• DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
  • BIST
TECRÜBELİ KAPTANDAN ÖNEMLİ TAVSİYELER

TECRÜBELİ KAPTANDAN ÖNEMLİ TAVSİYELER

“Amatör spor kulüplerinin eğitime dayalı çalışmalar yapmasını istiyorum”

Bilecik’teki futbolun dünü, bugünü ve geleceğine dair açıklamalarının yanı sıra Bilecikspor’dan Seydişehirspor’a transferinin ilginç hikayelerini anlatırken Amatörspor kulüplerinin durumu hakkında tarihe not düşecek vurgulamalarda bulundu.

 

Efsanevi kaptan Yenice’nin 1960’lı ve 70’li yıllarda Bilecik’te futbolun ne durumda olduğunu, Hisarspor, Bilecikspor, Ertuğrulspor ve Gençlerbirliğispor’dan örnekler vererek Bozüyükspor’un düştüğü durumları değerlendirerek, başta yerel yöneticiler olmak üzere Amatör sporların önemli yerlere gelmesi için sporsever insanlarımızın, ilimizin ileri gelenlerinin neler yapması gerektiğine dikkat çekti. Ayrıca Yenice gençlerin sigara, alkol ve uyuşturucu gibi bağımlılardan kurtulup spora yönlenmeleri konusunda neler yapılabileceğini, yöneticilere ve ailelere ne gibi sorumluluklar düştüğünü de anlattı.

 

Bugünlerde zor günler geçiren Bilecik amatör sporlarının, ASKF Başkanı Nusret Tosun öncülüğünde kulüpler arası dayanışma sağlandığını ve bunun meyvelerinin de ileriki yıllarda mutlaka toplanacağını belirtti.

 

Bilecikspor’un tecrübeli kaptanlarından Hüseyin Yenice amatör spor kulüplerinin mutlaka altyapıya  ve kurumsallaşmaya önem vermesi gerektiğinin altını çizerek spor yapan gencin kötü alışkanlıkları olmayacağını ve hastalıklarla boğuşup doktorlara gitmeyeceğini anlattı.

 

Eski Bilecikspor kaptanı Hüseyin Yenice’nin spor camiasında yankı bulacak bu önemli açıklamalarının son bölümü:

 

“Son on yıl içerisinde geriye gitmeye başladı derken on yılın sonunda tamamen bitti”

“Bilecikspor’un kapanacak hale gelmesinin de bir sebebi vardır. Tesisler oldu tesisleştik, profesyonelleştik, Bilecik’ten çok arkadaşımız bu işin içine girdi futbolcu olarak, ben görevimi biraz daha antrenörlük olarak devam ettirdim. Çok heyecanlı, memlekete çok katkısı olan, psikolojik yönden çok katkısı olan bir uğraş içinde girdik. O heyecan, o samimiyet, o beraber kazanma, beraber sevinme hırsı işte şu son on yıl içerisinde geriye gitmeye başladı derken on yılın sonunda tamamen bitti ve de öyle bir yere gönderdiler ki ne bileyim çok uğraşsak da getiremeyeceğiz galiba oradan.” 

Hiçbir zaman için bürokratlar, yetkililer, emniyet müdürleri, valiler, vali yardımcıları… Biz memur vilayeti olduğumuz için bunlar görev aldı. İşadamlarından da var, Bilecikspor için büyük katkı da bulunanlarda var, Belediye Başkanımızda var. Hepsi kendilerine ait olan sınırlar içinde yardımlarını yaptılar. Onun dışındaki çalışmaları yürüten Bilecikli insanlarımız, Bilecikli yöneticilik yapanlarımız onları hatalı veya suçlu görme hakkına sahip değiliz ki onlar bilerek hata işlemediler ama Bilecik’te uğraşanlardan başka kimsenin de Bilecikspor’u bu hale getirdi demeye hakkımız yok. Onlarda bilerek, bilmeyerek veya yetmeyerek bir şeyleri yetmeyerek Bilecikspor’u açılmayacak bir şekilde kapattılar gibime geliyor.

