VATAN PARTİSİ’NDEN BİLECİK’TE “NURSİ” TEPKİSİ

featured

Vatan Partisi Bilecik İl Başkanlığı basın açıklaması gerçekleştirdi.

Atatürk Parkı’nda gerçekleştirilen açıklamada partililer, devlet eliyle tarikat ve cemaat önderlerini parlatarak 677 sayılı devrim kanununun çiğnendiğini belirtti.

Feyzi Köse tarafından yapılan basın açıklamasında;

“Değerli Bilecikliler, basınımızın güzide temsilcileri, İstanbul İlim ve Kültür Vakfı’nın 04-05-06 Ekim 2026 tarihlerinde on üçüncü uluslararası “Küresel Krizlere Kur’an-i Çözümler” adlı Bediüzzaman sempozyumu düzenlendi. Devletin; başta Cumhurbaşkanı Yardımıcısı ve Diyanet İşleri Başkanı olmak üzere tüm kişi ve kurumlarıyla seferber oldu. Toplantının sponsorluklarını da başta Kültür Bakanlığı olmak üzere devlet kurumlarının karşıladığı bu sempozyum Türkiye’nin emperyalizme karşı yürüttüğü bağımsızlık mücadelesi ile bağdaşmıyor. Bu tür etkinlikler 15 Temmuz 2016’da toprağa gömdüğümüz FETÖ’nün mezardan kafasını uzatmasıdır. Kimdir bu Saidi Nursi? Kendisine, Bediüzzaman yani; “Zamanın harikası, çağın eşsiz kişisi” diyen, kaleme aldığı Risale-i Nur kitapları için açık açık Allah tarafından kendisine yazdırıldığı imasında bulunan, kitaplarını Kur’an’ı Kerim’in anahtarı mertebesine koyan, hatta iman hakikatlerini yeniden ortaya koymak için ilahi olarak görevlendirildiğini iddia edecek kadar ölçüyü kaçıran bir din istismarcısıdır. Hayatı boyunca Cumhuriyetimize, Atatürk’ümüze dil uzatmış, Deccal Süfyan demiş ve defalarca devlete karşı faaliyetleri sebebiyle mahkum olmuş. Fettullah Gülen’e ideolojik temel oluşturmuş, hristiyan din adamlarıyla diyaloğun ilk başlatıcısı olmuş emperyalizmin kullandığı bir zattır. Bu Saidi Nursi 1950’de Papa VII. Pirus’a Zülfikar adlı eseriyle birlikte mektup göndermiş, Vatikan’dan da 22 Şubat 1951’de 232247 sayılı yazıyla teşekkür almıştır. Sempozyumu düzenleyen İlim ve Kültür Vakfı da 2010 tarihli bülteninde bu mektubu dialog örneği olarak övmüştür. Bugün ise Nursi taraftarları mektubu gizlemeye çalışmaktadır. Dinler arası dialog, BOP’un ve ılımlı islam modelinin ideolojik aracıdır. Türkiye bu projenin bedelini 15-16 Temmuz darbe girişiminde ağır bir biçimde ödemişti. Şimdi dünün FETÖ’sü yerine yeni bir Nursi açılımı mı yapılandırılıyor? Hiç mi ders almıyoruz? FETÖ’nün tüm devlet kurumlarına sızdığı, devlet olanaklarıyla büyüdüğü, “Ne istedilerse vermedik mi?” diye arkalarının sıvazlandığı, yurt dışı örgütlenmelerinde Cumhurbaşkanları düzeyinde referansların verildiği Türkçe Olimpiyatları, iş insanları toplantıları, Abant Gazeteciler toplantılarıyla zirve yaptığı dönemlerin sonunda Amerika ile birlikte tüm iktidarı istemesi ve sonucunda 15-16 Temmuz darbe girişimine kalkmalarını unuttuk mu? Ülkemiz içeride binbir ekonomik sorunla uğraşırken insanlarımız iş ve aş için çileler çekerken, asgari ücretin asgari yaşam şartlarını karşılamadığı, enflasyonun her gün arttığı, zamların zulüm derecesine vardığı koşullarda bir de fon krizi ile karşılaştık. Milyarlarca dolar tutarında para bir avuç kişiye peşkeş çekildi. Bu fonda öyle isimler duyuyoruz ki şaşırıp kalıyoruz. Önemli siyasi kişiler, ünlüler, kimler kimler; hatta bu Nurcuların da çok büyük adamları bu fonun içinden çıkıyor. Örneğin; Nurculuk mektebinin kurucusu “Uğur Akkafa” fon fon dolandırıcılığı suçundan tutuklandı. Pusula Holding ve Katılım Evim A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanı “Serdar Turhan”, Katılım Evim’de yöneticilik yapan “Niyazi Derindağ”da Nur cemaati üyeleridir. Bu fon konusunda ayrıca bir basın açıklaması yapacak ve bu dolandırıcılığı anlatıp çözümlerini sizlerle paylaşacağız.

