KILIÇDAROĞLU OSMANELİDE KARŞILANDI

KILIÇDAROĞLU OSMANELİDE KARŞILANDI

Kalabalık partililer tarafından karşılanan Kılıçdaroğlu Osmaneli Balaban Meydanında halka hitap etti.

Kılıçdaroğlu yaptığı konuşmasında 7 Haziran seçimlerinden sonra neden Hükümet kurulamadığını anlatarak yapılacak 1 Kasım genel seçimlerinin önemine vurgu yaptı. CHP Genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Osmanelili seçmenlerden destek isteyerek Bilecik adayları Yaşar Tüzün ve Hüseyin Elmas’a oy vermelerini istedi. Genel başkan Kılıçdaroğlu emekliye, işçiye, gençlere, çiftçiye, memura, Asgari ücretliye verecekleri vaatlerini yineledi. Osmaneli Ziraat Odası Başkanı Ertuğrul Ünver Plaket, Osmaneli Belediye Başkanı Münür Şahin ise Tarihi Osmaneli evlerinin bulunduğu tablo ettiler.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun konvoyu daha sonra merkez Gülümbe köyünde durduruldu. Bilecik’te vatandaşlara hitap eden Kılıçdaroğlu daha sonra Bozüyük’e hareket etti. Kılıçdaroğlu'nun Osmaneli'deki mitinginden satırbaşları: 

 

“Biz 4 yıllık bir koalisyon istemiyoruz. Üç aylık bir seçim hükümeti istiyoruz.” dediler

“Kısa bir sohbet yapacağız. 7 Haziran’da sandığa gittik. Görevinizi yaptınız, oylarınızı kullandınız. Normalde vatandaş dedi ki tek partiyi iktidar yapmıyorum. Bir araya gelin Türkiye’nin sorunları var, oturun, konuşun, anlaşın demokrasi kazansın. Ülkenin dertleriyle uğraşın. Hükümet kurulsun sorunları çözün. Bize geldiler, başımızın üstünde yerimiz var dedik. Madem milli irade böyle tecelli etti, biz milli iradeye saygılıyız. Koalisyon mu istiyorsunuz Türkiye’nin dünya kadar derdi var. Bu saatten sonra yok şu olacak, bu olacak demiyoruz. Bizim derdimiz vatandaşın derdini çözmektir. Biz de koalisyona hazırız dedik. 10 gün görüştük, 10 günün sonunda dediler ki “Biz 4 yıllık bir koalisyon istemiyoruz. Üç aylık bir seçim hükümeti istiyoruz.” Niye üç ay? E 400 Milletvekili bize vermediniz. Arkadan terör geldi, arkadan bir sürü belalar geldi.

 

“Benim bir tek derdim bu”

Şimdi hepimize düşen bir görev var. Bakın ben hiçbir liderin yapmadığını yapıyorum.  Günün 24 saati çalışıyorum. Benim bir tek derdim var. Bu ülkenin huzuru, bu ülkenin refahı. Benim bir tek derdim bu.Benim hiçbir zaman saray merakım olmadı, villa merakım olmadı. Sizler nasıl yaşıyorsanız ben de öyle mütevazi yaşıyorum. Çok şükür aldığım aylıkta bana yetiyor. Çoluk çocukla huzur için de geçinip gidiyoruz. Kimseye muhtaç değiliz. Benim derdim zengin olmam değil benim derdim sizin zengin olmanız, halkın zengin olması.

 

Ben rahmetli Ecevit’in geleneğinden geliyorum. Rahmetli Ecevit derdi ki “Ne ezen ne ezilen. İnsanca, hakça bir düzen” derdi. Ben de insanca hakça bir düzen istiyorum. Ezilen de olmasın, ezen de olmasın. Çok güzel bir ülkemiz var, bereketli topraklarımız var. Köylerin yangın yeri olduğunu biliyorum, çiftçinin ektiği ürünün karşılığını alamadığını biliyorum, alın terinin karşılığını alamadığını biliyorum. Çok sayıda genç çocuğumuzun filiz gibi çocuğumuzun işsiz kaldığını biliyorum. Hala askere gitmiş gelmiş babasının eline bakıyor acaba 5,10 kuruş harçlık verir mi diye. Bunlardan Türkiye’nin kurtulması lazım. Yeni bir siyaset anlayışının olması lazım. Hakça bir düzenin olması lazım. Adaletli bir düzenin olması lazım.  Biri yer biri bakar kıyamet ondan kopar deniyor.

 

“Çocuklar yatağa aç giriyorlar yazık günah değil mi?”

