Bilecik Haberleri | Değişim Gazetesi Haber Sitesi
“Laik Sistemle Çalışan Bir Devlet Toplumunu Osman Gazi Zamanında Görüyoruz”
Sosyal Medyada Paylaş
5 Kasım 2013
admin

“Laik Sistemle Çalışan Bir Devlet Toplumunu Osman Gazi Zamanında Görüyoruz”

“Kayıların anavatanı Bilecik değil”

 

Prof. Dr. Konukçu sunumunda şunları aktardı:

“Biz nerede yaşıyoruz Bilecik’te. Bilecik neresi? Vaktiyle Kayıların Horasan’dan gelip Erzurum üzerinden Ankara’ya orandan da bu bölgeye Kütahya, Bilecik ve Söğüt taraflarına gelip yerleştiğini gördük. Bizim devletimizin kurucusu Ertuğrul Gazi. Ertuğrul Gazi kim, ismini bile Türkçe olarak kuş isminden alan Er ve Tuğrul isimleri karşımıza çıkıyor. Ertuğrul Gazi bir bey miydi, o belli değil fakat tarihi misyonu merkezi Asya’dan alıp Türkistan’a alıp Horasan’dan babası Süleyman Şah ile buraya getiren kişi. Kayılar, Oğuzların, Oğuz Devlet Teşkilatı’nda çok önemli yeri olan bir kabile oluyor. Ama şunu her zaman söylüyorum ve gittiğim yerlerde de izah etmek istiyorum. Kayıların anavatanı burası değil, Bilecik değil. Ama Bilecik’te kolları var. Kastamonu’da, diğer yerlerde Doğu Anadolu’da hatta Batı Rumeli’de de Kayıların yaşadıkları mekanları biliyoruz. Ama bunları devlet haline getiren Ertuğrul Gazi. İlk defa kadına da, cumhuriyete çok önem veriyoruz. Kadın olayına da örnek temsil eden bir kurucumuz Ertuğrulgazi olur. Çadır Ana yani birçok kimseyi kendi koruyuculuğu altında toplayan bir bayana yer veriyoruz. Bu Hayme Ana. Hayme Ana’nın mezarları çok aranıyordu ama makam mezarlarla da karıştırılmış olur.

 

‘Laik sistemle çalışan bir devlet toplumunu Osman Gazi zamanında görüyoruz’

 

Beylik olayını ilk defa bu bölgeye getiren, Bilecik’e getiren Osman Gazi oldu. Ertuğrul’un ölümünden hemen sonra Osman Gazi ilk defa Bizans kaynaklarında belirttiği gibi çünkü onlardan da iki büyük tarihçi var. O iki tarihçi Osman Gazi ve Ertuğrul çağdaşı kendi tarihlerinde bu bölgelerde ve çevresinde olan şeyleri hep anlatıyorlar. Bu bölgede Hıristiyanlığın çöküşü devletin çöküşüne paralel olarak yeni bir değişiklik oluyor. Büyük din adamlarımızdan, önderlerimizden Edebalı, ‘Ede’ kardeş anlamına geliyor. Böyle bir dini başbuğ, bir devletin hemen yanında görüyoruz. Biliyorsunuz Türklerde önemli olan şey Müslüman olmakla beraber Arap toplumlarındaki gibi değil laik sistemle çalışan bir devlet toplumunu biz daha Osman Gazi zamanında görüyoruz. Edebalı’yla tepede yaptığı konuşmalar o devirde yaşayan tarihçiler tarafından bize nakledilmiştir. ‘Duvarda asılı olan kimdir, nedir?’ ‘Kur’an-ı Kerim’, ‘Kur’an-ı Kerim nedir?’ diye soruyor Osman Gazi. Osman demiyoruz, Ataman diyoruz fakat Osman şekline dönüşmüş. ‘Orada Kur’an-ı Kerim’i görmüş olduk.’ diyor. Tabi Kur’an-ı Kerim’e yabancı değil ama türbede bunu görmesi son derece önemli. Böylece şeyhin izahlarıyla Kur’an-ı Kerim’in ne olduğunu anlıyor. Ama şu var, din ve devlet işleri cumhuriyette ancak Atatürk bunları gündeme getirdiği ilkeleriyle ama o zamanlar Bilecik topraklarında, Söğüt’te bu tarihi değişimlerin olduğunu görüyoruz.

