DERNEK BİLECİK TEMSİLCİSİ CANER ÖZTEKE: “ORADA ZOR ŞARTLARDA GÖREV YAPACAĞINI BİLİYORDUK”
“Asrın felaketi” olarak nitelendirilen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Bilecik’ten yardım için afet bölgesine giden Beşir Derneği Bilecik İl Temsilciliği ekibi, arama kurtarma çalışmalarına ve yaraların sarılmasına destek oldu.

Derneğin Bilecik temsilcisi Caner Özteke, dernek binasında deprem bilgisi aldıktan sonra Bilecik ve Bozüyük Beşir Derneği olarak 15 kişilik ekip oluşturduklarını, Genel Merkezin Kahramanmaraş’a görevlendirdiğini, ekibin akşam saatlerinde Kahramanmaraş’a ulaştığını bildirerek, Genel Merkez olarak 4 bin kişinin görev aldığını söyledi.

Kahramanmaraş’ta görev alanların çoğunluğunun kamu kurum ve kuruluşlar ile özel sektörde çalıştığını belirten Özteke, “Ben ve bazı üyelerimiz gitmeyerek burada lojistik destek sağladık. Valiliğimizin yapmış olduğu çalışmalara destek olduk. Buradan giden ekibimizle devamlı irtibat halindeydik. Orada zor şartlarda görev yapacağını biliyorduk. Telefonla oradaki ortamı anlattıkları zaman biz üzüldük, daha fazla ne yapmamız gerektiği konusunda değerlendirmelerde bulunduk. Arama kurtarma çalışmalarına katılmak için gittiği Kahramanmaraş’ta Beşir Derneği Afet Müdahale ve Lojistik Birim Müdürü Metin Doruklu, kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Abimiz, insanları enkazdan kurtulabilmek için görev yaptı. Metin abimize ve depremde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun.” ifadesinde bulundu.
Şeyh Edebali Üniversitesi güvenlik görevlisi ve Beşir Derneği gönüllüsü Mustafa Korkusuz ise ikinci günü Kahramanmaraş’ta ekibe katıldığını ve bu süre zarfında Bilecik’te ekibe destek verdiğini ifade ederek, şunları anlattı:
“Oraya gittiğimde orası kıyamet günü gibiydi. Kötü bir durumdaydı. Enkaz çalışmalarına katıldım. Fazla kalabalık olmadığı için ağırlıklı olarak sese odaklı çalışmalar yapıldı. 7 katlı binanın 3 katından ses geldiğini duyan ekipler, ismini öğrendikten sonra 18 yaşındaki Onur’un kurtarmak için 2-3 saat bir çalışmanın ardından ulaştık. Bina zaten pestil şeklindeydi. Çatı kısmında da genç bir abimiz vardı. Aşağıdan beni çağırdı. Yanına gittim. Abi, “Ben eşimi kaybettim zaten ama çatının oraya ateş yaktım. Aşağıda bebeğim var, bebeğim üşümesin” diye söyleyince çok kötü olduk. Elimizden de bir şey gelmedi o anda. Çok binalar yıkıktı, o anda yapılabilecek bir şey yoktu aslında. Daha sonra herşey rayına oturmaya başladı. Biz sadece enkaz bölgesinde değil koordinasyon merkezinde de görev yapıyorduk. Tırlarla gelen yardımları boşaltıp, bir an evvel enkazzedelere ulaştırmamız gerekiyordu. Sadece enkaz durumunda değil ihtiyaç sahiplerine de ulaşmaya çalıştık. Lojistik kısmında dururken ihtiyaç sahipleri geliyordu. Son model arabayla gelen bir abimiz oldu, ekmeğiniz var mı? diye sordu. Bunlar tabi zor durumlar. Bizde yardımcı olduk insanlara.”
Korkusuz, 15 gün Kahramanmaraş’ta görev yaptığını ve böyle bir deprem yaşanmaması dileğinde bulunarak, yaşandığı takdirde ilk dakikada orada olacaklarını kaydetti.
Özel sektörde makine teknisyeni olarak çalışan Sinan Kalaycı da depremin ilk günü yola çıktıklarını ve Kahramanmaraş’a ulaştıklarını aktararak, “Kahramanmaraş’a giderken Nurdağı ve Türkoğlu’ndan geçtik, geçerken depremin ne kadar büyük boyutta olduğunun farkına varmaya başladık. Afetin büyüklüğünü iliklerimize kadar hissettik. Biz orada insanların acısını paylaştık. Genç bir arkadaşımızın enkazdan çıkarılmasına vesile olduk. Orada acı çok büyüktü.” dedi.
Ömer Sinan Aksoy da 7 gün boyunca Kahramanmaraş’ta kaldığını ve AFAD’ın belirlediği 4 ayrı arama kurtarma çalışmalarına katıldığını anlatarak, “Yunus apartmanında canlı çıkartmaya çalışırken bir cenaze çıkarttık. Cenazeyi, cenaze arabasına götürme işi bize düştü. Cenaze sahipleri kalabalıktı ama içlerinde bir amca vardı. Kendi öz kızını, torununu ve damadını kaybetmişti. Cenazeler gittikten sonra bize, “Beni bırakmayın. Siz giderseniz ben kimsesiz kalırım” dedi. İşte o zaman biz arama kurtarmadan ziyade insanların kalplerine dokunduğumuzun farkına vardık. O an çok duygulu anlar yaşadık. Amca bize, kutsal bir görev yaptığımızın farkına vardırdı. Amcamızın o duygusal etkiyle görevimize daha iyi bir şekilde sarılmaya başladık. Orada her evde her apartmanda büyük hikayeler ve acılar var.” diye konuştu.