Ben eskiden 7 Haziran’da 17 milyon yoksuldan söz ediyordum. Son rakamlar açıklandı. Bu ülkede 22 milyon yoksul var, 22 milyon. Yazık, günah değil mi? Çocuklar yatağa aç giriyorlar yazık günah değil mi? Fidan gibi çocuklarımız şehit oluyor. Yazık değil mi? Terörü niye bu ülkenin başına bela ettiniz siz? Oturdunuz bilmem çözüm çözüm. Ne yaptınız sonunda? Ülkeyi kan gölüne çevirdiniz. Ne diyorlar? Pkk bizi kandırdı. Sen çocuk musun kardeşim. Sen devlet yönetiyorsun.

 

Anneler, size sözüm var. Bir; Çocuğunuzu tam gün okula göndereceksiniz. Sabah gidecek, akşam gelecek. Öğle yemekleri için beslenme çantası hazırlamayacaksınız. Öğle yemeklerinde öğretmenleriyle beraber okulda bedava yiyecekler. Böylece bu dertte bitmiş olacak. Biliyorum şimdi yine bağıracaklar. Parayı nereden bulacaksınız? Vallahi de, billahi de bulacağım, gerekirse kendi boğazımdan kesip o çocuklara öğle yemeği vereceğim. Hiç meraklanmayın, bakın hiçbir ailenin geliri 720 liranın altında olmayacak, hiçbir ailenin geliri. Her evde kesinlikle tencere kaynayacak. Hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek. Aile sigortasını getireceğim. Hiçbir çocuk ama bizim çocuklarımız geleceğe umutla bakmalı. Anneler, babalar çocuklarının geleceğinden emin olmalı.

 

“İmam Hatip okullarını kuran zaten Cumhuriyet Halk Partisi”

Çocuklarımız iyi bir eğitim almalı. Ben eğitimden söz edince koro halinde bağırıyorlar. Vay efendim CHP gelecek İmam Hatip okullarını kapatacak. Niye kapatalım? İmam Hatip okullarını kuran zaten Cumhuriyet Halk Partisi. Kendi kurduğu okulu zaten niye kapatsın? Tam tersine. İster İmam Hatip ister lise, ister meslek lisesi, ister Anadolu Lisesi. Bütün çocuklarımızın kaliteli eğitim almasını istiyorum ben. Nitelikli eğitim almalarını istiyorum. Bizim derdimiz o zaten. Çocuk benden iyi yetişmeli. Gençler bizden daha iyi yetişmeli. Onlar Türkiye’yi yönetecekler, onları suçlu olarak görmememiz lazım. Onlara söz sende dememiz lazım. Onları başımızın üstünde taşımamız lazım. Sonunda bu çocuklar bizim çocuklarımız. İyi eğitim almalı, iyi beslenmeli, iyi okul okumalı, iyi yönetmeli Türkiye’yi. Biz bunu yapmazsak geleceğimizi öldürmüş oluruz.

 

“13 yılda 12 sefer eğitim politika değişti”

Eğitim sistemi iflas etti. 13 yılda 12 sefer eğitim politika değişti. Böyle bir politika mı olur? Yazık, günah değil mi? Anne çocuğunu hangi okula göndereceğini bilmiyor. Hangi okulu, hangi sınava gireceğini bilmiyor. Sabah sınav, öğle sınav, akşam sınav. Bu çocuk bir de çocukluğunu yaşasın. Yazık, günah değil mi? Hepsini düzelteceğim.

 

“Dedik ki Suriye’ye girmeyin kardeşim”

Din üzerinden siyaset yapıyorlar. Sakın bunlara inanmayın. İbadet Allah için yapılır, siyaset için yapılmaz. Gencecik çocuklarımız geliyor şehit. İçim kan ağlıyor, yazık günah değil mi bu çocuklarımıza. Nasıl Türkiye’yi buraya getirdiniz? Bir Pkk belası vardı, şimdi bir de İşit belası çıktı. Niye, neden oluyor bunlar? Dedik ki Suriye’ye girmeyin kardeşim. Suriye’ye müdahale etmeyin. Suriye’nin işine karışmayın. Sanane Suriye’den? Hayır efendim ben oraya gireceğim. Ben şunu, bunu yapacağım. 2 milyon 200 bin Suriyeli Türkiye’de. Bizim çocuklarımız işsiz, şimdi çocuklara bir iş bulacağız diyorlar. Hani var ya bir meşhur sözümüz ayranı yok içmeye diye aynı o durumdayız.

