“Biz Birilerinin Sırtından Oy Avcılığı Yapmıyoruz”

“Biz Birilerinin Sırtından Oy Avcılığı Yapmıyoruz”

 

Gerçekleşen kahvaltıya Bilecik’te şu anda 9 tane olan Köy Enstitüsü’nden mezun öğretmenler Mehmet Bayındır, Hasan Öz, Celalettin Demir, Mehmet Erkan ile İmdat Özen katıldı. Diğer öğretmenlerin yaş ve sağlık problemleri dolayısıyla katılamadıkları belirtildi. Kahvaltıya ayrıca CHP İl Başkanı Çağatay Karaahmet katıldı. Karaahmet işleri dolayısıyla kahvaltı sonuna kadar kalmadı. Etkinlik sırasında öğretmenlere birer “Onur Belgesi” verildi.

 

“Biz birilerinin sırtından oy avcılığı yapmıyoruz”

 

Kahvaltı öncesinde günün anlam ve önemini belirten konuşma CHP Merkez İlçe Başkanı Mühittin Demirci tarafından yapıldı. Demirci konuşmasında, büyüklerini hatırlamak onlarla bir araya gelmek adına böyle bir etkinlik düzenlediklerini söyledi. Genel siyasete de değinen Demirci şöyle konuştu:

“Biz CHP olarak bu tip etkinliklerimizi yaparken birilerinin sırtından oy avcılığı yapmıyoruz. Bu bizim görevimiz.

Bilecik’te şu anda yaşayan 9 tane Köy Enstitüsü mezunu öğretmenimiz var. Köy Enstitüleri köy öğretmen ve eğitmenleriyle köylerde tarım ve sağlık görevlisi olarak çalıştırılacakları yetiştirmek amacıyla kurulmuş eğitim kurumlarıdır. Cumhuriyet yönetiminin toplum yapısın yönlendirici uygulamaların en belirgin örneklerindendir. Köy Enstitüleri’nde okutulan derslerden %50’si kültür, %25’i tarım, %25’i de teknik derslerdi. 1953 yılına kadar bin 398 kadın, 15 bin 943 erkek olmak üzere toplam 17 bin 341 Köy Enstitüsü öğretmeni diploma almıştır.

Neden kapatıldı? 1946’da çok partili rejime geçince yeni kurulan Demokratik Parti tarafından yoğun eleştiriler aldı. Okullarda eğitim belirgin bir duraklamaya girdi. Demokratik Parti iktidara geldiğinde Köy Enstitüleri kapatıldı. Köy Enstitüleri Türk vatandaşlarının çağlar boyu bilime ve bilgiye tıkandırılmış damarlarını açmak için kurulmuştur. İsteniyor ki insanlar referanslarını hacıdan hocadan almasınlar. Evreni inançlarına göre değil akılla anmasınlar. Özgür bağımsız, laik insanlar olsunlar.

Bugün 4+4+4 modelini getiren zihniyet, Köy Enstitüleri’nin yıkılmasını bile az bulan zihniyettir. Ancak toplumlar geri götürülemez. Çabalanabilir, bir iki adım geri atılabilir. Umutsuzluğa gerek yok. Bunlar birer modeldir çabuk gelir geçer.

 

‘İmralı, Kandil ve Avrupa arasında aşk mektupları yazılıyor’

 

Kamu kuruluşlarından bugünlerde TC kaldırılıyor. Hep biz derdik ki, ‘Bunların kafasının arkasında başka şeyler var.’ İnsanları inandıramadık. İşte ‘Türkiye Cumhuriyeti’ni nasıl sileriz?’in adımları yavaş yavaş atılıyor. İmralı, Kandil ve Avrupa arasında şu anda Genel Başkanımızın da söylediği gibi aşk mektupları yazılıyor. Askerler, aydınlar, gazeteciler, dekanlar şu anda Silivri’de içeride. Son çıkan iyileştirme yasasıyla da PKK’lılar dışarıda. Burada en çok vermek istediğim önem şu. Gerçekten şu anda Türkiye Cumhuriyeti Abdullah Öcalan’a teslim oldu.

