikimine sahip olma şansını elde edeceğiz. Ancak bu kitapta yer alan program taviz vermeden ve aksatılmadan, istikrarlı ve kararlı bir şekilde günü gününe uygulanırsa, o zaman amacına ulaşmış olur.

KILBAHRİ: Nasıl yani? Bu kitapla her anne-baba çocuğuna kendisi mi öğretmenlik edecek?

TURAN: Evet aynen öyle olacak. Öğrenmenin bir yolu da öğretmektir. Ben çocuklarıma kitapta ne yazılıysa bir program çerçevesinde öğrettim. Tabi pek çoğunu da öğretirken öğrendik. Konuları üç ana başlık ve 12 alt başlık halinde hazırladık. Bakın, anne ve babalar olarak bu kitabın içinde yer alan 45 günlük programı evlerimizde uyguladığımızda çocuklarımıza neler kazandırmış olacağız? Dolayısıyla kendimiz de kazanmış olacağız.

A-SOSYAL İLİŞKİLER VE KÜLTÜRE AİT BİLGİLER BÖLÜMÜNDE;

“Özlü Sözler, Davranış Kuralları, Kavramlar ve Espriler ”var.

1-Bize hayatımızda rehber olacak ve bizi iyiliğe, güzelliğe kanalize edecek ve her zaman, her yerde, her sohbette kullanarak diğer insanların da istifade edebileceği, tam 45 özlü sözü öğrenmiş olacağız.

2-İçimizden hangimiz çocuğunun; hal ve hareketleriyle, edep ve ahlâkıyla, insanlar arasındaki olumlu sosyal iletişimiyle, oturduğu kalktığı yeri bilen, terbiyeli, ahlaklı, saygılı, hoşgörü ve sevgi dolu davranışları benimseyen örnek bir insan olmasını istemez ki…

İşte bu bölümde verdiğimiz bilgilerle, çocuklarımıza bu özellikleri ve güzellikleri kazandırmayı amaçladık.

3-Hangi aile çocuğunun YGS ve LYS imtihanlarını kazanmasını istemez.  YGS ve LYS’de sorulan soruların doğru olarak yapılabilme oranı, öğrencinin sözcük bilgisiyle çok yakın orantılıdır.

Bu bakımdan biz, her gün özenle seçtiğimiz hem sosyal hayatta kullanılacak, hem de imtihanlarda öğrenciyi başarıya taşıyacak 10 kelime verdik. Böylece yeri geldiğinde kullanmak üzere kelime dağarcığımıza 45 günde hiç de azımsanmayacak tam 450 kelime yerleştirmiş olacağız.

 4- Biz toplum olarak bazen söylemek istediklerimizi bir fıkrayla anlatmak isteriz. Sosyolojik ve psikolojik açıdan böyle yapıya sahip bir toplumuz. Bu programı azimle, aşk ve şevkle, sıkılmadan uygulanmasını temin etmek maksadıyla, her gün bir espriyle zenginleştirmek istedik ki, hem o ana ait bir rahatlama, hem de ileriye yönelik böyle bir birikim kazanılmış olsun.

B-EDEBÎ ve TARİHÎ BİLGİLER BÖLÜMÜNDE: 

“Tarih Bilinci, Şiirler, Öğütler ve İbretli ve Pratik Bilgiler” bulunuyor.

5-Aslını, esasını, özbenliğini, kimliğini, kişiliğini, inancını, tarihini, kültürünü ve misyonunu bilmeyen milletlerin, yeryüzünde uzun müddet payidar olduklarına tarih bugüne kadar şahit olmamıştır. Biz de bu amaçla, her gün ibret almaları için bir tarihi olayı anlatarak, çocuklarımıza bir tarih bilinci kazandırmayı amaçladık.

6-Biz hayatımız boyunca şiirle yoğrulmuş bir milletiz. Şiirden aldığımız zevki, ne hikaye ne de romanda bulabildik. “Türk milletinin % 90’ı şairdir,% 10’u da şiir yazar” kanaati yaygındır. Şiir, iç dünyamızı besleyip terbiye eder. Ruhları inceltirken, insanı yüceltir.

Her gün bir şiir vermek suretiyle çocuklarımızın gönüllerinde yedi veren güllerinin açılmasını istedik. Bu şekilde program sonucunda toplam 45 şiiri hafızamıza kazandırmış olacağız.

