1. Haberler
  2. İlçe Haberleri
  3. Bozüyük
  4. İbrahim Çolak Bozüyük’ün İlçe Olmasında Önemli Pay Sahibidir

İbrahim Çolak Bozüyük’ün İlçe Olmasında Önemli Pay Sahibidir

featured
0
Paylaş

Bozüyük’ün İlçe olmasında önemli pay sahibi olan İbrahim Çolak Bozüyük’lü olmasa da Bozüyük’te yaşamını yitirdi. Çolak İbrahim olarak da bilinen Albay İbrahim adına ilçede kurulan müze ziyaretçilerine kapılarını açarak hizmet veriyor.

Bozüyük’ten ve il dışından her gün birçok ziyaretçiyi ağırlayan Bozüyük Şehir Müzesi’nin yaşayan efsanesi İbrahim Çolak, bugün de hala hatırlanmaya devam ediyor.

BURSA’DA BAŞLAYAN BİR HAYAT

1881 yılında Bursa’da doğan İbrahim Çolak, 1901 yılında Harp Okulu’ndan teğmen olarak mezun oldu. İttihat ve Terakki Teşkilatı’nda görev aldı. İkinci Meşrutiyetin ilanı günlerinde (1908) manastırda girdiği bir mücadelede sağ elinden yara alan ve eli iyileşmeyen İbrahim Bey, Çolak İbrahim olarak anılmış ve daha sonra da Soyadı Kanunu Çıkınca Çolak soyadını almıştır.
İbrahim Bey, 1912’de Balkan Savaşları sırasında çete muharebelerinde bulundu. 1914’de rütbesi Binbaşılığa yükseltilerek 177. Köprülü Alayı Komutanlığı’na getirildi. Bulgaristan’da üslenen bu birlik ile Birinci Dünya Savaşı’nda Makedonya’da gizli operasyonları yönetti. Mütareke döneminde bir ara tutuklandı ise de sonradan serbest bırakıldı. 1917 yılında kendi isteği ile askerlikten ayrılan İbrahim Bey, ticaret hayatına başladı.

BOZÜYÜK’LE İLK TANIŞMA

İstanbul’un işgalinden sonra İngilizlerin evinde arama yaptığı sırada bulunan silahlar yüzünden Divan-ı Harbe verildi. Bu durumdan tedirgin olan İbrahim Bey, yanına birkaç tüfek ve birkaç sandık mermi alarak İstanbul’u terk edip Bozüyük’e, Kozpınar Köyü’ne gelir. 15 gün bu köyde kalır. Sonra kendi deyişi ile sıkılıp tekrar İstanbul’a döner. Çolak İbrahim’in Orman ve Bozüyük’le tanışması bu olay ile başlar. Bu günlerde İstanbul’da Bekirağa Bölüğü’nde tutuklu bulunan Halil Kut ve Talat Muşkara’nın da hapishaneden kaçırılmasını yöneten kişidir.

İYİ BİR ASKER, BİR ES, İYİ BİR BABA 

İbrahim Bey, Birinci Dünya Savaşı’nın devam ettiği yıllarda evlendi. Eşi 1899’da Manastır’da doğan, Adem Bey ve Emine Hanım’ın kızı Ismet Hanım’dır. Rumeli’de Yunan ve Bulgar çetelerine karşı cepheden cepheye at üstünde koşan bir Kuvâ-yi Seyyare komutanıydı. Bu yüzden çoğu günlerini ailesinden uzak geçirdi. İbrahim Bey en müjdeli haberini 1919 yılı içinde oğlu Ertuğrul Bey’in İstanbul’da dünyaya gelmesiyle aldı.

