Arslanboğa: “Önce Millet!”

featured

Yeniden Refah Partisi Bilecik İl Başkanı Cafer Arslanboğa, açlık ve yoksulluk sınırları ile asgari ücret ve emekli maaşlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, dar gelirli vatandaşların yaşadığı ekonomik sıkıntılara dikkat çekti. Arslanboğa, mevcut gelirlerle geçinmenin giderek zorlaştığını belirterek, ekonomik politikaların vatandaşın ihtiyaçları doğrultusunda yeniden şekillendirilmesi gerektiğini savundu.

Türk-İş’in açıkladığı verilere işaret eden Arslanboğa, açlık sınırının 37 bin liraya, yoksulluk sınırının ise 121 bin liraya ulaştığını ifade etti. Emekli maaşının 23 bin 552 lira, asgari ücretin de 28 bin 75 lira seviyesinde kaldığını belirten Arslanboğa, bu tablonun dar gelirli vatandaşların yaşadığı geçim sıkıntısını ortaya koyduğunu dile getirdi.

“Vatandaşın Geliri Temel İhtiyaçlarına Yetmiyor”

Asgari ücretle çalışanların açlık sınırının altında gelirle yaşamaya çalıştığını belirten Arslanboğa, emeklilerin de uzun yıllar çalışmış olmalarına rağmen kira, gıda, ilaç, ulaşım ve fatura giderlerini karşılamakta zorlandığını kaydetti. Dört kişilik bir ailede birden fazla kişinin çalışmasının dahi yoksulluk sınırına ulaşmak için yeterli olmadığını ifade eden Arslanboğa, yaşananların yalnızca bireysel bir geçim sorunu olmadığını, gelir dağılımındaki adaletsizliğin de göstergesi olduğunu savundu.

Ekonomideki iyileşme açıklamalarının vatandaşın günlük yaşamına yeterince yansımadığını öne süren Arslanboğa, şöyle konuştu:

“Yıllardır ifade ettiğimiz gerçek bugün daha açık şekilde ortadadır: Bu maaşlarla, bu ücretlerle, bu hayat pahalılığı karşısında insanlarımızı insanca yaşatmak mümkün değildir. Resmi rakamlarla anlatılan iyileşme söylemleri, vatandaşın mutfağında, pazar çantasında, kira sözleşmesinde ve eczane masasında karşılık bulmamaktadır. Millet, istatistik değil hayat yaşamaktadır.”

“Ekonomik Kaynaklar Millete Yönlendirilmeli”

Gelir dağılımındaki bozulma, üretimden uzak ekonomi politikaları, yüksek faiz, ağır vergi yükü ve kamu kaynaklarının adil kullanılmamasının ekonomik sıkıntıların temel nedenleri arasında bulunduğunu ileri süren Arslanboğa, kamu harcamalarının gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti.

Dar gelirli vatandaşlardan fedakârlık beklenirken faiz giderlerinin ve israfın devam etmesini eleştiren Arslanboğa, devletin öncelikle kendi harcama anlayışını düzeltmesi gerektiğini ifade etti.

Yeniden Refah Partisi olarak “önce millet” anlayışını savunduklarını belirten Arslanboğa, kamu kaynaklarının faiz ve ayrıcalıklı kesimler yerine emeklilere, işçilere, memurlara, üreticilere ve ailelere yönlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Çözüm Önerilerini Sıraladı

Ekonomik sıkıntıların giderilmesine yönelik önerilerini de paylaşan Arslanboğa, asgari ücret ve emekli maaşlarının açlık sınırının altında kalmayacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiğini savundu. Ücretlerin yılda bir kez artırılması yerine hayat pahalılığı dikkate alınarak düzenli biçimde güncellenmesini isteyen Arslanboğa, vatandaşın gerçek harcamalarının ücret politikalarında esas alınması gerektiğini kaydetti.

Dar gelirlinin üzerindeki dolaylı vergilerin azaltılması gerektiğini de dile getiren Arslanboğa, temel gıda, enerji, çocuk ihtiyaçları, kira ve ulaşım alanlarında vatandaşları rahatlatacak vergi indirimleri ve desteklerin hayata geçirilmesini önerdi.

Kamu bütçesindeki faiz giderleri, lüks harcamalar ve verimsiz kalemlerin de yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Arslanboğa, kaynakların daha adil dağıtılmasının önemine dikkat çekti.

Arslanboğa, yalnızca maaş artışlarının yeterli olmayacağını, gıda fiyatlarının dengelenmesi, kira maliyetlerinin kontrol altına alınması, enerji ve ulaşım giderlerinin azaltılması için üretim odaklı politikaların uygulanması gerektiğini ifade etti.

Açıklamasının sonunda ekonomik sorunların yalnızca maddi boyutuyla ele alınmaması gerektiğini savunan Arslanboğa, çalışanların geçim sıkıntısı yaşadığı, emeklilerin yoksullukla mücadele ettiği bir tabloda sosyal adaletin de sorgulanması gerektiğini belirtti.

Arslanboğa, Türkiye’nin dar gelirliyi rahatlatan, ekonomik yükü adil biçimde paylaşan ve kamu kaynaklarını vatandaşın ihtiyaçları doğrultusunda kullanan bir yönetim anlayışına ihtiyacı olduğunu ifade ederek, “Türkiye’nin ihtiyacı; dar gelirliyi oyalayan değil, gerçekten rahatlatan; yükü büyüten değil, yükü paylaşan; ‘önce rant’ değil, ‘önce millet’ diyen bir yönetim anlayışıdır.” dedi.