“Bundan Sonra Önümüzde Kimse Duramaz”

“Bundan Sonra Önümüzde Kimse Duramaz”

Bu sene 18-24 Kasım günlerinde kutlanan Ağız ve Diş Sağlığı Haftası ve 22 Kasım Diş Hekimleri Günü münasebetiyle Bilecik Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Başhekimi Dt. Hasan Yalçın’ı ziyaret ettik. Haftayla ilgili düşüncelerini aldığımız Dt. Yalçın, Öğretmenler Günü ile aynı zamana denk gelen haftalarında öğretmenlerin hatırlandığını fakat kendilerinden ameliye beklendiğini ve bundan dolayı üzüntü duyduklarını söyledi.

Diş Hekimlerinin çalışmaları, Türkiye’de gelişen diş sağlığı hizmetleri hakkında bilgiler veren Dt. Yalçın ayrıca yıllarını bu mesleğe vermiş bir hekim olarak yeni mezun olacaklara da ihtisas yapmaları konusunda tavsiyede bulundu.

 

“Hizmeti en etkin ve verimli şekilde vermeliyiz”

 

Tüm meslektaşlarının haftasını kutlayan Dt. Yalçın, konuyla ilgili şunları aktardı:

“22 Kasım’ı içine alan hafta her sene Diş Hekimleri Haftası olarak veya diğer deyimle Toplum Ağız ve Diş Sağlığı Haftası olarak kutlanıyor. Biz Diş Hekimleri Haftası olarak kutluyoruz. Bazıları da Toplum Ağız ve Diş Sağlığı Haftası olarak belirliyorlar. Burada toplumun ağız ve diş sağlığına verdiği önemin artırılmasına yönelik çalışmalar, faaliyetler tabi bunun yanında bu meslekle ilgili kişilerin, diş hekimlerinin ve diş teknisyenlerinin veya bu sektörde çalışan insanların hakları, çalışma koşulları bunlar gündeme getiriliyor. Tabi bu perde sürekli genişletilebiliyor. Laboratuarlar yönünden incelenir, malzeme yönünden incelenir, hastaların kavuştuğu imkanlarla genişletebilir, bu sektöre cihaz üreten insanlar da buna katılabilir. Bu perde sürekli genişletilebilir. Burada ağız ve diş sağlığıyla ilgili rol alan her sektörün hakları, özgürlükleri, imkanlarını genişletme yönünde veya toplumun beklentileri yönünde geniş bir yelpaze açılabilir. Türkiye’de maalesef bizim mezun olduğumuz senelerde çok fazla bir etkin rol yoktu. Daha sonraki yıllarda bu etkin rol ortaya çıktı. Bu bir ihtiyaçtır, toplumun ihtiyacı. Biz de bunları sağlamakla yükümlü insanlarız. Yani diplomayı almakla sadece keseyi doldurmak olarak algılanmaması lazım. Bu hizmeti de en iyi şekilde, en hızlı şekilde, en etkin, en verimli şekilde ve en ekonomik şekilde vermeliyiz. Bu sorumluluklar bu yönde.

 

‘Türkiye Diş Hekimliği’nde dünyayla yarışır hale geldi’

 