 

“Koskoca vilayet 2 tane maçla olmaz, yetersiz gibi geliyor”

Bunlar bizim istemediğimiz şekilde geçen bir zamanda olan sporla ilgili anlattığımız muhabbetler. Memlekette spor yapılıyor demek sadece herhangi bir takım oluşturup da bizim memlekette faaliyet var demek de olmaz. Kolay faaliyetleri yapmak büyük bir vilayete de yeterli olmaz. Bir basketbol, voleybol maçı Bilecik’e spor olarak da yetmez. Onla da uğraşıyormuş gibi gözükmek de yetmez. Daha kalabalık sporlar oluşabilir. Şimdi sağ olsunlar bu işlerle uğraşan beden öğretmenlerimiz toplum faaliyetlerini de yürütecek kadar zamanları ve istekleri var, yıllardır da yürütüyorlar ama bunu geçmişte futbol içinde yapıyorlardı ama futbola dönmelerini isterim birazda. 5-10 kişiye spor yaptırmakla da olmaz bu iş. Koskoca vilayet 2 tane maçla olmaz, yetersiz gibi geliyor, tatmin etmez sporu sevenleri o 2 faaliyet.

 

"Bozüyükspor’un yarası yıllarca ikinci lig’de büyüdü ama tedaviye gelince olmayınca…"

Biz futbolda profesyonelliğe gittiğimiz zamanlar Bozüyükspor gidememişti, Bozüyük bizi birden geçti. İkinci ligde yıllarca koşturdu, mücadele etti. Bugün ben şahsen Bozüyükspor’un böyle bir tehlikeye gireceğini tahmin ediyordum. Neden ediyordum? Bizim en yüksek takımlarımıza bakarsanız hepsi para bulamama derdinde ve borç ödeyememe derdinde.  O zaman bizim Bozüyükspor burada nasıl geziyor diye merak ederdim. Çok imkansız bir şeyi yapıyorlardı, olanaksız bir şey yapıyorlardı. On bulup yirmibeş ile bu işi yaparsan onbeş açık olur. Öyle gitmiş bu işler. Ekonomi bir sel baskını gibidir. Geldiği zaman ayırt etmez. Ekonomik çöküntü hiçbir zaman ah vah da dinlemez. Bozüyükspor o yükselişin cezasını herhalde bazı tedbirleri almadıklarından dolayı çok büyük bir şiddetli deprem şeklinde çekti, futbolda enkaza döndü.

Onluk bir harcama zirvesinde yirmibeşlik bir harcamaya gidersen, gitmek durumunda kalırsan o onbeş farkı bulabilirsin ama o farkı ellibeş olarak ödeyeceğini hesap etmemiş olursun. O zaman yara büyüdüğü zaman ilaç yetmez o yaraya. Bozüyükspor’un yarası yıllarca ikinci lig’de büyüdü ama tedaviye gelince olmayınca kimlere kadar zarar verdiğini herkes biliyor Bilecik’te. Herkes biliyor Bozüyükspor’un yıkıntısını kimlerin üzerine düştüğünü herkes biliyor. Bir yıkım olduğu zaman birine çarpar, birinin de üstüne yıkılır.

 

“Bir gün olacak sokaklarda bu kadar futbol oynamak da yasak olacak, ara sıra, göstermelik olacak”

Biz istemezdik öyle olsun ama spor ekonomik yönden devamlı yükselecek, ileriye gidecek bir şey olduğu için ekonomik yönden tehlikeli durumda. Galatasaray, Fenerbahçe gibi büyük takımlarımızın bugün yöneticileri kaçıyorsa yerine gelenler, mecburen gelenlerde geldiği günden itibaren para sıkıntısı yaşıyorsa bizim Bozüyükspor, Bilecikspor’un işi zor.

Bugün lisansları çıkartmak için para ödüyorsan, o parayı toplarken ızdırap çekiyorsan futbol denen meslek, o uğraş çok tehlikeli bir şey.

Biz de futbol oynadık insan yaptığı iş hakkında yeterli veya yetersiz konuşabilir ama birisi az görür birisi çok görür. Dinlediklerimiz de var bizim. Futbol artık beğenilmeyen bir şey haline geliyor. Bir gün olacak sokaklarda düğün yapmak yasakladılar ya bu kadar futbol oynamak da yasak olacak, ara sıra göstermelik olacak.

