“Hakimiyeti Göstermek İçin Fethedilen Yerlerde Para Basılırdı”

“Hakimiyeti Göstermek İçin Fethedilen Yerlerde Para Basılırdı”

Bölükbaşı sunumunda, geçmişte de günümüzde de para konusunun çok önemli bir konu olduğuna değindi. Para ve darphane konularının birbiriyle çok bağlantılı olduğunu ifade eden Bölükbaşı şunları aktardı:

“Para meselesi her zaman çok önemli bir mesele olmuş. Biz bugün hala bunun önemli olduğunu güncel hayatımızdan da görebiliyoruz. Tabi Osmanlı para sistemiyle ilgili ya da darphaneyle ilgili literatürde çok da fazla çalışma yok. Fakat yapılması gereken, incelenmesi gereken pek çok mesele, çok muazzam bir arşiv belgesi yönü var. Bunlar üzerinde yapılacak olan çalışmalar tarihimizin özellikle iktisadi ve mali yönüyle ilgili çok önemli hususlarda bilgi sahibi olmamıza sebep olacaktır.

Osmanlı para sistemini kabaca birkaç döneme ayırabiliriz. Çeşitli tasnifler var ama ben bunlardan bir tanesini tercih ettim ilki akçe dönemi. Akçe, Türkçe bir kelime, gümüş parayı ifade ediyor. Özellikle 17. yüzyıla kadar en çok kullanılan para, akçe. O yüzyılın sonlarına kadar bunun yanında tabi Fatih Sultan Mehmet dönemini takiben altın para da basıyor Osmanlılar.

 

‘Hakimiyeti göstermek için yeni fethedilen yerlerde de para basılırdı’

 

Bu dönemde daha doğrusu Osmanlı’nın ilk parayı ne zaman bastığına dair literatürde bir takım tartışmalar var. İlk akçe Orhan Gazi döneminde basılıyor fakat onun öncesinde akçe değilse bile bakır bir takım paraların basıldığı, Bursa kuşatması sırasında veya Bursa’dan önce bu bölgede para basıldığına dair elimizde bilgiler var. Yalnız biraz Bursa akçesinden önceki kısım biraz muğlak. Bursa’da akçe basıldıktan sonra Osmanlılar tabi hızla gelişen bir devlet Kuzey Batı Anadolu’da ve Trakya’da pek çok yeri fethediyorlar ve buralarda darphaneler açıp buralarda para basıyorlar. Tabi para basmak çok büyük güç.  Çünkü Osmanlılar Türk-İslam devleti geleneğine mensuplar. Bu gelenekte de hakimiyet sembolü olarak para basmak hayati derecede önemli. Yeni fethedilen yerlerde de buradaki Osmanlı hükümranlığını göstermek için para basıyorlar.

Tabi akçe döneminin bazı krizli zamanları var. Bunun ilki Fatih Sultan Mehmet dönemi. Fatih Sultan Mehmet dönemi kriz şeklinde ifade etmesek de problemli bir dönem. Çünkü Fatih Sultan Mehmet çok aktif bir padişah, çok fazla sefer yapıyor. Bu seferler sonucu çok fazla paraya ihtiyacı var. Para sisteminde bir takım oynamalarla buradan belli bir gelir sağlayıp onunla seferlerinin finansmanını sağlıyor.

 

‘Daha fazla para basıp savaş masrafları finanse edilmeye çalışıyorlardı’

 

Akçe döneminin asıl sorunlu yılları ise 1580’lerden sonrası. Özelikle Amerika kıtasının keşfi büyük bir krize yol açıyor. Osmanlı madenlerinde darphaneleri kapanıyor, darphane altınhaneye geliyor ve bu kriz çok uzun sürüyor. Hatta öyle ki bir dönem Osmanlı darphaneleri genelde para basamıyorlar. 17. yüzyılın sonlarına doğru bir reform yapılması ihtiyacı hissediliyor. Bununla birlikte küçülmüş olan darphaneler iyice çiğ tanesine dönmüş olan akçeler yerine daha büyük boyda gümüş paralar basılıyor. Bu paralarda Avrupa lisanından dilimize geçmiş kuruş kelimesini kullanmaya başlıyoruz. Kuruş büyük boyda bir para. Kuruş dönemi oldukça istikrarlı başlıyor. Fakat bu dönemde yüzyılın ikinci yarısında başlayan büyük savaşlarla istikrarını kaybediyor. Savaşların finanse edilmesi lazım, devletin kaynakları sınırlı, dış borçlanma imkanı yok. O zaman paranın içindeki maden miktarını azaltıp daha fazla para basıp bununla savaş masraflarını finanse etmeye çalışıyor.”

