• DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
  • BIST
Yolsuzluk ve rüşvet skandallarını unutturmayacağız

Yolsuzluk ve rüşvet skandallarını unutturmayacağız

CHP Bilecik İl Başkanlığında gerçekleşen açıklamayı CHP İl Başkanı Çağatay Karaahmet yaptı. "17-25  Aralık yolsuzluk ve rüşvetle mücadele haftası"  fikriyle bir araya geldiklerini  belirtirken  yaşanan yolsuzluk skandallarını unutturmayacaklarını vurguladı.

"Yolsuzluk ve rüşvet skandallarını unutturmayacağız"

Yolsuzluk skandallarının oluşum sürecini ve hükümetin bu süreçteki takındığı tavırlara dikkat çeken Karaahmet'in açıklaması şu şekilde oldu:

"17-25  Aralık Haftası Yolsuzluk ve rüşvetle mücadele haftası olsun fikri ve önerisi ile bugün sizlerle bir araya geldik. 17 Aralık'ta AKP hükümetinde yaşanan yolsuzluğu unutturmayacağımızı, rüşvet skandalını unutturmayacağımızı ve kamuoyunda bu bilincin oluşması için elimizden geleni yapacağımızı teyit etmek amacıyla burada toplandık.

"3 ' Y' ile geldiler, 3 'Y' ile gidecekler"

Değerli arkadaşlarım bildiğiniz gibi ülkemizde 12 yıldır bir AKP faşizmi yaşanıyor. Sandıkla geldiler, seçimle geldiler, milli iradeyi temsil ediyoruz dediler ancak ortada iradesini temsil ettikleri milleti dahi bırakmadılar. Bakınız 3 'y' ile geldik dediler. Yolsuzlukla mücadele edeceğiz dediler. Yoksullukla mücadele edeceğiz dediler. Yasaklarla mücadele edeceğiz dediler. Ancak yolsuzluk batağının içinde debelenip duruyorlar.  Türkiye'nin başına musallat oldukları gibi bu 3 'y' ile de Türkiye'nin başından gidecekler.

"Cumhuriyet hükümetlerinde böyle bir skandal yaşanmadı"

Değerli arkadaşlarım, yoksulluğu yeneceğiz dediler, halk yoksulluk içerisinde kıvranıyor. Yasakları kaldıracağız dediler internetinden tutun da insanların sokakta yürüyüşlerine kadar yasak getirdiler. Yolsuzluğu yok edeceğiz dediler ancak  bu memleketi yolsuzluk batağının içine Cumhuriyet tarihinde görülmediği kadar batırdılar. Bugüne kadar kurulan tüm Cumhuriyet hükümetlerinde bu boyutta bir yolsuzluk skandalı, bu boyutta bir bataklığa batma yaşanmadı. 17 Aralık günü, bugün itibariyle tekrardan tüm kamuoyu ve siz partililerimin hafızalarını yoklamalarını istiyorum ve sizlere birkaç hatırlatmada bulunmak istiyorum.

Operasyonun gelişme süreci

Değerli arkadaşlarım, krizin gün gün gelişimini  sizleri fazla tutmamak için atlayarak aktaracağım. Salı sabahı başlatılan operasyonu savcılık emriyle İstanbul polisi gerçekleştirdi. 17 Aralık 2013 Salı. Operasyon sabaha karşı başladı. Operasyon talimatını eski Ergenekon savcısı Zekeriya Öz'ün koordinasyonluğunda savcı Celal Kara verdi. İçişleri Bakanı Muammer Güler'in oğlu Barış Güler, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın oğlu Salih Kaan Çağlayan. Çevre  ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın oğlu Abdullah Oğuz Bayraktar. Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan. İş adamları, Ali Ağaoğlu, Rıza Sarraf ve Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir'in de aralarında bulunduğu 89 kişi gözaltına alındı.

18 Aralık Çarşamba.  Bir sonraki gün medyaya soruşturma dosyasıyla beraber haberler sızmaya başladı. İdiaya göre örgüt lideri Rıza Sarraf'tı. Sarraf'ın bürokraside 4 bakanla geliştirdiği ilişkiler ve rüşvet çarkı sayesinde kara para aklama, altın kaçakçılığı gibi suçlar işlediği öne sürüldü. Barış Güler'in evinde yapılan aramalarda görüntülenen paralar günün en çarpıcı konusu oldu. Halkbankası Genel Müdürü Aslan'ın evindeki ayakkabı kutusundan çıkan 4 buçuk milyon dolar, bazı telefon görüşmesi kayıtları ve fotoğraflar medyada yer aldı. Emniyette operasyonu gerçekleştirenlerin de aralarında olduğu 5 şube müdürü görevden alındı. Yerlerine ise yine aynı hızla atamalar yapıldı. Soruşturmaya iki tane de ek savcı bağlandı.