Buna paralel olarak tabi daha çok Avrupa’dan ithal edilen ilaçlar, Avrupa’dan ithal edilen cihazlar, Avrupa’dan ithal edilen bilgilerle bu iş yürütülmeye çalışılıyordu. Fakat bu, ben 83 mezunuyum, 83 yılından önce başlayan bir hareket. Hocalarımızın verdiği önem, hem hastalara yönelik verdiği önem hem öğrencilere verdiği önemden kaynaklanan bir şey. Bu işin ciddiyetinin yerel kaynaklardan da sağlanması yönünde olduğu için gelen talepler doğrultusunda piyasa da ona göre hazırlandı. Şu anda bilgi kaynağı olarak en başta onu söylemek lazım Türkiye’de bu bilgiyi üretecek, araştıracak, söylemlerine konu edecek hocalar, bu konuda kendini hakikaten çok iyi yetiştirdiler. Yani Türkiye, diş hekimliğine yönelik hizmetlerde hakikaten dünyadaki diğer meslektaşlarıyla yarışır hale geldi. Bunu şöyle özetleyebilirim. İzmir ve İstanbul bölgesi özellikle Avrupa’ya en yakın, en çok ulaşım olan, en çok Avrupalı insan karşılayan şehir olarak zikredersek buradaki laboratuarlar, klinik düzey diş hastanesi ve muayene yönünde Türkiye’nin en önde gelen yerlerinden birisi olmaya aday. Bunu tabi Ankara takip etmiyor mu, ediyor. Bunu Denizli, Antalya, Mersin, Erzurum, Trabzon da takip ediyor. Fakat dışarıdan hasta gelişi Avrupa’daki hizmetin kalitesine eş veya daha üstte bir hizmet alanın göstergesi. Bu çok önemli bir tespit. Bu şununla paralel gidiyor. Hekimin kendisinin yetiştirmesi, malzeme bulmanın kolaylığı, maliyetin düşürülmüş olması özellikle bu SGK ve Sağlık Bakanlığı son çalışmalarda hakikaten ciddi anlamda yürütüyor. Tabi bunda mutlaka Gümrük Bakanlığı’nın da etkisi olmuştur. Malzeme tedariklerinde müthiş bir kolaylık sağlandı. Bizim kullandığımız cihazların çoğu yurtdışından sıkınıtyla geliyordu. Şimdi çok kolay geliyor. Hatta ve hatta teknolojiyi getirip burada üretip dışarıya giden malzemelerimiz bile var, özellikle sarf malzemelerde. Demirbaşlarda biraz daha kısıtlı ama ileriki zamanlarda bu da açılmıştır.  Bu da bizim hizmetimizin kolaylığını sağlıyor, hastalarımızın da kaliteli hizmete daha ucuz ve daha hızlı kavuşmasını sağlıyor.

 

‘Bundan sonra önümüzde kimse duramaz’

 

Türkiye’deki Diş Hekimliği hizmetlerini şuna benzetebilirim. Dağın başından yuvarlanan bir yuvarlak taş, en başta yuvarlanırken saatte 3 km hızla giderken şimdi artık 30-50 km’yi buldu. Bu dalın uzunluğuna bağlı olarak da bu hız gittikçe artacak. Bundan sonra önümüzde kimse durmaz. Bunun paraleli tabi tıbbi hizmetlerde de görüldü. Sadece Diş Hekimliğini ayırmamak lazım. Tıbbi hizmetlerde de şu anda Avrupa’da, Rusya’dan, Orta Doğu Bölgesi’nden gerçekten ciddi anlamda hasta hizmeti sağlanıyor Diş Hekimliği’nde. Mesela basit bir örnek, implant. Bir zamanlar sadece derste görüyorduk. Şimdi normal kliniklerde rutin uygulanır hale geldi. Fakat tabi devletin ödemeleri biraz kısıtlı olduğu için biz kendi kurumumuzda hala yapmıyoruz ama zaten çok az bir hasta potansiyeli var bizde o iş için. Bunun sebebi küçük vilayet, küçük yatırımlar, büyük yatırımları kaldırmayacak o yüzden büyükşehirlerde daha hızlı oluyor bu. Fakat İstanbul ve İzmir öyle bu laboratuarların gelişmesini, kliniklerin gelişmesini ve hasta yelpazesinin yurtdışına açılması Türkiye’deki kaliteyi gösteriyor. Bu, bunun ispatı.

 

‘Önce hekimlik sonra para kazanma hedefi olmalı’

 

Fakat Diş Hekimleri’nin hakları yönünden bazı sıkıntılar var. Türk Diş Hekimleri Birliği’ndeki siyasi görüşlerden dolayı, siyasi ayrıcalıklardan dolayı daha önceden kemikleşmiş yapılanmalardan dolayı bazı söylemler hala yapılamıyor. Sadece ticari zihniyetle diyebiliriz serbest çalışan hekimlerin hakları korunmaya çalışılıyor. Doğru, bunun da olması gerekiyor, güzel bir şey ama bu ‘Hekimlik yapmayalım sadece ticaret yapalım’ anlamı taşımamalı. Yani önce hekimlik sonra para kazanma hedefimiz olması lazım. Türkiye’de bunun vurgulanması da fakültedeki eğitimden başlar. Fakat bu dengeyi kuran insanlar şahıs olarak var, yapıyorlar. Millet de memnun. Hak-hukuk meselesi bizim milletin en çok değer verdiği konu. Hak ederek kazanan insanlar hem güzel kazanıyorlar, hem kaliteli hizmet veriyor, hem de hastaları memnun. Bunun dışında diğer arkadaşlar da vardır ama bu artık yavaş yavaş kayboluyor. Diğer sektörlerde olduğu gibi kayboluyor. Kaybolmak zorunda. Çünkü doyan insan çok hırslı değilse zaten şunu da yapayım bunu da yapayım, şuna da atlayayım buna da atlayayım. Genelde yapabildiği en iyi şeyi yapıyor. Zamanla branşlaşmayı getiriyor.

