• DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
  • BIST
GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI BÜLENT TÜFENKCİ VE  TOBB BAŞKANI RİFAT HİSARCIKLIOĞLU BİLECİK’TEYDİ

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI BÜLENT TÜFENKCİ VE TOBB BAŞKANI RİFAT HİSARCIKLIOĞLU BİLECİK’TEYDİ

SÖZLER TUTULMAYA, PROJELER GERÇEKLEŞMEYE DEVAM EDİYOR

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci ve TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi laboratuvar binası temel atma törenine katıldı.

Törende konuşan Bakan Tüfenkci, üniversitelerin, özgür bir ortamda evrensel bilginin üretildiği ve yeni kuşaklara aktarıldığı güzide kurumlar olduğunu söyledi.Ar-Ge ve inovasyon,üniversite-sanayi işbirliği, bilim ve teknolojinin ülke kalkınması adına ço0k büyük önem taşıdığını vurgulayan Bakan Tüfenkci, “Avrupa ve Avrasya’nın üretim merkezi olmayı hedefliyoruz. Dedi.

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise 2015 yılında Bilecik’te yapılan Ekonominin Yıldızları” programında vermiş oldukları sözleri bugün  yerine getirdiklerini hatırlatarak, Laboratuvar binasının açılışının yanı sıra Bilecik Şeyh Edebali Türbesi’ne asansör yapımı ile ilgili de çalışmaların sona geldiğini ifade etti.

Konuşmasında Osmanlı Devleti’nin manevi kurucusu Şeyh Edebali Hazretleri’ni de sık sık anan Bakan Tüfenkci şöyle konuştu:

“ Üniversiteler, özgür bir ortamda, evrensel bilginin üretildiği ve bilginin kuşaklara aktarıldığı güzide kurumlardır.Üniversiteler, bu yapıları sayesinde, ekonomik ve sosyal dönüşümün sağlıklı bir zeminde gerçekleşmesine de imkan sağlarlar. Kalkınmak ve ekonomik refaha ulaşmak için, araştırma, buluş ve patent çalışmalarının nitelik ve nicelik olarak artması büyük önem taşıyor. Birçok büyük ve uluslar arası firma, ürettiği bilgi ve teknolojiyi, fikri sermayeye dönüştürmeye başlamıştır.Önümüzdeki süreçte, işletmeler için fikri sermayenin, fiziki varlığın çok ötesinde bir anlam ve değer taşıyacağını söyleyebiliyoruz.

Örneğin bazı firmaların marka değerinin veya ürün formülünün, şirketin sahip olduğu diğer aktiflere göre, çok daha fazla bir kıymet taşıdığını rahatlıkla söyleyebiliriz.Yani sadece ürünün formülü, bir firmanın sahip olduğu gayrımenkuller ve stoklar gibi aktif değerlerinin hepsinin kat be kat üzerinde bir değere sahip olabilmektedir. Ülke olarak bizim de böyle markalara, dünyanın her pazarına girmeyi başaran böyle ürünlere ihtiyacımız var.

Bizim sanayi stratejimiz, ileri teknoloji ve yüksek katma değerli ürünlerin, üretim ve ihracat içindeki payını arttırma esasına dayanıyor. Sürdürülebilir bir ekonomik kalkınmanın yolunun Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerinden geçtiğini biliyor ve bu konulara büyük önem atfediyoruz.

Gelişmiş ülkelerin seviyesini yakalamanın, küresel pazarda sürekli değişen müşteri ihtiyaçlarına cevap verebilmenin, Türkiye olarak ortaya bir fark koymanın yolu Ar-Ge, markalaşma ve tasarım faaliyetlerinden geçiyor.

Bu nedenle, kamu kaynaklarımızın Ar-Ge ve inovasyon faaliyetlerine ayırdığımız pay günden güne artış göstermektedir. 2001’de 1,3 milyar TL olan Ar-Ge harcamalarını 20,6 milyar TL ile tam 16 katına çıkarttık. 2003 senesinde Ar-Ge harcamalarının GSYH içindeki payı sadece binde 48 iken 2015 sonu itibariyle bu değeri %1,06’ya yükselttik.

