“Bu saatten sonra dinimi,  Fethullah Gülen’e kesinlikle temsil ettirmem”

“Bu saatten sonra dinimi, Fethullah Gülen’e kesinlikle temsil ettirmem”

 Eğitim Bir Sen Teşkilatlanmadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Murat Bilgin ve Eğitim-Bir-Sen Bilecik Şube Başkanı Ahmet Selöz’ün açıklamalarda bulunduğu toplantıya sendika üyeleri katıldı.

İş yeri temsilcileri toplantısında, 17 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonları ile Paralel yapılanma ile ilgili konulara değinen Bilgin, 270 bin üye ile Türkiye’nin ve medeniyet havzamızın en büyük Sivil Toplum Kuruluşu olduklarını belirtti. 100 yıllık bir ezilme ve baskı döneminin son bulduğunu ifade eden Bilgin, başörtüsü meselesine yönelik olarak “Biz devletin bahşetmesiyle hiçbir özgürlüğümüzü almadık, 100 yıldır bu millete işkence yapılıyor. Kamuda başörtüsü özgürse, bu millet sayesinde özgürdür. 12 milyon 300 bin imza topladık biz bu ülkede. Onun için bizler verilen mücadelenin değerini bilmeliyiz” dedi. Bilgin ifadelerinin devamında şu sözleri dile getirdi:

“Bu saatten sonra dinimi,  Fethullah Gülen’e kesinlikle temsil ettirmem”

 “Türkiye şu anda bir yangın yeri, bu günlerde Zaman gazetesi ile Sözcü gazetesi arasında hiçbir fark yok. Deniyor ki yolsuzluk falan, açık ve net söylüyorum bu ülkede rüşvet alanın da, verenin de elleri kurusun, bugün Suriye’de açlıktan ve soğuktan çocuklar ölürken, haram lokma kursağından geçenin kursağında kalsın. Ama uluslar arası emperyalistlerle ve Siyonistlerle iş birliği içerisinde bu millete operasyon çekenlerin de elleri kırılsın. 100 yıldır bu ülkede aşağılanan bizleriz, hakir görülen bizleriz. Bunun için kimse bu davayı değersizleştiremez. Eğitim Bir Sen adına söylüyorum, Zafer Çağlayan’ın oğlu benim davamı temsil edemez, ettirmem. Ama benim dinimi de bu saatten sonra Fethullah Gülen’e kesinlikle temsil ettirmem. Herkesin tavrı açık ve net olmalıdır. Bu ülkede 90’lı yıllar boyunca bu ülkenin televizyonlarında her gün aşağılandık. Çakma Fadime Şahinlerle, Ali Kalkancılarla. Pavyon sahibi Ali Kalkancılarla biz aşağılandık. O noktadan bu noktaya geldik, herkes aklını başına almalıdır.

Bu tartışmalar esnasında iki noktayı anlamıyorum. Türkiye’nin, bu milletin bir medeniyet iddiası varsa, uygulama anlamında bu ülkede bir medeniyet iddiamız varsa, uluslar arası alanda dünya üzerine Türkiye’yi temsilen mazlumların yanında ve onlara hizmet götüren, bizim adımıza kaç tane kurumu var? İHH olarak sadece bir tane var. Bu ortamda siz İHH ile bir Müslüman neden uğraşır?  Nedir bunun sebebi? İHH aptal mı? Esat’ın Şam’ında 500 kişilik yetimhanesi olacak hala orada hizmet verecek, Esad’ın muhaliflerine silah taşıyacak böyle bir şey var mı? Ama ısrarla birileri bunu buna zorluyor. Dışarıya hemen servis ediyor.

PKK’lı çocuk yetiştiren Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne Ahmet Necdet Sezer’in kasasından kaç para bağışlanmış?