 

‘Branşlaşma artık MECBUR’

 

Ben Bilecik’e geleli 24 sene oldu. Devlet Hastanesi’nde çalışıyordum 7 sene öncesine kadar. 7 senedir şimdi Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nde çalışıyorum. Buraya Diş Hekimliği okuyan arkadaşlar geliyorlar. Hem diş lazım oluyor diye hem görelim diye. Biz de onlara müsaade ediyoruz. Onların gelmeleriyle bizim söylemlerimiz arasında çok farklı şeyler oluyordu çünkü çocuk daha genç, ufku fazla değil ve bizim ilk söylediğimiz, ‘Mezun olunca ne yapmayı düşünüyorsun?’ ‘Muayenehane açacağım’ Hayır arkadaş önce ihtisas yapın. Türkiye’deki en büyük eksiklik şu anda zaten halkın da bu da çok önemli, artık branşlaşma mecbur. Ben bir pratisyen diş hekimiyim ama ben mezun olan hiçbir arkadaşa pratisyen olarak kalmamalarını öneririm. Hangi branşı seçerlerse seçsinler, hiç fark etmez ama mutlaka ve mutlaka en iyi yaptıkları işte branşlaşırlarsa hem alınacak olan hizmet kalitesi artar, hem hastanın memnuniyeti artar, hem de meslektaşlarım olarak Diş Hekimleri’nin memnuniyetleri artar. Memnuniyet artınca hız artar, maliyet düşer bu sürekli olarak büyüyerek gider. Onun için yeni mezun arkadaşlara branşlaşmayı özellikle öneriyorum.

 

‘Diş Klinik Yardımcısı ihtiyacı var’

 

Yanımızda çalışan yardımcı eleman konusunda daha 3-4 sene öncesine kadar sıkıntımız vardı. Sağlık Bakanlığı’na bir yazı yazdık. Diş Klinik Yardımcısı Bölümü var Türkiye’de 1-2 üniversitede. Fakat mezuniyetlerinden hiç kimsenin haberi olmamış. Bu üniversitenin eksikliği, Bakanlığın değil. Bildirdik ve ilk alımda 70 tane Klinik Yardımcısı aldılar. Diş Klinik Yardımcısı diye geçer onlar, onlardan aldılar. Ertesi sene daha fazla sayıda aldılar ve şu anda bu bir ihtiyaç. Mezunlar olmaya başladıkça bunu fark eden insanlar onları kapıyorlar. Dışarıda da serbest piyasada da bu arkadaşlar boşta kalmıyorlar. Ama özellikle devlet sektöründe Ağız ve Diş Sağlığı Merkezlerimizde bizim en şiddetli ihtiyaçlarımızdan bir tanesi Diş Klinik Yardımcısı. Biz de 4 kişi başlamıştı farklı sebeplerden arkadaşlarımız gitti ve şu anda 1 tane var. Güzel de çalışıyorlar ve ciddi anlamda yardımcılar. Yani meslek olarak yüksek tahsili Diş Klinik Yardımcısı olarak yaptıkları için de bize çok lazım olan elemanlar olarak görüyorum. Bu konuda tabi Bakanlığın alımları da artıyor her sene. İnşallah yakın zamanda biz bu açığı da kapatacağız. Gerçi çok büyük eksikliğini hissetmiyoruz çünkü olan kadarla yetinmeyi öğrendik, biliyoruz zaten. Ama sayıları daha fazla olsa daha iyi olacak.

 

‘Özlük haklarımızın düzeltilmesi lazım’

 

