Anahtar Parti Bilecik İl Başkanı Mehmet Serkan Kısacık, bor madeninin Türkiye açısından yalnızca bir yeraltı kaynağı olmadığını; yüksek teknoloji, enerji güvenliği, savunma sanayii ve dış politika boyutlarıyla stratejik bir kaldıraç niteliği taşıdığını vurguladı. Kısacık, bor üzerinden katma değerin artırılmasının artık ekonomik bir tercihten öte, Türkiye’nin refahını ve küresel rekabet gücünü belirleyecek bir milli mesele haline geldiğini ifade etti.
“Bor geleceğin teknolojisidir, arzda lider Türkiye’dir”
Borun doğada tek başına bulunmadığını, oksijen ve diğer elementlerle birleşerek borat tuzları halinde yer aldığını hatırlatan Kısacık, dünya genelinde pek çok bor içeren mineral tanımlanmasına rağmen ticari açıdan en önemli ürünlerin boraks, uleksit ve kolemanit olduğunu söyledi.
Küresel ölçekte Anadolu, Kaliforniya, Orta Andlar ve Tibet olmak üzere dört ana borat kuşağının öne çıktığını belirten Kısacık, bu kuşaklar arasında en güçlü üretim ve rezerv kapasitesinin Türkiye’de bulunduğunun altını çizdi.
“Emet, Kırka, Bigadiç ve Kestelek dünya liderliğinin merkezidir”
Türkiye’de endüstriyel ölçekteki borat yataklarının ağırlıklı olarak Batı Anadolu’da yoğunlaştığını dile getiren İl Başkanı Kısacık, üretimin bugün Emet, Kırka, Bigadiç ve Kestelek sahalarıyla sınırlı olduğunu aktardı.
Türkiye’nin borat minerallerinde dünyanın en büyük üreticisi ve rezerv sahibi konumunda bulunduğunu söyleyen Kısacık, bazı bilimsel çalışmalara göre dünya bor rezervlerinin yaklaşık yüzde 73–74’ünün Türkiye’de yer aldığına dikkat çekerek, “Bu büyük üstünlüğü sadece hammadde geliriyle sınırlı tutamayız. Asıl hedefimiz, bunu ileri teknolojiye dönüştürmek olmalıdır” dedi.
“Üretim var ama katma değer düşük: Yüzde 95’i ihraç ediliyor”
Türkiye’nin yıllık bor üretiminin yaklaşık 2,6 milyon ton seviyesinde olduğunu belirten Kısacık, borun yaklaşık 250 farklı alanda kullanıldığını ancak üretimin yalnızca yüzde 5’inin yurt içi sanayide değerlendirildiğini söyledi.
Borun büyük bölümünün ham veya düşük katma değerli ürün olarak ihraç edildiğini vurgulayan Kısacık, “Cam, seramik, deterjan, tarım gibi alanlarda kullanım mevcut. Ancak esas mesele, boru ileri teknoloji ürünlerine dönüştürerek gelir çarpanını büyütmektir” ifadelerini kullandı.
“1,3 milyar dolar yeterli değil, uç ürünle sıçrama yapmalıyız”
Türkiye’nin 2022 yılında rafine bor ürünleri ihracatından yaklaşık 1,3 milyar dolar gelir elde ettiğini hatırlatan Kısacık, ton başına ortalama ihracat değerinin yaklaşık 500 dolar seviyesinde kaldığını belirtti.
Buna karşılık borun; ferrobor, bor karbür, izotop ürünleri, ileri seramikler ve enerji depolama teknolojileri gibi alanlarda çok daha yüksek katma değer üretebileceğini söyleyen Kısacık, “Ton başına değeri binlerce doları bulan ferrobor, on binlerce dolara ulaşan savunma sanayii ürünleri ve özel bor türevleriyle sanayimizin niteliğini kökten değiştirebiliriz” dedi.
“Temiz enerji ve hidrojen depolamada bor büyük avantaj”
Fosil yakıtların sınırlılığı ve çevresel baskıların temiz enerjiye geçişi hızlandırdığını vurgulayan Kısacık, borun hidrojen depolama teknolojilerinde stratejik bir rol üstlenebileceğini ifade etti.
Bor bileşikleriyle hidrojenin kimyasal olarak depolanabildiğini belirten İl Başkanı, bu alanda erken adım atmanın Türkiye’yi enerji teknolojilerinde oyun kurucu konuma taşıyabileceğini söyledi.
Anahtar Parti’nin bor politikası önerileri
Mehmet Serkan Kısacık, parti olarak borun stratejik üstünlüğünü ileri teknolojiye dönüştürmeye yönelik şu adımların hayata geçirilmesi gerektiğini dile getirdi:
Maden kaynak ve rezerv raporlamasında şeffaflık ve güvenilirliğin artırılması
Ulusal madencilik verilerinin modern ve uluslararası standartlarla uyumlu hale getirilmesi
Jeoloji ve arama teknolojilerinde güncel bilimsel yöntemlerin yaygınlaştırılması
Yüksek teknoloji temelli bor sanayisinin kurumsallaştırılması
Ham madde ihracatı yerine yarı mamul ve uç ürün üretiminin teşvik edilmesi
Devlet destekli teknoloji ve üretim merkezleriyle yerlilik oranının güçlendirilmesi
“Bor teknolojisini erken kazanan rekabeti kazanır”
Açıklamasının sonunda bor gibi mutlak üstünlüğe sahip olunan bir alanda düşük katma değerle yetinmenin hem refah hem de rekabet gücü kaybı anlamına geldiğini söyleyen Kısacık, ABD ve Çin gibi ülkelerin bor teknolojilerinde hızla ilerlediğine dikkat çekti.
Türkiye’nin yüksek teknolojiye erişim için güçlü bir Ar-Ge planlaması yapmak zorunda olduğunu vurgulayan Kısacık, “İleri teknolojileri hızla transfer etmeli ya da kendi yeniliklerimizi üretmeliyiz. Anahtar Parti’ye göre daha iyisini yapmak mümkündür” ifadeleriyle sözlerini tamamladı.