Ak Parti iktidarında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, bu ülkenin, bu milletin değerlerine küfreden, dini her türlü şeyi reddeden Doğu ve Güneydoğu’da PKK’lı çocuk yetiştiren Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne Ahmet Necdet Sezer’in kasasından kaç para bağışlamış, üstüne de bu dinsiz hizmetleri yapması dolayısıyla kaç defa Cumhurbaşkanlığı köşkünde ağırlayıp, plaket vermiş? Türkiye’de hangi cemaat cemiyete belediyeye yardım etmemiş, hangi cemaat cemiyetin parası mı var, altın kasası mı var, birileri altın bulup mu bu faaliyetleri yapıyor?  Hayır,  bu milletin parasıyla yapılıyor. Şimdi İHH üzerinden neden bir hükümete vurulur bunu kendimce izah edemiyorum, bunu birilerinin izah etmesi lazım.

“Yolsuzluğu Ulusalcılar yapar, Kemalistler yapar”

Yolsuzluk konusunda tavrımız açık ve net. Bunu kim yapar, ulusalcılar yapar, Kemalistler yapar. Türkiye’yi düşürmek mi istiyorsunuz, nedir derdiniz? Türkiye düşerse İslam dünyası gerçek anlamda kan deryasında boğulur. Bizler bir daha asla bu milletin başının öne eğilmesine, bu ümmetin, bu davanın, bu hareketin, bu ülkede yok sayılmasına müsaade etmeyeceğiz.   Bu topraklarda 100 yıldır kanımızı emenleri güldürmemek lazım. Hiçbir cemaatin veya gurubun çıkarı ümmetin çıkarının önünde değildir. Onun için son 2 aydır kim kimin ateşine odun taşıyor ona bakmak lazım.

“Dershaneler kapatılmamalı”

Bir de bu dershaneler meselesi var. 2 ay evvel dershane olayı vardı şimdi yok. Dershaneler sebep değil, sonuçtur, eğitimci gözüyle baktık, onu bunu tutmadık. Kapatılmamalı diyoruz, tabi o meselenin dershane meselesi olmadığını anlıyoruz son süreçte. Türkiye’de elitlerin, soyluların, zenginlerin eğitim sistemi şu bu sorunu yok. Türkiye’de kimin eğitim sorunu var? Fakirlerin eğitim sorunu var. Biz bu pencereden bakacağız Eğitim-Bir-Sen olarak. 

“Kesk, hayat ilkelerini İslam’dan alan herkese derin bir kin ve aşağılama içerisindedir”

Hiçbir zaman milletin değerlerini yanında olmamış bir yapı Kesk ve onun yavruları bu özgürlük sağlandıktan sonra 10 yaşındaki kız çocuklarına zorla başörtüsü taktırdılar gibi söylemler içerisindeler. Bir defa da bu milletten yana olun, ne kaybedersiniz? Neden bu? Çünkü hayat ilkelerini İslam’dan alan herkese karşı derin bir kin ve aşağılama içerisindeler, üst yönetimini kast ediyorum. Sizin özgürlük dediğiniz, bu devletin, Müslümanların esaretinin ta kendisidir. 

Çalışanlarının hak ve menfaatlerini koruyup geliştirmek üzere, Şair, yazar ve fikir adamı Mehmet Akif İnan öncülüğünde 22 yılı geride bıraktıklarını belirten Ahmet Selöz “ Eğitim-Bir-Sen’in geçmişte çalışanlarla kucaklaşmasının önüne çeşitli engeller çıkarılmıştır. Pek çok sıkıntıyla karşı karşıya kalan, fakat bütün sıkıntıları aşan Eğitim Bir Sen vicdanlara pranga vuran sendikalar karşısında gösterdiği varlık mücadelesinden başarıyla çıkabilmiştir. Türkiye’nin en büyük sendikası olmayı da başarmıştır.” İfadelerini kullandı.

