“Mutlu Polis Huzurlu Halk Projesi”

“Mutlu Polis Huzurlu Halk Projesi”

Gerçekleşen eğitimlerle, İl Emniyet Müdürlüğü personelinin moral, motivasyonunun üst seviyelere çıkarılması, suçu önlemede polis-halk diyalogunun iyi sağlanabilmesi, bir ekip halinde birlik, beraberlik içinde hareket edilmesi ve bunun tüm halka aşılanması, aile ortamında da huzur ortamının sağlanması, topluma olabildiğince yakın, kaliteli güvenlik hizmeti sunan, güvenlik olgusuna bütüncül yaklaşan örnek polis modelinin oluşturulması, polisin toplumla arasındaki en önemli bağ olan “iletişim” sürecini daha etkili, verimli ve sağlıklı kullanarak istenen sonuçlara daha yakın olmasının sağlanması, kurum kültürü ve aidiyet duygusunun geliştirilmesi, mutlu aileler ve başarılı bireyler olmalarının sağlanması amaçlandı.

Proje kapsamında Etkili İletişim ve Beden Dili, Aile İçi İletişim ve İşyerinde Yüksek Motivasyon, Kurum Kültürü ve Aidiyet Duygusunu Geliştirme, Takım Çalışması, Öfke ve Stres Yönetimi konularında eğitimler verildi.

BESA PersonaTR Eğitmeni Kürşat Başkan tarafından verilen eğitimlerde Aile İçi İletişim konulu derste, anne ve babaların çocuklarıyla kurdukları iletişimde uygulamaları gerekenler anlatıldı. Eğitmen Başkan, çocukların şımarık olmalarının sebebinin anne-babaların tutarsız davranışlarının olduğunu belirtti.

Başkan şunları anlattı:

“6 yaş dönemi girişkenlik ve suçluluk dönemidir. Eğer merak duygusu bastırılırsa çocuklarımızın suçluluk duymasına sebep oluruz. İnsanları övmemiz, onlarla ilgili iyi şeyler söylememiz, takdir etmemiz, yönlendirmemiz çocuğumuz için önemli ve gerekli bir şeydir.

 

‘Çocuğunuzu sevdiğinizi hissettirin’

 

Sevginizin ön koşulunu vermeyin. Çocuğunuzu sevdiğinizi belli edin. Sevin demiyorum zaten herkes çocuğunu sever. Ama bunu hissettirin gerçekten. Çocuğunuzla onunla iyi bir iletişim kurarak, onunla arkadaş olduğunuzu ona hissettirerek nitelikli olarak ne kadar vakit geçirdiğiniz önemli. Onunla ne kadar sık vakit geçiriyorsanız onu o kadar seviyorsunuz demektir.

 

‘Göz iletişimi kurun’

 

Etkili bir iletişim için yüz yüze konuşmalıyız, onu dinlerken sessiz kalmalıyız, onunla oynarken veya konuşurken aynı boy seviyesinde olmamız çok önemli. Göz iletişimi kurun, ona karşı dürüst olun. Eğer o kişiye, yeni birey olacak kişiye karşı dürüst olursak, ona dürüst olmayı en başından öğretmiş oluruz. İyi bir birey olarak yetişmesini en başta da ben o temeli o şekilde atmış olurum.

Güzel yanları öne çıkarmakla işe başlayın. Yani övmek, ona iyi bir birey olduğunu belli konularda başarılı olduğunu ona hissettirmek. Eğer varsa da eksik yönlerini beraber geliştirmeye çalışmak. Yani övelim, takdir edelim. Ondan sonra eksik yönlerini nasıl geliştirebileceğini beraber kararlaştıralım. İnsanlar ihtiyaçlarını kendi iç dünyalarında yaşarlarsa o ihtiyaç onlar için ihtiyaçtır. Yani bir öğrenci için matematik dersinin iyi olmasının ihtiyacı annesi babası tarafından söylendiğinde çabuk ulaşmaz ona. Bu ihtiyacı kendisinin hissetmesi gerekiyor. ‘Evet senin ders çalışman gerekiyor. Sen ders çalışmalısın, bu saatte ders çalışıyor olman gerekiyor.’ gibi söylemler doğru değil. Bu ihtiyacı kendisinin hissetmesini sağlamalıyız.

Sevdiğinizi sadece seni seviyorum diyerek belli etmeyin. Onunla gurur duyararak, onu onaylayarak sevdiğimizi belli ederiz. Mümkünse sesimizi yükseltmeyelim. Tabi ki sinirleneceğiz, gergin olabileceğiz başka sebeplerden, olabildiğince sesimizi yükseltmeyelim. Söz hakkı verelim.