 

‘Kürt sorunu yok’

 

Şu anda hapishanede olmasına rağmen en etkin insan Abdullah Öcalan ve CHP’yi bugünlerde çok eleştiriyorlar, ‘Siz bu açılımın neresindesiniz? Siz barıştan yana değil misiniz?’ diye. CHP gibi bir sosyal demokrat parti barıştan, demokrasiden yana olmaz mı? Mutlak olacaktır. Ancak birilerinin işine gelmiyor. Bizim Genel Başkanımız ve partimizin daha doğrusu sosyal demokratların barışa ve Kürt sorununa nasıl baktığı bellidir. Aslında doğuda Kürt sorunu yok. Doğuda ağaların sorunları var. şıhların sorunları var, toprak ağalarının sorunları var. Kürt sorunu yok.”

 

“Keşke kapanmasaydı”

 

Demirci’nin ardından konuşan İl Başkanı Karaahmet, “Öyle bir coğrafya düşünün ki 7 düvele baş kaldırmış, yokluk içerisinde 7 düvelle mücadele etmiş, kendisine o dönemde dayatılan bölünme haritasını yırtmış atmış, ortaya çağdaş bir toplum koymuş ve ikinci mücadelesini gerçekleştirmeye başlamış. Kanla olan mücadeleyi bitirmiş ondan sonra cahiliyetle, fakirlikle mücadeleye başlamış. İşte bu cahiliyeyle mücadelenin başlangıcı ise Köy Enstitüleri’dir. Keşke kapanmasaydı, keşke devam etseydi o zaman şu saptamam çok gerçektir. Türkiye bu halde olmazdı.

Başlatılan devrim mücadelesinin o dönemi ile Türkiye’nin geldiği bu dönem arasında hiçbir fark yok. O zaman silahla girmeye çalıştılar giremediler. Şimdi emperyalizmle giriyorlar. Burada uşaklarını iktidar yapıyorlar. Dolayısıyla silahla giremedikleri bu coğrafyaya emperyalist oyunlarla girdiler. Aydınlanma devrimini Köy Enstitüleri’ni kapatmakla engelleyen bu zihniyet şimdi ülkeyi daha büyük karanlığa götürdü. Yani o cahiliye döneminden, o kula kulluk edilen dönemden daha kötüye gitti. Ki bakın önümüzde 23 Nisan Milli Egemenlik Bayramı’nı kutlayacağız. Kulun kula kulluğunun kaldırıldığı, milli egemenliğin baş tacı edildiği bir gündür 23 Nisan. Şimdi bakınız ne durumlara giriyoruz. Ulus toplumundan çıkmış ümmet toplumu, TC ibaresinin kaldırılması, yurttaşlık bilincinin, ulus bilincinin yok edilmesi aşamasına geldik.” dedi.

 

“Güç birliği yapalım”

 

Enstitü mezunu öğretmenlere hitaben de, “Allah sizlere uzun ömür versin. Baş tacımızsınız, çınar ağacımızsınız, devrime adanmış bir yüreksiniz, bir top çiçeksiniz, bir büyük yumruksunuz Allah sizleri başımızdan eksik etmesin. Bizlere ders verin, bizlere feyz verin, bizlere omuz verin. Bundan yıllar önce yıkılan emperyalizmi bu topraklardan kovulan emperyalizmi bir daha kovmak üzere bir daha yok etmek üzere güç birliği yapalım. Bizlere gücünüz, desteğiniz, varlığınız dahi yeter.” dedi.

Konuşmaların ardından katılımcı öğretmenler katılımcılarla görüşlerini paylaştılar. Etkinlik hatıra fotoğrafı çekildikten sonra sona erdi. ZEYNEP KILBAHRİ

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*

code

  • YORUM
reklam