“Millet’in egemenliğinden rahatsız olanlar 17 Aralık’ta son bir darbe vurmak istemiştir”

“12 Eylül 2010 referandumuyla birlikte ortaya çıkan yeni Türkiye fotoğrafı içeride ve dışarıda bazı odakları memnun etmemiştir. Bu sebeple ülkemiz gündemini meşgul eden 17 Aralık operasyonunun küresel sermayenin kirli bir oyunu olduğu gayet açıktır. Milletin egemen, devletin bağımsız olmasından rahatsızlık duyan iç ve dış odaklar 17 Aralık’ta yeni bir vesayet için son bir darbe vurmak istemiştir. Yolsuzluk adıyla servis edilen 17 Aralık küresel operasyonu konusunda bizim görüşümüz nettir. Küresel operasyonla birlikte yolsuzluk ve paralel devlet olmak üzere ortada iki iddia vardır.  Her iki iddianın üzerine de kararlılıkla gidilmeli, yolsuzluk iddia ve ithamlarının hukukun genel ilke ve kurallarına uygun olarak kimsenin peşin mahkûm veya masum ilan edilemeden araştırılması, soruşturulması ve gerekli yargı süreçlerini yerine getirmesi bütün toplumun ortak beklentisidir.

“Hizmet hareketinin takındığı tavır geçmişe dönük tereddütlere kapı aralamaktadır

Bunun yanında Türkiye’de ve yurt dışında eğitim faaliyetleriyle öne çıkan uluslar arası vizyonuyla takdir edilen hizmet hareketinin 17 Aralık sürecinde takındığı tavır, kullandığı üslup ve deklare ettiği görüşler sadece bugüne değil, geçmişe dönük tereddüt ve ithamlara da kapı aralamaktadır. Hizmet hareketinin son derece önem verdiği anlaşılan dershane düzenlemesinin dahi unutturacak kadar yolsuzluk ideaları üzerinden siyasi söyleme bürünmesini, siyasi iktidarı hedef alan söylemlerini makul ve makbul bir gerekçeye dayandırmak ne yazık ki mümkün gözükmemektedir. Cemaatin dershanelerle ilgili soruşturma sonrası ortaya koyduğu tavır ve görüşleri demokratik tepki olarak nitelendirme olasılığı yok olmakta, mevcut konumu ve duruşu itibariyle her geçen gün operasyonun zanlıları arasına yerleşme ihtimali artmaktadır. Yılların birikimi olan toplumsal teveccüh bir çırpıda kaybedilmek istenmiyorsa, hizmet hareketi paralel yapılanmanın merkez unsur olduğuna yönelik toplumsal algının oluşmasına kaynaklık eden tavırlar, söylemlere ve ilişkilere son vermeli, acilen var oluş gerekçesini oluşturan hizmet alanına çekilmelidir. Referandum da ‘evet’ için iş birliği yapanların, ‘hayır’cıların ekmeğine yağ sürmesi, milletin beklentilerine hizmet etmez. Aksine ortak kazanımların kaybedilmesi gibi arzu edilmeyen sonuçlara da kapı aralayabilir. Türkiye enerjisini içeride tüketmesi gereken bir ülke değildir. Mısır’ın, Filistin’in, Arakan’ın, Doğu Türkistan’ın ve Suriye halkının umudu Türkiye’dir. Dünya mazlumlarının bu umudu söndürülmemelidir.

“Milli Eğitim Bakanlığı yeni yasa tasarısını gözden geçirmelidir”

Meclise sevk edilen Milli Eğitim Bakanlığı ile ilgili yasa tasarısının bazı kısımlarının tasarıdan çıkartılması, bazı kısımlarının ise gözden geçirilmesi gerekmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı’nda en fazla yargı konusu olan düzenlemelerin başında şüphesiz eğitim kurumu yöneticilerinin seçimi, atanması ve yer değiştirmelerine ilişkin yönetsel düzenlemeler yer almaktadır. 100 bin eğitim kurumu yöneticisinin görev yaptığı bakanlıkta bu konuda yaşanacak her tartışma ve değişiklik okul iklimine, eğitim sistemine, öğretmenlere ve hepsinden önemlisi, doğrudan öğrencilere yansımaktadır. Çok yakın bir tarihte hayata geçirilen sınav artı mülakat düzenlemesinin sonuçları ortaya çıkmadan somut veriler üzerinden sağlıklı bir düzenleme yapılmadan, eğitim kurumu yöneticilerinin, sınav veya başka bir objektif sonuçlar olmaksızın doğrudan valiliklerden atanması uygulamasına geçilmesi yeni tartışmaları tetikleyecek ve beraberinde bazı sıkıntılara kapı aralayacaktır.

