Makedonya’dan Bilecik’e göç eden bir ailenin üçüncü kuşak temsilcisi olan Köy Hizmetleri’nden emekli 77 yaşındaki Adnan Gül, emeklilik sonrası başladığı soy ağacı çalışmasıyla hem köklerini araştırıyor hem de Çanakkale Savaşı’nda kaybolan dedesinin izini sürüyor. Gül, “Dedemi buluncaya kadar da çalışmalarıma devam edeceğim.” dedi.
“İzine rastlayamadık”
Çeşitli arşivler, dernekler ve saha araştırmalarıyla dedesinin izini bulmaya çalıştığını ancak henüz kesin bir sonuca ulaşamadığını belirten Gül, soy ağacı taramasına ilişkin şunları anlattı:
“Ben Adnan Gül, 1949 Bilecik doğumluyum. Makedonya’dan 1929 yılında üçüncü kuşak olarak annem ve babaannem gelmiş. Dedem Çanakkale Harbi’nde kayıp, dönmemiş. 2017 Senesinde oralara gittim dolaştım, görmek nasip oldu. Ancak hala dedemi aramaya devam ediyorum. Genelkurmay arşivlerinde, Kara Kuvvetleri arşivlerinde araştırdım bulamadım, izine rastlayamadık. Sosyal medyada gördüm Gostivar’da Çanakkale’ye giden bir arkadaş, dedesinin bir kaydını bulmuş. Ben de hala aramaya devam ediyorum. Henüz daha netice alamadım.
Babamı 12 yaşında dayısı getirmiş. Bir oğlan çocuğu olarak, diğerleri kız ve kadın olarak gelmişler. Hemen hemen şu anda çoğunu kaybettik. Bütün mallarımız hep orada kalmış. Hatta memleketteki komşumuz Sinan Amca, bir bayramda mezar ziyaretinde sohbetimizde dedi ki: ‘Ah Adnan, memlekette sizin ve bizim evimiz karşılıklıymış. Baban bir evin bir çocuğuydu ve köyün en zenginleriydi. Her şeyi bıraktık geldik.’
Köyümüz orada en fazla eziyet gören köylerden bir tanesi. Babam ağlayarak anlatırdı, ‘Camiye hepimizi doldurdular, özellikle Bulgar komitacılar; kadın, çoluk çocuk hepimizi ateşe verip yakacaklardı. O sırada Yahya Kaptan, beyaz atın üstünde bir Türk Müslüman çete reisi geldi ve bizi kurtardı.’
“Yakınlarımızın Bilecik diye bir yere gittiğini öğrenince biz de Bilecik’e gelmişiz”
1929 Yılında İstanbul’dan Adana’ya gönderecekleri sırada, ‘Adana çok sıcak, siz yapamazsınız, sizin köyünüz yayladaydı’ demişler. Babamın dayısı, yakınlarımızın Bilecik diye bir yere gittiğini öğrenince biz de Bilecik’e gelmişiz. Bir kısmı Adana’ya, bir kısmı Manisa, İzmir, Turgutlu, Salihli’ye falan gitmiş.
“Başladım, gerisi iplik söküğü gibi geldi”
Yaptığım soyağacı çalışması ise Arkadaşlarımın, ‘Sen hareketlisin, emeklilikte yapamazsın’ deyince bu çalışmaya başladım. Epeyce uğraştım yani. Başladım, gerisi iplik söküğü gibi geldi. Özellikle İzmir’de Rumeli Dernekleri, Balkan Derneklerini telefonlarla aradım. İstanbul Bayrampaşa’da birkaç kişiyi aradım. Hala dedemin izindeyim.
Gittim oraları da gördüm. Fakat bir ipucu yakalayamadım dedem hakkında. Bazı yerlere de haberler saldım, İnşallah netice alırım.
Bu arada babaannem 1878 doğumlu, Atatürk’ten 3 yaş büyük. Araştırdım, İstanbul’da bir sürü akraba çıktı. Soy ağacını ikinci kez güncelliyorum. Bir sürü vefat edenler var, yeni evlenenler var, boşananlar var.
Bu çalışmalarımı bilgisayarda AutoCAD’te çizerek yapıyorum. Çalışmalarımın hemen hemen yüzde 80-90’ı bitti. Ama ulaşamadığım kişiler de var hala. Dedemi buluncaya kadar da devam edeceğim.”




