Müftü Akkuş Dernek Başkanlarıyla bir araya geldi

Müftü Akkuş Dernek Başkanlarıyla bir araya geldi

Cami hizmetlerine bulunan dernek başkanlarını tanımak amacıyla toplandıklarını belirten Akkuş, onlarla istişare edip bilgi ve tecrübe paylaşımlarında bulunmak için bir araya geldiklerini belirtti.

“Sosyal hayatımız da camii merkezlidir”

Bizim medeniyetimiz camii medeniyetidir, caminin etrafında şekillenmiştir. Caddelerimiz, sokaklarımız cami merkezlidir. Bizim sosyal hayatımız da camii merkezlidir. Bizim medeniyetimizin sosyal hayatı da camii merkezlidir. Dolayısı ile camilerimizin bizim hayatımızda, ecdadımızın, geçmişimizin kurmuş olduğu medeniyetten ve bundan sonra da inşallah ilelebet bizim devletimizin ve milletimizin hayatında da çok önemli bir yere sahip olduğunu ifade temek lazım. Biz istiklalini, istikbalini, ecdadını ve kelime-i şahadetini kendi istiklal marşında bir araya getiren bir milletiz. Mehmet Akif merhumun, ‘Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli, ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli’ derken ifade etmiş olduğu mana bu manadır. Camilerimiz ve camilerimize hizmet eden; inşaatında, hizmetinde, donanımında, imarında veya din hizmetinde mihrabından, minberine, kürsüsünden, minaresine hangi hizmetteyse bu mekânlarda hizmet veren gücüyle, malıyla, alın teriyle sesiyle, konuşmasıyla hizmet veren bütün kardeşlerimiz bizim için çok değerlidir.

“ Müslüman illa ibadet için bir ibadethaneye ihtiyaç duymaz”

Camiler bizim için ecdadımızın adeta toprağı vatan haline getirdiği mühürlerdir. Asr-ı Saadet’te ilk mescit olarak kullanılan mekân HZ. Ebubekir Efendimizin Mekke’yi Mükerreme de kendi evinin bahçesinde inşa etmiş olduğu küçük bir mekândır. Kâbe-i Muazzama ilk kurulan mescittir, Kur’an-ı Kerim’in ifadesine göre. Mekke’de o kâinatın ve evrenin, dünyanın merkezidir. Bu münasebetle Hz. Ebubekir Efendimizden sonra Peygamber Efendimiz’in yeryüzü,  müslümana mescit kılınmıştır. Müslüman illa ibadet için bir ibadethaneye ihtiyaç duymaz, nerede vakit gelirse imkânlar içerisinde kıblesini tespit eder, toprağın üzerinde de olsa yönelir Rabbine ve namazını kılar. Buna rağmen Rasullulah’ın Medine’ye vardığında ilk yapmış olduğu icraat Mescid-i Nebevi’nin temellerini atmaktır.

“Camilerimiz vatanın bu istilasına en önce tepki veren, mekânlar olmuşlardır.”

 

Biz Müslüman Türk Milleti olarak nereye ayak bastıysak orada mutlaka bir mescit, bir camii inşa etmiş ve şehirlerimizi de onların etrafında oluşturmaya başlamışız. Ordunun giderken fethetmiş olduğu yerlerde havralara dokunmuyor, kiliselere dokunmuyor ama oranın İslam Ülkesi olduğunu işaret etmek için oraya bir camii yapıyor. Bugün dünyanın neresine giderseniz gidin camiler islamın oralara ulaştığının işaretidir. Ne zaman bir Müslüman Türk ülkesi taarruza maruz kalmış ise ilk önce saldırdıkları yer camilerimiz olmuştur. Bunlar Kurtuluş Savaşı zamanından önce de böyleydi. Ne zaman bizim milletimizin başına böyle bir şey geldiyse ilk önce tepki veren yine camilerimiz olmuştur. Onun için camiler bizim milletimizin kalbidir. Maraş’ta Sütçü İmam, Balıkesir’de müftü, Kastamonu’da Mehmet Akif merhum camilerde hutbeler okumak suretiyle düşmana karşı minarelerin temsil ettiği vahdeti oluşturmuşlar ve böylece camilerimiz vatanın bu istilasına en önce tepki veren, cephe kuran mekânlar olmuşlardır.” Sözlerini ifade etti.

 

Camilerin inşasının ve imarının önemini belirten Akkuş Dernek başkanlarına seslenerek şu ifadelerde bulundu:

“ Çok sevgili dernek başkanlarım, siz yapıyorsunuz bizler de gelip camilerde görev yapmaya, yeni hizmet vermeye çalışıyoruz. Bu din hizmetinin temelinde siz varsınız, yanında ve üstünde biz varız. Beraberce hareket etmek, bu hizmetleri yürütürken, gölgesinde bulunmuş olduğumuz minarelerin vahdetini de o camii içerisinde, o görev esasında ortaya koymak durumundayız. Bir defa camii görevlilerimizi özellikle burada arzu etmemizdeki mana da buydu. Görevlilerimiz ve camii dernek başkanlarımız mutlaka irtibat halinde olmalı, birbirleriyle istişare etmeli ve verecekleri kararları birlikte istişare ederek kendi başına kararlar verip birbirlerinden habersiz hareket etmemelidirler. Bunu yaparken de hizmet esas alınmalıdır.

