“TARİHİN PARLAK SAYFALARINDA YER ALMAYACAKTIR”

“TARİHİN PARLAK SAYFALARINDA YER ALMAYACAKTIR”

Köse “Şimdi, başta Atatürk'ün kurucusu olduğu Cumhuriyet Halk Partisi olmak üzere, bütün siyasi partilere, üniversitelere, sivil toplum örgütlerine düşen görev Türk milletine bu konuda yapılan haksızlıklara karşı güçlü bir tepki göstermektir. Bu konuda sessiz kalanlar veya yüzeysel, yetersiz tepkilerle durumu geçiştirmek isteyenler tarihin parlak sayfalarında yer almayacaktır.” diyerek açıklamasının devamında şunları aktardı:

 

Sözde Ermeni Soykırımı İddialarına Karşı Atatürk Ne Diyordu?

Sözde Ermeni soykırımı iddialarıyla Türkiye'ye uluslararası alanda yöneltilen suçlamalar karşısında milletçe kararlı bir tutum izlememiz ve her düzeyde gerekli tepkiyi göstermemiz gerekiyor.

 

Bakınız bu haksız suçlamalar konusunda Atatürk ne diyordu:

"Şüphe etmemek gerekirdi ki, Ermeni soykırımı konusundaki sözler, gerçeğe uygun değildir. Aksine, güney bölgelerinde, yabancı kuvvetler tarafından silahlandırılan Ermeniler, gördükleri koruyuculuktan cesaret alarak bulundukları yerlerdeki Müslümanlara saldırmaktaydılar.  İntikam düşüncesiyle her tarafta insafsız bir şekilde öldürme ve yok etme siyaseti gütmekteydiler. Maraş'taki feci olay bu yüzden çıkmıştı. Yabancı kuvvetlerle birleşen Ermeniler, top ve ağır makineli tüfeklerle Maraş gibi eski bir Müslüman şehrini yerle bir etmişlerdi. Binlerce çaresiz ve suçsuz ana ve çocukları işkenceyle öldürmüşlerdi. Tarihte bir benzeri görülmemiş olan bu vahşeti yapan Ermenilerdi. Müslümanlar yalnız namuslarını ve canlarını korumak için karşı koymuş ve kendilerini savunmuşlardı. Yirmi gün süren Maraş soykırımında, Müslümanlarla birlikte şehirde kalan Amerikalıların, bu olay hakkında İstanbul'daki temsilciliklerine çektikleri telgraf, bu faciayı yaratanları, yalanlanamayacak bir şekilde ortaya koymaktaydı.

Adana ili içindeki Müslümanlar, tepeden tırnağa kadar silahlandırılan Ermenilerin süngülerinin baskısı altında her dakika öldürülmek tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyorlardı. Canlarının ve bağımsızlıklarının korunmasından başka bir şey istemeyen Müslümanlara karşı uygulanan bu zulüm ve yok etme politikası, uygar dünyanın dikkatini çekecek ve onları insafa getirecek nitelikteyken, aksinin yapıldığını iddia ederek ondan vazgeçilmesini isteme gibi bir teklif nasıl ciddi olarak kabul edilebilirdi?" (Nutuk, CHP İstanbul İl Başkanlığı Yayını, s. 348-349)

 

Şimdi, başta Atatürk'ün kurucusu olduğu Cumhuriyet Halk Partisi olmak üzere, bütün siyasi partilere, üniversitelere, sivil toplum örgütlerine düşen görev Türk milletine bu konuda yapılan haksızlıklara karşı güçlü bir tepki göstermektir. Bu konuda sessiz kalanlar veya yüzeysel, yetersiz tepkilerle durumu geçiştirmek isteyenler tarihin parlak sayfalarında yer almayacaktır.

 

Avrupa Parlamentosunda Sözde “Soykırım” Kararı

Avrupa Parlamentosu, 12 Mart 2015 tarihinde kabul ettiği “Dünyada İnsan Hakları ve Demokrasi” başlıklı yıllık raporunda bütün Avrupa ülkelerinin "Ermeni Soykırımını" kabul etmeleri için çağrıda bulundu. Avrupa Parlamentosu kararında Birinci Dünya Savaşı yıllarından Ermenileri saldırılarının sonucunda öldürülen yüzbinlerce Türk'ten tek kelimeyle bile söz edilmiyor.

 

Bu çağrı, Türkiye'ye ve Türk milletinin geçmişine ağır bir hakaret anlamı taşımaktadır.

 

Özellikle Doğu Perinçek'in bir İsviçre mahkemesinin soykırım iddiasını onaylaması üzerine açtığı davada Avrupa insan Hakları Mahkemesi’nin Perinçek'i haklı bulan ve soykırım iddiasını kabul etmeyen kararından sonra Avrupa Parlamentosunun aldığı bu karar hukuka da açık bir saygısızlık anlamı taşımaktadır. Bu kadar haksız ve Türk milletini rencide edici bir karar karşısında ne yazık ki, TBMM'den, Hükümetten, siyasi liderlerden ve basından gerekli tepkiyi duyamadık. Oysa siyasetçilerin de basının da en önemli görevlerinden biri milletimizin haysiyetini korumak ve ülkemizin geçmişine sahip çıkmaktır.

 

Öte yandan, bazı Ermeni örgütleri de sözde soykırımın 100. Yıldönümünü 24 Nisan'da İstanbul'da anmak için bir kampanya başlatmışlar. Fransa'nın eski Dışişleri Bakanı Bernard Koucher ile Avrupa Parlamentosu milletvekili Daniel Cohn Bendit ve şarkıcl Charles Aznavour bu kampanyaya destek olanlar arasında.

 

İşin daha da hazin olan tarafı bazı Türk öğretim üyeleriyle gazetecilerinin de bu kampanyaya destek vermeleri. Acaba bu kampanyaya destek olanlar Birinci Dünya Savaşında Ermenilerin öldürdüğü Türkleri veya Hocali' de Ermenilerce insafsızca katleden Azeri kardeşlerimizi veya Ermeni terör örgütü ASALA' nın katlettiği diplomatlarımızı anmak için Erivan'da bir tören düzenlemeyi önermişler midir?

Gerek Avrupa Parlamento'sunun kararı gerek İstanbul'da yapılması öngörülen sözde soykırım toplantısı girişimi karşısında sessiz ve tepkisiz kalmak mümkün müdür? Sessiz kalanları içimize sindirebilir miyiz?

Unutulmasın ki, haksız suçlamalara ve saldırılara karşı ülkesini ve milletini savunamayanların yeri tarihin karanlık sayfalarıdır.” 

 

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

1 Yorum

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*

code

  • YORUM
reklam