Gelelim dış cepheden de kuşatıldığı her yanımızda savaşların yaşandığı, ateşin bize sıçraması endişelerini yaşadığımız olaylara; Amerikan emperyalizmi ve İsrail siyonizmi insanlık dışı zulümleri, soykırımları tüm mazlumlara pervasızca uygularken dünya sağır, kör ve dilsiz davranırken ülkemiz kuzeyden Ukrayna’nın, batıdan Yunanistan’ın, güneyden Kıbrıs Rum Yönetimi’nin ABD-İsrail-Avrupa Birliği ittifakı ile kuşatılırken ülkemiz ve mavi vatanımız tehlike altındayken bizler ne yapıyoruz? Kahramanca direnen İran halkının, Yemen’in, Hamas’ın, Hizbullah’ın yanında olabiliyor muyuz?

Saidi Nursi çizgisine devlet desteği sağlanarak Türkiye’nin birliği ve bağımsızığı sağlanamaz.

Halbuki Nurcu İlim ve Kültür Vakfı küresel sorunlara Kur’an-i çözümler diyerek çağımızın sorunlarına Kur’an ve Risale-i Nur perspektifinden çözümler arıyor. Kriz küreselse çözümün ortak zemini tüm insanlığı kapsamalıdır. Karşımızdaki mesele yalnızca Müslümanları ilgilendiren meseleler değildir. Filistinli çocuğun hakkını hukukunu ararken, İranlı’nın, Ukraynalı’nın, Rus’un, Venezuelalı’nın, Yemenli’nin, Afrikalı insanın da yaşamı aynı değerdedir. Öyleyse dünya ölçeğinde kurulacak çözümlerin ortak dili herhangi bir inanç grubunun sınırlarında kalmamalıdır. İşçinin hakkını koruyacak, kadının çocuğun güvenliğini sağlayacak, aileyi koruyacak, insan onurunu savunacak, savaşın ve sömürünün yani; batı ve Amerikan emperyalizmine, İsrail siyonizmine dur diyecek kimsenin diline, dinine, milletine bakmadan aynı hukuk ölçüsünde uygulamalar yapacak uluslararası çözüm önerilerine ve mekanizmalarına ihtiyaç vardır. Yaşadığımız sorunların sebebi emperyalizm ve siyonizm olduğu için çözümü onlarda değil yükselen Asya uygarlığında arayacağız. İşte bizler bilimde, evrensel insan onurunda, hukukta, üretimde, sosyal adalet temelli eşitlikte, millilikte, karşılıklı egemenlik ve bağımsızlığa saygıda ortak referanslar üreteceğiz. İşte değerli Bilecikliler Türkiye’nin geleceği emperyalist merkezlerle işbirliği kuran cemaatlerin siyasi ağırlığının arttırılmasında değil, bağımsız devletin, laikliğin ve millet egemenliğinin güçlendirilmesindedir. Saidi Nursi çizgisine devlet desteği sağlanarak Türkiye’nin birliği ve bağımsızığı sağlanamaz.

Buradan AKP hükümetine sesleniyoruz; eğer Saidi Nursi’den medet umuyorsanız çok yanlış bir yoldasınız. Cumhuriyetimizin birikimini cemaatlerin siyasi itibarına feda ederek çıkış bulamazsınız. Emperyalizme ve orta çağa destek vermiş olursunuz. Cumhurbaşkanı daha birkaç gün önce iç cephenin öneminden bahsetmişti. Saidi Nursi ile mi birleştireceksiniz iç cepheyi? Tam tersine ancak iç cepheyi parçalarsınız. Zira İngiliz emperyalizminin iş birlikçisi, Derviş Vahdettin ile birlikte İngiliz yanlısı İhtiyat-ı Muhammedi cemiyetini kurmuş, Şeyh Said ile isyan olaylarına karışmış bir kişi ile iç cephe bütünleşmez.

Devlet eliyle tarikat ve cemaat önderlerini parlatarak 677 sayılı devrim kanunu çiğniyorsunuz.

Atatürk 30 Ağustos 1925’te Kastamonu’da “Efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, devişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru en hakiki tarikat medeniyet tarikatıdır.” demişti. Aradan 101 yıl geçmiş devlet eliyle tarikat ve cemaat önderlerini parlatarak 677 sayılı devrim kanunu çiğniyorsunuz. Dindar vatandaşlarımızı milyarlarca lira dolandıran, dini istismar eden Süleymancılar, Furkancılar, Adnan Oktarcıların üzerine giderken, FETÖ belasının hala kalıntılarını temizlemekle uğraşırken yeni bir FETÖ olacak Nurculara bu kadar destek niye?

Türkiye Cumhuriyeti Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde emperyalizme karşı kanla, canla mücadele ederek kurulmuştur. Bu mirası oy hesaplarına, cemaat pazarlıklarına feda edemeyiz. İhtiyacımız olan şey bilimdir, adalettir, vatanımızın bütünlüğüdür, vatandaşlık hukukudur ve laik Cumhuriyet ve üretimde birleşmektir. Bu sebeple bizler gericiliğeü, orta çağ karanlığına geçit vermeyeceğiz.

Yaşasın tam bağımsız laik Türk Cumhuriyeti! Yaşasın Türk Milleti! Bu duygularla Vatan Partisi olarak hepinizi saygıyla selamlıyoruz.” ifadeleri yer aldı.