“Kaliteli ve Nitelikli İnsan Olma Sanatı” Anlatıldı

“Kaliteli ve Nitelikli İnsan Olma Sanatı” Anlatıldı

İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin bilişsel ve duyuşsal alanlarda özgüven, sorumluluk, azim ve kararlılık gibi değerleri içselleştirmelerini sağlamak, başarı ve motivasyonlarını arttırmak, kendilerinde meslekler ve meslek tercihleri konusunda farkındalık oluşturmak, öğretmen ve idarecilerin mesleki gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla İmam Hatip Liseleri’nde ve ortaokullarında kişisel ve mesleki gelişim seminerleri düzenlemesinin yararlı olacağı düşünülüp imzalanan protokol kapsamında Bilecik’te Kaliteli ve Nitelikli İnsan Olma Sanatı semineri verildi.

 

“Gelecek çok acımasız olacak”

 

Seminere konuşmacı olarak yaşam koçu Münir Arıkan katıldı. Arıkan seminerde öğrencilere nasıl kaliteli ve nitelikli insan olunur bunun ipuçlarını verdi.

Arıkan şunları aktardı:

“14 yıldan beri yaptığımız bu seminerlerde karış karış yurdu, yurtdışındaki İmam Hatipleri dolaşarak sizlere şu iki kelimeyi anlatıyoruz. Kalite ve nitelik. Gelecek çok acımasız olacak. Birazcık sarsmaya, uyandırmaya, korkutmaya arada güldürüp eğlendirmeye geldim diyebilirim. Bir taraftan durup düşünüp, eğlenip, bir taraftan ağlayıp, üzülüp, titreyip kendimize geleceğimiz bir seminer.

Dünyada 7 milyar insan var. Bir kısmı sizin gibi çalışamıyor, öğrenci, genç, çocuk, bebek. 1 milyarı da yaşlı, hasta onlar da çalışamıyor. Kaldı 5 milyar. Dünyada iş 1,5 milyar kadar. 3,5 milyar açıkta kaldı. Dolayısıyla gelecekle alakalı kalite ve nitelik denen iki beceri, iki üstün özellik ve meziyet sizde olmazsa Allah korusun hayatın o en zor günleriyle karşı karşıya kaldığınızda çok üzüleceksiniz. Uyanın biraz. Hayatın en zor günü o sinemaya gidemediğin, istediğin kıyafeti alamadığın o babana yalvarıp yalvarıp cep telefonunun modelini yükseltemediğin gün değil. Sende annen baban gibi güzel bir evlilik yapıp senin gibi güzel çocukların olduğunda hayatın en zor günlerinden bir tanesi hastalandığında onu doktora götüremediğin gündür. Ya da okuldan 50 TL istediklerinde cebini karıştırıp o 50 TL’yi veremediğin gündür. Allah korusun beyninde bir ur çıktığında onu dünyanın en iyi beyin cerrahına götürecek parayı bulamadığın gündür. Hayatın en zor günü şahsınızla alakalı günler değildir. Hayatın en zor günü sevdiklerinizle alakalı o güzel başınızın mahcup bir şekilde öne düşüp eğildiği, gündür.

Sevdiklerinle alakalı bir şey yapamadığın gündür. O 3,5 milyardan bir tanesi benim arkadaşım. Amele, güneydoğulu bir hemşehrim. İstanbul Bağcılar’da. Amele dediğim şerefli insanlar cami yapıyor, ev yapıyor, okul yapıyor. Ama niteliksiz beden işçiliği yapıyor, kölelik yapıyor. Bugün burada bir karar vermenizi istirham ediyorum. Gelecekte beyin işçisi mi olacaksınız, beden işçisi mi? Seçilecek misiniz, seçecek misiniz? Bugün burada bir karar vermenizi istirham ediyorum. Arabayla yaklaştığımda 20 kişi birden atlıyor ‘Hocam beni al, eşim hasta, hocam para lazım.’ diye. Gelecekte yalvarmamak için bu güzel öğretmenlerinizi yalvarttırmayın. Okuyun başka bir şey istenmiyor sizden. Okuyun, öğrenin. Niçin burada olduğumuzu biliyor musunuz? Bu salonu kastetmiyorum, bulunduğumuz dünyayı kastediyorum. İmam Hatiplerde genellikle o kulluk ayeti olur. ‘Biz insanları ve cinleri sadece kulluk etsin diye yarattık.’ Peki kulluğunuzun bana bir hayrı var mı? Namazınızın, orucunuzun, haccınızın. Fakirsem zekattan bir pay, komşunuzsam kurbandan bir but düşer o kadar. Bana bir hayrı yok. Dünyadaki varlık sebebinizi açıklayan daha önemli bir ayet var. Haşa ayetler önem sırasına göre böyle kıyaslanmaz ama çok daha şumullu bir ayet var. Hanginizin daha içten yapacağı belli olsun diye geldiğiniz şu dünyada baki kalan kubbenin hoş bir sedası olmak üzere geldiğiniz şu dünyada araya dolgu malzemesi olmayın. Hiçbirinizin hayatı öyle rastgele geçip gidecek kadar kıymetsiz, kalitesiz, dertsiz bir hayat değil. Ama maalesef alem-i İslam dünyadaki varlık sebebini idrak edemiyor şu anda. Kabe imamının ağlatan o duasındaki gibi 300 yıldan beri karanlık uzun sürdü sizin yüzünüzden, bizim yüzümüzden. Amerika’nın, Avrupa’nın, batının, kafirlerin yüzünden değil. Müslümanların yüzünden.

