“BİLECİKLİLER’İ HAYIRLA YAD EDECEĞİM”

“BİLECİKLİLER’İ HAYIRLA YAD EDECEĞİM”

 

HASAN GÜNER

 

 

Bilecik’teki hizmet hayatının son günlerini yaşayan Bilecik Müftüsü Necati Tayyar Taş, gazetemize yaptığı açıklamada şunları aktardı:

“Ben 1948 senesinde Erzincan’da doğmuşum. İlk mektebi köyümüzde bitirdikten sonra Kayseri İmam Hatip Okulu’ndan müteakiben Erzurum Yüksek İslam Enstitüsü'nden mezun oldum. 20 yaşında memuriyete girdim. Askerliğin akabinde 1967 senesinde İskenderun’da müftü oldum. 2002’nin Kasım ayında Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığı’na gittim. 24 Mart 2004’te Bilecik Müftülüğü’ne atandım. 2 Nisan 2013 tarihi itibariyle Bilecik’te tam 9 sene 9 gün görev yapmışım.

 

“BİLECİK’TEN CİSMEN AYRILIYORUM”

 

Bilecik benim 45 senelik hizmet hayatımın sonu. Biliyorsunuz insanların hayatında ilkler ve sonlar hiç unutulmaz. İnsanların hafızasında çok derin yer işgal ederler. İlk görev yaptığım yeri unutamadığım gibi son görev yaptığım yeri ve insanlarını da unutmak mümkün değil. Bilecik her ne kadar Bilecik’te doğanların bir numaralı şehirleri olsa bile, aslında Bilecik Osmanlı’nın neslinin müşterek vatanı. Onun için ecdadımızın çadır kurduğu bu topraklarda yaşamayı, görev yapmayı, böyle bir devlete, ihsana ve nimete muhatap olmayı ayrıcalık olarak düşünüyorum.

Bilecik minyatür bir şehir. İnsanları sevecen ve muhlis. Kimseye zararı yok. Bilecik’i unutmam mümkün değil. Bilecik’teki görevim süresince beni bir saniye üzmediler. Bir idarecinin 9 sene bir yerde görev yapıp da onun üzülmemesi mümkün değil. Bunu hizmet hayatımda çok müstesna bir güzellik olarak muhafaza edeceğim. Bilecikliler bizi unutsa bile benim Bilecik’i unutma lüksüm yoktur. Bütün samimiyetimle temin edeyim ki, akrabayı talukatım İstanbul’da olmasaydı, kesinlikle Bilecik’e yerleşmeyi, Bilecik’te yaşamayı, ömrümün kalan günlerini Bilecik’te bitirmeyi yeğlerdim. Tereddüt etmeden buna karar verirdim.

Bilecik, İstanbul’a çok uzak değil. Şu veya bu vesileyle gelip gitmeye gayret edeceğim. Bilecik’ten cismen ayrılıyorum. Ruhum buralarda. Çünkü ruhumun barıştığı ve muhabbet duyduğu bir sürü dostum var. Bilecik’teki tüm basınla iyi ilişkilerim oldu. Ben basının içinde büyümüş birisiyim. Çünkü 13 yaşından beri basınla haşır neşirim. Yazdım, çizdim, okudum… İnanırım ki, basın insanların gözüdür, kulağıdır, zihnidir ve beynidir. Çünkü basın bizim bu muazzez uzuvlarımıza taze bilgiler ve doğru haberler aktarıyor. Onun için basının vefakar, fedakar ve cefakar mensuplarına şükran borcumuz var.

Bilecik’te yararlı olmaya gayret ettik. İmkan buldukça Cuma günleri camilerde vaaz ettik. Basın yoluyla vatandaşlarımızı darcığımızdaki bilgiler çerçevesinde aydınlatmaya, doğru dini bilgiyi sunmaya gayret ettik. Bir din görevlisinin duruşu nasıl olmalıdır, onu ihsas ettirmeye çabaladık. Bilecik’e geldiğim zaman 3-4 tane caminin çift görevlisi vardı. Şimdi bütün camilerimizin çift görevlisi var. Kendi imkanlarımızla bu kadroyu rahatlattık. Bilecik’e geldiğimizde 2 tane Kur’an Kursu sınıfımız vardı. Şimdi 22 tane sınıfımız oldu. Bilecik’in bütün camileri elden geçti. Bakım ve temizlik anlamında sıfırlandı.”

 

 

“BİLECİK’TE KAYDA DEĞER DİNİ BİR ATMOSFER VAR”

 

Bileciklilerle et ile tırnak gibi olduklarını belirten Taş, “Bilecik’te her geçen gün yeşeren, artan gelişen, çok güzel, kayda değer dini bir atmosfer ve iklim var. Bunun huzuru içerisindeyim. Bileciklilerle et tırnak gibi olduk. Çok kaynaştık. Zaten kaynaşmama lüksümüz yok. Bu topraklarda insanları kaynaştıran manevi bir hava var. Bilecikliler bu konuda çok şanslı. Böyle bir zatın koynunda yaşıyorlar. Şeyh Edebalı Hazretleri Osmanlı’ya ne kadar ruh ve nefes vermişse kırıntısından bizler de azami derecede istifade etmeye gayret ettik. Bilecikliler bu konuda kendilerini şanslı hissetmelidirler. Bilecik’e sadece biz değil, Osmanlı’nın büyük şahsiyetlerinden Sultan Abdülhamit Han Hazretleri de aşık ve sevdalı birisiydi. Biliyorsunuz Sultan Abdülhamit Han Hazretlerinin birinci derecede korumaları ve aşçıları Bilecikliydi. Bilecikliler bu anlamda tarihi özel insanlardır. Bilecikliler kendi kadirlerini ve kıymetlerini bilmelidirler. Ben gece gündüz bunu işlemeye gayret ettim. Bunun da maya tuttuğu inancındayım.” dedi.

 

Yüreklerde bir nebze iz bırakabilirsem kendimi bahtiyar addederim diyen Taş, açıklamasının devamında şu cümleleri kurdu:

“3 tane basılmış eserim var. ‘Düşünceler ve Gerçekler’ ile ‘Fikir Izdırabı’ Ankara müftüsüyken basılmıştı. Diğer eserim ‘Bir Nefes’ de İstanbul’da çıktı. Basılacak bir hayli makalem var. Birkaç kitap olacak kadar hazır yazılarım var. Çünkü 13 yaşımdan beri hasbelkader yazdık, çizdik. Senelerden beri bizim federasyonumuzun çıkardığı Hakses Mecmuası’nda aylık olarak yazılarım çıkar. Bundan böyle de imkan buldukça yazıp çizmek istiyorum. Yazıp çizerek Bilecik’in nefesiyle teneffüs olmak istiyorum. Bilecik’ten ayrılmaktan ve kopmaktan çok mahzunum. Her başlangıcın bir sonu var. Dünya çok küçük. Daha çok karşılaşacağız. Ben Bileciklileri hep hayırla yad edeceğim.” 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*

code

  • YORUM
reklam