DÜNYA’NIN ÜÇ YÜZÜ

DÜNYA’NIN ÜÇ YÜZÜ

 

           İnsan yaratılmadan dünyayı insana uygun ve uyumlu hazırlayan bilerek takdir edip yaratan tek yaratıcı Allah’tan başkası değildir. 

           Dünya yaklaşık bir milyon çeşit varlığı ile; Gökte uçan kuşları, yerde yürüyen canlı, cansız varlıkları ve denizde yüzen balık dünyaları ile adete şenlik diyarı.

           Dünya; İlkbaharı, Yazı, Sonbaharı ve Kışı ile zenginlik ve ziyafet sofrasıdır. Türkiye’mizi düşündüğümüzde Karadeniz bölgesi Deniz ürünleri ve çayı ile Akdeniz bölgesi Deniz Ürünleri yanında Narenciye ürünleri ile, Marmara bölgesi Zeytin ve Sanayi ürünleri ile, İç Anadolu bölgesi Hububat ürünleri ile, Doğu Bölgemiz Hayvancılık ve Tarım ürünleri ile zenginleştirilmiş ve dizayn edilmiş bir ziyafet diyarı şeklinde hazırlayan zat bilerek ve isteyerek kusursuz bir sunum hazırlamıştır.

           Hayvanatı ve Nebatatıyla insanın iştahını kabartan dünya insanın; etini, kemiğini, fiziğini ve kimyasını leziz taamlarıyla beslediği gibi kendine bağımlılık derecesinde hayran bırakmaktadır.

           Kendinden ayrılmak istenmediği dünyanın görünenin ötesinde gerçek mahiyet ve yaratılış hikmeti nedir?

           Dünyanın üç yüzü vardır:

           Birinci Yüzü Yaratıcı olan Cenabı-ı Hakkın esmâsına (Sıfatlarına) bakar. Varlıklar üzerlerindeki nakışları ve sanatlarını gösterir. Mânâ-yı harfiyle, onlara aynadarlık eder. Her varlığın Mana-yı harfi ve Mana-yı ismi şeklinde iki hakikati vardır. Bir gülü ele aldığımızda çiçeğin çeşidini ifade den gül ismi Mana-yı ismidir. Bu somuttur. Gülün üzerinde renk ahengi, kokusu, albenisi ve ifade ettiği mana Mana-yı harfidir ki esas gülü gül yapan bu yanıdır. Bu yanı da ne gülü besleyen toprağın marifeti nede gülün kendi marifeti. Gülün üzerindeki sanat sanatkârı gösteren en büyük delildir. Dünyanın şu yüzü, Sanatkarın mektuplarıdır. Bu yüzü gayet güzeldir, aşka lâyıktır. Varlık üzerindeki mesaj yüklü mektuplar okumalı ve gereği yapılmalı, bu misafirhane olan dünyanın sahibi hoşnut edilmesi için teklif ettiği hayat tarzı tercih edilmelidir.

          İkinci Yüzü âhirete bakar. Âhiretin tarlasıdır, Cennetin mezrasıdır, rahmetin mezheresidir. İnsan bir yolcudur. Ruhlar aleminden başlayan yolculuğu anne rahminde Kudret helvası olarak tasarlanıp tasnif edilip icat ve inşa edildikten sonra bedeni giydirilen insan sadece ağlamasını ve eline ne verirseniz alan bencil haliyle dünya durağında kendini tamamlar. Bu tamamlama süreci kendi iradesi ve gayreti ile mümkündür. Bu süreç üç aşamadan ibarettir. Birincisi bedeni gelişimin tamamlanmasıdır. Dengeli beslenme ve anne-baba ve büyüklerin koruyup kollaması ile bir şekilde tamamlanır. İkincisi zihinsel gelişimin tamamlanmasıdır. Boş ve temiz bir sayfa olan insan zihni doğru rehber doğru çevre ve doğru eğitimle zihinsel gelişimini tamamlaması mümkündür. İnsan düşüncesine göre şekillenen bir varlıktır. Sağlıklı ve istikametli hayat tarzı bu hayatı bize sunan yüce yaratıcının gönderdiği rehber olan Hz. Muhammed Mustafa’nın hayat tarzı en güzel yol olacaktır. Üçüncüsü ruhsal gelişimin tamamlanmasıdır. İnsan sadece maddeden ibaret olmadığından manevi yapısını sağlıklı tamamlayabilmesi için; karakterini-ahlakını-erdemini-kişilik ve kimliğini evrensel ve İslami değerlerde örgülemelidr. Ruhunun heykelini ikame etmek için ruhuna en az bedeni kadar yatırım yapmalı ve ruhunu beslemelidir. Dünya sağlık örgütü sağlığı şöyle tanımlar: Sağlık Ruhen ve Bedenen tam bir iyilik haline denir. Evet, sağlıklı toplum sağlıklı nesil sağlıklı insanlık ancak bedenin yanında aklıyla beraber ruhunun da beslendiği fertlerden oluşacaktır. Eve dünyanın bu yüzü acemi birlikte askerliği öğrenen er gibi dünyada insanı gerçek yaşanması gereken ölümden sonraki hayat için hazırlanma yeri olduğundan Şu yüzü dahi, evvelki yüzü gibi güzeldir. Muhabbete lâyıktır.

           Üçüncü Yüzü insanın heveslerine bakan ve gaflet perdesi olan ve ehl-i dünyanın eğlencesi olan yüzdür. Bu yüzü aldatıcıdır. Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya zevklerine kendini salar. İnsan; helal demeden haram demeden hak ve hukuk gözetmeden dünyanın gücünü ele geçirmeye çalışır. Zayıfı ezer kimsesizi kullanır. Zorda kalanları sömürür. Hesap ve insaf duygusu yok olmuştur. Osmanlı sultanı Kanuni Sultan Süleyman’ın ;”Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi. Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” der. Evet toplum içinde en etkili nesne herkesin itibarini oluşturan mal mülk makam mansıp..vs. dır. Ancak bütün bu sahip oldukların sağlıklı bir nefes kadar kıymeti yoktu. İşte bu hakikati unutturan dünyanın bu yüzü çirkindir. Çünkü fânidir, zâildir, elemlidir, aldatır. İşte, ehl-i hakikatin nefret ettiği bu yüzdedir.

          Rabbimizden niyazımız dünyanın üç yüzünde de;  ne aldanan ne aldatan hep istikamette ve eksende hayatını sürdüren, insanlığa ve İslam’a yararlı eserler bırakan kullarından eylesin.

Aydın OSMANOĞLU

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*

code

  • YORUM
reklam