“AMELİYATSIZ TEDAVİ ETTİĞİMİZ BİR YÖNTEM”

“AMELİYATSIZ TEDAVİ ETTİĞİMİZ BİR YÖNTEM”

Türkiye’den kongreye dört hekim katıldıklarını,her birisinin ayrı günlerde sunum yaptıklarını kaydeden Dr.Rodoplu Dünyanın dört bir yanından bilim adamlarının katıldıklarını vurguladı.

Rodoplu insanların yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyen bu rahatsızlığı 5 dakikada kapalı ameliyat sistemi ile giderdiklerini ifade ederek geçtiğimiz günlerde 83 yaşında iki baston ile gezen yaşlı bir hastaya uyguladıkları tedavi ile artık yaşamına bastonsuz devam ettiğini anlatarak ilerlemiş hastalık ve yaşların bu ameliyattan hiç çekinmemelerini belirtti.

 

Daha önceleri bu tür hastalara Varis çorabı ve ilaç tedavileri uygulayarak hastalığın ilerlemesini önlediklerini anlatan Dr.Orhan Rodoplu bu sistem ile hastalığa kesin çözüm bulduklarını deyim yerindeyse Bataklığı kuruttuklarını ifade etti.

 

Bilecik Devlet Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Op. Dr. Orhan Rodoplu’nun bu çok önemli hastalık ve ameliyatla ilgili açıklamaları:

“Yaşam kalitesini ciddi anlamda bozan bir rahatsızlık”

 Bizim toplar damar yetmezliği tıbben kronik venöz yetmezlik dediğimiz ve toplumun yaklaşık %70’ini ilgilendiren ilerleyen süreçlerde hastalığın orta aşamalarında bacaklarda belirgin varis ulaşımına yol açan ve bacaklarda hastaların ağrılar, şişmeler, kramplar, karıncanmalar, uyuşmalar, huzursuzluk hissi, gece uykudan uyandıran kramplar gibi günlük yaşamlarını ciddi anlamda etkileyen, yaşam kalitelerini bozan, iş yaşamlarını ciddi anlamda etkileyen ve hastaların şu anda Avrupa’da ve Amerika’da da hastalıklar ve tedavileri konusunda en çok en çok ehemmiyet verilen yaşam kalitesini ciddi anlamda bozan bir rahatsızlık. Kronik toplar damar yetmezliği ve kronik venöz yetmezliği. Biz de Kalp Damar Cerrahisi olarak Damar Cerrahisi de özellikle şu anda Bilecik Devlet Hastanesi’nde de yaptığımız günlük poliklinikte hemen hergün yaptığımız, gördüğümüz hastaların yaklaşık %50-60’ını oluşturan bir hasta grubundan bahsediyoruz.

 “Birçok sebebi var ama ana nedenimiz genetik”

Toplumun çok yaygın kesimini etkiliyor. Birçok sebebi var ama birçok Kalp Damar Hastalığındaki gibi ana nedenimiz genetik. Kalp hastalıklarının ve damar rahatsızlıklarının en önemli nedeni zaten genetik. Burada da genetik geçiş yani kişinin annesinde, babasında, amcasında, dayısında, teyzesinde, halasında gibi birinci derece akrabalarında olması kişide bu hastalığa yakalanma olasılığı oldukça arttıran bir neden ve hastalığın oluşmasındaki genetik temel %70 etmen olarak duruyor. Tabi ki uzun süre ayakta çalışılan,  uzun süre oturur pozisyonda çalışan kişilerde fiziksel etmen olarak en çok çalışma şartları çünkü bu hastalığı varis hastalığı ve kronik venöz yetmezliği, toplar damar yetmezliğinin biz önceki yıllarda cerrah hastalığı ve berber hastalığı, öğretmen hastalığı gibi meslek grubu hastalığı yani uzun süre ayakta durarak, çalışarak insanlarda görülen bir hastalık olarak bilirdik ama son yıllardaki çalışmalar ve özellikle çalışma şartlarının değişmesi, uzun süre masa başında yapılan işlerin veya çeşitliliğinin artması ve uzun süre masa başında çalışmak zorunda kalınan iş durumunun artması yani bilgisayar başında masa başı işlerinde aslında hastalıkta uzun süre oturur pozisyonda kalarak çalışmanın daha önemli bir etmen olduğunu gösteriyor uzun süre ayakta çalışanlara göre. Uzun süre oturur pozisyonda çalışanlarda daha sık görülüyor.