 

“Burada ilk yapılması gereken bir şey var ama devamlı geriye atılıyor”

Amatör maçları ve onun için yapılan çalışmaların olumlu olduğunu görüyorum, amatör spor federasyonumuzda bu işle yakından ilgileniyor, bir ilerleme kaydetmek istiyorlar. Burada geride kalan, ilk yapılması gereken bir şey var, devamlı geriye atılıyor veya işe yaramaz olarak görülüyor.  Amatör spor takımları varsa eskiden beden terbiyesi Futbol Federasyonunun talimatlarıyla, düzenlemeleriyle takip ediliyordu bu işler. Burada da şimdi amatör spor derneği var artık beden terbiyesi yok. Federasyon belki de bu işi istiyordur veya burada pas geçiyordur. Bu heyecanın daha temel taşlarına oturması için, temel taşlarının oluşması için bu amatör sporların ileriye dönük hazırlıklarının da olması lazım. Şu anda maçlar, derme çapma toplamayla yönetiliyor. Bu nasıl olabilir? Amatör spor genç yaşta başlar.

 

“Futbolcunun davranışlarının düzenli bir şekilde öğreticinin elinden geçmesi lazım”

Spora meraklı olan, futbola meraklı olan gençlerimizi spor kulüplerinin yöneticileri amatör spor derneğinin de tavsiyesiyle, isteğiyle veya talimatlarıyla bir genç takım oluşturmalı.  Gençler oynuyor ya bunların eğitimleriyle ilgili mesela antrenörler yetiştiricilik kabiliyetine sahip, bilgisine sahip olacak.  Bu olmadan amatör spor maçına çıkmak bile tehlikeli. Burada sadece maça hazırlık değil ileriye dönük eğitimlerin başlaması lazım. Topçuya bak iyi oynuyor iki çalıştır, iki koştur lisans çıkart, maça çıkart. Pozisyonlara girme, pas verme, arkadaşlarıyla birlikte oynama hazırlığı. Bunun çalışmalarının antrenmanlarını çok iyi bir şekilde yapılması lazım. Futbolcunun hakeme davranışları, kendi arkadaşına karşı hareketleri, seyirciye karşı olan hal ve hareketlerinin bir antrenman çalışmaları ile düzenli bir şekilde öğreticinin elinden geçmesi lazım. Bu çalışmalar olmadığı müddetçe, bilinçsiz bir şekilde günlük yapılan faaliyetler olur ama eğitime dayalı bir faaliyet değil benim gördüğüm kadarıyla. Ben amatör spor kulüplerinin eğitime dayalı çalışmalar yapmasını istiyorum.

 

“Eğitimsiz, bilgisiz bir kişi takımının başında sahaya çıkıyorsa çok tehlikeli bir hareket yapıyordur”