20 Aralık Cuma. Emniyetteki tasfiyeler yayıldı. Mali Suçları Araştırma Komisyonu Başkanı Faruk  Elieyioğlu operasyonu gizlediği gerekçesiyle görevinden alındı. Aynı gün bakan çocuklarının da aralarında bulunduğu şüphelilerin tamamı adliyeye sevk edildi. Gün boyu ifadeleri alındı. Soruşturmayı başlatan ve dosyaya sonradan görevlendirilen 3 savcı oy birliğiyle Barış Güler, Kaan Çağlayan ve Abdullah Oğuz Bayraktar'ın da aralarında bulunduğu şüphelilere tutuklama istedi.

21 Aralık Cumartesi. Bakan çocukları Barış Güler ve Salih Kaan Çağlayan, iş adamı Rıza Sarraf ve Halkbankası Genel Müdürü Süleyman Aslan günün ilk saatlerinde tutuklandı. İki bakanın oğluna yönelik suçlama, rüşvet almaya ve vermeye aracılık etmekti. İl günkü tutuklamalarla birlikte soruşturmada toplam 26 kişi cezaevine gönderilmiş oldu. Bakan Bayraktar'ın oğlu, iş adamı Ağaoğlu ve Fatih Belediye Başkanı'nın da aralarında olduğu şüpheliler ise serbest kaldı. Hükümet, kendisinden habersiz yapılan operasyonun ardından adli kolluk yönetmeliğini değiştirdi. En tehlikelisi de burada arkadaşlar. Savcıların emrinde soruşturmada görevli polislerin soruşturmalara ilişkin amirlerine bilgi vermesi zorunlu hale getirildi. Bu hükümetin operasyona yönelik en büyük itirazıydı. Bazı barolar yönetmeliğin iptali için dava açtı.

25 Aralık Çarşamba. Bakan istifaları peş peşe geldi. İlk olarak Zafer Çağlayan, hemen ardından Muammer Güler istifalarını açıkladı. Erdoğan Bayraktar ise NTV'ye telefonla bağlandı. Dikkatinizi çekiyorum. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın da istifa etmesi gerektiğini söyleyerek görevi bıraktığını açıkladı. Erfoğan'ı ,st,faya davet etti. Aynı gün Türkiye daha ilk operasyonu konuşurken ikinci operasyon iddiaları da geldi. Ergenekon davasının da savcısı olan Muammer Akkaş tarafından ikinci büyük soruşturma yürütüldüğü ortaya çıktı. Savcı Akkaş, bir çok iş adamının da aralarında bulunduğu 41 kişik gözaltı listesi hazırladı. Mahekemden bazı iş adamlarının mal varlıklarına el koyma kararı çıktı. Savcı Başbakanın oğlu Bilal Erdoğan'ın da içinde şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrı evrakı hazırladı. Ancak emniyet savcının talimatlarını yerine getirmedi. Savcılık ve emniyet arasında yetki krizi çıktı. Savcı Akkaş, soruşturmaya engel oldukları iddiasıyla Vali Hüseyin Avni Mutlu, İl Emniyet Müdürü Selami Altınok ve sorumlu kolluk kuvvetleri hakkında gizliliği ihlal, görevi kötüye kullanma ve delilleri yok etme gerekçesiyle soruşturma başlattı.

Değerli arkadaşlarım bu şekilde kronolojik yapı devam ediyor. 31 Aralık'ı atlıyorum.Operasyon kapsamında tutuklanan eski İçişleri Bakanı Muammer Güler'in oğlu Barış Güler, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın oğlu Salih Kaan Çağlayan, Halkbankası Genel Müdürü Süleyman Aslan'ın avukatlarının yaptıkları itirazları mahkeme reddetti. Yine aynı şekilde diğer tehlikeli bir oluşum 6 Ocak Pazartesi sabahı Ankara Emniyet Müdürlüğü'nden gece yarısı büyük çapta görev değişikliği yapıldı. 350 polisin yeri değiştirildi. Boşalan yerlere çoğu Ankara dışından 250 polis atandı.

7 Ocak Salı. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 1. Dairesi, İstanbul Cumhuriyet Savcısı Vekili Zekeriya Öz'ü Bakırköy Başsavcısı Vekili olarak atadı.

