“Yaraya Antibiyotik Olmak Zorundayız”

“Yaraya Antibiyotik Olmak Zorundayız”

Bilecik Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi’nde, denetimli serbestlik yasasından faydalanan hükümlülerin toplumsal yaşama adapte olmalarını sağlamak adına yapılan eğitimler devam ediyor. Bilecik Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Toplantı Salonu’nda İl Vaizi Mevlüt Güder’ tarafından katılımcılara “İyilik, Kötülük ve İnsan” konulu seminer verildi. Farklı günlerde farklı gruplara seminer veren Güder, “Bu evrende gökte uçan kuştan denizin dibindeki balığa varana kadar Allah’ın eseridir ama insan Allah’ın şaheseridir.” diyerek sözlerine başladı. Güder verdiği seminerde şunları anlattı:

 

“Ruhumuzu da doyurmalıyız”

 

“Şahsiyet olarak insan iki unsurdan meydana gelir. Ruh ve beden. İnsan kendisini tanıyacak ki nerede, nasıl hareket edeceğini de bilsin. İnsanın ruh ve bedeni de aynen depo gibi ihtiyaçlarla yürüyor. İhtiyaçları görüldüğü takdirde insan hayatı devam eder. Eğer insanın ruh ve bedene ait ihtiyaçlar yeteri kadar görülmez, gözetilmez veya insan bunu fark etmezse, edemezse durur.

Hem ruhun hem de bedenin beslenmeye ihtiyaçları var. Beden neyle besleniyor, gıdayla. Bedenin bir tane deposu var, mide. Ruhun iki tane deposu var; biri beyin biri kalp. Demek ki insan ruh ve bedenden meydana geliyor. Acıktığımızı hissediyoruz da yani bedenin ihtiyacını hissediyoruz da ruhunkini neden doğrudan hissetmiyoruz? Yemeğe ihtiyaç duyuyoruz da mesela kütüphaneye ihtiyaç duymuyoruz. Çünkü beden topraktan yaratılmış bu dünyaya ait, beyinle sinyal gönderiyor. Ama ruh bu aleme ait bir yerlerden değil. Ötelere ait. Bu yüzden bedenin ihtiyacını beyin haber veriyor ruhun ihtiyacını da vicdan haber veriyor.

 

‘Kötü arkadaşlar sizi kötü etkileyebilir’

 

Bizim başımıza gelen sıkıntılardan ruhumuzun yeteri kadar beslenmediğini görüyoruz. Yani cahillikten, kötü arkadaştan ve insanın haddinin sınırını dinlememesinin sonucu sıkıntılar yaşanıyor. Demek ki bütün bunlardan uzaklaşmak için midemizi beslediğimiz gibi kalbimizi de iman ve ahlakla besleyeceğiz. Bizi kötülüğe götüren, başımızı sıkıntıya sokan sebepler arasında kötü arkadaş çevresini örnek verebiliriz. Siz iyisiniz, temiz insansınız, arkadaş çevreniz kötüyse sizi de bir zaman sonra kendisine benzetiyor. Kendinize ne kadar dikkat ederseniz edin o ortam sizi de bozabiliyor. Kurtuluşunuz yok. O zaman demek ki bu tür kötü olayların başınıza gelmemesi için önce dikkat edeceğiniz konu arkadaş. Arkadaş çevrenize çok dikkat etmek mecburiyetindesiniz.

İnsanın 2 tane düşmanı var, içerideki düşman nefis dışarıdaki düşman da şeytan. Bu 2 düşman gölgemiz bizi nasıl takip ediyorsa öyle takip eder. Bize çelme takmak için her ikisi de fırsat kollar. Bu düşmanların en tehlikelisi nefistir, çünkü nefis içeridedir. Düşman dışarıdaysa tedbir alınabilir ama içerideyse tedbir kolay değil. Bu iki düşman bizi sürekli ayartmaya, kandırmaya uğraşacak. Şeytanın insana zorla bir şey yaptırma gücü yoktur. ‘Şunu yap, bunu yap’ diyemez. Sadece insana göz kırpar. Onu etkileyecek yollar arar. Bir şeyler üfürür. Şeytan ateşten, insan topraktan yaratılmıştır. Bunun anlamı öfkelendiğimizde irademiz şeytanın eline geçer. Öfkelendiğinde kim olursa olsun iradesi şeytanın eline geçer.