 

‘Tarihte 16 devlet kurduk’

 

Türkler 1923’e kadar hanedanlarla idare edildi. Hepsi asil ailelerden geliyordu ve Oğuz Han’dan kaynaklanıyordu. Daha sonrada ileriye gittiler Gök Tenri ile temasa geldiler ve ondan bir takım ilahi emirleri aldığını söylüyorlar. Bir de daha İslami Kur’an-ı Kerim bize sunulmadan önce Türkler dünyaya geliş felsefesini biliyorlardı. ‘Yer oldukta gök oldukta ikisi arasında insanoğlu yaratıldı.’ diyor ve bunlar çeşitli kuruluşları meydana getirdiler. Gerçektende doğrudur. Kur’an-ı Kerim daha bizim elimize geçmeden bu insanımız Sibirya’da olsun Orta Asya’da olsun, Avrupa’da olsun bir Gök Tenri yani gökte hakim olan, uzayda hakim olan, kainatta bizi idare eden bir varlıktan o zamanlar haberdar ve Hazreti Peygamber ile de biz bunları devlet bünyesine beylik bünyesine aldık. Tarihte 16 devlet kurduk. Bu 16 devletin hepsi ya Oğuz Han’dan geliyor veya Timur’dan. Sonrada bakıyoruz hep Cengiz Han’a bağlılık var. Bir de Bozkurt’u ata olarak tanıyoruz, bizi feraha çıkaran. Yine bugünlerde basında çok görüyoruz. Ergenekon meselesi Ergenekon bizi açıklığa davet eden bir önemli olay. Gerçekten Türkler bu arızaları bertaraf ettikten sonra yine bir kurdun önemiyle dünyaya yayıldılar. Bizim kurduğumuz devletlerin hepsi imperyal yani emperyal’dir, imparatorluğa dönük şeylerdir. Osmanlı Devleti’nde insana verilen değer son derece önemlidir. Mesela yine Şamanist olarak kamlık dininde olduğunu gördüğümüz ve bu bölgeye gelip yaşayan, yayılan ahilerin, şeyhlerin ve daha büyük fakihlerin bu dini çerçeveyi yani bir toplumun alt yapısını hazırladıklarını görüyoruz.

 

‘Osman Gazi paylaşımcıydı’

 

O tarihlerde Avrupa’da ve Bizans’ta korkunç bir yönetim zorluğu var. Din adamları bir kenarda, devlet adamları bir kenarda. ‘Siz bize vergi verin, çiftçilik yapın, bizi besleyin devlet hazinesine İstanbul’da gelişsin.’ Ama Türklerde öyle bir şey yok. Osmanlılarda özellikle Osman Gazi buna hep karşı çıkar, her şeyi paylaşır. Bazıları şatolarda yaşarken bey ne yapıyor belli günlerde imarethanelerde halka bedava yemek veriyor. Onların istekleri dinleniyor. Yani üst kademeyle alt kademe arasında son derece iyi bir iletişim var. Avrupa’da tabi o tarihlerde bunları görmek hayaldi.

 

‘Padişahlarımızın cumhuriyete girişi kademeli olmuştur’

 