“%70 neden olarak duruyor”

Fiziksel etmenler bir hayli çok. Genetik etmen temel neden olarak, %70 neden olarak duruyor ve fiziksel etmenler özellikle de çalışma koşulları hastalığın oluşmasında, belirtilerinin göstermesinde ve ilerlemesinde önemli bir neden olarak duruyor. Tabi ki birçok şeyden etkileniyor yani günlük yaşamımızda maruz kaldığımız birçok etmenden etkileniyor. Giydiğimiz giyeceklerden yani dar giysiler, bayanların giydiği topuklu ayakkabılar, yediğimiz içtiğimiz birçok şey. Kalp damar hastalığında hastalığın oluşumuna yol açabilecek birçok neden. Yağlı  yiyecekler, tuzlu yiyecekler gibi birçok etmen yine kronik toplar damar yetmezliğinde, kronik venöz yetmezlik dediğimiz rahatsızlıkta önemli faktör, etmen olarak duruyor. Sıcakla münasebet yani sıcak havalarda, yaz aylarında ve sıcak ortamlarda fazla bulunan çalışanların örneğin fırın işlerinde gibi işlerde yine daha çok görüldüğünü biliyoruz, görüyoruz. Burada da dediğimiz gibi bu sektörde çalışan kişilerin günümüzde daha çok başvurduğunu görüyoruz. Zamanla kişiler bu işin tedavi edilebildiğini hatta ameliyatsız yöntemlerle, kapalı operasyonlarla rahatlıkla tedavi edilebildiğini gördükçe, duydukça, öğrendikçe gelip kendi hastalıklarıyla alakalı bize çare bulmak üzere geliyorlar.

“Ameliyatsız tedavi ettiğimiz bir yöntem”

Bu rahatsızlık tabi toplumun geniş bir kesimini yani sadece bu bütün dünya için böyle. Bütün dünya bilim adamlarının ve kalp damar cerrahlarının üstünde uzun yıllardır emek verdikleri, çalıştıkları, kafa yordukları teknolojinin bu yönde bir değerleme sağlandığı hastalıklardan bir tanesi. Toplumun büyük bir bölümünü ilgilendirdiği için bilim adamları da özellikle Kalp Damar Cerrahları tarafından bu işle ilgilenen doktor arkadaşlarımızda dünyada ilgileniyorlar girişimsel olarak ama tabi öncelikle bizim işimiz. Önceki yıllarda sadece cerrahi ideallerle tedavi edilebilirken birçok safhasında hastalık şu anda yaklaşık hastalarımızın %95’inde çoğunun ameliyatsız, kapalı tedavi yöntemleriyle, gelişmiş en teknolojik yöntemlerle kesmeden, biçmeden, hastayı herhangi bir ameliyat ortamına sokmadan damara tek bir iğne deliğinden girerek damarın içindeki hastalığın, kaçak probleminin ve damardaki büyüme, genişleme ve yapısının bozulma problemini tamamen normalleştirdiğimiz ve damarı çıkartmadan, heba etmeden olduğu yerde damarı tedavi ettiğimiz bir teknolojik kapalı tedavi yöntemi. 

“Günümüzdeki şu anda kullandığımız en son teknoloji..”