Yöneticiler kulübü yönetmenin derdine düşüyor, futbolcu yetiştirmenin derdine düşmüyor, takım oluşturmanın derdine düşüyor. Bu şekilde sahaya çıkan adamın eğitimli olması lazım. Eğitimsiz, bilgisiz bir kişi takımının başında sahaya çıkıyorsa çok tehlikeli bir hareket yapıyordur. Orada ne çoçuğu top oynayan analar, babalar biliyor, ne maçı seyreden seyirciler biliyor, orada bir maç oynanıyor. Orada her hareket insan sağlığını maf edecek hareket. Düşmeyi bileceksin, kalkmayı bileceksin, zıplamayı bileceksin. Eğer zıplamadan önce parmak ucuna hareketlenmeyen, refleks yapmayan bir sporcu tabandan zıpladığı zaman bel kemiği veya fıtık olacağını bilmesi lazım. Bunu bilecek bir eğitimcinin onu bir hafta belirli günlerde çalıştırması lazım. Ondan sonra patır patır koşan bir at gibi orada mücadeleye salması lazım. Yarış atlarını bile eğitip salıyorlar, öbür türlü üzerinde adam durmaz. Sen bu topçuyu eğitmeden 11 kişiyi 22 kişi bir çizginin içinde koşturuyorsun. Havaya çıkarken nasıl çıkacağını, kollarını nasıl kullanacağını bileceksin. Dirseklerini açmadan kafaya çıkan bir topçu karşındakinin burnunu da kırar. Mesela Mustafa Pektemek örnek. Adam dikine salladı kolunu, Mustafa Pektemek aşağı onun suratına kafası geldi adamın. İkisi de böyle çıksaydı bir şey olmayacaktı. Eğitim almış öğreticilerin o sahaya çıkacak topçuları bir haftaya kadar onları hazırlayacak bilgiye sahip olması lazım ve uğraşması lazım. Denk geliş bu maçlar oluyorsa Allah koruyor demek ki bu çocukları. Bu gençler refleksi çok yüksek olan gençler. Onun için ben bu amatör spor kulüplerinin faaliyetlerinde bu işte bilgi sahip olan, eğitim çalışmalarında daha verimli bir şekilde yapılacak çalışmalara eğitimli kişilerin el atmasını istiyorum.  Bu eğitimleri, çalışmaları yaptırmadan sahaya sürülen genç çocukların istikballerinin tehlikede olduğunu düşünüyorum. Bir şey olmaz! Yok yok yere bir düşersin kolun altında kalırsa kırılır, kolunu açarsan hiç birşey olmaz. Bu çocuklar zıplamasını bilmezse, yere düşmesini bilmezse, ayağını kaldırdığı zaman ayak bileğini ne yapacağını bilmezse karşısındaki adam burnunu, dizini kırar. Bunları öğrenmeden sporu tehlikeli hale getirmeden maçların oynanması lazım. Benim o dediklerim olmuyor gibime geliyor. Hakikaten ben bunları dile getiriyorum, benim dile getirdiklerimi eksik görebilirler ama fazla göremezler eksik olan çok şey var.

 

“Spor okulları biraz iyidir ama yeterli değildir”

Gençler için eğitim, kurs. Üniversiteye hazırlık sınavı değil ki sen yazın bir kurs vereceksin, öğreteceksin. Ne olacak? Onun vücudu, onu beyini öğrenecek ama vücudu uygulayamayacak ki. Onu yapmak için senin vücudun devamlı ona hazırlıklı olacak. Spor okulları biraz iyidir ama yeterli değildir, ileride bir futbol takımında oynayacak kadar yeterli değildir, pratik bilgi olarak kalır kafasında. Olması iyidir, çocuğu yönlendirir. Sporu geliştirmesi için, bilgi sahibi olması için iyidir ama devamlılık için geçerli değildir.

 

“Amatör spor kulüpleri 11 kişiyi sahaya salıyorlarsa o çocuklarının sorumluluğunu bilmeliler”

Antrenör konusuna getirmek istiyorum. Demek istediğim o. Bu amatör spor kulüpleri 11 kişiyi sahaya salıyorlarsa o çocuklarının sorumluluğunu bilmeliler. Biliyorlarsa o çocuklara düşmeyi de öğretecekler, kaldırmasını da öğretecekler. Yoksa uzun yıllar o çocuğun hayatını karartabilirler. Geçen gazete de okudum. İyi ki o çocuğun dilinin boğazına kaçtığını düşünülebilmişler. 3-4 saniye sonra o çocuğun rengi beyazladı mı bitti işi. Beyazlık geldi mi yüzüne bir daha artık kırmızı yapamazsın o yüzü. Bir çocuk yere düştüğü zaman gözü kayıyorsa neresine bakacağını antrenör dahi bilecek. Herkes bilecek. Gerekirse sağlıktan eleman çağıracaksın, seminer verecek. Antrenör antrenmanda bile doktora benzeyen kişi olacak.  Bilgi refleksleri olacak hareketlere karşı, bir şey düşünebilecek.

 

“Her çalışmanın bilinç içinde yapılmasını ben en büyük kural olarak gördüm”

Spor çok güzel bir şey, faydalı bir şey, insanın yetişmesine ileriye yaşlılık hallerine kadar katkı verecek bir şey. Günündeki faaliyetlerinde topluma faydalı olacak kadar güzel bir şey ama her  çalışmanın bilinç içinde yapılmasını ben en büyük kural olarak gördüm.