Osmanlı Devleti aynı zamanda bizi cumhuriyete taşıyan bir çok değişiklikleri de gündeme getirmiştir. Ama maalesef 3 kıtaya yayılan Osmanlı Devleti batının tuzağına düştü ve sonunda yavaş yavaş çöküşe doğru geldik. Mesela 2. Mahmut zamanında gerekli reformlar yapılmış ve o tarihlerde bazı tarihçiler 2. Mahmut’a hem Fransız İhtilalini ve daha öncede Amerika’da meydana gelen bir cemahir, cumhuriyetler olayını gündeme getirmiştir. Padişahlarımızın cumhuriyete gidişi kademeli olmuştur. Karşı değillerdir ama İngiltere de olduğu gibi hanedan vardır. Kayılardan ve Ertuğrul Gazi, Süleyman Şah neslinden bize zamanımıza doğru bir geliş vardır. Bu son devrin Türkçü şairleri ve İslamcı şairleri yeni bir idari sistemden bahsetmektedir. Ama Hz. Peygamber zamanında gerçi devletin adı o zaman pek ortada yoktur ama hanedanlara yönelik bazı şeyler var. Hz Peygamber bize göre cumhuriyeti, hukukçulara göre cumhuriyeti akışın ilk örneklerinden birini vermektedir. Seçimle işbaşına gelen hükümetler, idareciler orada çalışmalarına başlamışlardır. Bizim padişahları biz tabi zevk, eğlence içinde olanlar olarak tanıyoruz. Şimdi işte Kanuni serisi var Muhteşem Süleyman. ‘Muhteşem Süleyman’ o filmdeki gibi değil. Kanuni yani devlet yönetiminde birtakım değişikliklerin olması yasaların olması gereğini koymuştur. Amerika Birleşik Devletleri’nde Washington’da parlamentoda yasa yapıcılar olarak şeref listesinde Kanuni’nin isminin olduğunu görüyoruz. Bu da bizim için büyük bir şereftir. Batılılar diyor ki, ‘Efendim bunlar cumhuriyete pek zor giderler. Belki de ulaşamazlar.’ Ama Kanuni devrinde bir cumhuriyet olayı var. Sonra Tanzimat olayı var, saat olayı var, meşrutiyete ilişkin olaylar var. Bunlar padişahtan bize hiç zorlamadan yönetimi bize verdiği bu güzel olaylar zinciri görüyoruz. İttihat Terakki dönemi vardır. Kısmi bir diktatörlükle karşı karşıya kalıyoruz ama parlamento vardır. Parlamento Vahdettin zamanında vardı ve Vahdettin tabi bunu yapamadı. Belki de bu konularda hiç haberi yoktu. Zaten millet seçimine dayanan alt parlamentoyu seçen Meclis-i Mebusanı Osmaniye, Osmanlı Meclisi milletvekillerimiz seçebilecek bir zemin yoktu. Fakat atama yoluyla bunları yerine getiriyorlardı.

 

‘Cumhuriyet kurulduktan sonra ilkeler kuruluyor’

 

Mustafa Kemal, çok demokratik yolları takip ederek kongreler yapıyor, yeni düzenlemeler yapıyor, seçimler yapılıyor. 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi açılıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisinde cumhurbaşkanı ifadesi yoktur, meclis reisi, onun başına devletin şeklini de koymuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi. 1923’te ne oldu? Türkiye cumhuriyeti, nereye dayalı büyük millet meclisine dayalı. Yani millet idaresine dayalı bir sistem geliyor.

Cumhuriyetin kurulmasının ardından devletin yapısını ortaya koyacak ilkeler oluşturuluyor. 6 meşhur ilke. Tabi bunu da dağ başından indirmedik. Eski Türk geleneğinden yani biz de ok kutsaldır, ok birliği işaret etmektedir. Böylece cumhuriyetin ilk temelleri atılmıştı. Bu da 29 Ekim 1923’te gerçekleşti. Gerçekten cumhuriyet idaresi Türk devlet sistemi içerisinde ikinci atama noktası, ta kuruluştan ilkçağlardan günümüze kadar hep asilzadeler, büyük aileler onlara dayanan devlet isimleriyle yönetilirlik ve Osmanlı Devleti bu yönetim tarzını yani hükümdarlık şerefine dahil olarak 1923’e kadar 22 sonlarına kadar devam ettirmiştir. İşte Ankara’da Çankaya’da alınan bir karar. Bu karar bizim bazı basın organlarının söylediği gibi değildir. İçki masasında ortaya konmuş bir şey değildir. O günün kayıtları vardır. Hepsi bu işin içindedirler.” ZEYNEP KILBAHRİ

Bir Yorum Bırak

*

code

Tüm Hakları Saklıdır © 2018 Bursa Web Tasarım