Ahmet Minguzzi.
Alperen Ömer Toprak.
Hakan Çakır.
Ayşenur Halil
İkbal Uzuner…
Bu isimler artık okul defterlerinde değil, mezar taşlarında duruyor.
Ve her birinin ardından geriye kalan tek şey, telafisi olmayan bir boşluk.
Bu çocuklar öldürüldü.
Bunu yapanlar reşit olmayabilir ama ortada değişmeyen bir gerçek var: Bir insanın canı alındı.
Son yıllarda bu tür olayların ardından sıkça duyduğumuz bir ifade var: SSÇ – suça sürüklenen çocuk.
Bu kavram, hukuki bir tanım olabilir. Ancak bu tanım, işlenen suçu hafifletmez. Bir çocuğun reşit olmaması, elinde bıçakla başka bir insanın hayatına son vermesini “normal” hale getirmez.
Bir çocuğun bıçak taşıması normal değildir.
Bir çocuğun öldürmesi hiç normal değildir.
Bunu kabul etmeden hiçbir yere varamayız.
Evet, fail de çocuk olabilir.
Ama hayatını kaybeden de çocuktu.
Ve bugün mezarlıkta olan, okuluna dönemeyen, büyüyemeyen, hayal kuramayan taraf odur.
Fail birkaç yıl cezaevinde kalıp hayatına devam edebilir.
Ama öldürülen çocuğun ailesi için bir “çıkış tarihi” yoktur.
Onlar için zaman durur. Sofrada bir tabak eksik kalır, bir ses sonsuza kadar susar. O boşluk bir ömür kapanmaz.
Bu yüzden mesele sadece “suça sürüklenme” değildir.
Mesele, can alma gerçeğidir.
Elbette önleyici mekanizmalar konuşulmalı. Elbette çocuklar korunmalı.
Ama bunu yaparken, öldürülen çocukları ve onların ailelerini ikinci kez yok sayamayız. Suçu açıklamaya çalışmakla, suçu mazur göstermek arasındaki çizgi çok incedir ve o çizgi her geçen gün biraz daha aşılmaktadır.
Bir insanı öldürmek, hangi yaşta olursa olsun ağır bir fiildir.
Ve bu gerçeği net biçimde söylemeden ne adalet duygusu onarılır ne de toplumun vicdanı rahatlar.
Benim de beş tane yeğenim var inanın korkuyorum biri onlara zarar verecek diye
Yan baktın, kardeşim dedin ya da Hakan gibi birilerini korurken canlarına zarar gelecek diye çok korkuyorum. Bu korkuyla yaşamak zorunda değil hiç kimse
Ahmet’in, Alperen’in, Hakan’ın daha nicelerinin hayatı yarım kaldı.
Onların aileleri için artık hiçbir şey “eskisi gibi” olmayacak.
Bunu unutmadan konuşmak zorundayız.
Çünkü bazı acıların yaşı yoktur.
Bazı suçların da.