“Bilgiyi üretmek kadar kullanmak da önemlidir”

İnovasyon ve tasarım, üniversite-sanayi işbirliğinin büyük önem arz ettiği alanların başında gelmektedir. Hangi ürünü üretirseniz üretin, bugün bir ürünün değerini arttıran en önemli unsurlardan biri tasarımdır. Tasarım denince sadece şekil ile ilgili unsurlar anlaşılsa da, aslında tasarım estetik, kalite, içerik değişikliği, teknolojik yenilik gibi birçok değişik alanı içeriyor.

Özgün ve katma değeri yüksek tasarımlar üretmenin ülkemizin rekabet gücüne yapacağı katkıyı göz ardı etmemiz mümkün değildir. Nitekim her yıl yayımlanan Küresel Rekabet Gücü Raporları, tasarım kullanımı ile ülkelerin rekabet gücü arasındaki doğrusal br bağlantı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Ne yazık ki uzun yıllar boyunca üniversitelerden yeterince iyi bir şekilde yararlanılamadı. Özellikle üniversite-sanayi işbirliğinin tesisi noktasında, hem üniversitelerimizin hem de sanayicilerimizin daha fazla istekli olduklarını görmek, bizleri ülkemiz adına sevindirmektedir. Üniversitelerin asli vazifesi bilgiyi üretmektir; ancak bilginin üretilmesi kadar, ürüne dönüştürülmesi ve kullanılması da önemlidir.

“Avrupa ve Avrasya’nın üretim merkezi olmayı hedefliyoruz”

Üniversiteler, bilginin kullanımı ve hayatımıza yansımasında da topluma öncülük etmelidirler. Bu nedenle, üniversitelerimizin özellikle sanayi çevreleriyle yakın bir temas içerisinde olmaları gerekir. Bu işbirliği, bilginin, sermayenin ve nitelikli iş gücünün bir araya gelmesini, teknoloji yoğun ürün ve üretim yöntemleri geliştirmeyi, teknolojiyi ticarileştirmeyi ve rekabet gücünü arttırmayı sağlar.Yeni teknolojiler rekabet gücünün artmasına, rekabet gücü kârlılığın artmasına, kârlılığın artması ise daha ileri teknolojilerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu zincirleme etki, adeta bir çığ gibi büyüyerek, ülke ekonomisini yukarılara taşır.

Halbuki gelişmiş ülkelere baktığımızsa, üniversite-sanayi işbirliğinin çok önceden tesis edildiğini, üniversitenin sanayiyi, sanayinin de üniversiteyi beslediği hemen fark edilir. Sanayi stratejimiz, ileri teknolojili ve yüksek katma değerli ürünlerde Avrupa ve Avrasya’nın üretim merkezi olmayı hedefliyor. Bu hedefe ulaşmamız için, üniversite-sanayi işbirliğini en üst derecede gerçekleştirmemiz gerektiği açıktır.Aslında bu işbirliğinin adını üniversite-sanayi-devlet işbirliği şeklinde koymak daha doğru olacaktır.

Zira üniversite-sanayi işbirliğinin etkin, uygulanabilir ve yöneltilebilir yapıda tasarlanmamsı ve işbirliğini destekleyen teşvik mekanizmalarının geliştirilmesinde, kamuya önemli sorumluluklar düşmektedir.

SANAYİ SEKTÖRÜNE YÖNELİK EĞİTİM PROGRAMLARI OLUŞTURUYORUZ

Yükseköğretim Kanununda yapılacak değişiklikler ile 4. Sanayi Devrimi (dijital sanayi) ve 2023 hedeflerine ulaşma noktasında ihtiyaç duyulan, teorisi ve uygulaması güçlü, nitelikli işgücünün yükseköğretim kurumları aracılığı ile yetiştirilmesi hedeflenmiştir. Bu hedef doğrultusunda fen bilimleri ve mühendislik alanlarında eğitim gören üniversite öğrencilerine uygulamalı işyeri eğitimi getirilmiştir. Ayrıca, ileri teknoloji ürünlerin geliştirilmesini sağlayacak ve ders verme yükümlülüğü olmayan araştırmacıların üniversitelerde çalışabilmesi imkânı getirilmiştir.

