CAMİLER VE DİN GÖREVLİLERİ HAFTASI

CAMİLER VE DİN GÖREVLİLERİ HAFTASI

Kıymetli okuyucularım! Bu hafta camiler ve din görevlileri haftası. Malumunuz olduğu üzere, Diyanet İşleri Başkanlığımız her yıl Camler ve Din Görevlileri Haftası’nda bir tema belirler ve o tema etrafında çeşitli irşat faaliyetinde bulunur. İl ve ilçe Müftülüklerimiz de bu tema merkezli gerek cami içi ve gerekse cami dışı irşat hizmetleri yürütür. Bu yıl Korona Virüsü sebebiyle sınırlı da olsa bilhassa sosyal medyadan bir takım faaliyetler sunacaktır. Bu yılın teması da “Cami ve İlim”dir. Bu haftaki yazımda, sizlerle bundan 21 yıl yıl evvel Diyanet Avrupa Dergisinde (15 Nisan-15 Mayıs 1999, sayı 1,) yayınlanan bir yazımı paylaşmak istiyorum.

Gladbeck Türkiye Camii

Peygamber Efendimiz (SAV)’in Mekke’den Medine’ye hicretinde, Medine’de ilk işi mescid inşa etmek olmuştur. Bunda çok büyük mesajlar vardır. Birlik ve beraberliğin oluşması, dirliğin ve huzurun sağlanması, inancın ve idealin korunması, insanların kendini tanıması, kültürün kökleşmesi, neslin muhafazası, ilmin ve irfanın yayılması, üzüntülerin ve sevinçlerin paylaşılması, faziletin ve ahlakın yerleşmesi, en önemlisi de manevi duyguların coşması gibi unsurlar; Peygamberimizin bu davranış modelinden alınması gereken mesajlar olarak düşünülebilir. Bu mesajları çok iyi anlayan ve idrak eden ecdadımız, hakimiyeti altındaki her köşeyi camiler ile bezemiştir. Bu camiiler, tarihimizde külliyelere merkez görevi yapmış; imarethaneler, sosyal dayanışma kurumları ile zenginleştirilmiştir. Çaresizlerin sığınağı, gariplerin mekanı, evsiz barksızların barınağı haline gelen cami ve çevresi, insan, tabiat ve canlı her varlığı sevme ve koruma duygularına da beşiklik yapmıştır. Yani Hakk aşkının halk (yaratılmışlar) aşkına ışık tuttuğu mekanlar haline gelen camiler, derin ve zengin kültürümüzün yerleştiği odağın eksenini teşkil etmektedir. Mevlanaları, Yunusları, Ahmet Yesevileri, Hacı Bektaş-ı Velileri bu kültürün erleri olarak görürüz. Dolayısıyla, milletimizdeki gayret-i diniyye, Allah’ın dinine hizmetin yaratılmışlara hizmet olduğu mefkuresini ateşleyen bir kıvılcım olmakla kalmamış, bunu, aşk ile günümüze kadar, ilk günkü samimiyetinden ve sıcaklığından hiçbir şey kaybetmeden getirmiş, yarınlara
da taşıyacaktır. Bunu: “Biz, sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz, bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz, çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabbımız’dan korkarız, derler”. (İnsan Suresi, 9-10) ayet-i kerimesinde de ifade edildiği gibi, dünyalık hiç bir karşılık beklemeden sırf Allah rızası için yapmışlardır.

Şerefli mazimiz içinde Türk-İslam kültürünün merkezi camilerimizdir. Kalem misali minareleri ile ince Türk zevkinin İslami aşkla yoğrulduğu, camilerimizdeki ifadelere sığmayacak ihtimam, insanımızın gayret-i diniyyesini anlatmaya kafidir. Onbeş asrı bulan İslam tarihi içinde, şanlı geçmişimize şöyle bir göz attığımızda; ümmetin Mescid-i Nebevi inşaatında Rasûlüllah’la paylaştığı heyecanın asırlar boyu, milletimizde hiç eksilmediğini görürüz. Allah-Teala’nın: “Allah’ın mescitlerini sadece, Allah’a ve ahiret gününe inanan, namaz kılan, zekat veren ve ancak Allah’tan korkan kimseler inşa eder. İşte onlar doğru yolda bulunanlardan olabilirler.” (Tevbe Suresi, 18) mealindeki övgüsüne mazhar olmanın aşk derecesine varan umudu bize mabed merkezli medeniyet kurdurmuştur. Asırlar boyu Allah’ın dinine hizmet etmesi karşılığında cihan devleti olma bahtiyarlığına ulaşan milletimizin, İslam’ın öngördüğü adalet ve hoşgörü üzerine bina ettiği bu medeniyet, dünyada mazlumların tek sığınağı olma özelliği ile, tarihteki mûtena yerini almıştır.

Camilerin ihtişamı, san’at zevkinin ince ince nakşı, milletimizde var olan san’at dehasının İslami ruh ile birleşmesinden meydana gelen bir idealizmdir. Ulvi ve engin medeniyetin, ulvi inanç sistemi ile meczi neticesi, tarihte mutena yerini alan Türk-İslam kültürünün ölmez ve yitmez haklı şöhretini insanlığa hediye etmiştir. Bugün dahi aynı heyecanla, benzer güzellikte eserlerin yenileri, hem memleketimizde, hem de gurbet diyarında, günbegün boy göstermekte, Türk insanının İslam’a gönül vermişliğini haykırmaktadır.

Camiler ve Din Görevlileri Haftamızı tebrik ediyor, Camiamıza, milletimize ve ülkemize hayırlara vesile olması dileğiyle saygılar sunuyorum.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*

code

  • YORUM
reklam