Bizim, sporda beslenmeyle ilgili seminerlerimizde aldığımız bilgilere göre bir takım çalıştırırsak ona göre yapacağımız bilgilerimiz şu olacak. Şimdi alkol dayanıksız enerji veren bir madde. Alkol alan adam çok refleksli, çok hırslı, çok enerjik olur fakat beş dakika sonra biter, halsiz kalır. Alkol böyle bir doping yapıyor ama o 100 metre sonra 105. metre de düşer ama 100 metrede kimse geçemez gibi. Dayanıksız enerji verir. Dayanıklı enerjiler kalorisi yüksek olarak alacağımız gıdalardır. Bu besinlerle beslenen, spor yapan veya hayatını sürdüren insanlar dayanıklı enerjiyi almış oluyorlar vücutlarına. Bu sporda, yaşantıda çok lazımdır.

 

“Spor yapan kişi doktora gitmez”

Sporun en tehlikelisinde adam alkol alıyorsa sporda hayatıyla oynuyordur. Damarı patlatabilir, sinir sistemini koparabilir. Çünkü senin ayağın güçsüz ama aniden çok iyi hareketi yapacak güce sahip ayağın, yaptığın zaman çat diye lif gidiyor, kas yırtılıyor. Diyeceksin topçular öyle mi oluyor? Yok lifi kopan topçuların vücut yorgunluğundan veya vücudu yormuşlardır dışarıda, antrenman da da yoruldun mu iki yorgunluğu alamayışından, karşılayamayışından olan sakatlıklar olarak biliyorum anlatılanı da öyle görüyorum zaten. Bu yaşantıda spor yapacak bir insan bir kere yaşantısında sıhhat yönünden devamlı ilaç alan kişidir. Spor yapan kişi doktora gitmez doktorun verdiği ilaçlar ya terletici olur ya da kas gevşetici olur. Hareket eden adamın kan zaten her yerinden bulup geçer. Ne yağ birikintisi olur kanın hareketini önleyecek vücutta yağ birikintisi olmadı mı senin vücudun zaten hareketli demektir. Sıhhat bu şekilde gider.

Bazı kurumlarımız, kuruluşlarımız veya organize işlerinde daha güçlü olan kişiler bu çalışmalarda katkısı olabilecek kişiler gençliğin çalışmalarıyla ilgili, iyi düşüncelere, hareketlere sahip olmalarıyla ilgili yapılacak çalışmalara öncülük ederlerse gençlerimizin okula da yöneleceğini ben tahmin ediyorum.

 

“Toplu faaliyetlerin içine katmak lazım gençleri”

Gençlerimiz derslerden veya maddi yönden bunaldığı zaman en kolay teselli vücudunu sakinleştirecek şeyin uyuşturucu olduğunu düşünüyorlar. Bununla o sıkıntıları gidiveriyor sanıyorlar. Bunun da güzel olduğunu anlatanlar yapıyor, bu işi deneyenler yapıyor. “Ne sıkılıyorsun gel şöyle şunu yapalım” diyorlar. Uyuşturucu da giriyor bu işin içine ama bir şeyle uğraşmak, bir genci bir yere davet etmek, bir yere, bir çalışmaya katmak, dahil etmek oradaki arkadaşlarınla beraber olmaları, onu diğer o kendini suni olarak teselli eden ve tehlikesini göz ardı eden şeyi tehlikeli olduğunu düşünür, tehlikesiz yerin daha güzel olduğunu anlarsa uzaklaşır bu tür tehlikeli şeylerden.  Bu bir faaliyet olabilir. Toplu faaliyetlerin içinde katmak lazım gençleri, çağırmak lazım. Bunlar herhangi bir kurs şeklinde olursa gelmeyebilir, herhangi bir faaliyet. Folklor, spor, atletizm çalışmaları birkaç kişiyle beraber kalabalık yapılacak çalışmalara çağırmak lazım gençleri. Ekip çalışmalarına çağırmalıyız.