"Ortaya çıkan ses kayıtlarının sahte olmadığı ortaya çıktı"

Değerli arkadaşlarım gelinen süreçte tabi Halkbank müdürü değişti, genel müdürü değişti. Yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasında tutuklanan Süleyman Aslan’ın yerine Ali Fuat Taşkesenoğlu atandı. Yine değerli arkadaşlarım 13 Şubat pazartesi günü 17 Aralık soruşturmasında tutuklanan Halkbank’ın Gene Müdürü Süleyman Aslan’ın 12 Ekim 20122den önce elde ettiği malvarlığına yönelik tedbir kaldırıldı. Evinde bulunan 4 buçuk milyon dolar ise halen adli emanette. Aslan evinde yapılan aramada ayakkabı kutuları içinde bulunan 4 buçuk milyon doların okul yaptırma amacıyla verildiğini söylemişti. Daha sonrasında sizlere kısaca geçeceğim. Bütün bu yapılan yolsuzluklar ve bütün bu yapılan rüşvet operasyonları neticesinde, yapılan tutuklamaların neticesinde yargı işletilmeye başlatıldı. 17 Aralık’taki 14 Şubat Cuma günü 17 Aralık Rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklanan Halkbank Eski Genel Müdürü Süleyman Aslan dâhil 6 kişi tahliye edildi. Rıza Sarraf ve eski bakanların oğulları Barış Güler ve Kaan Çağlayan’ın tahliye talebi reddedildi. Geliyoruz 28 Şubat Cuma gününe; 17 Aralık’ta İstanbul merkezli başlatılan yolsuzluk ve rüşvet operasyonları kapsamında gözaltına alınıp tutuklanan Eski İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu Barış Güler, Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın oğlu Salih Kaan Çağlayan, İranlı İş adamı Rıza Sarraf ve Hikmet Tünel ile Özgür Özdemir serbest bırakıldı. Tahliyelerle soruşturmada tutuklu kalmadı. Ondan sonrasını değerli arkadaşlarım bu toplumun ve siz değerli partililerimin malumudur. Soruşturmalarda başbakanın oğlunun da isminin karıştığı Başbakan’ın oğlu Bilal Erdoğan’la Başbakan’ın görüşmelerinin bizzat ve avroları yok etme, evindeki paraları yok etme görüşmeleri yapıldı. Daha sonra bunlar hakkında Başbakanlık tarafından bunların montaj olduğuna ilişkin iddialar ortaya atıldı. Ama en sonunda adli tıbbın verdiği kararla da bunların montaj olmadığı ortaya çıktı.

"Beyt-ül mal’a el uzatılır mı?"

Şimdi değerli arkadaşlarım bu kronolojiyi atlıyorum, gelişmeleri atlıyorum. Zira bu hepinizin malumudur. Hepinizin ve Türk halkının bilgisi dahilindedir. Biz bu yaşananları, bu kronolojik sıralamayı Türkiye’nin girdiği rüşvet ve yolsuzluk batağını bu halka unutturmayacağız. Biz Türkiye halkına AKP döneminde bataklığa sürüklenen devlet yönetimini unutturmayacağız. Değerli arkadaşlarım bizler güçlünün hukukunu değil, hukukun gücünü egemen kılacağız. Bakınız değerli AKP hükümeti şuan Cumhurbaşkanı ve Başbakan 12 yıllık iktidarlarını sadece ve sadece benim temiz vatandaşımın temiz duygularını sömürerek sürdürdüler. Din ile siyaseti bir araya karıştırdılar. Vatandaşlarımın bu duygusunu sömürerek iktidara geldiler. Değerli arkadaşlarım ama İslamiyet onu söylemiyor. Değerli arkadaşlarım Beyt-ül mal’a el uzatılır mı? Devletin malı yenir mi? Devletin malı hırsızlıkla göçertilir mi? Devlet rüşvetle göçertilir mi? Ama maalesef gelinen noktada Türkiye rüşvet ile idare ediliyor. Türkiye’de yolsuzluk almış başını gitmiş. Bakınız bunlar benim temiz İslamiyet dinimi sömürerek geldiler dedim. Değerli arkadaşlarım Beyt-ül mala el uzatanın cenaze namazını kıldırmıyor Peygamberimiz Hz. Muhammed. Bunu tüm Türkiye bilsin. Bu hırsızlığın sonucunda tek mücadele eden biz de olsak bu iktidarla sonuna kadar mücadele edeceğiz. Bunlar tüyü bitmemiş yetimin hakkını aldılar.  Oysa garip gureba edebiyatı ile iktidara geldiler. Şimdi çalınan paralar, yapılan yolsuzluklar, verilen rüşvetler bizim paralarımız. Türkiye Cumhuriyeti’nin halkının parasıdır. Şunu açıklıkla söylüyorum, hukuk herkese lazım. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında bunların hepsinin hesabı sorulacaktır. Kaldı ki şunu da açıklıkla belirtmek istiyorum. İlla para hırsızlığıyla illaki rüşvetle görüntüleri tespit edilen, rüşvet alıp verme ile de hırsızlık ve rüşvet olayı gerçekleşmez.

