BİSİAD  dünya markası işadamlarının tecrübelerini paylaşıyor

BİSİAD dünya markası işadamlarının tecrübelerini paylaşıyor

Programın açılışında konuşan BİSİAD Başkanı Cihan Saral şu ifadelerde bulundu:

“Bilecik’in en aktif sivil toplum kuruluşu olarak BİSİAD,  tecrübe paylaşımı adı altında sektöründe öne çıkmış duayen işadamlarını aylık olarak davet etmek amacındadır. Bu çerçevede bugün aramızda Nazlı Gıda Yönetim Kurulu Başkanı, Marifed Başkanı sayın Nihat Kurt bulunmaktadır.

Toplumumuzun ve iş hayatının birlikte hareket etmeye, bilgi ve tecrübe paylaşımına ihtiyacı vardır. Bilecik’imiz önemli bir coğrafi bölgede. İlimizin girişimcilerinin bu ortaklık kültürünü geliştirmeleri sonucunda yurt dışına açılmalarını dernek olarak arzulamaktayız. Bu bağlamda Tuskon’un özellikle Afrika ve dünyanın değişik yerlerindeki insanlar arasındaki ticaret köprüleri önem arz etmektedir.”

Saral, sözlerine Mevlana’nın şu sözleriyle son verdi:

 “Bakın! Toplumsal bunalımların, kavga ve dövüş ortamının tek ve en güçlü doğuş sebebi sevgi eksikliğidir. Bunun en doğru tedavi yolu ise sevgiyi aramak, yaşamak, uygulamaktır. Hoşgörülü olursanız seversiniz. Sevilirsiniz. Karar verirseniz ve de bu yolda çalışırsanız her şeye ulaşırsınız. Gözyaşlarının bile görevi vardır ardından gelecek gülümseme için temizlik yaparlar. Muhabbet ve merhamet insanlığın,  hiddet ve şehvet de hayvanların sıfatıdır.”

 

“Nazlı Gıda, dünyada 3 kelimeyle 3 saniyede marka sahibi oldu”

 

Dünyada sadece 3 kelimeyle 3 saniyede marka olan firmanın sahibi olan Nihat Kurt, aile şirketlerinin kurumsallaşması ve markalaşmanın önemine dikkat çekti.

Kurt “2. Ve 3. Nesilde maalesef Türkiye’de birçok firmayı taşıyamadık. Bir türlü ortaklığımızı devam ettiremiyoruz.  Teknolojiyi ne kadar iyi kullanırsak kullanalım eğer bir planlama yapamıyorsak, bütçeleme yapamıyorsak zor günler bizi bekler.” dedi.

 

İşportacılıktan İş adamlığına

 

Kendi hayat hikâyesinden bahsederek konuşmasına devam eden Kurt,  zengin bir ailenin çocuğuyken 12 Eylül ihtilâliyle birlikte büyük maddi kayba uğradıklarını ve pazarcılık, işportacılık yaptığını belirtti. 24 yaşında pazarcı, 25 yaşında işportacı, 27 yaşında kahveci olarak çalıştığını ifade eden Kurt,  şu anda ise çikolata, sakız, cips, esans, toz içecek üzerine Konya, İstanbul, Nevşehir’de 6 tane fabrikası, 7 tane şirketi, 30’un üzerinde ülkeye ihracat yapan sadece Türkiye’de değil dünyada 3 saniyede marka olan bir firma’nın sahibi olduğunu ifadelerine ekledi.

Kurt, pazarcılık ve işportacılıktan sonra bugün Türkiye’nin önemli sanayicileri noktasına geldiklerini sözlerine ekledi. Kurt “ Biz sebepler dâhilinde üzerimize düşeni yapacağız. Allah’ın bizden istediği şekilde, sonuçta veren Allah. Şunu gördük, pazarcılık ve işportacılıktan sonra biz,  bugün Türkiye’nin önemli sanayicilerinden biri noktasına geldik. Allah’ın ayeti açık ve net, diyorlar ki ‘ Onlar sadece zekât vermek için çalışırlar.’ Bu ayeti duyduktan sonra benim şeklim şemalim değişti. Peki, zekat sadece para vermek midir? Bugün bu derneğin burada yaptığı şu tecrübe paylaşımında tecrübeleri paylaşmak bir zekât değil midir? Ortak aklı kullanmak bir zekât değil midir? Bir başkasının deneyimlerle kazanmış olduğu o aklı yanılarak, düşerek kalkarak niye kazanayım ki? Bu deneyimleri yaşamış, başarmış arkadaşlarımızın deneyimlerini almak gereklidir.” dedi.