Yeni bir tedavi yöntemi hakkında ben Asya Damar Cerrahisi Kongresinde bir sunum gerçekleştirerek bunu anlattık. Tabi bu aşamaya geldi teknoloji ama belli evrelerden geçerek geldi. Bu en son daha önceki evrelerde biz damar içine radyofrekans dalgalarıyla girerek, damarın içini tahrip ederek ameliyatsız yapmaya başladık. Daha sonra damarın içini lazerle yakma şekliyle operasyonlarımız devam etti ama günümüzdeki şu anda kullandığımız en son teknoloji artık damarı tahrip etmeden, damarın içindeki hastalığı kapakçıkların bozulmasından kaynaklanan kaçak probleminin kapakçıklar seviyesinde çağı kapatarak, çağı yok ederek ve damardaki büyüme bu mavi damar esas bizim hastalığımızı oluşturan çalışmasındaki bozukluk bahsettiğimiz mavi damar ana yüzeyel damarımız. Ayak parmaklarından ayak tırnaklarına ve bacaktan kirli kanı alıp yukarıya doğru getiriyor ve kalbe götürülmek üzere toplardamarın içine bırakıyor. Toplardamarda alıyor bu kirli kanı temizlenmek üzere kalbin sağ tarafına bırakıyor. Kalbin sağ tarafında temizlenen kanı sol tarafına veriyor sol tarafından atardamarlar vasıtasıyla temiz kan olarak geri dönüyor. Bu dolaşım tamamı büyük dolaşım kalpteki temizlenmesi küçük dolaşım. Bu damar sistemi için önemli bir dolaşım. Kirli kan geri kaçmaya başlıyor. Geri kaçmasını önleyen şey kapakçıklardır.

“Esas olarak hastalığımızın ana sebebi burada başlıyor”

Bu kapakçıklar birbirleriyle örtüşerek, kapanarak yukarıdan aşağıya kirli kan dönüşümünü tamamen engelliyor, bir gram bile geçmesine engel oluyor ama genetik olarak ve zaman içerisinde insanların hayatlarında muzdarip kaldığı çalışma koşulları, ayakta çalışma, uzun süre oturarak çalışma, zaman içerisinde kilo alma çünkü kiloyu bacaklar taşıyor ve bacaklar taşırken dolaşım sistemi de o bacakların taşıma mekanizmasına yardımcı olan bir sistem. Böylece zaman içerisinde bu maruziyet arttıkça bu kapakçıların arasında bir bozulma oluşuyor ve bu kapakçıklar tamamen kapanması gerekirken aralarında açıklıklar oluşuyor ve bu açıklıklardan kirli kan geriye, bacağa doğru geri kaçmaya başlıyor. Esas olarak hastalığımızın ana sebebi burada başlıyor. Bu yapı bozulduktan, yukarıdan kirli kan geriye doğru kaçmaya başladıktan sonra ana damarımızda bacaklarımızda varisler oluşuyor.

“Hasta için de, yaşamı için de tehlikeli bir sürece doğru ilerliyor”

Bacaklarımızda şişme, ağrı, kramplar, huzursuzluk, yorgunluk hissi gibi belirtiler başlıyor. Neden çünkü bu kirli kan bacağa dolmaya başlıyor ve bacaktaki birikeceği ilk yer yine damarın içi. Damarın içinde birikmeye başladıkça damarın çapı artıyor, damar büyüyor. Damar büyüdükçe yukarıdaki kapakçıkların arasındaki aralık daha çok açılıyor, yukarıdan kaçak problemi daha da artıyor, hastalık kronik bir hastalığa dönüşüyor, aylar yıllar süren bir problem haline geliyor ve belli bir aşamada tedavi edilmediği, durdurulmadığı sürece de ilerleyen aşamalarında bacaklarda yaralar oluşmasına kadar giden bir süreç, damarların veya varislerin içinden anayüzeyel damardan derintoplar damara kaçan, derintoplar damarın içinde pıhtılaşmalar, bu pıhtıların akciğerlere kadar gitmesine yol açan hayati bir probleme dönüşebiliyor ve bacaklarda damar iltihapları oluşmaya başlıyor.