Yrd. Doç. Dr. Bölükbaşı sunumuna Osmanlı darphanelerini anlatarak devam etti. Bölükbaşı, “Osmanlı darphaneleri ilk dönemi klasik dönem. Bu 17. yüzyılın sonlarına kadar devam ediyor. Yani akçe döneminde buna klasik dönem diyebiliriz. Bu dönemin özelliği ne? Çok sayıda darphane var. Özellikle İstanbul’daki darphanenin dışında Anadolu’nun Rumeli’nin çeşitli yerlerinde Ortadoğu’da, Kuzey Afrika ülkelerinde de çok sayıda Osmanlı darphaneleri var. Hatta bir ara bunların sayısının 70 civarında olduğunu biliyoruz. Bu darphaneler maden ocaklarının yakınlarında ve ticaret olan güzergahlarda bir de önemli merkezlerde Edirne gibi Bursa gibi yerlerde açılıyorlar. Bu darphanelerin işletilmesin de genellikle emanet sistemi kullanılıyor. Yani ya devlet görevlileri buraları işletiyor ya da özel teşebbüse ihale edilip ihale sonucu alan müteşebbise buranın işletmesi veriliyor.

 

‘Darphaneler bulundukları bölgelere göre farklı para basıyor’

 

Klasik dönem darphaneleri 1580’deki krizle birlikte büyük oranda kapanıyor. Zirveye ulaştığı 2. Selim döneminin hemen akabinde 3. Murat döneminde bunların kapanmaya başladığını görüyoruz. 17. yüzyılın ortalarında pek çoğu kapanmış vaziyette. Şimdi bu darphanelerin bulunduğu bölgelere göre bastıkları para değişiyor. Osmanlı sisteminde merkezdeki yönetim modeli bütün eyaletlerde aynısını uygulamıyor. Bölgesel farklılıklara, o bölgelerdeki yüzyıllardır yerleşmiş olan geleneklere göre farklı kanunnameler, farklı düzenlemeler veya farklı uygulamalar olduğunu görüyoruz. Bu tabi şunu gösteriyor. Macaristan sınırından Azerbaycan’a kadar, Fas’tan Ukrayna’ya kadar uzanan bir imparatorluğun bütün bölgelerinde aynı para sistemi, ayni iktisadi yapı hakim değil. Bölgesel farklılıklar var. Devlette bunları merkezdeki modele uydurmak yerine bu farlılıkları kendine ait herhangi bir problemle karşılaşmadan sistemi daha rahat işler şekilde kullanıyor.

Bu dönem darphanelerinde son derece basit bir teknikle para basılıyor. Yani çok sofistike aletler söz konusu değil. Çok basit aletler var. 1700’lerin sonlarına doğru basılmış paraları kataloglardan incelediğimizde zaten çok basit bir teknikle basıldıkları yazılarındaki bozukluktan veya şekillerindeki düzensizlikten anlaşılabiliyor. Tabi bu 1580’lerde başlayan darphanelerin ve madenlerin kapanmasına yol açan Amerikan gümüşünün etkisiyle yaşanan bir kriz dönemi var. Bu kriz dönemi 2. Viyana Kuşatması’nın akabinde başlayan 1683-1689 yılları arasındaki savaş dönemiyle sona eriyor. 4. Mehmet döneminde başlayan bir reform girişimi var. Bu girişim 2. Süleyman döneminde neticelendiriliyor.

 

‘İnfazcı başı, darphanede idareci değil’

 

