BİLECİK’İN SELİM BABASI, MARMARA LIFE DERGİSİNE ÇIKTI

BİLECİK’İN SELİM BABASI, MARMARA LIFE DERGİSİNE ÇIKTI

Şehrimizin tanıtımı ve sesinin Türkiye ve dünyaya duyurulması noktasında gerekli tüm gayreti gösteren Bilecik Belediye Başkanı Selim Yağcı, iki ayda bir yayınlanan Marmara Lıfe Dergisi'ne birçok önemli konuda açıklamalarda bulundu.

Hayat hikayesi ve bilinmeyen birçok yönü hakkında değerlendirmelerde bulunan Belediye Başkanı Selim Yağcı,  okul hayatı, aile hayatı, önceki mesleği olan hakimlik hayatı ve belediye başkanlığına adaylığı süreçleri hakkında bilinmeyen birçok nokta hakkında açıklamalarda bulundu.

Çocukluk hayali, temel prensipleri, siyasete atılma süreci hakkında önemli açıklamalarda bulunan Belediye Başkanı Selim Yağcı, ayrıca ilimizin yemek kültürü, doğan güzellikleri ile tarihi ve kültürel değerleri hakkında da açıklamalarda bulundu.

Derginin, Belediye Başkanı Selim Yağcı ile gerçekleştirdiği özel röportajı aşağıda aynı şekliyle aktarıyoruz:

Marmara Bölgesi'nin En Sempatik Belediye Başkanı: Selim Yağcı

Marmara bölgesinin en sempatik belediye başkanı Selim Yağcı… Bir Haziran günü, Bilecik’in lezzetiyle nam salmış kirazını Marmara Life ekibi için topladı. Hem Bilecik’te yaptıklarını anlattı hem de ağaçların arasında dolaşırken çocukluğunu hatırladı, anılara daldı.

Biyografinizi biliyoruz ama bir de sizin ağzınızdan dinlemek isteriz, Selim Yağcı kimdir, nasıl bir çocukluk yaşadı?

1966 doğumluyum, Bilecik’in Cumalı köyündenim, Osmanlının ilk Kayı Boyunun Yörüklerindeniz. Üç kardeşiz, en küçükleri benim. Ben köy adamıyım, geçim kaynağımız hayvancılık ve tarımdı. Bizim zamanımızda imkanlar bu kadar fazla değildi, haliyle elde edilen her şeyin değeri ve kıymeti bilinirdi. Çok fazla kıyafetim ve oyuncağım olmadı belki ama çocukluğum güzel anılarla dolu. O zamanlar babam şehre ayda bir kez inerdi, eli kolu dolu gelirdi, onun gelişini dört gözle beklediğimiz zamanları hatırlıyorum. Torbalar dolusu misketlerim vardı. İlk bisiklet alındığında 12 yaşlarındaydım ve dünyalar benim olmuştu. Güzel günlerdi, elde ettiklerimiz için çalışır emek sarf ederdik, panayıra gidebilmek için 1 yıl boyunca hayvan otlatır, çalışırdım. Tasarruf etmeyi çocukken öğrendim, buğdayın dökülen başaklarını toplardım, harçlık çıkarırdım kendime. Bizim zamanımızda tv yok tabi hikayeler anlatan amcalar, dedeler vardı. Onları dinler hayal dünyasına dalardım. Şimdiki nesil bu açıdan şanssız, şanslı olduğu noktalar bu bilgi ve teknolojiye kolay ulaşıyorlar ama bu imkanların ne kadar önemli olduğunun farkında değiller. Eğitim imkanını bile zar zor elde ettik biz. Babam bana “abin okuyor senin de okumanı istiyorum ama ikinizi birden okutamayacağım” dediğinde ağladım. “Baba abim bana ilerde harçlık parası verecek diye mi bekleyeceğim?”, dedim. Bunun üzerine babam “ceketimi satar, yine de okuturum sizi” dedi. Bizim için hayat, elde ettiklerimizin kıymetini çok

iyi bilecek kadar zordu kimi zaman.

Uzun bir dönem hakimlik yaptınız şimdi belediye başkanlığı yapıyorsunuz. Çocukluk hayaliniz neydi?