 

“Türkiye’nin önünde fatura var, başka hiçbirşey yok”

24 Ağustos 2012’de bir mektup gönderdim dönemin Başbakanı’na. Suriye politikanız yanlıştır dedim. Orada kardeş kanını dökmeyelim dedim, Türkiye üzerinden silah göndermeyelim dedim. Yazık günah. Hayır biz doğrusunu yapıyoruz. Buyrun. Amerikalı orada, Rusya orada, İranlı orada, Çin de yolda geliyor, Türkiye nerde? Nerede Türkiye? Türkiye’nin önünde fatura var. Başka hiçbirşey yok. Sadece fatura var. Yazık, günah değil mi? Dış politikanın önemi şudur; Dış politikada bir hata yaparsanız, o hatayı 78 milyon vatandaş öder. İç politikada hata yapabilirsiniz. Onu telafi etmek mümkündür. Ama dış politikadaki hatayı bir kuşak değil birden fazla nesil o hatanın bedelini çeker bu hatayı yaptılar. Bütün Arap dünyası bize düşman. Mısırla kavga ettik. Mısırla ne işimiz var bizim, niye kavga ediyoruz?

 

“Sadece 4 yıl yetki verin”

Turist gelmiyor, niye gelsin. İhracatımız düşüyor, mal satacak ülke mi bıraktınız? Yeniden Türkiye’nin inşa edilmesi lazım. Zihinsel olarak. Huzura ihtiyacımız var bizim. Gerginlik istemiyoruz, siyasette kavga istemiyoruz. Emin olun kavgadan bıktım, böyle siyaset olmaz. İnsanı geren siyaset mi olur? Nerdeyse sokakta karşılaştığımız arkadaşımıza selam bile veremez hale geldik. Farklı görüşlerimiz olabilir, farklı düşüncelerimiz olabilir ama bu ülkede yaşıyoruz, bu güzel havayı teneffüs ediyoruz. Bu kavga neden, neden kavga ediyoruz? Bölüşmeyecek neyimiz var? Ben bütün bu nedenleri biliyorum. Ama ben sizden yetki istiyorum. Ben öyle 13 yıl falan yetki de istemiyorum. Sadece 4 yıl yetki. 4 yıl yetki verin bu ülke nasıl adam gibi yönetilirmiş göreceksiniz.

 

“Davutoğlu saraya çalışır Kılıçdaroğlu halka çalışır”

Siyasette kavgayı bitireceğim, o geldi bu gitti bunları bitireceğim. Gelmezse ben ayağına gideceğim. Ne olacak? Kibiri bitireceğiz. Kibir olmaz siyasette, inat olmaz, kavga olmaz siyasette. Siyasetin görevi şudur; Çocuğumuz işsiz mi o çocuğa iş bulacağız. Çocuğa daha iyi eğimi imkanı, daha iyi hastane imkanı vereceksin. Dış politikanın, ülkenin çıkarları üzerine hareket edeceksin. Siyasetin konusu budur. Siyasetin konusu kavga etmek değildir. Kavgadan en büyük zararı vatandaş görüyor. 1 Kasım’da sandığa giderken bir şeyi sakın unutmayın. Davutoğlu saraya çalışır Kılıçdaroğlu halka çalışır. Onlar da zaten inkar etmiyorlar. Biz saraya çalışmayız demiyorlar. Onlar orada çalışabilirler ama ben halka çalışacağım. Sizin için emek harcayacağım. Bu ülkede hiçbir ayrım yapmayacağım. İnancı ne olursa olsun insan Allah’ın yarattığı en değerli varlıktır ve başımın üstünde yeri vardır. Aslında bu memleketin huzuru ve refahı isteyenler çoğunlukta. Biz çoğunluktayız aslında. Gerginlik istemeyenler, kavga istemeyenler çoğunlukta ama oylarımızı bölüyoruz. Bölmeyelim oylarımızı, bölmeyelim birlik olalım. Bu ülkeyi yönetelim bakın göreceksiniz dış politikada ilişkilerimiz düzelecek. Niye kavga edelim? Bu ülkede çok büyük, çok güzel işler yapabiliriz. Bir vizyonumuzun olması lazım. Türkiye nereye gidecek?

 

İlk kez Türkiye tarihinde derin bir kriz yaşıyor şu anda

En büyük sorun ne biliyor musunuz? Türkiye’de bir yönetim boşluğu var şu anda. Türkiye’yi kim yönetiyor. İlk kez Türkiye tarihinde derin bir kriz yaşıyor şu anda. Bir yönetim krizi yaşanıyor. Bunun aşılması lazım. O nedenle bu seçimler önemlidir. Sandığa giderken oturup düşüneceğiz. Ya baskıdan yana oy kullanacağız ya refahtan, huzurdan yana oy kullanacağız. Tercih bu kadar açıktır. Bunu yapmamız lazım. Ben size güveniyorum, sizi seviyorum, size inanıyorum. Sizin için çalışacağım, sizin emek harcayacağım. Ne söyledim. Birşeyi sakın unutmayın Davutoğlu saray için çalışır, Kılıçdaroğlu halk için çalışır.. Sizin için alın teri dökeceğim. Dökeceğim her alın teri size helal olsun diyeceğim.” 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

1 Yorum

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*

code

  • YORUM
reklam