7-Bir toplumda öğüt müessesesi tam işletilebilirse, o takdirde hatalar, yanlışlar ve tüm olumsuzluklar asgariye indirilebilir. Bu kısımda da her gün tanınmış meşhur bir insanın yol gösterici veçocuklarımızı iyilik ve güzelliğe sevk edici öğütlerine yer verdik. Böylece dünyanın 45 meşhur insanından ders alınmış da olunacaktır.

8-En çok ihtiyaç duyulan şeylerden birisi de genel kültür bilgisidir. Yılların birikimi ile elde ettiğimiz ve bir araya getirdiğimiz, ilginç ve pratik bilgileri de sizlerle ve çocuklarınızla bu bölümde paylaşmış olacağız.

O kadar ilginç bilgilerle karşılaşacaksınız ki, zaman zaman hayretten donup kalacaksınız. Bu şekilde çocuklarımız hayatlarının her safhasında kullanabilecekleri bilgilere, tek elden ulaşmış olacaklardır.

C-DÎNÎ ve AHLÂKÎ BİLGİLER BÖLÜMÜNDE İSE:

                “Âyetler, Hadisler, İlmihal Bilgileri ve Dualar” yer alıyor.        

                İslam dini, çocukların maddi ve manevi açıdan yetiştirilmelerine büyük önem verir. Onların bedence yetiştirilmelerine gösterilen ihtimam kadar, rûhi yönden ve inanç açısından da aynı hassasiyetin gösterilmesini emreder.

                Çocukların terbiyeli şekilde yetiştirilmeleri, sadece aileyi değil, içinde yaşadığı toplumu, dolayısıyla tüm insanlığı da ilgilendirir. 

                Kur’anda: “Hiç şüphesiz mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır…” buyrulur. (Tegâbün süresi,ayet:15)

Marifet, dünyaya çocuk getirmek değil, dünyaya getirdiğin çocuğun kulağını ezansız, elini Kur’ansız, kalbini imansız büyütmemektir. Onu ailesine, vatanına ve milletine faydalı bir birey olarak yetiştirmektir. Ve yine onu, vatanını sevecek, gerektiğinde onun uğruna şehit olmayı cana minnet bilecek, milleti için her türlü fedakarlığa katlanacak, millî ve dîni değerlerini canından aziz bilecek sorumlu, haysiyetli ve ahlaklı bir evlat olarak topluma kazandırmaktır. 

                İman ve ibadet açısından hiç değilse, her Müslüman’a asgari lazım olan bilgileri çocuklarımıza, anne baba olarak kazandırmak zorundayız ki, yarın vefat ettiğimizde ardımızdan dua edecek bir evlat bırakmış olalım.

                İşte biz bu bölümde, bir çocuğa asgari öğretilebilecek konuları dört alt başlık altında vermeye çalıştık. Kitaptaki programla inanç ve ahlak açısından da şunları öğretmiş olacağız:

9-Kurâ’n-ı Kerim’den seçtiğimiz ve her gün bir ayetin meâlini verdiğimiz bu kısım da, 45 ayet öğrenilmiş olacaktır.

10-Peygamberimizin 40 hadis ezberleyenlere yönelik bir müjdesi vardır. Allah Resulü buyurur ki:“Ümmetime kim dini ile alakalı 40 hadis ezberletirse, Ona:“Cennetin kapılarından hangisinden istersen gir” denilir.”

Her gün bir hadis ezberlenmek suretiyle toplam 45 hadis ezberlenecek ve Peygamberimizin bu müjdesine erişilmiş olunacaktır.               

11-Bizim insanımızın günlük taat ve ibadetlerinde, ilmihal bilgilerinin eksik olduğunu sıkça sorduğu sorulardan anlıyoruz.

                Bu kısımda her gün bir konu ele alınarak, zengin ilmihal bilgileri verilmiştir. Daha geniş bilgi için ilmihal kitaplarına başvurulabilir. Bu bilgiler ev ve aile ortamında toplu olarak okunup tek tek her maddede açıklama yapılarak öğrenilirse, konu daha iyi anlaşılmış olur.

12-Evet Dua. Hayatımızın her anında ihtiyaç duyduğumuz bir ibadet. Allah Resulü: “Dua mü’minin silahıdır.” buyuruyor.

