UYUŞTURUCU MADDE BAĞIMLILIĞI İLE MÜCADELE

UYUŞTURUCU MADDE BAĞIMLILIĞI İLE MÜCADELE

 

Yapılan açıklamada Bilecik İl Emniyet Müdürlüğü’nü tanıtmak ve vatandaşları görev alanlarına giren konularda aydınlatmak amacıyla Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele, Bölge Trafik Denetleme, Trafik Tescil ve Denetleme ile Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlükleri’ni ilgilendiren konularla ilgili yazılı basın açıklaması yapıldı. Yapılan açıklamalardan Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü’nün görev alanı ile ilgili yapılan açıklama da uyuşturucu madde bağımlılığı konusuna girilmeden önce konuyla ilgili bazı tanımların yapıldığı açıklama şu şekilde:

Uyuşturucu Madde:Belirli miktarda alındığında, kişinin sinir sistemine etki ederek, akli, fiziki ve psikolojik dengesini bozan, kişi ve toplum içerisinde ekonomik ve sosyal çöküntü meydana getiren, alışkanlık ve bağımlılık yapan, kullanılmasını, bulundurulmasını, üretilmesini ve satışının kanunlarla yasaklandığı narkotik ve psikotrop sözcükleriyle de tanımlanan maddelere Uyuşturucu madde denir. Uyuşturucu madde kavramı genel anlamda, uyuşturma niteliğine sahip maddeleri ifade eder. Yani uyuşturan, duymaz hale getiren demektir.

Bağımlı: Kimyasal maddelere ve ilaçlara esir olmuş kişilerdir.

Yoksunluk: Maddeyi alan kişi tarafından, alındığı andan itibaren alınan maddeye karşı her defasında daha çok ve sıklıkta alınma isteğinin gösterilmesidir.

                Ülkemizde uyuşturucu maddelerin bir kısmı tedavi amacıyla bir kısmı ise sadece keyif verici veya uyarıcı etkileri sebebiyle kullanılmaktadır. Tedavi amacıyla kullanılan maddeler de doktor kontrolü dışında sakinleştirici veya keyif verici etkileri sebebiyle kötü kullanılmakta ve bağımlılığa yol açmaktadır. Uyuşturucu maddeler yıllardır ruhsal duruma olumsuz etkileri olduğu bilinen maddelerdir. Günümüzde en gelişmiş ülkelerden geri kalmış ülkelere kadar çok yaygın olarak uyuşturucu madde kullanılmaktadır. Bazı ülkeler uyuşturucu madde kullanımı ve taşınmasına ağır cezalar uygulamaktadır. Ülkemizde de bu böyledir. Bazı ülkelerde ise bu serbest bırakılmıştır. Bütün uyuşturucuların kişi üzerinde en büyük zararı ve tahribatı beyin ve merkezi sinir sistemi üzerinde olur. Bu sebeple beynin mazrufu olan aklı ve iradeyi işlemez hale getirir. Kişiyi dengeden, normal yaşam ve davranışlardan uzaklaştırırlar. Beyin ve akıl sağlığının en büyük düşmanı uyuşturuculardır. Bağımlılarda beliren ilk olgu; akıl ve sinir hastalıkları ve arızalarıdır. Delilik, erken bunama, şuur kaybı, uykusuzluk, felçler, hezeyanlar (sayıklama, saçmalama, akıl dışı davranışlar ) halüsinasyonlar (hayal görme, işitme vs.) zeka ve hafıza kayıpları. En kısa ifade ile: “Akıl hastalıkları, zihni ve ruhi karmaşa ve kaoslar”. Öte yandan uyuşturucu maddeler;

Sindirim Sistemimizde:Bulantı, kusma, karın ağrıları, kabızlık, ishal, mide ve bağırsak spazmlarına,

Karaciğer ve Böbreklerimizde: Bu zehirlerin organizmamızdan atılmasında en ağır görev yüklenen karaciğer ve böbreklerimizde büyük arıza ve tıkanmalara, karaciğerimizde yetersizlik, yağlanma ve sertleşmeye(siroz)… Böbreklerimizde büyük tahribata, albümin, kan ve idrar çoğalmasına, tıkanmalara ve ağır böbrek hastalıklarına,

Gözlerimizde:Işık ve mesafede uyumsuzluklara, şaşılık, gece körlüğü, gözbebeği büyümesi ve küçülmesine,

Solunum Sistemimizde: nefes darlığı, öksürük, boğulma hissi ve bu yolla kalp sıkışmalarına,

Kan organlarımızda: Kansızlık, kan zehirlenmeleri, kan hücrelerinde şekil ve miktar değişikliklerine

Zehirlenme:Ölümle sonuçlanan zehirlenmelere sebebiyet verir.