Birinci işi olarak aile şirketlerinde kurumsallaşma anlamında çalıştıklarını ifade eden Kurt, yaşadığı olaylardan örnekler vererek, çalışanlarının içerisindeki profesyonelleşme ve kurumsal olarak çalışma becerisini aktardı. Kurt, aynı zamanda diğer bir önemli sorun olarak gördüğü 3. Kuşaklara gidileme noktasına da değindi. Kurt konu hakkında şu ifadelerde bulundu:

 

“İşlerinizi çocuklarınıza emanet etmekten çekinmeyin”

 

“ ‘Ben zaten sizin için çalışıyorum’ diyen bir babanın çocuklarına işi teslim etmemesi çok kötü.  İleriki nesil teknolojiyi kullanacak, yabancı dilleri olacak, üniversite okuyacaklar ve biz çocuklara hala işlerimizi teslim etmiyoruz. Bu korku bizde maalesef var. Siz çocuklarınıza işlerinizi emanet edim hiç olmazsa sizin sağlığınızda batarsa batsın.  Biz birbirimizin elinden tutacağız, ortak akıllar oluşturacağız.2009 krizinde biz firma olarak çok başarılı çıktık. Neden? Krizi biz biraz da daha önce sezinlemiştik. Tasarruf tedbirleri geliştirdik. 30 küsur tane araba sattık. Yıllık gider masrafları aylıklara bölün ve %2’nin dışındaki sapmayı kabul etmeyin, o da yıllıkta aylıkta bunu da kabul etmeyin. Yönetim kurulu ve şirketlerde olmayan, ama olması gereken bir şey var. Tek başınıza çalışıyorsanız bile birini bulun ve ona danışın.

 

“Kalite, uygun fiyat, iyi hizmet”

 

Bir üründe marka olmak için işinizi ok iyi yapacaksınız, doğru yapacaksınız. İki fiyat piyasaya uyacak, bir işi yaparken artılarını bir yana koyacaksınız, eksilerini bir yere koyacaksınız. Eğer sizin malınız kaliteliyse, fiyatı da uygunsa ve siz bu işin hizmet noktasını da iyi yapıyorsanız benim gibi 3 saniyede marka olursunuz. Siz yapmış olduğunuz ürünü kaliteli yapmazsanız, fiyat yapısını uyduramazsanız, hizmeti de veremezseniz, ben reklam verdim der ve iflas edersiniz. Bugün size 8-10 tane televizyona reklam vermiş ama bugün iflas etmiş firma gösterebilirim. Reklam size bir sefer aldırır.

 

“Ürününüze güveniyorsanız markalaşın”

 

Üretim kapasitenize, ürününe güveniyorsanız lütfen markalaşın. Şu an dünyada ilk 300’de bir dünya markamız yok. Türkiye’de reklam veren firma sayısı 250, battı denilen Yunanistan’da 2 bin çok yakında toparlarlar, alırlar başlarını giderler, niye çünkü marka yatırımları var.

 Kurt, ‘Peki, bizim dünyada bir tane markamız var mı?’ diye sorduğunda Bilecik Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Fevzi Uzun yanıtlayarak, Türkiye’nin dünyadaki tek markasının Türk okulları olduğunu belirtti.

Kurt konuşmasının sonunda şu sözleri aktardı:

“Varsa bir bildiğimiz, aktarmak için sonuna kadar yola çıkmış, karınca misali saf tutmuş insanlarız. Bu duygu ve düşünceler içerisinde olan arkadaşların, Türkiye genelinde kurmuş oldukları dernekler, arkasından kurmuş olduğu federasyonlar ve arkasından Tuskon. Ne yaptı Tuskon? İlk dünya ticaret köprüsünü Afrika’da kurdu, arkasından Pasifik’te kurdu, arkasından Avrupa’yı kurdu. Yaklaşık Türkiye genelinde 200 işadamı derneği var. Tuskon’da hedef şu; esnafı işadamı, işadamını sanayici, sanayiciyi ihracatçı yapmak. Ne esen rüzgârla yıkılacağız ne selin altında kalıp yok olacağız.

Çocuklarınızı yurtdışına gönderin. Bilecik’te kalacağız ama markalarımız, işlerimiz dünyaya yayılmayacak mı? Bugünkü hicret ticaret hicretidir. Satacağınız her ürünle o insanların kalbine girme hicretidir. Neye ihtiyacınızın olduğunda karşılayacak bir Tuskon, Marifed ve Bisiad olduğu müddetçe ben ve benim gibilerin bütün bilgilerini sonsuza kadar alabilirisiniz.

Programda konuşan Bisiad eski Başkanı Yusuf Subaşı da şu ifadelerde bulundu:

“Tuskon camiasının, Marifed’in renkli, en olgun, en heyecanlı simalarından bir tanesi Nihat Bey. Uzun yıllar beraber görev yaptık, bu camiaya renk katan, kendisinden haz aldığımız ve çok açık sözlü, yürekli bir ağabeyimiz. Her şeyi cesaretle anlatabilen, insanların içerisinde olup da söyleyemediklerini söyleyebilen gerçekten çok yürekli bir insan. İlimize geldiği için çok teşekkür ediyorum.”  dedi. Programın sonunda plaket takdimleri yapıldı. BETÜL SÖNMEZER

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*

code

  • YORUM
reklam