 

‘Seni duyuyorum yerine seni dinliyorum demek daha önemli’

 

Türk ailesinde çocuklarımızı ortalama 18 saniye dinliyormuşuz. Bu araştırmaların sonucu. İnsanların en çok dinlenmekten hoşlandığını akıldan çıkartmayalım. Küçük çocuklar bir şeyler anlatmaya çalışırlar. Uydururlar bir şeyleri anlatmaya çalışırlar ve dinlenmek isterler. Çünkü dinlendiklerini hissettiklerinde daha çok mutlu olurlar. Duyma kulakla dinleme ise gözle olur. Seni duyuyorum yerine seni dinliyorum demek daha önemli. Ve bunu hissettirmek daha önemli. Fikirlerine değer verelim. Çünkü yeni fikir üretiyorlar. Yeni fikirlere değer verirsek şayet yeni fikirler beraberinde farklı fikirlerde getirecektir ve o bireyin kendini ispat etmesini sağlayacaktır. Söyledikleri yanlış olsa da onları büyük bir olgunlukla dinleyelim. İyiyi, doğruyu anlatırken de olgunlukla onu yetişkin birey gibi değerlendirip izah edelim. Katılarak dinleyelim. Bu 3-5 yaş grubunu içeriyor. Rahat konuşma imkânı tanıyalım. Korkutmak yerine sevgi yolunu tercih edelim.

Etkin dinleme ana baba çocuk arasında sıcak bir ilişki geliştirir. Duyulduğunu ve anlaşıldığını bilmek öylesine hoş bir duygudur ki konuşan dinleyene karşı bir yakınlık duyar. İlişkilerini daha sıcak yapar.

Bilmemiz gereken bir şey var ki disiplini öğrenmeyi gerçekleştirmeden disipline etmeyi yani öğrenmeyi gerçekleştirmek mümkün değil. Önce öğrenmeyi gerçekleştireceğiz daha sonra disiplini sağlayacağız. Evde yalan varsa, evde baba küfürlü konuşuyorsa, ailenin sergilediği davranışları çocuk görecektir. Çünkü çocuğun önündeki ilk model anne babasıdır. Bireyleri açısından ilk modelleri anne ve babasıdır. Daha sonra okula dâhil olduğunda ilk toplumsal modeli öğretmenleri olur. Bu yüzden özellikle sınıf öğretmenleri çok önemlidir. Çünkü öğrencileri sınıf öğretmeninin karakterini kopyalar. İlkokulda genellikle ‘Ne olmak istiyorsun?’ sorusuna verilen cevap genellikle öğretmenliktir.

Gerçekten iyi bir model olmamız gerekiyor. İyi bir birey olmamız gerekiyor ki iyi bir birey yetiştirebilelim.  Bu her anlamda ahlaki anlamda, kurduğunuz iletişimin etkili olması anlamında her şekilde değerlendirebilirsiniz. Her gün saat 7’de ya da 7 buçukta kalkan bir ailede yaşayan bir çocuk ileride kendisi de bu alışkanlığı devam ettirecektir.

 

‘Çocuklar anne-babanın tutarsız davranışlarından dolayı şımarırlar’

 

Çocuk üzerindeki disiplini sağlamanın en iyi yolu çocuğun kişilik yapısını tanıyıp kuralları onun yapısına göre koymaktır. Çünkü her insan farklı düşünür, farklı yaşar ve bir birey olmaya çalışan çocuklarımız da farklı düşünüp farklı yaşamaya çalışırlar. Çocuklar çok sevilmekten veya çok disipline olmaktan dolayı şımarmazlar. Çocuklar anne ve babanın tutarsız davranışlarından dolayı şımarırlar.

Dünyada en değerli varlığımız çocuklarımız tabi ki. Bunu onlarda bilsin. Birinin size değer verip vermediğini nasıl anlarsınız? Biri bizi dinliyorsa bize değer veriyor demektir. Biri sürekli bizimle ilgileniyorsa değer veriyor demektir. Aynı şekilde bu durumu bunu çocuklarımıza hissettirmeliyiz ve çocuklarımıza öyle davranmalıyız. Çocuk yetiştirmenin sırrı esasında pedagoji, psikoloji biraz da otoritedir, dozunda.

Her bireyden aynı başarıyı beklemek mümkün değildir. Daima aynı sonuçları vermeyecektir yaptığınız çalışmalar. Bu anlamda aynı performansları farklı bireylerden, farklı kişilik özelliklerine sahip insanlardan beklemek asla doğru değildir. O yüzden bir meslek seçimi, alan seçimi yaparken çocuğumuz ilgi alanlarını, yeteneklerini, değerlerini iyi analiz etmemiz gerekiyor.” ZEYNEP KILBAHRİ

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

1 Yorum

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*

code

  • YORUM
reklam