“Tasarıdan eğitim kurumu yöneticilerine ilişkin bölümler çıkartılmalı”

Tasarıdan eğitim kurumu yöneticilerine ilişkin bölümler çıkartılmalı, görevlerine henüz yeni başlayan 10 binlerce yöneticinin işine yoğunlaşmasına fırsat verilmelidir. Bunun yanında göreve yeni başlayan öğretmen kardeşlerimiz ile ilgili yapılması planlanan düzenlemelerde yeni sınavları, yeni süreçleri beraberinde getireceği için sendikamızın da bu konuda, görüşleri itibariyle tavsiye etmediğimiz ve değiştirilmesini talep ettiğimiz düzenlemeler arasında. Bunun yanında yayınlanan tasarı,  lisansüstü ve doktora eğitimlerini tamamlamış olmakla uzman öğretmen olma beklentisini taşıyan öğretmenlerimizi hayal kırıklığına neden olmuştur. Bakanlığı öğretmen politikalarında yüksek lisans ve doktoralı öğretmen vurgusu yaptığı bir dönemde, kariyer basamakları uygulamasından vazgeçmek istemesi çelişkili bir yaklaşımdır. Sendikamızın teklifi ve öğretmenlerimizin beklentisi anayasa mahkemesinin iptalinde konu olan kısımlarda düzenleme yapılarak öğretmenlerin alan bilgilerinin ölçüldüğü, performanslarının değerlendirildiği bir sistemin ortaya çıkartılmasıdır. Mesleğin kariyer meslekler arasında yer almasını sağlamaktır. Öğretmenlik mesleğinin kariyer meslek olması en az eğitimin fiziki yatırımları kadar önem taşımaktadır.

“Eğitim-Bir-Sen olarak hiçbir eğitim çalışanımızı medya malzemesi yapmadık”

Eğitim Bir Sen olarak tavrımız, duruşumuz 22 yıldır hiç değişmedi. Doğru bildiğimizi hiç çekinmeden, sıkılmadan korkmadan söylemek bağlı olduğumuz değerlerin bir parçası olmuştur. Kendileri için zor olmakla birlikte aynı duruşu rakiplerimize de şiddetle tavsiye ediyorum. Biz Eğitim-Bir-Sen Bilecik Şubesi olarak hiçbir eğitim çalışanımızı medya malzemesi, propaganda malzemesi olarak kullanmadık. 28 Şubat döneminde gözyaşlarıyla kimi okullarını, kimi de aşkla bağlı oldukları mesleklerini sırf inançları uğruna bırakmak zorunda kalan kardeşlerimizin acılarına ses çıkartmayanların yakın tarihimizin Yezit’lerine ev sahipliği yapanların, onlara sahip çıkanların tavırlarını da bugün ibretle görmekteyiz. Dün birbirlerini vatana ihanetle suçlayanların, bugün Bilecik meydanlarında birlikte eylemlerde buluşması manidardır.

“Kamu-Sen ve TGB’nin bugün söylem birliği yapması dikkat çekmektedir”

 Dün birbirlerinden vatan kurtaran Kamu-Sen ve bazı siyasi oluşumlar ve gezi olaylarının mimarı İşçi Partisi Gençlik Kolları TGB’nin bugün eylem ve söylem dostluğu dikkat çekmektedir. Bize düşen ise onlara beddua etmek değil, Allah bu birliği ve beraberliği dünyada ve ahrette de bozmasın diyerek dua etmektir. BETÜL SÖNMEZER

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

1 Yorum

  1. Kork Allah’tan Korkmayandan – Eğitim Bir Sen başkanını ve üyelerini kutluyorum.Doğru bildiklerini mertçe söyleyenlerden asla zarar gelmez.Allah her çalışmanızda yardıcınız olsun inşaallah.

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*

code

  • YORUM
reklam
Mobil Sürüme Geç