Bu sektörde çalışan insanların özlük haklarının düzeltilmesi lazım. Şimdi Diş Hekimliği Fakültesi 5 yıllık bir üniversite. 4 yıllık bir üniversite tahsili yapan bir insan Türkiye’de çok güzel paralar kazanıyorken, 6 yıllık Tıp mezunu bir doktor çok iyi para kazanıyorken, 5 yıllık eğitim görmüş bir insan aynı eş değer parayı alamıyor. Ama tahmin ediyorum bunlar aşılacak. Bu konular fark edildi. Zaten emekli insanımızdan öğretmenlerimize, fabrikada çalışan işçilerin özlük haklarına kadar elini atan hükümet tahmin ediyorum bunu da sıraya koymuştur, bu da düzeltilecektir. Risk olarak Diş Hekimliği hizmeti hakikaten riskli bir meslek, hem enfeksiyon açısından hem çalışma pozisyonları açısından hem de çalışma sahasının oluşturulması açısından. Çok özür diliyorum yanlış anlaşılmasın. Bir kalemle, bir defterle veya bir steteskopla hizmet yapan mesleklerden farklı. Bir Diş Hekimi’nin bir muayenehane açması için 60-70 bin TL’ye ihtiyacı var. Bu önemli bir rakam. Yeni başlamış bir insanın cebinde olmayacak olan bir para. Bu da değişik yerlere sevk edebiliyor. Gerçi Türkiye’nin her yeri ulaşılabilir, yolların güzelleşmesiyle her yer ulaşılabilir olduğu için artık Diş Hekimleri her yerde hizmet verebiliyor. Malzeme sıkıntısı ucuzlaması, Türkiye’ye gelişi, Türkiye’deki imalatların artması sebebiyle daha hesaplı olduğu için muayenehane gitmeyen ilçe şu anda yoktur zannedersem Türkiye’de. Yani biraz daha sabretsek belki köylere gidecek.

 

‘Diş Hekimleri’nin onore edilmesi şart’

 

Devlet dairesinde çalışan Diş Hekimleri açısından da dediğim gibi 5 yıllık bir fakülte mezununun hayattan beklediklerini hesap ederek bir gelir dağılımı yapılırsa ve çok önemli bir hadise bunu herkes gözünden kaçırıyor. Mesleki icrayı, meslek faaliyeti bizzat hekimin kendinin yaptığı, personelin kendinin yaptığı bir meslek Diş Hekimliği. Yani bunu yanındaki personele ‘Git şunu takip et’ veya ‘şunu al da gel, bunu şuraya koy’ şeklinde değil. Almasını da, koymasını da, kontrolünü de bizzat kendisi yapan bir meslek olarak değerlendirmek gerek. Yani ameliye kısmını bizzat kendisinin yaptığı Diş Hekimleri’nin daha iyi ücretlendirerek onore edilmesi şart. Sadece beynini kullanmıyor elini, gözünü, belini, boynunu, ayağını, bacağını her şeyini kullanıyor. Bunun karşılığını da alması gerekiyor. Artı okuduğu süre ciddi bir süre, 5 yıllık bir üniversite ama ben branşlaşmayı da şart koşuyorum demek ki bundan sonra 8-9 seneyi gözden çıkarıp ona göre yaşamak lazım, ona göre ücretlendirilmesi lazım. Böylece Diş Hekimliği mesleğini icra eden arkadaşların memnuniyeti artar, dolayısıyla hastaların memnuniyeti de artar.”

 

“Biz de güleryüz ve ikram istiyoruz”

 

Diş Hekimleri’nin hatırlanmaması dolayısıyla duydukları üzüntüyü dile getiren Dt. Yalçın şöyle konuştu:

“Tabi Diş Hekimliği Haftası diyoruz, Öğretmenler Haftası yıllardan beri biliniyor. Öğretmenler Haftası’yla aynı haftaya denk geliyor. Öğretmenler için filmler getirilir, öğretmenler için tiyatro oynatılır, öğretmenler için konser düzenlenir ama çok ilginçtir Diş Hekimleri Haftası’nda da ‘Hangi okula taramaya gideceksiniz? Hangi okulda flor uygulayacaksınız? Kaç tane öğretmene seminer vereceksiniz?’ şeklinde ameliye talep ediliyor. Bu hafta bizim eğer bayramımızsa, eğer bizim kutlamamız gerekiyorsa bizim onore edilmemiz lazım. Ama burada yanlış bir şey var. Kıskandığımdan demiyorum. Gerçi kıskansam da haklıyım. Öğretmenler konsere götürülür, öğretmenler yemeğe götürülür, öğretmenler piknik yapar ama Diş Hekimleri ‘Hadi bakalım sınıflara, okullara dağılın. Şu işi yapın, bu işi yapın.’ Böyle kutlama olmaz, böyle uygulama olmaz. Biz onu zaten yapıyoruz. Yani bunu biz zaten başka zamanlar yapmayıp da sadece o zamanlar yapmıyoruz ki. Ben bu yönde Diş Hekimleri adına bu konudan şikayetçiyim. Eğer bu hafta bizim haftamızsa bize iş değil bize de güler yüz ve ikramda bulunsunlar.” ZEYNEP KILBAHRİ

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

3 yorum

  1. başarı dileği – diş hastanesini ayağa kaldırıp güzel hizmetlere imza atan Hasan bey ve ekibini tebrik eder başarılar dilerim

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*

code

  • YORUM
reklam
Mobil Sürüme Geç