“Kapatabilirsek hastalığı bıçak gibi kesmiş oluyoruz”

Hastalık belli bir aşamada başlıyor, aşaması ilerledikçe de rahatsızlık aylar yıllar sürdükçe yapılması gereken tedaviler uygulanmayınca hastalık ilerliyor, süreyen bir hale geliyor ve ilerledikçe de bacakların içinde yaralar, damarların içinde pıhtılar oluşmasına, bu pıhtıların akciğerlere kadar taşınmasına kadar ilerleyen bacak için de, hasta için de, yaşamı için de tehlikeli bir sürece doğru ilerliyor. Aslında problem bu kadar net ve basit. Yukarıdan damarın içinde oluşan kaçak problemini biz kapatabilirsek hastalığı bıçak gibi kesmiş oluyoruz.

“10 seviyesinden 1 düzeyine indiğini görüyoruz”

Örneğin hasta diyelim ki bize geldiğinde şikayetine 10 derecesinden başladı. Biz hasta gerekliyse, uygun görüyorsak kapalı operasyon yaptık. Kapalı operasyondan yaklaşık 2-3 ay sonra hastalarımızın %99 civarında şikayetlerinin 10 seviyesinden 1 düzeyine indiğini görüyoruz ve tabi bacaklarında çok şiddetli, büyük varisleri varsa biz hiç ameliyata gerek kalmadan kimi hastamızda bir ay, kimi hastamızda onbeş ay, kimi hastamızda üç aya varan bir sürede onların tamamen sorunlarının kapandığını görüyoruz. Çünkü ana problemi biz çözüyoruz, damarı normalleştiriyoruz, damar sistemi daha sağlıklı olarak çalışmaya devam ediyor. Aşağıdaki damar sistemi yukarıdaki kaçak probleminden dolayı iyi çalışamıyordu, problem devam ediyordu. Biz yukarıdaki problemi halledince hastada belli bir seviyenin aşağısında damarda bir problem yok oluyor. O damarda problem yukarıda halledilince daha sağlıklı bir şekilde görevini yerine getirmeye devam ediyor. Böylece şikayetler geçiyor ve hastanın herhangi bir ek girişime gerek kalmadan çok önemli bir şey, dünyada en çok değer verilen yaşam kalitesi. Hasta işlerine daha sağlıklı bir şekilde devam ediyor. Yeni kapalı operasyonlarımızın  bu yaşam kalitesine olan katkısı fevkalade. Çünkü bütün hastalarımız kendileri söylüyorlar.

“En önemlisi insanların hayatlarının, yaşam kalitelerinin düzelmesi”

Biz onların söylediğinden yola çıkarak onlara operasyon sonrası yeni bir skorlama sayısı veriyoruz yani onların hastalıklarında şikayetlerinin derecelendirilmesini tekrardan değerlendiriyoruz. Yaklaşık 2-3 ayda hastalarımız 1 hastalık düzeyine gelmiş oluyorlar. 6 ve 12 aylık takiplerde hastalarda hemen hemen hiçbir şey kalmadığı artık doktora dahi gitmediklerini, doktorla olan ilişkisini operasyonla, operasyondan sonraki 15-20 yada bir ayda sürdüğünü ondan sonra doktora dahi gitmeye ihtiyaç duymadıklarını, hiç ilaç kullanma ihtiyacı duymadıklarını hemen hemen hastalığın hiç yokmuş gibi sanki hayatlarında ölü bir aşamaya geldiklerini ve hastalıklarını dahil unuttuklarını görüyoruz. Bu açık ameliyatlarımızda maalesef çok gördüğümüz başarı değil. Bunun bir sürü nedeni var ama kapalı operasyonlarda biz bu başarıyı yakalamış durumdayız. En önemli, en sevindirici yanı da insanların hayatlarının, yaşam kalitelerinin düzelmesi.