Hayalimde hep doktor olmak vardı. Bursa İmam Hatip Lisesi’nde okurken, Sulhi Bey isminde bir hocam, “Ne olmak istiyorsun?” diye sordu, hakim olmak istediğimi söyledim. Ama okuduğum bir Hadis-i Şerif’te “Hüküm veren 3 hakimden 2 tanesi cehennemliktir.” diyor, bu yüzden korkuyorum dediğimde, hocam “3’te 1, hayatta hiç küçümsenmeyecek bir oran” diyerek

beni rahatlatmıştı. 1984-1988 yılları arasında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde eğitimimi tamamladım. Türkiye’nin çeşitli illerinde hakim olarak görev yaptım. Mesleğe atılırken kendi kendime bir söz verdim “Kurada hakimlik çekersem başlayacağım, savcılık çekersem Bilecik’te avukat olarak yola devam edeceğim.” dedim. Kurada  Tunceli’ye hakim olarak atandım, kader

dediğimiz böyle bir şey sanırım. 15 yıl hakimlik görevi yaptım. Tunceli, Sakarya, Sivas, Trabzon’da görev aldım. Görev yaptığım zaman diliminde kapım herkese açık oldu. Herkes gelip bana derdini anlatabilirdi. Hayalde doktor olmak vardı ama şu an belediye başkanıyım.

Ben belediye başkanı olacağım demekle olmuyor, nasip kısmet işi…

Temel prensipleriniz nelerdir?

Temel prensiplerim arasında usulde nezaket esasta metanet asıldır. Durmam geren noktada tavizsiz dururum ama hangi konu olursa olsun nezaketten vazgeçmem. Beni ben yapan da zaten budur. Prensiplerim, bu toprakların şiar edildiği prensiplerle eşdeğer. “İnsanı yaşat ki toprak yaşasın.”

Siyasete atılma süreciniz nasıl gerçekleşti?

2001 yılından itibaren ben de varım dedim ve bu sürece dahil oldum, hakimliği bırakıp siyasete atılmayı herkes riskli olarak değerlendirdi, haklıydılar bu bir riskti ama bu riski aldığıma değdi. Hoş sada bırakacak işler yaptığımızı düşüyorum ama yapacaklarımızın heyecanı yaptıklarımızın heyecanından daha büyük. Görünmez kahramanım var, eşim Fatma hanım, fakülte 2. sınıfta evlendik, her zaman destekçim oldu. Adaylık teklifi geldiğinde önce ona sordum çünkü zoru göğüsleyecek olan o idi. “ Seçilmezsek ne olur?” diye sordu. En kötüsü köyümüze geri döner çiftçilik yaparız dedim. “Biz zaten nerden geldik ki?” diyerek bana verdiği bu cevapla büyüklüğünü bir kez daha gösterdi…

Hakimlikten istifa edip belediye başkanı seçildiğiniz zaman ne hissettiniz?

Hakimlikten istifa ettiğimde bir müddet kendimi çıplak gibi hissettim. Siyasete giren herkes seçilmeyeceğini düşünmez, düşünmek istemez.

Bu yoğun tempoda ailenize vakit ayırabiliyor musunuz?

Kızım ve oğlum var, kızımın Miray adında bir çocuğu var. Torunumdanvazgeçemiyorum. 2 yaşında bıcır bıcır konuşkan bir çocuk, beni mutlu eden şeylerin başında geliyor.

Bilecik mutfağını ve kültürünü yaşatmak adına proje yapmayı düşünüyor musunuz?

Bilecik’in lezzetlerini yaşatmaya çalışıyoruz, buranın mutfağının güzel olduğunu benim göbeğime bakan herkes anlar. Mütevazi ölçekli bir şehir burası o yüzden bu zamana kadar pazarlama boyutuna hiç girilmemiş. Yöresel kültürümüzü biz biliyoruz ama şimdilerde dışarıya tanıtma çabasındayız. Herkes bu nimetlerden faydalansın. Karpuzu, kirazı, ayva ve nar lokumu, Çukurören köyünün biberleri, bamyası şahanedir. Bunları sunum haline getirmek ise bize kalıyor. Buranın güzel lezzetlerini paketleyip götürebilin diye çalışmalara başladık ve marka değerler kılarak ulaşılabilir hale getirmek için çabalıyoruz. Herkes ulaşsın bu lezzetlere ki benim gibi etli butlu olsun.

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*

code

  • YORUM
reklam