BİR SORGULAMA

BİR SORGULAMA

 

Sızıntı dergisinin eski sayılarının birinde okuduğum ibretlik yaşanmış bir hadisede; yeni mezun olan pratisyen bir doktor hastanenin acil polikliniğinde çalışmaktadır.

              Gecenin ilerleyen saatinde bir aile; feryatlarla kurtarın yavrumuzu çığlıklarıyla acil’e gelirler. Pratisyen doktor olaya müdahil olur. Hastanın annesi, babası ve kardeşi olayın intihar girişimi olduğunu söylerler.

              Pratisyen hekim nöbetçi uzman doktoru çağırıp olayı anlatır. Uzman doktor intihar girişiminde kullanılan ilaçlara bakarak hastanın iki saatlik ömrünün kaldığını söyler.

              Acaba böyle bir teşhis bizim içinde yapılsa ne yaparız?

              Hasta teşhisi duyunca ayaklarının bağı çözülür ve olduğu yere yığılır. Hayatının muhasebesini yapar. Kendi aklına ve vicdanına seslenir ve ‘Yazıklar olsun benim gibi insana; sahibime, rabbime, sanatkârıma ve bana hayat veren Mevla’ma hiç kulak vermedim çağrısını duymadım, kulluk davetine icabet etmedim. Şimdi hangi yüzle huzura varacağım. Gençliği zayi ettim hayatımı günah ve isyanlarla kirlettim. Bu kadar ağır yüklerden nasıl kurtulurum’ der. Beni sanatlarına ayna yapıp, harika bir saray halinde inşa etti. Hücre çekirdeğinde tespit edilen DNA ile her insanin şifre bilgilerinin kendini ifade ettiği tespit edildi. DNA yaklaşık 3,5 milyar bilgi içermekte. Bu her biri 500 sayfalık 2000 adet ansiklopedisi olan bir kütüphane demektir. Ve DNA 20 mikronluk yani mm’nin 200’de biri büyüklüğünde bir yapıya hayatın özünü saklayan kudreti sonsuz Allah varlığın her noktasında kendi mührünü vurmuştur. Bu kader işaret ve haberlere rağmen ben gafletteyim deyip son namazımı bari kılayım düşünür.

              Baba; yazıklar olsun benim gibi baba’ya: evladımın hep dünyasına, etine ve kemiğine yatırım yaptım. Ne istedi ise eksik bırakmadım. Ama bunlar onu mutlu etmedi. Evladımın fiziki sağlığının yanında; zihinsel sağlığının ve ruhsal sağlığının korunması gerektiğini bilemedim. Fiziğinin beslenmeye ihtiyacı olduğu kadar; ruhunun ve kalbinin de manevi beslenmeye ihtiyacı olduğunu bilemedim. Bilemedim ahlaka, fazilete, erdeme, insanı ve İslami değerlere ihtiyacını. Bunun hesabını nasıl verir, evladımın ebedi hayatını nasıl kurtarırım düşüncelerine dalar.

             Anne; ben nasıl anneyim ki: kendi kurtuluşum için sahibim olan Allah’ın emir ve yasaklarını yerine getirirken, evladıma genç dedim, daha erken dedim merhametimi yanlış yorumlayarak kul olma sorumluluğundan uzak tuttum. Bunun vebalından nasıl kurtulurum. Evladımı ebedi azaptan nasıl kurtarırım diyerek kendi muhasebesini yapar.

              Aile bunları düşüne dursun Pratisyen Doktor; Uzman Doktor’a: Hocam hastayı kurtarma çaresi yok mu, yani midesini yıkasak olmaz mı? der.

             Uzman Doktor: sende mi inandın söylediklerime; bu aldığı ilaçlar: antibiyotik, ağrı kesici ve vitaminden ibaret. Bunlar insan öldürmez, istedim ki bu aile iki saat hayatlarının muhasebesini yapıp hayatı verene karşı vazifelerini düşünsünler.

             Ne dersiniz dostlar! Zannediyorum bizlerin böyle doktorlara, öğretmenlere, mühendislere ve de idarecilere ihtiyacımız var.

             Çin atasözünde “Sorgulanmayan hayat yaşanmaya değmez” denir. Hayatı amaca uygun, temiz ve örnek olarak yaşayabilmemiz sorgulamadan geçmektedir.

            Yaratandan dileğimiz bizi nasıl istiyorsa öyle yaşatsın, emanetini alacağı ana kadar bizi emanette emin kılsın. Âmin…

Aydın OSMANOĞLU

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*

code

  • YORUM
reklam