Bilecik’te çocukluğu ve gençliği geçen Oktay Dinç, sosyal medya hesabından anlamlı ve bir o kadar da duygusal bir paylaşımda bulundu.
Kentte geçirdiği yıllarını özlem dolu ifadelerle dile getiren Dinç, Bilecik’i ve şehirdeki arkadaşlarını, dostlarını, büyüklerini ve öğretmenlerini unutmadığını kaydetti.
80’Li yıllarda tepebaşında “ADALI HALİT” olarak faaliyet gösteren sevilen esaflardan Halit Dinç’in oğlu olan Oktay, o yılların şehir merkezi olarak bilinen Şadırvan bölgesinde, Yalancılar Kahvesinde yaşadıklarını özlemle kaleme alarak;” Bazı değerleri unutmamak lazım bu geçici dünyada, İnsan yaşamı ile sorumludur hayatında” dedi.
Arkadaşları arasında Ç….n Oktay lakabıyla tanınan Oktay Dinç yaşamına İstanbul’a devam ederken, fırsat buldukça da Bilecik’e gelip dostlarıyla hasret giderdiği biliniyor.
O Yıllarda Bilecik’in renkli simalarından olan ve muzipliği ile hafızalarda yer alan Oktay Dinç’in Bilecik’e ve dostlarına dair özlem ve manviyat dolu paylaşımı şöyle;
“Evetttttt;
Bazı değerleri unutmamak lazım bu geçici dünyada, İnsan yaşamı ile sorumludur hayatında,
Mesela ben; gelmişiz 1967’de Bilecik’e Adalı Halit’in oğlu olarak benim hayatım, benim yaşamım, büyüdüğüm toprak, yazarken ayar kaçıyor bazen
Ata’dan, Dede’den, büyükten giriyorum.Çünkü öyle büyüdüm, büyütüldüm;
İlkokul, Ortaokul, Lise, Bilecikspor, Abilerim;
Şeref abim, Janrat abim, Bilecik dedesi Aydın abim, Arkadaşlarım Laz Osman, Fevzi Aslım, Yaşar Tüzün, Osman Memiş’im, Vesselam Üzeyir, Sünnetçi İbo, Biraderim Hüseyin Güzgü, Bület, Levent Gürer, Ayhan, çoğu Laz’lar gibi akraba…
Kardeşlerim; Soner Olgun, Abaza Murat, Unutulmaz Nezaket teyzem, Filiz teyzem, Ülker teyzem, Sebahat teyzem, Toka Ailesi, Hocam Semiha Göncü, Müdürlerin Müdürü Hidayet hocam, nefes alan tüm öğretmenleri;
İŞTE HAYATIM;
Vardım, var oldum, varım…
Yaşlarımız geçse de içimizde, aklımızda yaşatmak gayet güzel. Bunlarla büyümek özlemek beni ben yapan işte, unuttuğum yok, içimde yaşayan o kadar çok şey var ki; Siz de onlardansınız. Osman Memiş’in dediği gibi;’Bizim Çocukluk Resimlerimiz Siyah- Beyaz’dı, ama biz onları Renkli yapmayı Başardıkkk…”