 

“Önce oralara çağıracak, yönetimde uğraşacak kişileri bir araya getireceksin onlarda çalışacaklar”

Önce oralara çağıracak yönetim de uğraşacak kişileri bir araya getireceksin onlarda çalışacaklar sen yapabilirsin, sen başarabilirsin diye motive edecekler, gençlere ulaşacaklar. Bu kısa bir süre yapılsın bir daha fazla yapılmaz, biraz uğraşılsın başta sonra uğraşılmaz. Bir daha birbirini gören gelir, öbür türlü öbür gördüğü yere gidiyorlar. Bunda bazı organizeler de vardır. Bir çocuk gidip oradan hemen uyuşturucu falan alıyorsa sadece çocuğun isteğiyle de değil, arkadaşının çağırmasıyla da değil orada tehlikeli bir organize de vardır. Bu çalışmalar bir seferde, bir istekle de olmaz. Bunların ön çalışmalarını yapıp isteyerek, gençlere biz faydalı olacağız diyerek bunu önce isteyerek yapacağız, isteyerek uğraşacağız. Bir uğraş meydana getireceğiz, bunun ekibini meydana getireceğiz. O çocukları oradan almak kolay ondan sonra. Ama böyle bir şeyin hazırlığını, çalışmasını yapmadıktan sonra zararına iş yapıyorsa anası babası dese de dinlemez çünkü arkadaşı ona tavsiyeyi yapmış. Onları oralardan kurtarmak da kolay ama hiç bununla ilgili bir çalışma ben ne başka vilayette duydum ne bizim vilayette duydum.

 

“Bu kursların devamlılığının olmadığını  görüyoruz”

 Bir takım davetler, bir takım kurslar duyuyoruz. Bu kursların devamlılığının olmadığını da görüyoruz. Yaz kurslarında, sosyal yaşantısında yapacağı ters hareketlerin, zararlı hareketlerin yapılmaması için çalışmalarımızın bu bölümü de olacak. Ağustos ayında futbol çalışması yapıyorsunuz, Eylül ayı da herhangi bir yarışma yapacağız. İçkiyle, uyuşturucuyla ilgili seminerler düzenleyeceğiz, bunlar hakkında bilgiler vereceğiz. Bunun gibi seminer şeklinde çalışmalar da yapılabilir. Bu baştan zor olabilir, benim anlattığımı olacak iş değil diyebilirler ama bu anlattığım kolay, buna başlamak da kolay. Bunu yapacak potansiyel var, bu işi yapacak adamın yanında bütün devlet vardır, bütün devlet olur. Bunu gidip esnaftan da istemeye gerek yok. Bilgisayar kursu, başka bir folklor kursu düzenlersin, saz, müzik kursu düzenlersin bunun içine dersin ki voleybol, futbol kursu ekledik. Bu gençlere böyle bilmediği, aklına gelmeyen şeyi aklına sokarsan o gençler kendilerini toplu bir çalışma içinde bulduğu zaman bir ilerleme, bir kalite geldiğini anlarlar, bir değişime uğradığını anlayıp havaya girerler. Ondan sonra derler ki ben boşuna oturmuşum derler. Sonra ona selam veren birden 3’e çıkarsa genç yine değişir. Uzaktan selam vermeye başlarlarsa bilinen adam haline geldiği zaman ben o yöne gitmeyim der. Bu da yaşantının ayrı bir tarafı.

 

“Kendi bulunduğumuz yeri ve insanlarımızı kendimiz kadar koruyacağız, kendimiz kadar faydalı olacağız”