KURTULUŞ İÇİN CEPHEDEN CEPHEYE KOŞAN BİR YİĞİT

İbrahim Çolak, 1920 yılında yeniden Anadolu’ya geçmiş ve Milli Mücadeleye katılmıştır. Kuvâ-yi Seyyare komutanı olarak çeşitli cephelerde ve isyanların bastırılmasında görev aldı. Kurtuluş Savaşı’nın başlarında 2. Kuvâ-yi Seyyare adlı Süvari Müfrezesini kurarak Bolu, Düzce ve Yozgat ayaklanmaları ve Aynacıoğulları isyanının bastırılmasında başarılı hizmetler yaptı. Çerkez Ethem isyanından sonra komutanı olduğu Kuvâ-yi Seyyare 3. Süvari Tümeni’ne dönüştürülerek Komutanlığına atandı. 3. Süvari Tümeni ile İkinci İnönü Savaşları’na katıldı. Sakarya Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruz’da büyük yararlılıklar gösterdi.

İBRAHİM ÇOLAK, BU OLAYI ŞÖYLE ANLATIYOR:

“Çerkes Ethem’in isyanından ve Yunanlılara kaçmasından sonra Kuvâ-yi Milliye namı altında bulunan bütün kuvvetler benim emrime verildi. Bu Kuvâ-yi Milliye, “Kuvvâ-yi Seyyare” namını aldı. Hükümet bu seyyar kuvvetlerin nihayet “Üçüncü Süvari Fırkası” namı altında bir araya toplanarak artık askeri idareye tabi tutulmasını bana teklif etti. Ben de derhal kabul ettim. Efradımı dörder bölüklü iki alay haline soktum. Bu bölüklerin bazılarına zabitler, bazılarına da eski çete reisleri kumanda ediyordu. Takımların çoğu çete reislerinin idaresinde idi. Bundan evvelki teşkilatımda bölük yok, müfrezeler vardı. Her müfreze müstakil idi ve doğrudan doğruya bana bağlı bulunuyordu. Bu müfrezelerin her biri elli ile altmış arasında idi. Hepsi on iki müfrezeden ibaretti. Ben bu yeni teşkilatla meşgul iken Birinci İnönü Muharebesi başladı. Fırkamın da harbe sevki tekerrür etti. Ankara’da iki gün nakliyat için vagon bekledikten sonra üçüncü günü firkam Gazi Hazretlerinin huzurunda bir geçit resmi yaptı. Ondan sonra kuvvetlerimi trene yükleyerek Eskişehir’e hareket ettim. Üçüncü Süvari Fırkası kumandam altında Büyük Taarruz’a kadar muharebelere iştirak etti…

İBRAHİM ÇOLAK

CUMHURİYETİN İLK MEBUSLARINDANDIR

İbrahim Çolak, ülkesine ve halkına adanmış bir hayattı. Asker olarak nasıl en önlerde savaştıysa Kurtuluş Savaşı sonrasında da Yeni Türkiye inşası için en ön saflarda yer almıştı. Cumhuriyetin ilanından sonra Bozüyük’e yerleşen İbrahim Bey, II. Dönem Ertuğrul (Bilecik) Mebusu olarak hizmet ettiği Mecliste üç dönem de Bilecik Mebusu olarak görev yapmıştı. (1923-1939)

İBRAHİM ÇOLAK BOZÜYÜK’ÜN İLÇE OLMASINDA ÖNEMLİ PAY SAHİBİDİR

Osmanlı Döneminde asırlarca köy olarak kalan ve ancak İnönü Nahiye Müdürü’nü kaçırarak nahiye olan Bozüyük’ün, bu kadar kısa sürede ilçe olmasında İbrahim Çolak’ın Bozüyük’e yaptığı yatırımların önemli katkısı vardı. İlçenin gelişimi için önemli bir istihdam alanı kazandıran Çolak, önce kurucu ortağı olduğu ve sonra 1926 yılında tamamen sahibi olduğu böylesine büyük bir fabrikayı vefatına kadar başarı ile işletmişti.