Bir insan yaşamını devam ettirebilmesi için havaya, suya, oksijene ve tabi olan besine ihtiyaç duymaktadır. Fakat kişi maddeyi ilk aldığı zaman vücut alınan maddeyi tepki ile karşılar. Madde alınmasına devam edildiğinde ise alınan o maddenin esiri olunmaya başlanır ve artık madde bağımlısı olunmuş sayılır. Sosyal bir varlık olan insanın çevresi ile uyum içersinde olması, akıl ve zihin sağlığı ile mümkündür.

Bu sebeple akıl ve zihin sağlığının en büyük düşmanı olan uyuşturucular, insanın uyum gücünü zaafa ve iflasa götürmekle onu ailesinden, toplumdan ve çevresinden kopararak, yalnızlığa, bunalıma ve hemen ardından da sorumsuz, hipisel (hayvani) bir yaşama mahkum eder. Bağımlıyı yaşayan bir ölü haline getirir. Bu sebeple uyuşturucuların; bağımlıya, bağımlının aile hayatına, doğacak çocuklarına, iş hayatına, aile ve ülke ekonomisine ve toplumsal ahlaka (namus, iffet, şeref, haysiyet v.s.) verdiği zararlar ifadelere sığdırılamaz. İntiharların, cinayetlerin, her türlü gasp ve anarşinin temelinde hep uyuşturucu vardır.

Türkiye de TUBİM (Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi) tarafından yapılan çalışmalarda maddeye başlama yaşının % 43’ ünü 16 – 32 yaş grubundaki kişilerin oluşturduğu tespit edilmiştir. Yine yapılan çalışmalarda; bağımlılık yapıcı maddelerin sigara ve alkolle karıştırılmak sureti ile vücuda alındığı, ayrıca bu yaş grubundaki kişilerin maddeye başlama sebeplerinin başında arkadaş ve bağımlılık yapıcı maddeye olan merak olduğu anlaşılmıştır. Ülkemizde 15-16 ve diğer yaş gruplarına yönelik “HAYIR” yetisi kazandırılma çalışmaları 81 ilimizde faaliyet gösteren TUBİM İl temas görevlilerimiz tarafından yapılmaktadır. Bunun yanı sıra madde bağımlılığı ile ilgili ülkemiz genelinde kurumlar olarak da etkin bir mücadele içerisine girilmiştir. İllerde madde bağımlılığı ile ilgili kurullar ve alt komisyonlar kurulmuştur. Bu kurullar madde bağımlılığı ile ilgili etkin bir çalışma içerisindedir. Ancak unutulmamalıdır ki; UYUŞTURUCULARDAN KORUNMADA EN BÜYÜK VAZİFE AİLEYE DÜŞMEKTEDİR. Aile toplumun temel çekirdeğidir. En başta anne ve baba, çocuklara örnek olmalıdır. Çocuklar, her türlü sıkıntılarını ve problemlerini öncelikle anne ve babalarına açabilmelidirler. Problemlerin ilk defa aile büyüklerince değerlendirilmeleri şarttır. Bu noktadan hareketle gençlerimiz;

• Sevgiyi ve mutluluğu muhakkak ki kendi yuvalarında aramalı,

• Kötü arkadaş guruplarından uzak durmaları,

•Boş zamanları en iyi şekilde değerlendirmelidir. (okumak, kültürel ve diğer faydalı faaliyetlerde bulunmak gibi meşguliyetlerle)

• Yine gençlik dönemi; halk arasında söylendiği şekliyle "delikanlılık" devresidir. Bu yaşlarda kişilik icabı, gelecek için her an problem oluşturabilecek hareketlere girilebilir, kararlarda isteksizlik olabilir. Gençler bu hususu daima göz önünde tutmalı büyüklerin uyarılarını dikkate almalıdırlar.”

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*

code

  • YORUM
reklam