Faaliyet göstermek, faal olmak burada yönetici olmak, burada herhangi bir şey yaratmak gençlik için de olur, insan topluluğu için de olur. Yeter ki biliyorsan bir şeyi ben millete sunacağım de veya ben bilmesem de öğrenip de bir şey yapmak istiyorum de. İnsan çok şey yapar ama istemeyerek de hiç bir şey yapmaz. Bir şeyden koptuğu için insanlar, kaybetmekten korktuğu için girişimde bulunamıyorlar ama onları bir kişi, iki kişi yanlarına alırsa o kişi artık kaybetmemeyi öğrenir, çalışmanın kazanç olduğunu anlar, bir uğraşın kazanç olduğunu anlar. Önce kendine sonra millete, gelecekte göreceği insanlara hiç zararlı olmaz. Ben gurbete çıktım, Bilecik’te iş bulamadım gurbette iş buldum. Neden? Sadece cesaretimle. Bir şeyi anlatacağıma inandığım için, bir şeyi öğreneceğime inandığım için. Ben giderken yanımda arkadaş da götürdüm, Bilecik Köyhizmetlerine gidemedim, Adapazar Köyhizmetlerine gittim.  Hemen aldılar bizi. Kendi bulunduğumuz yeri ve insanlarımızı kendimiz kadar koruyacağız, kendimiz kadar faydalı olacağız. Bu spor olur, o olur, bu olur.

 

“ ‘Bunlar bizden çok güçlü’ kelimesinden kurtulmamız için kapasiteyi genişletmek lazım”

Ben sporla ilgili yapılan çalışmaları yapan kişileri takdir ediyorum, topluma bu gibi hizmetler önce insanların sonra Allah’ın takdiri dahilindedir, öyle inanıyorum. Bunlara devam etsinler ve tek tavsiyem geliştirsinler, kalabalıklaştırsınlar. Yaptıkları faaliyette insan sayısı bugüne, yarına göre devamlı çoğalsın. Çoğalan ne kadar olursa yeniden yetişenlere hizmet o kadar devamlılık olur. Bugün beş kişi bir işi yapıyorsa beş kişi daha yanına yetiştirirse yeniden gelecek on kişiye hizmete edecek kişiler var demektir. Çünkü bunun içine yaşlılık giriyor, var olma yok olma giriyor. Onlar senin dinlenmene fayda olacaklar, senin ayrılmanda yerini doldurmana fayda olacaklar. Ben yaptıkları işleri daha kalabalık şekilde yapmalarını istiyorum, daha da geliştirmelerini istiyorum. Geliştirmek demek Bilecik’in dışına çıkmak, Bilecik’in dışında birtakım yarışmalara katılmak demektir, mücadelelere katılmak demektir. Yoksa hep Bilecik’te bu işi yürütmenin anlamı yok. Bugün çağırırlar bir yere dersin onlar bizden çok güçlü. “Bunlar bizden çok güçlü” kelimesinden kurtulmamız için kapasiteyi genişletmek lazım. Ben bu hizmeti yapıyorum deyip de gidip bu iş tamamdır değil bu işin başka yerde daha iyisini yapanı bulacaksın, göreceksin onu buraya getireceksin. Biz Bilecik’e daha iyilerini bulup getireceğiz, Bilecik’te bulamadığımızı nerde varsa orada bulup getireceğiz. Bu bilen olur, yapacak insan olur, Bilecik’in ihtiyacı olur. Bunlara da bizim devlet yetkililerimizin ben yanında olacağını tahmin ediyorum. Bilecik’e birisi hizmet edecek de yapma diyecek hiçbir yönetici yoktur. Bu devlet yöneticisi olsun, siyasi olsun. İyi iş yapmak isteyenin yanında her insan vardır, tehlikeli, iş yapmayacak insanın yanında da kimse olmaz. Yeter ki iyi iş yapacağını bilsinler yapmadın demezler senin yapman için yardımcı olurlar.

 

“Eğer bu misafirhanede iyi misafir olarak kalmayı bilemezsek…”

Benim size bir ağabey olarak hepinize söyleyeceğim bir şey. Bu dünya bu kainatın en güzel misafirhanesi. Burada iyi bir misafir olmak için, kalmak için uğraşalım, önce kendimizi düşünelim, önce kendimizi sevelim, faydalı olalım sonra karşılığında ne görürseniz onun için faydalı olun. Eğer bu misafirhanede iyi misafir olarak kalmayı bilemezsek, hele kendimize faydalı olamazsak karşısındakine yalvaran bir insan olarak devam edersek ve bu duruma düşersek birine yalvaran kişi kendine ihanet etmiş kişidir.”

CANER ALKAN

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*

code

  • YORUM
reklam