 

"Ormanı yok ederek saray yapıyorlar"

Şunu da açıklıkla belirtmek istiyorum. İlla para hırsızlığıyla illa ki rüşvetle görüntülenen tespit edilen rüşvet alıp vermeyle de hırsızlık ve rüşvet olayı gerçekleşmez. Bugün görevi biten cumhurbaşkanı hala Huber Köşkü’nde oturuyor. Devletin makam araçlarını devletin korumalarını devletin dairelerini devletin köşkünü kullanıyor. Bir kuruş kira ya da masrafı yok. Bugün gelinen noktada cumhurbaşkanı 12 tane cumhurbaşkanına ev sahipliği yapmış Çankaya Köşkü’nü beğenmiyor ve Atatürk Orman Çiftliği’ni talan ederek kendine çok ciddi büyüklükte belki de dünyada örneği olmayan bir saray yaptırıyor. Ama aylık 900 lira maaşla geçinen Ermenek işçisi Soma işçisi yer altında can veriyor.

"Biz iktidara geldiğimizde bunların hesabı sorulacaktır"

Değerli arkadaşlarım toplum infial halindedir. Toplum çıkış yolu aramaktadır. Bizler bunu söylemekle mükellefiz bizler bu yolsuzluk olayını 17 Aralık ve 25 Aralık’taki yapılan bu hırsızlığı bu millete unutturmayacağız. Elbette bıktık, elbette televizyonlarda bunlar söyleniyor. Bütün halkımız da bunu biliyor. Ama amacımız bunu unutturmamaktır. Bizler iktidara geldiğimizde, bir daha söylüyorum bunlardan bu hukuksuzlukların bu rüşvet yolsuzluğunun bu zimmet yolsuzluğunun bu üçkağıtçılığın hesabını soracağız. Bu yüzden ki Cumhuriyet Halk Partisi şu anda iktidarın tek alternatifidir. Tüm samimiyetimle söylüyorum, bu halk eninde sonunda yaşananları unutmayacak ve eninde sonunda nasıl sandıktan geldilerse o sandıkla onları gönderecektir. Bugün Türkiye’de insanlar çiftçiden esnaftan işçiye emekliden serbest meslek erbabına kadar sıkıntı içinde kıvranırken bugün iktidar sahipleri kendilerine saraylar yaptırıyorlar, iktidar sahipleri kendilerine uçaklar alıyorlar, kendilerine çok ciddi paralar ödeyerek makam arabaları alıyorlar. Böyle bir dengesizlik ancak ve ancak Osmanlı’nın son döneminde yaşandı. Böyle bir dengesizlik Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti’nde görev yapmış hiçbir hükümet döneminde yaşanmadı. Değerli arkadaşların işte bunu protesto ediyoruz. İşte halk ezilirken birilerinin diktatör havasıyla kendisini bütün millete biat ettirmesine isyan ediyoruz, baş kandırıyoruz. Ve Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında, bir daha söylüyorum bunların hesabını soracağız, hukuk önünde yargılanacaklar. Ergenekon soruşturmalarında söyledik hukuku bitmiş bir devlet hiçbir işe yaramaz, bütün fonksiyonlarını yitirmiştir dedik. O gün Ergenekon tezgahını hazırlayanlar bugün hukuka muhtaç oldular. Şunu söylüyorum ki biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak daima hukukun yanındayız. O gün Ergenekon’da mağdur olanlar bugün yine soruşturmalarla mağdur olanlara da aynı ölçüde yakınız. Çünkü biz hukuku savunuyoruz. Çünkü biz bunların yok etmeye çalıştıkları hukuktan yanayız. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi iktidarı da bu hukuku kullanacak ve hukuku şu anda aldıkları ayak altından çıkartıp, baş tacı yapacaktır.

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*

code

  • YORUM
reklam