“Türkiye´de Diyabetin Görülme Sıklığı Beklenenin Ötesinde Bir Hızla Artıyor”

“Türkiye´de Diyabetin Görülme Sıklığı Beklenenin Ötesinde Bir Hızla Artıyor”

 

Dr. Kaya diyabetin halk arasında bilinen adıyla şeker hastalığının, yaşam kalitesini ciddi biçimde etkileyen ve tedavisi mümkün olmayan bir hastalık olduğunu söyledi. Dr. Kaya açıklamasının devamında şunları aktardı:

“Pankreasın ürettiği insülinin yetersizliği veya etkisizliğinden kaynaklanır. İnsülin olmayınca, besinlerle aldığımız şeker ve diğer besin unsurları, ihtiyaç duyan hücrelere giremez. Bu nedenle, hücreler şekersizlik çekerken, kan şekeri normal değerlerin üstüne çıkar. Kanda şekerin çok artması, vücudun tüm hücrelerini tahrip eder. Bu tahribat, çok yavaş ama inatçıdır. Yavaş yavaş ilerlemesi aslında hastalığı tedavi etmek açısından daha iyidir. Ama kötü yanı, şeker hastalarında şekerin önemli bir zararının olmadığı hissini yaratması ve hastalıkları konusundaki vurdumduymazlıklarını artırmasıdır. Bu tahribat hem yaşam kalitesini bozmakta, hem ömrü kısaltmaktadır.

Şeker hastalığı belirtileri nelerdir?

-Çok su içme

-Çok idrara çıkma

-Ağız kuruluğu

-İştah fazlalığı

-Halsizlik

-Ayaklarda ve ellerde uyuşukluk

Diyabet her yaşta görülen bir hastalıktır.  Başlıca 3 çeşit şeker hastalığı vardır:

*Tip 1 diyabet: Çocukluk döneminde 10-14 yaş civarında ortaya çıkan ve sadece insülin tedavisi şeklinde yapılan bir hastalıktır. “Genç tipi” şeker hastalığı olarak adlandırılır.

Tip 1 diyabet, çocukluk çağının sık görülen kronik hastalıklarından olup tedavisinde insülin kullanılması, kan şekeri takibi gibi uygulamalar nedeniyle yakın izlem gerektirir. Bu nedenle okulda öğretmenlerin,  yöneticilerin, okul hemşiresinin ve personelin diyabet konusunda bilgili ve bilinçli olması diyabetli çocuğun hayatını kolaylaştırmasının yanı sıra okulda gelişebilecek ağır komplikasyonları önler. 

*Tip 2 diyabet: Genellikle 40 yaşından sonra ortaya çıkar çocukluk çağında da artmaya başlamıştır. Tedavi haplarla başlar insülinle devam eder.

*Gebelik diyabeti: Gebelikte ortaya çıkan ve gebelikten sonra kaybolan şeker hastalığı durumudur.

Diyabet hastalığı, teknoloji ve özellikle artan obezite ve yanlış beslenme alışkanlıkları, fast food tüketiminin de artmasıyla tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de artmaya devam etmektedir. 2025 yılında dünyadaki diyabet hastası sayısının 285 milyonu bulacağı tahmin edilmekte. Türkiye’ de ise bugün bu rakamın 10 yılda 5 milyondan 10 milyona yükseldiği görülmektedir.

Türkiye´de diyabetin görülme sıklığı bekleneninde ötesinde bir hızla artıyor. Araştırmalar, Uluslararası Diyabet Federasyonu’nun 2030 yılı için tahmin ettiği diyabetli hasta sayısına Türkiye´nin şimdiden ulaştığını gösteriyor.

 

‘Diyabet iyi tedavi edilmezse ciddi organ hasarlarına yol açıyor’

TürkDiyabet Vakfı 40 yaş üstü her 5 kişiden birinin, 50 yaş üstü her 4 kişiden birinin diyabet hastası olduğunu açıkladı. Yaşam boyu süren ve kesin tedavisi olmayan hastalığın iyi tedavi edilmemesi durumunda ciddi organ hasarlarına yol açtığı biliniyor Bu arada kalp damar hastalıkları ve 20 yaş üstü körlüğün bir numaralı sebebinin diyabet olduğu ve hemodiyalize giren her 2 hastadan birinin diyabetli olduğu açıklandı.

 

TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

*DİYET *EGZERSİZ *İLAÇ TEDAVİSİ  *DİYABET EĞİTİMİ

Diyabet tedavisinde önemli adımlardan biri de, yaşam değişikliği terapisidir. Bu değişiklik kişilerin hem aç kalmadan kilo vermelerini sağlamakta, hem de kan şekeri seviyelerini dengeli takip etmelerine yardımcı olmaktadır. Kan şekerini yavaş yükselten besinleri tercih etmek ve öğün saatlerini belli bir düzene oturtmak, bol miktarda lifli gıdalar(sebze, meyve, baklagiller) tüketmek en temel kuraldır. 

Yasak ya da kötü besin yoktur.  Bu nedenle saflaştırılmış besinlerden çok, kepekli ekmek, tam tahıl ekmeği, çavdar ekmeği, kepekli pirinç, kepekli makarna, bulgur, kuru fasulye, mercimek, nohut, soya fasulyesi, iç bakla, meyvelerin tam hallerini, elma, armut, portakal, şeftali tüketimine önem ve öncelik verilmelidir.

Diyabet; Küresel ölümlerin dördüncü önemli nedenidir. Tüm diyabetli kişilerin % 50’si, sağlık durumlarının farkında değillerdir. Bu kişilere mutlaka eğitim ve bilinçlendirme çalışması yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda “14 Kasım Dünya Diyabet Günü” nedeniyle tüm dünyada, çeşitli etkinlikler gerçekleştirilmektedir. Ülkemizde de bir halk sağlığı sorunu olarak önemini koruyan ve ülkelerin sağlık harcamalarına çok ciddi bir ekonomik yük getiren diyabet; bulaşıcı olmayan kronik hastalıklar arasında önemli bir yer tutmaktadır. Bu yükün; mücadele edilmez ise, yakın gelecekte daha da artması beklenmektedir.”

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*

code

  • YORUM
reklam