Alevlerin İçinden Umut Filizlendi
Bu yazı, bir memleketin yalnız olmadığını hatırlatmak için kaleme alınmıştır…
Osmaneli’nin dağlarında yükselen dumanlar yalnızca ağaçları değil, bir halkın yüreğini de yaktı.
Osmaneli alev alev yanarken, bir halk kenetlendi. Kimse “gücüm yetmez” demedi.
Mazotun litresine aldırmadan, belki de tarlasını süreceği son yakıtı gözünü kırpmadan feda etti çiftçiler. Traktörlerine su tankerlerini bağlayıp yangının üstüne sürdüler.
Genç motor kuryeler, ellerinde su şişeleriyle koşturdu.
Yerel işletmeler, direnişe yemek ve destek ulaştırdı.
Halk, “ne yapabilirim?” diye duraksamadan koştu.. Kimse beklemedi. Kimse emir almadı. Herkes yüreğinin sesini dinledi…
Hiçbiri zorunlu değildi.
Hiçbiri görevli değildi.
Ama hepsi sorumluydu.
Çünkü burası Anadolu’ydu.
Ve burada yangına önce insan koşardı.
Bu halkın mayasında vazgeçmek yoktu.
Mücadeleyi önce yüreğimizle başlatırdık.
Aklıma hep aynı cümle geliyor:
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de işaret ettiği gibi:
“Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”
Ve bugün, o azim, o karar, Osmaneli’de yangının tam ortasında dimdik duruyordu.
Babamın umudu gibi,
Bizim de inancımızdır bu memlekete olan bağlılık.
Çünkü biz, babamın izinden yürüyoruz.
Onun sevdiği bu topraklar için…
Ve bu topraklar, her daim bizim evimiz olacak.
Her köşe başı anılarla dolu bu kent,
Yeniden doğacak, yeniden yeşerecek.
Bir medeniyetin sessiz bekçisi olan kentim Osmaneli..
Sadece bir yer değil;
Bir yaşam, bir hatıra, bir tarih, bir gelecektir bizim için.
Umudumuzu hiç kaybetmeden,
Yeniden yeşerteceğiz her kökü.