İŞSİZLİK PROBLEMİNE FARKLI YAKLAŞIMLAR

İŞSİZLİK PROBLEMİNE FARKLI YAKLAŞIMLAR

Buradaki cari ücret kavramı çok önemli küreselleşen dünyada Neo liberal hareketlerle birlikte işsizliğinde tanımı değişti artık kişiler cari ücret seviyesini reddedip kendi yeteneklerine göre, eğitim bilgilerine göre ve aldıkları formasyon şekli ile iş bulmak ve buna denk gelen ücreti kabul etmekteler bu konuda vermiş oldukları tepki son derece doğal çünkü kim istemez ki kendi alanında çalıştığı bir işin ücretini almak, ama tekrar tekrar söylemek gerekirse burada ki cari ücret kavramının üstünde durmakta fayda var. Günümüzün gençleri kendi alanı ile ilgili iş ararken maalesef boş gezmeyi çok seviyorlar ve cari ücret düzeyini reddediyorlar. Günümüzün gençleri aslında kendi yeteneklerini yansıtan işi buluncaya kadar cari ücret düzeyinde ki ücreti kabul etseler hem kendilerine ait günlük ihtiyaçlarını karşılayacaklar, hem de istihdam sağlayacaklar ki zaten küreselleşen dünyada işçi haklarını da ön plana alırsak hiç kimse bir yerde zorla çalışamayacak ki angaryanın yasak olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Gençlerin kendi yeteneklerini ve aldıkları eğitim formasyonuna göre iş ve o işi yansıtan ücret düzeyini bulana kadar cari ücret düzeyini kabul edip kendisini yansıtan işi bulduğu zaman cari ücreti kabul ederek girdiği işten ayrılmasını hiç kimse engelleyemez.

Cari ücreti oluşturan faktörlere baktığımızda ise ülkemiz gelişen bir ülke artık. Çoğu kesimlerce kabul edilmese de Türkiye artık ne iki haneli ne de üç haneli enflasyonun yaşandığı bir ülke ne de faizlerin yüzde yedi bin beş yüz olduğu ne de 2001 finansal kriz sonrasında yeni dünyanın hasta adamı gibi yakıştırmaların yapıldığı bir ülke. Artık yabancı yatırımcı konusunda ülkemiz çok cazip bir hale geldi. Her yeni yatırım farklı bir istihdam alanı doğuruyor ve yeni iş alanları açılıyor. Makro ekonomik göstergelerimiz bizim son 15 yılda nerelerden nerelere geldiğimiz açık bir örneği ve cari ücreti oluşturan asgari ücret ve diğer maaşlar eski dönemlere göre hiç de azımsanmayacak bir düzeyde.

Yeni dünya düzeninde hiç şüphesiz reel sektöründe finansal sektöründe aradığı işçilerin temel özellikleri çalışan, kaliteli, kendini geliştirmiş, ileri görüşlü bireylerdir. Ülkede işsizlik sorunu var demek çok kolay peki iş arayanlarda sorun var mı? Birde bu sorunun sorulması gerek geleceğimizi emanet ettiğimiz gençlerimiz kendilerini nasıl yetiştiriyor? Kendilerini, her geçen gün daha da acımasızlaşan düzene karşı nasıl hazırlıyorlar? Bu soruların cevap bulması gerekiyor. Ülkemizde her gazetede çıkan iş ilanlarına baktığımızda bu ilanlara kim bakıyor kimler emek talep ediyor kimler emek arz ediyor? Bu konular tartışılmalı… Emek talep edenler çok fazla ama şöyle içten çalışmak isteyen kendini emek talep edenlerin şartlarına göre ayarlayanlar çok az düzeyde. Biz gençlerimizi üniversitelere gönderirken seçkin, kültürlü bireyler olmaları için gönderiyoruz peki onlar kendilerini ne şekilde geliştiriyorlar? Maalesef bu soruların cevabı son zamanlarda üniversite ortamlarında yaşananları da göz önünde bulundurursak olumlu bir yönde değil. Gençler geleceklerini şekillendirecekleri üniversite yıllarını yok yere heba ediyor. Bir bireyin kendisine ait düşüncelerinin olması çok güzel bir şey ama sahip olduğu düşüncenin ana hatlarını bilmeden şiddet ortamı oluşturmak hem gençlerimizin ileriye dönük hayatlarında kara bir leke hem de ayak bastıkları ülke içinde bir utanç tablosu durumuna geliyor.

Dünya genelinde genç nüfusun değeri her ülke için bulunmaz bir nimet olarak görülüyor ama genç nüfusun oluşması ile her şey bitmiyor. Söz konusu genç nüfus kitlesini, küresel nitelikte kendi geleneklerinden, göreneklerinden ve inançlarından saptırmadan dünya emek talebinin standartlarına uygun olarak yetiştirmek gerekiyor. Bu konuda hem anne ve babalara hem de geleceğimizin teminatı gençlerimize çok iş düşüyor.

Bahsettiğimiz her bir noktanın özetini çıkaracak olursak işsizlik probleminin tek sorumlusu olarak devleti gösteremeyiz. Devletin tek görevi ortam oluşturmaktır. Artık günümüz, Keynes'in Genel Teorisinde ortaya attığı gönülsüz işsizlik kavramından uzaklaşmakta daha önce bahsettiğimiz gibi küreselleşme ile birlikte gençler kendi yeteneklerini, eğitimleri sonucunda sahip oldukları bilgiler doğrultusunda ücret talep ettiklerini, cari ücreti reddedip gönüllü olarak işsiz kaldıklarını bahsetmiş ve bu noktayı eleştirmiştik.

Ülkemiz artık ne büyük buhranda, ne 94 krizinde ne de 2001 finansal krizinde gelişen, dünya standartlarına uyum sağlamaya çalışan ve son 10 yılda mükemmel bir ivme kazanan ekonomik düzenle karşı karşıyayız. İşsizlik probleminden sonsuza dek kurtulmamız mümkün değil. Sadece Türkiye değil mevzu bahissimiz hiç bir ülke işsizlik sorununu yüzde yüz çözemez ki zaten mantığa göre tam istihdam mümkün değildir.

Sonuç olarak sadece işsizlik değil her bir makro ekonomik problemin sorumlusunu devleti göstermek ve cezayı devlete kesmek mantıksızlıktır. Bu problemler hepimizin ortak problemleri o yüzden istikrarsızlığa muhalefet yapmak değil istikrarsızlıklara mantıklı çözümler üretmek gerekir.

GÜRKAN DANIK

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*

code

  • YORUM
reklam