“NİTELİKLİ İŞGÜCÜ İSTİHDAMINI ARTTIRIYORUZ”

Üniversitelerde uygulamalı eğitimin teşvik edilmesi ve OSB’lerde Endüstri Meslek Lisesi ve Meslek Yüksek Okullarına destek verilmesi

Yerli üretim yapanları destekliyoruz

Yapım işlerinin sanayi işbirliği uygulamaları kapsamına alınması

Yerli üretimin desteklenmesi

%15 oranında fiyat avantajı sağlanması (yazılım dahil)

Yapım işlerinde yerli ürünlerin kullanılması şartı getirilmesi

Hedeflerimize ulaşmak ve zirvede kalıcı olmak için, hep birlikte yapmamız gereken daha birçok işimiz var. Yapmamız gereken işlerin başında hiç kuşkusuz ülkemizi bililm ve teknoloji alanında da ileriye taşımak geliyor. 2023 hedeflerimize ulaşmamız için, Ar-Ge ve teknoloji konularını çok daha titiz bir biçimde sahiplenmemiz gerekiyor. 2023 yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olacaksak, Ar-Ge harcamalarımızı milli gelire oranını %3-3,5 seviyesine çıkartmalıyız.

2023 yılında yıllık 500 milyar dolar ihracat hedefliyorsak, bunun 50 milyarlık kısmının teknoparklardan yapılmasını sağlamalıyız

Üretim ve ihracatımızın içinde yüksek teknolojili ürünlerin payını %25’lere kadar çıkartmalıyız.

Sevgili genç kardeşlerim, 2053’ün Türkiye’sini inşa edecek olan 2053 Türkiye’sinde hayallerimizi gerçeğe dönüştürecek olan sizlersiniz. Göreviniz büyük, ağır. 2053 Türkiye’sini kurmaya memur ve talip olan sizler de kendinizi çok iyi yetiştirmek zorundasınız.

Biz size bu anlayışla bu altyapıyı kurmak için var gücümüzle çalıştık, çalışmaya devam edeceğiz. Bizim devlet geleneğimiz, özellikle de Şeyh Edebali’den bu yana İnsanı yaşat ki devlet yaşasın gibi tüm dünyaya örnek olarak bir ülkenin üzerine bina edilmiştir.

 

2015 yılında Bilecik’te katıldığı bir toplantıda Üniversiteye laboratuar binası ve Şeyh Edebali Türbesi’ne asansör yapımı sözlerinin gerçekleştiği noktada Bileciklilerle buluşan TOBB Başkanı Hisarcıklığlu, laboratuar binasının açılışında konuştu.

Bielcik’e her geldiklerinde hayırlı bir işe vesile olduklarını hatırlatan Hisarcıklığlu, eğitime yapılan yatırımın her zaman kârlı bir yatırım olduğunu dile getirdi.

Hisarcıklıoğlu şöyle konuştu:

“Sayın Bakanım, Sayın Valim, Sayın Belediye Başkanım, Kıymetli Milletvekilleri, Değerli Hocam, Kıymetli Bilecikliler,  Sizleri şahsım ve Türkiye Odalar Borsalar Birliği adına saygıyla selamlıyorum.  Kuruluş ve Kurtuluşun şehri Bilecik’i ve tüm Bilecikli kardeşlerimi muhabbetle kucaklıyorum. Ben Bilecik’e gelirken hep bir heyecan duyarım.  Çünkü burada manevi bir hava var, Şeyh Edebali Hazretlerinin manevi havası var, Osmanlı’nın iki kurucusundan bir tanesi.  Bir tanesi maddi kurucusu Osman Bey, diğeri de manevi kurucusu Şeyh Edebali Hazretleri.  Allah bizleri, Şeyh Edebali’nin hikmet yolundan ayırt etmesin.  İnşallah onun öğütlerinin hakkını verenlerden eylesin bizleri.