“Nasıl ilerleyeceğini bildiğimiz bir hastalık”

Bacaklarda çok ilerlemiş hastalarımızda da yapabiliyoruz bu operasyonu. Belli bir evrede eğer yapılma endikasyonu varsa hastalığın ilerleyici bir hastalık olduğunu bildiğimiz için ne zaman ne kadar sürede ne yapacağımızı bilmediğimiz bir hastalık olduğu için kimisinde örneğin belli bir aşamada bize gelebilir bir hasta. Biz o aşamada daha önceki yıllarda varis çorabı kullan veya belli ilaç tedavilerini kullan hastaları maalesef çok fazla cerrahiye de yanaşmadığımız için o aşamalarda bu hastaların aşağı yukarı orta düzeylerini ifade ediyor hastaları gönderiyorum ama kimi hasta üç ay sonra ilerlemiş bir şekilde gelebiliyor kimisi altı ay, bir yıl sonra daha farklı evrelerde geliyordu. O yüzden hastalık kimde ne kadar sürede nasıl ilerleyeceğini bildiğimiz bir hastalık.

“Toplardamar sisteminin yer çekimine yenik düştüğüne an..”

Hastalığın olduğu evreden geriye dönmesini sağlamayıp ilerlemesini önleyebilecek bir takım önlemler sunuyorduk hastaya ve günlük yaşamında birtakım dikkat edeceği, uyması gereken şeyler örneğin 8-10 saat çalışıyorsa sen bu zamanı böl diyorum uzun bir yolculuğa çıkıyormuşsun gibi. 2-3 saatte bir sen de mola ver zamanı böl, 5-10 dakika kalp seviyesinin üstünde tutacakmışsın gibi eğer çalışma ortamın uygunsa o uygunlukta bacaklarınızı dinlendirin o uygunlukta değilse oturduğun yerden kalk bacaklarını hareketlendir, ulaşımın artsın diyordum. Çünkü bizim toplardamar sisteminin yer çekimine yenik düştüğüne an oturur pozisyonda, bacaklarının hiç hareket etmediği pozisyon. Uzun yıllar ben 8-10 saat oturur pozisyonda çalışırsam ve benim ailemde bu hastalıktan maruziyeti varsa benim ona yakalanma olasılığım artık çok yüksek.  Bununla ilgili şikayetler yaşamam çok yüksek bir olasılık hale geliyor. 

“Böyle hastalıkları var yaşantısında ama…”

Bizim kapalı operasyonlarımızın geliştirilmesinin teknolojinin, tıpta da böyle bir çözüm aranarak gelişir yani bizim daha önceki yıllarda ameliyat edilmesi gereken ama ameliyat olamayacak durumda olan bir sürü hastamız vardı. Bu hastalık yediden yetmişe herkesi ilgilendiren bir hastalık. Dediğimiz gibi bana bugün 10-15 yaşlarında çocuk yaşta bir hastamızda geliyor, 80-90 yaşında bir hastamızda gelebiliyor. Bacaklarında şişmeyle, yaralarla geliyor, iltihaplarla geliyor, damarların içinde pıhtılaşmalarla geliyor. Farklı senaryolarda geliyor. Damar ultrasonu yaptırıyoruz diyelim ki 80-90 yaşında bir hastamız. Bunun haricinde tabi ki bunu genişleteceğiz. Örneğin bir böbrek, şeker hastalığı olan, tansiyon hastalığı olan, kalp hastalığı, baypas geçirmiş olabilir. Çeşitli müdahaleler, anjiyo olmuş olabilir gibi hastalarımız yüksek riskte görünüyor. Önceki yıllarda hasta diyelim ki böyle hastalıkları var, geçirdiği böyle öyküler var yaşantısında ama günün birinde karşımızda bu toplardamar yetmezliği, rahatsızlığı ve bunun oluşturduğu şikayetlerle, sıkıntılarla geldi. Ne yapacağız?

Röportajın devamını gazetemiz ve internet sitemizden takip edebilirsiniz.

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*

code

  • YORUM
reklam