Mesleki ve Teknik Eğitimin Geleceği

Mesleki ve Teknik Eğitimin Geleceği

 

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’yla başlayan programda Bilecik Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdürü Yrd. Doç. Dr. Çağlayan Açıkgöz konuşma yaptı. Konuşmasında Avrupa Birliği’nin öncelikli hedefinin dünyanın en dinamik rekabetçi gücünü, bilgi toplumunu ve insan kaynağını oluşturmak olduğunu söyledi. Bunu gerçekleştirmek içinde Ar-Ge payını artırmaya ve mesleki eğitimi özendirmeye ve geliştirmeye önem verdiklerini belirtti.

            Rekabetçi ekonomide insan kaynağı ve teknoloji olmak üzere iki esas dinamiği bulunduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Açıkgöz, bu nedenle mesleki eğitime çok fazla önem verdiklerini aktardı. Yrd. Doç. Dr. Açıkgöz konuşmasının devamında şunları aktardı:

            “İnsan kaynakları etkisinin önemli bir göstergesi ülkenin verimlilikle ilgili olan rakamlarıdır. Verimlilikle ilgili yapılan çalışmalar Türkiye’de çalışanların verimli olmadıklarını göstermektedir. 1975’ten günümüze ülkemizde lise mezunlarının sayısı artmakta iken verimliliğimiz diğer ülkelere göre azalan bir eğilim göstermektedir. Cumhuriyetin ilk yıllarında ülkemizde mesleki eğitimin genel eğitime oranı yüzde 80 civarında iken günümüzde bu oran ciddi bir gerilemeyle yüzde 25 seviyelerine inmiş durumdadır. Mesleki eğitimin sayısal ve niteliksel sonuçları Türkiye’nin 21. yüzyıl ekonomisini tehdit edecek seviyelere ulaşmıştır. Türkiye’nin mesleki eğitiminin genel eğitim içindeki oranının yüzde 70 seviyelerine çıkarması zorunlu bir dönüşüm olarak karşımıza çıkmaktadır.”

            Yrd. Doç. Dr. Açıkgöz’ün yapmış olduğu konuşmanın ardından Bilecik Üniversitesi Meslek Yüksekokulu ile ilgili slayt gösterisi yapıldı. Sunumun ardından Bilecik Üniversitesi Meslek Yüksekokulu’nda 20 yılı aşkın süre ile görev yapmış ve yapmakta olan hocalara plaket takdim edildi. 22 yıl görev yapmış olan Meslek Yüksekokulu Müdür Yardımcısı Öğretim Görevlisi İbrahim Kılıç, 22 yıl görev yapmış Öğretim Görevlisi Çetin Akyüz ve 23 yıl görev yapan Öğretim Görevlisi Telat Türkyılmaz’a Vali Yardımcısı Süleyman Deniz tarafından plaket takdim edildi. 31 yıldır görev yapmış olan Öğretim Görevlisi Nükhet Öcal ve 20 yıl görev yapmış olan Okutman Hatice Kıvanç’a Belediye Başkan Yardımcısı Mustafa Yürükcü tarafından plaket takdim edildi. Son olarak emekli olan Öğretim Görevlisi Ali Dağdeviren ve Öğretim Görevlisi Yıldırım Ertukan’a Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Abdülhalik Bakır tarafından plaket takdim edildi.

            Oturum Başkanlığı’nı Bilecik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Şennur Candan’ın yaptığı konuşmacı olarak Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Rıza Gürbüz, Elginkan Vakfı İzmit Ahmet Elginkan Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi Müdürü Ahmet Taşkın ve Bilecik 1. OSB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Lütfü Çakır katıldı.

            Paneli başlatmadan Oturum Başkanı Prof. Dr. Candan tarafından mesleki ve teknik programlar ile genel programlara taleplerle ilgili yaptığı araştırmasını paylaştı. Araştırmasının sonucunda gelişmekte olan ülkelerde genel programlara daha çok talep olduğunu, gelişmiş ülkelerde ise mesleki ve teknik programlara daha fazla talep olduğunu söyledi.

            Panel Prof. Dr. Rıza Gürbüz’ün “Meslek Yüksekokulları ile Sanayi İşbirliğinin Geleceği” konulu sunumuyla başladı. Türkiye’de çok fazla üniversite açıldığını fakat ihtiyaç olanların açılmadığını söyledi. Sanayicilerle işbirliği sağlanması gerektiğine değinen Gürbüz, eğitimcilerin görevlerinin sadece okuldan mezun etmekle bitmediğini belirtti. Gürbüz, sunumunda şunları aktardı:

            “Ben müdür olarak Çankırı’daki sanayi kuruluşlarını ziyaret etmediysem, onlarla bir bağlantı kurmadıysam bende bir eksiklik var. Başkasını suçlamak kolaydır ama asıl yargılanması gereken, insanın kendisidir. Biz kendimizi değerlendirdikten sonra başkası hakkında konuşmalar yapabiliriz.

            Meslek Yüksekokullarına ihtiyaç olmasaydı devlet bu bölümleri kurmazdı. Ara elemana gerçekten ihtiyaç var. Ara eleman, meslek lisesi ile mühendis ve yönetici arasındaki geçişi sağlayan çok önemli bir elemandır.