Bugün Bilecik’e hayırlı işler için geldik.  İnşallah biraz sonra TOBB olarak yaptığımız “Bilecik Şeyh Edebali  Üniversitesi TOBB Mühendislik Laboratuvar Binası”nın temel atma törenini gerçekleştireceğiz.  Bana soruyorlar;  “Başkan eğitime yatırıma niye bu kadar önem veriyorsun?” diye  Çünkü zenginleşmenin de, birlik ve beraberliği tesis etmenin yolu da eğitimden geçer . Bakın ben bir iş adamıyım.  İş dünyasında yaptığınız her yatırımın riski var.  Yatırımı yaparsınız, kar da edersiniz, zarar da edersiniz ama tek bir yatırım var ki, onu yaptığınız zaman asla zarar etmezsiniz;  O da eğitime yaptığınız yatırım. O hep kâr yazar.  Şehir kazanır, ülke kazanır, siz kazanırsınız. (gerçek dünyada da)  Niye? Benim inancıma göre, 3 kişinin amel defteri kapanmaz.  Geride hayırlı bir eser bırakan o Hayırlı bir evlat bırakan o Hayırlı bir ilim bırakan ölümünden sonra da sevap kazanmaya devam eder. İnşallah bu eserle üçünü de sağlamış olacağız.
Değerli dostlarım, Bilecik’e bir yatırımımız daha olacak.  Şeyh Edebali Türbesini ziyarete gelenler rahatlıkla ulaşabilsin diye  buraya TOBB olarak bir de asansör projesi yapıyoruz.  Çünkü tarih şehri, kültür şehri Bilecik; bunları fazlasıyla hak ediyor.  Bu hayırlı işleri yapmamıza vesile oldukları için başta Sayın valimize, milletvekillerimize, belediye başkanımıza,  her biri Bilecik sevdalısı olan Bilecik TSO ve Bozüyük TSO  başkanlarıma da huzurlarınızda teşekkür ediyorum.  Burada çok özel bir teşekkürüm daha var.  Bakın TOBB olarak bu eserleri yapıyorsak bunun en büyük destekçisi Gümrük ve Ticaret Bakanımız Sn. Bülent Tüfenkci’dir.  Kendisi reel sektörün bakanı, camiamızın bakanı. Camiamızın da içinden çıkan bir isim.  Bir taraftan ekonominin güçlenmesi için gerekli adımları atıyor. Diğer yandan da camiamızın her işinde önümüzü açıyor, bize yol  gösteriyor.  Bu mutlu günümüzde de hem bakanımız olarak, hem de sizin hemşeriniz olarak bizi yalnız bırakmadı.  Sayın bakanımıza huzurlarınızda yürekten teşekkür ediyorum.
Değerli Dostlarım,  Bugün en büyük sermaye altın, petrol falan değil, eğitimli insandır.  İnşallah bu laboratuarları kullanarak üniversitemizden mezun olacak gençlerimiz de, hem ilim sahibi olacak, hem de milli-manevi değerlerini bilerek yetişecekler.  Ailelerine, şehirlerine ve ülkemize hayırlı hizmetler yapacaklar.  Benim Bilecikli kardeşlerimden özel bir ricam var.  Eğitimde özellikle kız çocuklarınızı ihmal etmeyin, mutlaka okutun.  Bakın erkeği eğittiğiniz zaman bir kişiyi eğitirsiniz.  Ama bir kızı eğittiğiniz zaman, bir anneyi, bir aileyi eğitmiş olursunuz.  Aileyi eğittiğiniz zaman da toplumu eğitmiş olursunuz. İşte bizim ülkemizin geleceği buna bağlı.  Biz çocuklarımızı iyi eğitirsek, birlik ve beraberliğimizi muhafaza edersek, Allah’ın izniyle bizim önümüzde kimse duramaz  Bir ricam da gençlerimizden.  Ne diyordu Şeyh Edebali Osman Bey’e?  “Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın. Nereden geldiğini  unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın…”   Gençler bizim büyük ve şanlı bir geçmişimiz var. Bizim atalarımız 16 tane imparatorluk kurmuş. Dünyaya hükmetmiş.  Şimdi biz de atalarımıza yakışır şekilde Türkiye’yi hak ettiği yere taşımalıyız.  Ülkemizin dünyanın en büyük ekonomilerinden biri haline  getirmeliyiz. Bunun için de durmadan, bu hedefe ve geleceğe inanarak çok çalışmalıyız.  Bu vesileyle, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi TOBB Mühendislik  Laboratuvar Binası şimdiden hayırlı olsun diyor,  sizleri saygıyla selamlıyorum.”