Bozüyük ormanlarından kesilen ağaçları işleyip kereste haline getirerek yurt içine gonderen fabrika, kasabada büyük bir istihdam olanağı sağlamıştı. 1600 kişinin geçim kaynağı olan fabrika, nerdeyse Bozüyük’ün yarı nüfusu için geçim kaynağıydı. Aynı zamanda Bozüyük’ün yeniden inşaası için de hizmet üretiyordu.
ibrahim Çolak’ın öncülüğünde Bozüyük’te kereste fabrikası kuruluyor. 4 yere kereste fabrikası kurulmuştur. Bunlardan birincisi Ayıalanı denilen yerdir. Daha sonra köşk yapılınca adı Gülalanı olarak değiştirildi. İkinci fabrika aşağıda dere kenarında, üçüncüsü Karasu kenarında, dördüncüsü de kiremit fabrikası bölgesinde kurulmuştur. Bunları kuranlar İbrahim Çolak, Yörük Emin Ağa ve Arnavut Hüseyin Ağa’dır. Ormanlar Osmanlı Döneminden itibaren Emin Ağa üstüne tapuludur. Ormanlar onundu. Keresteyi kim işleyecek? Kerestecilik Arnavutların ata mesleğidir. Onları yönlendirecek bilge kişi de İbrahim Çolak’tır. Bu 3 girişimci birlikte hareket ediyor. İbrahim Çolak, daha sonra diğerlerinin paylarını ödedi herhalde. Kereste fabrikası deyince onun adı geçmektedir.

CUMHURİYETİN İLK SANAYİ GİRİŞİMCİLERİNDEN BİRİ DE İBRAHİM ÇOLAK’TIR

İbrahim Bey, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk ve en büyük sanayi kuruluşu olan Bozüyük Kereste Fabrikası’nın kurucularındandı. Mart 1924 yılında yapımına başlanan fabrikanın sadece teleferik hattı 350 bin liraya mal olmuş, Şubat 1926 yılında faaliyete başlamıştı.
Bu fabrika, kendi alanında Türkiye’nin ilk, Dünya’nın ise ikinci büyük tesisi konumundaydı. Tesiste 330 beygir kuvvetinde bir buharlı makine tarafından çalıştırılan kereste yapım evi vardı. Ayrıca 200-beygir kuvvetinde yine aynı sistem makine tarafından çalıştırılan hava hattı istasyonu ve elektrik merkezi bulunuyordu. Bozüyük Kereste Fabrikası kapsamında günde elli metreküp keresteyi fenni bir tarzda kurutan fırınlar, işçi ve memur evleri, gazino, lokanta, hastane, eczane gibi üniteler de mevcuttu.

SOKAKLARI ELEKTRİK İLE AYDINLATILAN TEK YER BİR ZAMANLAR
BOZÜYÜK’TÜ

“Yol boyunca bakın, elektriği olan yerde inin, orası Bozüyük’tür.” Albay İbrahim Çolak 1926 yılında Bozüyük Kereste Fabrikası’nın jeneratöründen ve türbinden üret’len elektrik Bozüyük aydınlatmasını da sağlıyordu. Sadece sokak aydınlatmasında değil kamu binalarına, okullara ve hastanelere de elektrik veriliyordu. O dönemlerde Bozüyük, İstanbul’dan sonra Ankara’ya kadar sokakları elektrikli sokak lambaları ile aydınlatılan tek yerdi. Almanya’dan gelen mühendisleri fabrikaya gidecekleri zaman trene bindiren İbrahim Çolak, mühendislere inecekleri yeri tarif ederken; “Yol boyunca bakın, elektriği olan yerde inin, orası Bozüyük’tür” demişti.

BOZÜYÜK’TE DOĞMASA DA BOZÜYÜKLÜ OLARAK ÖLDÜ VE BOZÜYÜKLÜLERİN BAĞRINDA YAŞAMAYA DEVAM EDİYOR

İbrahim Bey, 1923-1939 yılları arasında parlamentoda dört dönem Bilecik Milletvekili olarak görev yapmıştır. İbrahim Bey 24 Şubat 1944 yılında İstanbul’da vefat etti. Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi. Gazi Mustafa Kemal’in yakın silah arkadaşı, Seferihisar ilçesini kurtaran Kuva-yi Seyyare kumandanı ve kırmızı şeritli İstiklâl Madalyası sahibi olması yanında İstiklal Savaşı’ndaki yararlılıkları sebebiyle daha sonra, 06/11/1981 tarih ve 2549 sayılı Devlet Mezarlığı Hakkında Kanun uyarınca, cenazesi 1989 yılında Ankara’da Devlet Mezarlığı’na nakledildi.