Dua, bir ibadet ve kulluk vazifesi olduğu kadar, yüce Yaratıcıya bir şükran ifadesidir de. Aynı zamanda insana mutluluk, güven ve huzur da verir.

Biz hayatın değişik alanlarında sıkça yapılan duaları anlamlarıyla birlikte, her gün bir tane verdik.  Böylece çocuğumuza toplam 45 dua öğretmiş ve kendimiz de öğrenmiş olacağız.

Bu gün pek çok Kur’an Kursumuzda hocalarımızın bu kitaptan yararlandıklarını memnuniyetle görüyorum. 

Bu kitapta yazılı olan programı, eşim ve ben çocuklarımıza bir yaz tatillerinde aksatmadan uyguladık ve çok olumlu sonuçlar aldık. Çocuklar hem yaz tatillerini geçirdiler, hem de günde iki saat çalışarak; sosyal ve kültürel yönden, edebî, ahlâkî ve dînî açıdan bir hayli yol kat etmiş oldular. Böylece anne ve baba olarak onlara karşı görevimizi yaptığımız inancındayız. Bu vesileyle ailece bizim de çok şey öğrendiğimizi de belirtelim. Yani uygulanabilirliliği olan ve uygulanmış bir programdır. İstedik ki, bu hazırlık ve birikimi sizlerle de paylaşalım. Küçük oğlum üniversite sınavında Türkiye 30.luğunu elde edince dedi ki: “Baba! Yaz tatillerinde bizi özel eğitmeniz çok işe yaradı. O zamanlar abimle, size biraz kızıyorduk yaz tatillerinde bizi çalıştırıyor diye. Lakin şimdi dua ediyoruz. İyi ki bizi özel eğitmişsiniz. İyi ki bize çok kitap okutmuşsunuz. Sınavlarda ve sosyal hayatta onlardan çok istifade ediyorum.”

Ancak ailece program takip edilirken her günün konuları öğrenilince, otokontrol sistemiyle kitabın arkasına koyduğumuz, “NELER ÖĞRENDİK?” testi fotokopiyle çoğaltılarak programı uygulayanlar tarafından her gün doldurulmalıdır.

“Bir şeyi ezberlemekten korkmayın”

KILBAHRİ: Programınızda ezber de var. Bunu nasıl izah ediyorsunuz?

TURAN: Evet ezber var. Biz de bir yanlış anlama daha var ki, o da ezber meselesi. Sakın bir şeyi ezberlemekten korkmayalım. Ben Japon eğitim sistemini inceledim. Tamamen ezber üzerine kurulmuş. Ve bugün Japon mucizesine bütün dünya gıpta ediyor. Çünkü ezber yaptıkça beynimizin kullanım kapasitesi artıyor. Ancak problem değil, denklem ya da formül ezberlenir. Anlayarak ezber kişiye çok çok fayda sağlar. Unutmayalım İstiklal Marşı şairimiz M.Akif, hem Kur’an-ı, hem de başka şairlere ait tam 10 bin beyit şiir ezberlemişti. Ben de küçük yaşta Kur’an-ı ezberlemiştim. Ve bundan sonra beynimde, anlama, kavrama, düşünme, fikir üretme ve bunları izah etmede müthiş değişmeler ve gelişmeler meydana geldiğini bizzat müşahede etmişimdir. Bu sebeple gerek sözleri, gerekse hadis ve duaları ezberletmemiz, tıpkı bir arabanın motorunun açılması gibi, çocuklarımızın beyninin açılmasını sağlayacaktır.

KILBAHRİ: Hocam yeni yeni baskıları yapılan “EVİNİZDEKİ OKUL” adlı bu kitabınız, umarız aile eğitimi açısından büyük bir boşluğu dolduracak. Bu vesileyle güzel bir söyleşi yaptık. Teşekkür ederiz.

                TURAN: Bu fırsatı bize tanıdığınız için ben teşekkür ederim. Eğer aile eğitimi açısından yeni bir açılım getirebildiysek kendimizi bahtiyar hissedeceğiz. Bu vesileyle tüm okurlarımıza da sevgi ve saygılarımı sunarım.

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

1 Yorum

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*

code

  • YORUM
reklam