Dünyada 7 milyar insan vardı. Bu insanların yıllık kazancı 7,7 trilyon dolar. Bunu paylaştıralım. Dünyanın kazancı nasıl dağılıyor? Mesela Almanya. Hangi Almanya? 2. Dünya Savaşı’nda haritadan silinen, 2 katlı binası kalmayan, çalıştıracak erkek nüfusu kalmayan. Almanya en güçlü kuvvetli en çalışkan biziz diye kapımıza dayandı. Göçmen işçi statüsündeki güçlü Türkleri alıp devlet töreniyle karşıladı, çalıştırdı ama iğrenç bir şekilde çalıştırdı. Ölümüne çalıştık. Büyük Almanya’yı kurduk. Şimdi bu sahtekarlar duvarlarına Türkler dışarı yazıp diri diri yakıyorlar bizi. Hocaların gözünden kaçmaz ama ola ki bir gün kaçarsa, bu salona bir sahtekar gelip bu mikrofonu eline alırda size çağdaşlık, muhasırlık, medeniyet, batı, uygarlık derse Allah’ınızı seviyorsanız protesto edip dışarı çıkın dinlemeyin. O kadar gittiğim dolaştığım batıda çağdaşlık, uygarlık adına, medeniyet adına bir şey göremiyorum ben. İslam’dan aziz medeniyet mi var. Ama çok güzel çalışıyorlar. Çalışmalarına hastayım. 83 milyon Alman 4 trilyon dolar üretiyor.

Peki Japonya? Hangi Japonya, 2. Dünya Savaşı’nda 2 şehri atom bombasıyla haritadan silinen Japonya. 100 km’lik topraklarında 100 yıldır ot bitmeyen Japonya. Dünyanın ücra köşesinde 13 bin 500 km ötede Türkiye’nin yer altı kaynaklarının 27’de 1’ine sahip Japonya. Ama bu çekik gözlü Japon kardeşler de çok güzel çalışıyor. 130 milyon Japon bu 77 trilyon dolara 5 trilyon dolar katıyor.

Amerika? Tarihte Amerika Birleşik Devletleri diye bir şey var mı? United. Bir araya gelip toplandılar bunlar. Ama öyle bir araya geldiler ki, öyle kaliteli insanları Osmanlı’da olduğu gibi bir araya getirdiler ki 300 milyonluk nüfusuyla 16 trilyon dolar üretiyor tek başına.

Türkiye’yi tek başına yazamadım durum vahim olduğu için. O yüzden 57 İslam ülkesini topladım. Hepsi bir araya geldiğinde 1,5 milyar nüfus yapıyor ama ürettikleri rakam maalesef 6 trilyon dolarcık. Bu çağ İslam’da üretim çağı kalite çağı. Nitelik, yetenek, bilgi, beceri çağı, uygarlık çağı. Bu çağ sıra dışı düşünce çağı.

İslam ülkeleri 57 ülke 1,5 milyar nüfus, 6 trilyon dolar. Üstelik dünyada gördüğünüz karaların 3’te 1’i bizimken, insanların 4’te 1’i bizimken ve kaynakların %60’ı Müslüman ülkelerdeyken bu rezalet durumdalar. Allah daha ne yapsın? Ama Müslümanlar birbirini boğazlıyorsa, Suriye’deki, Mısır’daki alçaklar gibi Müslüman kardeşini idamla, Müslüman kardeşini bombayla vuruyorsa İsrail zulmüne gerek kalmıyor zaten. Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez ey Allah’ın kulları kardeş olun.” ZEYNEP KILBAHRİ

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*

code

  • YORUM
reklam