            Öğretmenler işsiz olduklarını söylüyorlar. İş istiyorsunuz ama devletin istihdam kapasitesi yok. Hangi alanda ihtiyacımız varsa o alanda yetiştirmeliyiz. Yetişmişlere iş bulamayınca, ‘Mühendis yapamadık, öğretmen yapalım.’ deniliyor. Böyle olmaz, mühendis mühendistir, öğretmen öğretmen. Öğretmenlik çok önemli bir iştir.

            Meslek Yüksekokulları 1976 yılında 44 taneydi. Şimdi 685 tane ve 100 tanesi aktif değil. Öğretim elemanı sayısı 9500, öğrenci sayısı 640 bin ve 44 tane program var.

            Sanayiye eleman yetiştirecek eğitimcilerin sanayi tecrübesi yok. İmkânım olsa sanayide neler olduğunu, neler yapılmasını görmesi için her hocayı en azından ömrü hayatında bir altı ay kadar sanayi de çalıştırırdım.

MYO’lara genelde düşük gelirli ailelerin çocukları geliyor

            Aileler çocuğunun meslek yüksekokullarına gitmesine inanmazsa olmaz. Meslek yüksekokulu çok önemlidir, mesleki eğitim çok önemlidir deniliyor. Ama hiç kimse çocuğunu meslek yüksekokuluna göndermiyor. Meslek yüksekokullarına gelenlerin gelir seviyelerine yönelik anket yaptım. Hep garibanını çocuğu geliyor bize. Meslek yüksekokullarına genelde düşük gelirli aile çocukları geliyor. 

            İl Danışma Kurulları’nın, Program Komiteleri’nin kurulması lazım. Hocalarımızın sanayi denetimlerini artırması lazım. Sanayiyi mutlaka ziyaret etmeleri lazım. Staj için giderler, gözlem için giderler ama bir şekilde gitmesi lazım.”

            Gürbüz’ün sonrasında, Ahmet Taşkın tarafından “Mesleki ve Teknik Eğitimin Önemi ve Elginkan Vakfının Mesleki ve Teknik Eğitime yapmış olduğu katkılar” konulu sunum yapıldı. Sunumunda Elginkan Vakfı tarafından eğitime yapılan katkılardan ve mesleki ve teknik eğitimin önemine değinen Taşkın şunları aktardı:

            “Eğitim üretim amaçlanarak yapıldığı ölçüde çağdaştır. Eğitim gerçek eğitim koşulları içerisinde yapıldığı takdirde mesleki eğitim olur. Cumhuriyetin ilk kurulduğu yıllarda teknik eğitimi yüksek öğretim dairesiyle birleştirenlerin aksine bugün yükseköğrenim ile teknik eğitimin yan yana gelmesine dahi tahammül edemeyen bir anlayış hüküm sürmektedir. Dünyada, tüm gelişen ülkelerde teknik eğitim öne çıkarılırken ülkemizde teknik eğitim sadece atılan nutuklara bir heyecan vermek adına gündemde tutulmaktadır.

            Eğitim kurumlarında büyük bir atılım için ön şartlardan ilki göreve kendisini adamış öğretmen yetiştirmektir. Biz bu konuda, Öğretmen Okulları’nı, Eğitim Enstitüleri’ni, Yüksek Öğretmen Okulları’nı kapattık. En önemlisi mesleki eğitime öğretmen yetiştiren Teknik Öğretmen Okulları’nı kapattık. YÖK yasasıyla birlikte de bütün yüksek öğretmen okullarını eğitim fakültesi ismi altında topladık. Daha sonrada mesleki teknik eğitime öğretmen yetiştiren okullarda teknik eğitim fakültesi ismini verdik. Şu an onu da kapatıp teknoloji fakülteleri açtık. 

             İstihdam yaratmanın koşulu eğitim ve yatırımdır. Yatırımcıların arzuladığı meslek alanlarında yetişmiş eğitim almış insanların varlığı üretimi teşvik eder yaşam kalitesini artırır. Toplumda geleceği sınırlandırılmış konumda olan mesleki teknik eğitim tamamen durdu. Bunun da sebebi mesleki teknik eğitimin dar gelirli ailelerin çocuklarının, uzun vadede eğitim alamayacakların, sınırlı özellikler taşıyanların gidebileceği bir eğitim kurumu modeli haline getirilmesi.

            Eğitim kurumları nitelikli mesleki ve teknik eğitimler vererek bilgili ve becerili kişiler yetiştirip onların istihdamlarına destek olabilirler.”

            Bilecik 1. OSB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Lütfü Çakır “Mesleki ve Teknik Eğitim Almış Olan Kişilerden Sanayicilerin Beklentileri Nelerdir” konulu sunumunu yaptı. Sunumunda sanat okulları diye adlandırılan okulların isimlerinin aslında zanaat okulu olduğunu söyleyen Çakır, zanaatın meslekle alakalı olduğunu dile kolay geldiği için bu deyimin sanat olarak kısaltıldığını belirtti. Çakır, meslek okullarının horlanmaması gerektiğini, aksine övünülmesi gereken okullar olduğunu söyledi. Öğrencilere karşılıksız burs verdiklerini, bu bursu alabilmek için alttan dersi olmaması, not ortalamasının 2,50 olması ve ailenin ihtiyacı olması gerektiğini aktardı.

            Sunumların ardından panelistlere soru yöneltildi. Soru-cevap kısmının ardından panel sona erdi ve konuşmacılara günün anısına plaket takdim edildi.  ZEYNEP KILBAHRİ 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*

code

  • YORUM
reklam