Muradiye vakfı gönülleri fethetti

Muradiye vakfı gönülleri fethetti

Bilecik Şeyh Edebali Kültür ve Kongre Merkezi'nde gerçekleşen programın sunumu Marmara Ünversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Ömer Çelik tarafından yapıldı

Bilecik halkının yoğun ilgisini gören programda Çelik, fethin asıl amacının gönül fethetmek olduğunu vurgulayarak "Hak dostları, gerçek alimler bir gönlü fethetmeyi, bir insanın yüzünde bir tebessüm meydana getirebilmeyi,onun gönlündeki kederi ve sıkıntıyı giderebilmeyi bütün nafile ibadetlerden üstün görmüşlerdir. Bir kalbi kırmayı ise Kabe'yi yıkmaktan daha kötü bir şey olarak görmüşlerdir" dedi. Hayber'in fethini anlatan Çelik aynı zamanda gönül ve toprak fethi arasındaki ilişkiyi de  Hazreti Muhammed'in hayatından örnekler vererek açıkladı.

Minik Ahmet duygulu anlar yaşattı

 

Konferans programının yanında yılı Marmara Bölgesi birincisi Hafız Adem Arslan ve Yusuf Arı tarafından verilen  Kur'an-ı Kerim ziyafeti ve minik Ahmet Karabıyık'ın yanık sesinden söylediği ilahiler katılımcılara duygulu anlar yaşattı. Büyük beğeni kazanan minik Ahmet küçük yaşında sergilediği büyük başarıyla salonda alkış fırtınası estirdi.

"Kul olarak öncelikle kendimizi fethetmemiz lazım"

Programda konuşan Belediye Başkanı Selim Yağcı fetih ruhunun son derece önemli olduğunu belirtek " Mekke’nin fethi aslında bir sembol. Günümüze baktığımızda aslında fethedeceğimiz o kadar çok şey var ki, öncelikle kul olarak insan olarak kendimizi fethetmemiz lazım. İyiliği, güzelliği fethetmemiz lazım" dedi. 

"İnsanların gönüllerini fethetmek için buradayız"

Marmara Ünversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Ömer Çelik de konuşmasına programda emeği geçen herkese teşekkür ederek başladı. Fetih ruhunu yayarak insanlara İslamiyet'i doğru anlatmak gerektiğine vurgu yapan Çelik şöyle konuştu:

""Bir gönül yıkmak Kabe'yi yıkmak gibidir"

Kıymetli kardeşlerim, bu sebeple hak dostları, gerçek alimler bir gönlü fethetmeyi, bir insanın yüzünde bir tebessüm meydana getirebilmeyi,onun gönlündeki kederi ve sıkıntıyı giderebilmeyi bütün nafile ibadetlerden üstün görmüşlerdir. B,ir kalbi kırmayı ise Kabe'yi yıkmaktan daha kötü bir şey olarak görmüşlerdir. Bu sebepledir ki, Allah Rasulu efendimizin 23 yıllık hizmeti, davası, yaptığı çalışmaların neticesi ne olduğunu bize bildiren bir hadise. Onu nakletmek istiyorum. Peygamber Efendimiz  Hayber'i kuşatmış, zafer için her türlü adımlar atılmış, şartlar hazırlanmıştı. Sadece kale kapısını açıp içeriye girmek kalmıştı. Efendimiz Aleyhisselam bunu yapacak bir cengaver bekliyordu. Beklenen o cengaver, Allah'ın aslanı Hazreti Ali. Peygamber Efendimiz,"Bu sancağı öyle bir cengaverin eline vereceğim ki Cenab-ı Hak onun eliyle Hayber'in fethini müessir kılacak" diyor. Tabi sahabenin her biri bir cengaverdi ve her biri o sancağı Peygamber Efendimizin kendisine vereceğini ümit ediyordu. Hepsinin yüreğinde bir cengaverlik vardı. Ama Peygamber Aleyhisselam, damatları Hazreti Ali Efendimizi uygun gördüler ve sancağı on a verdiler.

"Fetih başka insanların da kurtuluşuna vesile olmaktır"

Alemlere rahmet sevgili Peygamberimiz, Hazreti Ali'yi Hayber Kalesi'nin kapısını açmak üzere gönderirken ona İslam'ın fetih ruhunu kıyamete kadar bütün çağlara, zamanlara ve mekanlara nakşeden şu muhteşem nasihatte bulundu. Bu aynı zamanda Rasullullah Efendimizin bütün savaşlarının, efendimizden sonra bütün Müslümanların savaşlarındaki esas fethin ne olduğunu bildiren cümleler bu cümlelerdir. İslam'da savaş kuru bir dava için yapılmaz. İşgal için yapılmaz. Toprak tüketmek için yapılmaz. Ganimet için yapılmaz. Bunların hiçbirisi İslam'daki cihadı ve savaşın hedefi değildir. Hedef nedir? Hedef, Efendimizin Hazreti Ali'ye verdiği şu talimattır;"Ey Ali, o kavmin yanına vardığın zaman ilk olarak onları Allah'tan başka ilah olmadığının ve Hazreti Muhammed Alleyhisselam'ın da onun kulu ve peygamberi olduğunu kabule davet et. Hemen savaşa girme. Çünkü biz buraya onları İslam'a davet etmek için geldik. Müslüman olduğunuz zaman canınız ve malınıza bize emanettir. Müslüman olursanız da kendiniz için olursunuz. Bizim derdimiz sizin kurtuluşunuzdur" diyor Hazreti Aleyhisselam. "Onları İslam'a davet etti. Allah'a yemin ederim ki Cenab-ı Hakk'ın senin vasıtanla bir tek kişiye hidayete erdirmesi en kıymetli dünya nimeti sayılan kızıl derelere sahip olmandan daha iyidir."

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*

code

  • YORUM
reklam