18. yüzyılın daha çok ikinci yarısına odaklanacağız. Bu dönemde darphane tarihinde olmadığı kadar enteresan bir durumda. Bu dönemde darphane 1690-1844 döneminin bir 50 yılı. Kuruş, temel para birimi ve darphane emaneten idare ediliyor, yani devlet görevlileri vasıtasıyla. Daha önce olduğu gibi kimi zaman emaneten yürütülüyor. Burada görevli kişilerin hepsi belli kademelerde yetişmiş. Bunlar profesyonel tipik Osmanlı bürokratları. Bu husus önemli çünkü bu dönemde darphanenin içinde çoğunluk gayrimüslimlerin elinde. Bir defterden kaç işçi sayısı olduğunu ben tespit etmiştim, bin 300 civarında işçi var darphanede o tarihlerde. Bu işçilerin neredeyse tamamı gayrimüslim. Birde bu işçi sınıfı, tüccar sınıfı var. Bunun dışında kalan darphaneyi idare eden, idare ve kontrol heyeti olarak adlandırdığımız gruptakiler ise sayıları az olmakla birlikte Müslüman. İdari sınıftaki bir kişinin bir katip bile olsa yükseldiği baki. Ama idari sınıfın dışından herhangi bir kişinin idari sınıfa geçmesi mümkün değil. Herhangi bir gayrimüslimin, işçinin idareci olması, darphanenin idare sınıfına girmesi mümkün değil. Çünkü literatürde bir takım yanlış bilgiler var. Darphanelerin içinde infazcı başı diye bir görev var. O çok önemli bir görevde. Piyasadan maden toplayan eski paraları toplayan bunları yeni para basımında kullanan bir kişi. Bunun nüfusu ve kudreti çok fazla olduğu için literatürde bazı kişiler bunu darphanenin asıl idaresi olduğu yönünde şeyler söylüyor ama bu doğru değil. Çünkü arşiv kayıtlarından bunun doğru olmadığını çok net şekilde tespit edebiliyoruz. Özellikle bunlar Ermenice yazılmış kitaplarda çok abartılarak anlatılıyor. Ermeniler padişaha çok yakın, çok nüfuzlu, kendi cemaatlerinden insanlar olduklarını övünerek anlatıyorlar. Ama bunlar ne kadar nüfuzlu olsalar da kesin bir şekilde darphane eminine yani bir bürokrata bağlı olarak çalışıyorlar. Bu daha sonra değişiyor. Gayrimüslimler Tanzimat’tan sonra memur olarak devlet bürokrasisinde üst noktalara, nazırlığa kadar yükselmeye başlıyorlar. Daha öncesinde belli görevleri üstlenebilseler de nazırlığa veya önemli memurluklara gayrimüslimlerden bir kişinin yükselmesi mümkün değil.

 

‘Darphanenin asıl kaynağı piyasa, maden ocakları değil’

 

Maden temini meselesi çok önemli. Yani darphanenin çalışabilmesi için piyasadan düzenli olarak altın, gümüş toplayabilmesi lazım. Darphanenin asıl kaynağı piyasa, maden ocakları değil. İlk başta biz hep maden ocakları diye düşünüyoruz ama maden ocakları 18. yüzyılda çok verimli olan maden ocakları var. Bu madenlerden gelen altın ve gümüş darphane için yeterli değil. Darphane asıl kaynağını piyasadan sağlıyor. Piyasada tedavül eden eski paralarla. Bu kayıtları incelediğimizde iki husus dikkat çekici. Biri asıl kaynak piyasa ikincisi piyasadan toplanan altın ve gümüşten para basmak çok karlı değil. Madenlerden gelen altın ve gümüşten para basmak ise çok karlı. Devlet buradaki üretimin bir kısmını vergi olarak alıyor. Kalan kısmını da belli bir bedel üzerinden devlete satmak zorunda maden amelesi. O yüzden bu karlı ama miktarı sınırlı. Piyasadan gelen madenin ise miktarı fazla ama sağladığı kar düşük.

Devlet darphaneye maden girişi sağlamak için bir takım tedbirler almış. Devlet altın ve gümüş geldiğinde her zaman önceliği darphaneye veriyor. Darphane varken başka bir kurumun darphane istemeden altın ve gümüşü alması çok zor. Bir de maden teminini zorlaştıran hususlar var. Devlet her ne kadar tedbirler alsa da kendi öncelikleri için piyasadaki aktörlerin de kendilerine göre öncelikleri var. Onlarında da iktisadi öncelikleri var. Onlar da devletin yasaklamalarına rağmen doğası gereği yasakları delmek için mecburen ellerinden geleni yapıyorlar ve bunda da çoğu zaman başarılı olduklarını söyleyebiliriz.

Darphane söz konusu olunca pek çok usulsüzlük yolsuzluklar söz konusu. Bu usulsüzlük ve yolsuzluklar nedeniyle cezalandırılan kişiler bunların bedelini ödemek zorunda olan pek çok kişi var.”

Daha sonra Yrd. Doç. Dr. Bölükbaşı'na, Vali Yardımcısı Süleyman Deniz tarafından Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi armalı tabak hediye edildi. ZEYNEP KILBAHRİ

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*

code

  • YORUM
reklam