KURSİYERLER SERTİFİKALARINI ALDI

KURSİYERLER SERTİFİKALARINI ALDI

 

Gerçekleşen tören neticesinde Bilecik Merkez’de kursa giden 143 kursiyere sertifikası verildi. Törende konuşan Hayrat Vakfı Bilecik Temsilcisi Kadir Köse, 15 Aralık 2012 tarihinden itibaren Türkiye genelinde kurslarına 101 bin kişinin katıldığını ve bunlardan 75 bininin sertifika almaya hak kazandığını söyledi.

                Tören Bilecik İmam Hatip Lisesi Tatbikat Camii Müezzini Enver Bozkurt’un Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Ardından Hayrat Vakfı Bilecik Temsilcisi Kadir Köse bir konuşma yaptı. Köse konuşmasında şunları aktardı:

“Sivil toplum kuruluşları, devlet ile millet arasında harç görevi yaparak, devlet millet kaynaşmasında önemli bir rol oynar.  Gönüllü insanların oluşturdukları sivil toplum kuruluşlarının dünyada ve ülkemizde çok önemli görevler üstlendiği bilinen bir gerçektir. Dünya, artık resmiyetçi ve her şeyin devlet eliyle yapılageldiği günleri geride bırakma gayretindedir. Bu ortak görüş ülkemizde de giderek yaygınlık kazanmakta, sivil toplum kuruluşları her geçen hem çoğalmakta hem de etkinlikleri artmaktadır.

Nisan 2012’de Milli Eğitim Bakanlığı ve Hayrat Vakfı önemli bir eğitim ve kültür projesini hayata geçirdi. Bu proje Osmanlı Türkçesini öğretim projesiydi. İmzalanan protokol ile; tarihi ve kültürel zenginliklerimizin korunması ve bu değerlerimizin yeni nesillere aktarılması amaçlanıyordu. Bu çalışmaları tarihi bir mesuliyet olarak gören vakfımız, şanlı geçmişimiz ile günümüz arasında köprü vazifesini üstlenmiştir. Protokol çerçevesinde Türkiye’nin 900’ü aşkın merkezinde Osmanlı Türkçesi kursları açıldı. 1997 yılında Kültür Bakanlığı ile benzer bir işbirliği ile binlerce insanın Osmanlıca öğrenmesine vesile olan Hayrat Vakfı, şimdi yeni ve daha büyük bir hizmeti gerçekleştiriyor.”

                İl Milli Eğitim Şube Müdürü Mahmut Güven konuşmasında, “Aristo, Eflatun gibi düşünürler, eğitim çalışmalarını çocuklar üzerinde değil de; ekonomik ve toplumsal sorumluluk almış, zihinsel ve ruhsal açıdan gelişmiş yetişkinler üzerinde yoğunlaştırmışlar, yaygınlaştırmışlar. Türkiye’de Hayat Boyu Öğrenmeye katılım oranı Avrupa’yla kıyasladığımızda önemli ölçüde düşük seviyededir.  Hayat Boyu Öğrenmeye katılımı artırmak adına okullarımız, kurumlarımız bu tür eğitim etkinliklerine açılmış durumda. Yani tüm yetişkinlerimiz okulun eğitim öğretim saatleri dışında okullarımızın, kurumlarımızın bölümlerine gidebilirler.” dedi.

                En önemli yatırımın insana yapılan yatırım olduğunu dile getiren Bilecik Belediye Başkanı Selim Yağcı da, “Bu anlamda Milli Eğitim Bakanlığımızla Hayrat Vakfı arasında insanın geçmişini aydınlatmaya yönelik hele hele bizim gibi gerçekten köklerimiz tarihin derinlerine dayanan, 600 yılı aşkın, 700 yılı aşkın süreden beri bir medeniyet temsilcisi olan bir milletin torunları olarak, o geçen süreç içerisinde nelerin tezahür ettiğinden bihaber olarak yetişen, gelişen torunlar olarak dedik ki, “Burada bir sandık var. Geçmişinizde orada, geleceğinizde orada. Ama sandığın anahtarı tabi ki dil.” Bu dil noktasında da, sorunu çözme noktasında gerçekten Milli Eğitim Bakanlığımızla Hayrat Vakfı’nın bu girişimi her türlü takdirin üzerinde, Allah razı olsun diyorum.” dedi.

Konuşmalar bittikten sonra Hayrat Vakfı tanıtım filmi gösterildi. Kursiyerler tarafından Osmanlıca metinler okundu. Candan İlahi grubunun musiki dinletisinin ardından kursiyerlere sertifikaları verildi ve Kur’an-ı Kerim hediye edildi. ZEYNEP KILBAHRİ

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

1 Yorum

  1. Osmanlıca Türkçesi – Osmanlıca; Türklerin yüzyıllar boyunca geliştirdikleri özgün bir dildir. Hem Arapçadan hem Farsçadan faydalanmış ama ikisi de olmamıştır. Gelecekle geçmiş arasındaki köprüyü sağlam kurabilmenin yolu, Osmanlı Türkçesini okuyup anlayabilmekten geçmektedir. Millî kültürümüzün temelini oluşturan eserlerimizin hemen hemen tamamı, Osmanlıca ’yla yazılmıştır. Hâlbuki yeni neslimiz, dedesinden kalmış bir kitap veya eski bir tapu senedinin, bir paranın, bir çeşme kitabesi, tarihî bir çarşı girişi ya da belki her gün altından geçtiği üniversite giriş kapısında yazılı olan Osmanlıca metnini okuyamadığı gibi, gerek ne manaya geldiği, gerekse estetik zevkini yudumlama imkânından mahrumdur. Üzerinde güneş batmayan koca bir cihan devletinin dayandığı sırrın perde arkasındaki çağ açıp çağ kapayan bir kültürün mirasçıları olan bizlerin, birkaç yıl değil, asırlarca tüm dünyayı adâlet ve şefkatiyle avucuna alan ve ışık saçan o güzelliklerin hayret verici altyapısını araştırma gereği ne kadar açıktır.

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*

code

  • YORUM
reklam