 

‘Öfkelenenin iradesi şeytanın eline geçer’

 

İnsan iki yerde sağlıklı karar veremez. Hayat siyah beyazdır. Birisi öfkelendiğinde dünyayı simsiyah görür. Birde bunun tam tersi romantik olduğunda, o zamanda dünyayı tozpembe görürler. Öfke bizim konumuz. Öfkelendiğimizde bileceğiz irademiz şeytanın elinde. Öfke kontrolünü öğreneceğiz. Unutmayın öfkesini kontrol edemeyen fitneyi kontrol edemez. Belayı kontrol edebilmek için öncelikle öfkemizi kontrol etmeliyiz. Şeytanın en büyük özelliği ateşten yaratılmış olması hasebiyle bizim öfkemizi kullanmasıdır. Öfkeyi kontrol edemiyorsak ruhumuz aç demek ki. İnsanlardaki bütün duygular bir maksat için verilmiş. Ateş gibidir bütün duygular. Ateş sizin kontrolünüzde olursa iyidir. Ama ateş sizin kontrolünüzden çıktığında sizi yakan bir ateşe döner. İnsandaki bütün duygular bütün hisler böyledir. İnsanın kontrolünün altında olması gerekir. Denetimimizden çıktığı anda bize zarar verir. Bu hisler bizim başımıza bela olur. Hırs, Allah’ın verdiği bir duygu. Hırs olmasa kimse çalışmaz. Para sevgisi, kazanma sevgisi olmasa kimse uğraşmaz. Tamam, iyi ama biz bu hırs duygusunu çalışma kazanma istikametinde kullandığımız istikamette bu duygu bizim için bir güzellik olur bizi her zaman ileri taşır. Ama tutarda bu hırsımızı başka istikamette kullanırsak o zaman aynı hırs bizim felaketimizi oluşturur. Onun için duyguları kontrol edeceğiz. Şeytanın en büyük özelliği öfke.

Dünya mutluluğunun temeli çalışma ve kanaattir. İnsanlar çok mutlu değiller. Bu kişiler ya yeterince çalışmıyordur ya da kanaat etmiyorlardır. Dünyada her insan kısmetiyle gelir.”

Seminerlere katılan ve denetimli serbestlikten yararlanan mahkumlar, gerçekleşen eğitimlerden ve denetimli serbestlik yasasından çok memnun olduklarını hem çalışıp hem cezalarını çektiklerini ifade ettiler.

Seminerin ardından açıklama yapan Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürü Emin Özel, “31 Ocak 2013 tarihinde yürürlüğe giren 6411 sayılı yasadan tahliye olan hükümlülerin uzman arkadaşlarımızın uygun gördüğü gibi İl Müftülüğümüzde görevli İl Vaizimiz Mevlüt Güder hocamızın ‘İyilik, Kötülük ve İnsan’ konulu, sosyolojik yapıdaki değerleri ve nasıl davranması gerektiğini içeren bir seminer gerçekleştirdik.

 

‘Seminerlerimiz devam edecek’

 

Burada uzman arkadaşlarım hükümlüler için 3 bireysel görüşme gerçekleştiriyor. Daha sonra onların seminerleri oluyor. Bunların içerisinde ‘İyilik,Kötülük ve İnsan’ semineri var Müftülük tarafından verilen. İşkur’dan ‘İş Arama Kriterleri’ hakkında seminerimiz olacak. Sağlık Müdürlüğü’nden ‘Obezite’ ile ilgili seminerimiz oldu. Bunun akabinde daha sonra kişileri grup görüşmelerine alıyoruz. Bu görüşmelerde öfke kontrolü, SAMBA (sigara, alkol, madde bağımlığı kontrolü), genel suçlu davranış adı altındaki toplantı seminerlere katılıp suçun devam ettiği sürece 1 yıl boyunca kişi tahliyesine hazırlanmış olacak.

 

‘Yaraya antibiyotik olmak zorundayız’

 

Biz bu insanları kazanmak zorundayız. Kazanmak için buradayız. Elimizdeki bir yara için parmağımızı kesemeyeceğimize göre biz bu yaraya antibiyotik olmak durumundayız. Mühim olan buradaki herkesin toplumun bir ferdi olduğunu hissettirmek. Burada kendine yüklenen görevleri bilmesi gerek. Ona göre toplumda milleti sosyolojik yapıyı bozmaması için kendisine yüklenen örf, adet bütün davranışları kadromuzun en iyi şekilde kazanması için çalışıyoruz. Sağ olsun Mevlüt Hocamızın bu üçüncü gelişi. Mühim olan insanların gelecekte ne gibi davranışları sergileyecekleri şimdiden almış olduğu kurslarda bunların eğitimleri görüp, yapacakları her davranış ve hareketin sorumluluğunun bilincine varıp tekrar suçlu davranışların nüksetmemesine çalışıyoruz.

Bizim kurslarımız devam edecek. İlk olarak Rehberlik ve Araştırma Merkezi’nde öfke kontrolü konulu 4 haftalık bir eğitimimiz oldu. Ondan sonra SAMBA (sigara, alkol, madde bağımlığı kontrolü) ile ilgili mücadele programı başlattık. Kişiler öfkesini kontrol edemediklerinden dolayı işledikleri suçlardan geliyorlar veya genel suçlu davranış.

Bizim elimizde bugün 495 tane mahkemelerin vermiş olduğu denetimli serbestlik tedbiriyle, 278 tane de infaz hakimliğinin tahliye ettiği son 1 yıl cezası kalanlar bizimle. Kişi buraya geldiği zaman işini de yapıyor cezasını da çekiyor.” şeklinde konuştu. ZEYNEP KILBAHRİ

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*

code

  • YORUM
reklam