REKTÖR TAŞ “GURUR VE MUTLULUK DUYUYORUM”

Törende konuşan Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Taş ise şunları aktardı:

“Sayın Bakanım, Sayın Valim, Sayın Milletvekilim, Sayın Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkamın, Sayın Belediye Başkanım, Bilecik Ticaret ve Sanayi Odasının çok kıymetli üyeleri, İl Protokolümüzün çok değerli mensupları, Değerli akademik ve idari arkadaşlarım, çok kıymetli misafirlerimiz ve geleceğimizin güvencesi olan sevgili öğrencilerimiz,

Öncelikle hepinizi en kalbi duygularla selamlarken Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin hibesiyle inşaatına başladığımız Mühendislik Laboratuvarının temel atma törenine hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Bu anlamlı günün Üniversitemizin 10. Kuruluş Yılına tesadüf etmesinden ve bu vesileyle sizlerle birlikte olmaktan duyduğum mutluluğu ve gururu da ifade etmek isterim.
10.yaşını dolduran ismi gibi kökleri ile de bu topraklara derinden bağlı olan Üniversitemize Mühendislik Laboratuvarı hediye eden Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu Beyefendiye, keza bu projenin hayata geçirilmesi için bizimle birlikte yoğun mesai harcayan Bilecek Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mefail Ateş Beye ve çalışma arkadaşlarına minnet ve şükranlarımı arz ediyorum. Sayın Hisarcıklıoğlu ve birliğinin bu desteğinin pek çok yerel unsur ve iş adamlarımız tarafından da örnek alınması gerektiğini umut ettiğimi de özellikle belirtmek isterim.

Biraz sonra temel atma töreni ile bismillah diyeceğimiz
laboratuvar inşaatımız öncelikli olarak Mühendislik Fakültesindeki Makine ve İnşaat bölümlerimizin lisans eğitimine ve ar-ge çalışmalarına hizmet edecektir. Şubat 2018’de tamamlanacak olan Laboratuvarımızın oturma alanı 1113 m2 olup toplam alanı 3342 m2’dir. Binamız bodrum, zemin ve 1. katlardan oluşmaktadır. Bodrum katta 1 adet sığınak, bir adet su deposu, bir adet arşiv ve bölümlere ait 4 adet depo bulunmaktadır. Zemin katta 3 adet atölye, 3 adet laboratuvar ve 6 adet ofis bulunmaktadır. Birinci katta ise 6 adet laboratuvar ve 9 adet ofis bulunmaktadır. Üniversitemizin ar-ge çalışmalarına dair yatırımları bundan sonra da devam edecektir. İnşallah yakın bir zamanda Mühendislik Fakültemizin diğer bölümleri, Ziraat ve Doğa Bilimleri Fakültesi ve Fen bilimleri için lisans ve lisansüstü laboratuvar ve ar-ge merkezinin inşaatına da başlayacağız. Akademik kadrosunu nicelik ve nitelik açısından güçlendiren Üniversitemiz bu ve bundan sonra yine sizlerin destekleri ile kurulacak yeni laboratuvarlarla ulusal ve uluslararası alanda adından sıkça söz ettirecek, Bilecik’e ve bölgemize önemli katkılar sunmaya devam edecektir.”

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*

code

  • YORUM
reklam