 

“Mahallede bir mesele gündeme geliyorsa önce camiye ulaşmalı “

 

Özellikle inşa ile imarı birbirinden ayırt etmek lazım. İnşa, caminin taşıyla toprağıyla, çimentosuyla bina haline getirmektir. İmar farklı bir şeydi. İmar, camiyi sosyal hayatın merkezine, medeniyetin merkezine almaktır. Bir camii etrafındaki insanlarla irtibat halinde olmalıdır.  Vatandaşın evinde, mahallesinde, sokağında veya mektebinde gündeme bir konu geldiğinde o meselenin ilk önce camiye ulaşması, camii görevlilerimize danışılması ve caminin etrafında bir çözüm önerisi oluşması bizim geçmişte yaşamış olduğumuz medeni hayata uygun bir şeydir. Geçmişte camilerimiz bu pozisyonları ircaa ettiler. Yeri geldiğinde dertlerin devası arandı, eğitim yuvası oldu, kadı orada hüküm verdi, asker orada toplandı, sefere çıktı, dualar yapıldı Allah onları korusun ve kollasın. Çünkü onlara vatanımızın ve milletimizin bekçileri, halen biz onları gönderirken dualarla ve ezanlarla gönderiyoruz.

 

“Camiler reklam alanları değildir”

 

Camilerimizin şehrimizin sadece ortasında bina olan bir yer değil, sosyal hayatımızın da ortasında olması gerekir. Bunun sağlanması bizim en önde gelen gayelerimizden biri olması gerekir. Dolayısıyla camilerimizin nezaretine ve nezaketine dikkat etmeliyiz. Camilere hazırlık olan abdesthanelerin temizliğine özen göstermeliyiz. Bazı camilerimizde abdestten sonra konulmuş havlular görüyorum, bu sağlık yönünden uygun değil, onların yerinde kâğıt havlular koysalar daha nezih olabilir. Caminin içi ve özellikle hanımlar bölümü mutlaka girildiğinde kişiyi rahatsız etmeyecek, gözünü, kulağını, kalbini ve gönlünü rahatsız etmeyecek bir nezahet ve nezaket içinde olmalıdırlar. Camilerimiz reklam yeri değil, vatandaşımız bir saat getirip asıyor bir yere, bakıyorsunuz saatin üzerinde bir reklam var bunlara müsaade etmeyelim. Ayrıca ışıklı tablolar asıyorlar, buna benzer caminin kutsiyetini ve vakarına uygun olmayan bir takım şeylerin bulunması yanlıştır.

 

Aynı zamanda abdest alınan mekânların görevliler yerine cami hocasının temizlemesinden duyduğu rahatsızlığı dile getiren Akkuş “ Camilerimizin temizliğinde görevli arkadaşlarımız sorumludurlar. Camide cemaate imam olacak bir hocamızın orada bir temizlik yaptıktan sonra cemaatin önüne geçmesi ne nezaketen ne de şeraite uygundur.” dedi.

“Allah’ın kadın kullarını Allah’ın mescitlerinden lütfen mahrum bırakmayınız.”

 

Kadınların namaz kıldıkları alanların perdeyle bölünerek, dışlandığını belirten Akkuş bu alanları hapishaneye çevirmemek gerektiğini ifade etti. Akkuş konuyla ilgili şunları kaydetti:

 

“Allah’ın kadın kullarını Allah’ın mescitlerinden lütfen mahrum bırakmayınız. Hanım kardeşlerimizin namaz kılmış olduğu yerlerin adeta önlerine perdeler çekilmek suretiyle bir mahpushaneye çevrildiğini gördüm, bu uygun değildir. Hanımefendi camiye girdiğinde caminin kubbesini, minberini, mihrabını, kürsüsünü ve caminin islamı temsil eden o ruhaniyetini görsün ki oradan bir tat alsın. Siz onların önünü perdeyle kapatırsanız, orada yalnızlaşır, dışlanır ve orada ibadetin hazzına varamaz. Haremlik selamlık gibi bir şey ne Asr-ı Saadet’te var ne de daha sonra var. Hanımefendiler bundan huzursuz oluyorlarsa tedbirler alınabilir. Netice itibari ile bu perdelerimizi usulete uygun bir şekilde dokuya da fazla zarar vermeden halledilmelidir. Sadece hanımlar değil, Türkiye’de 9 milyona yakın engelli kardeşimiz var, onların camilerimize rahat giriş çıkışlarını sağlayabilmek için mutlaka camilerimizin rampaları olması lazım. Bu rampaların inşasında belediyeden yardım alınabilir. Ben bu konu hakkında Belediye Başkanımız ile görüştüm kendisi de sağolsun yakın ilgi gösterdiler.” BETÜL SÖNMEZER

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*

code

  • YORUM
reklam
Mobil Sürüme Geç