KÜÇÜK İSTASYON BÜYÜK ERTUĞRUL’UN ESKİ KAPTANI SALİT ŞAT; “Ertuğrulspor’un maçı varmış derlerdi, İstasyon’da kim varsa herkes gelirdi”

KÜÇÜK İSTASYON BÜYÜK ERTUĞRUL’UN ESKİ KAPTANI SALİT ŞAT; “Ertuğrulspor’un maçı varmış derlerdi, İstasyon’da kim varsa herkes gelirdi”

Şat; unutamadığı anılarını, üç kez oynanan Ertuğrulspor – Söğütspor maçını, penaltılara giden o maçta kaçırdığı penaltıyı, olaylı ve çok iddialı geçen Bilecikspor maçlarını, o yıllardaki futbol oynamanın imkanları ile şimdiki imkanlarının yanı sıra Ertuğrulspor’un o yıllardaki durumunu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eski Bakanı Nihat Matkap’ın Ertuğrulspor’da top oynadığı yılları, o yıllarda İstasyonda bulunan Bilkon Konserve Fabrikası Müdürü Ferruh Erdoğan’ın kulübe katkılarını, amatör spor kulüplerinin şimdiki durumunu, Türkiye’deki futbolun konumunu, gençlere spor yapmaları için bulunduğu tavsiyeleri gazetemiz muhabiri Erhan Toka’ya anlattı.

 

Ayrıca eski Kaptan Salih Şat 11 kişilik takım kadrosunun yarısından fazlasının kendi sülalesinden oluştuğunu, Ertuğrulspor’dan önce İstasyon’da kurulan Esnafspor’u anlatarak kulübün isminin neden Ertuğrulspor olarak değiştiğini de anlattı.

 

“Küçük İstasyon Büyük Ertuğrul” sloganlarıyla Bilecik stadına İstasyondan yürüyerek geldiklerini, galibiyet sonrası davul zurnalarla eğlenerek döndüklerini ifade eden Kaptan Ertuğrulspor’un maçlarının olduğu gün İstasyonda, kahvelerde kimsenin kalmadığını ve maçlara geldiğini belirtti.

Eski Kaptan Salih Şat ile gazetemiz muhabiri Erhan Toka’nın röportajı:

 

Erhan Toka: “Kendinizi tanıtıp futbola nasıl başladığınızı anlatır mısınız?”

 

Salih Şat: “20 sene civarında futbol oynadım, futbola Ertuğrulspor’da başladım ve orada bitirdim”

 “Bilecik İstasyon vilayetinde 1949 doğumluyum, 65 yaşındayım. Endüstri Meslek Lisesi’ni bitirdim. Bu arada da bir konserve fabrikasına girdim orada 3-4 sene çalıştıktan sonra Devlet Demir Yollarına Kısım Şefi olarak girdim ve şube şefi olarak emekli oldum. Gençlik hayatımda yaklaşık 20 sene civarında futbol oynadım.

“1964 yılında Ertuğrulgazi Söğüt olması nedeniyle ismi Ertuğrulspor olarak değiştirildi”

“Futbola Ertuğrulspor’da başladım ve orada bitirdim. Esnafspor olarak kurulmuştu 1958 yılında. Fakat 1964 yılında Ertuğrulgazi Söğüt olması nedeniyle ismi Ertuğrulspor olarak değiştirildi. Tahminen 1965’te futbola başladım, 1982’de falan bitirdim.

Futbol hayatımda bu senelere nazaran o seneler oynamanın arasında dünyalar kadar fark var. Biz çamur sahalarda ayakkabıların kötü, formaların iyi olmadığı ortamlarda oynadık ve çok güzel de maçlarımız geçti. Bu maçlar en çok Bilecikspor ile Bozüyük spor, Söğüt spor, Jandarma gücü maçları çok iyi oluyordu. Bizim tabi ilk rakibimiz Bilecikspor oluyordu. Bilecikspor’dan sonra Jandarma gücü, Bozüyükspor. Bunlarla karşılaştığımız zamanlarda kendimizi çok iyi hissettiriyorduk, çalışıyorduk, çalışmalarımızda maçlara başlamadan birkaç gün öncesinden kendimizi sanki onları yenecek gibi hazırlıyorduk ve maça çıktığımız zaman da hakikaten de başarılı oluyorduk ve yeniyorduk da.

En enteresan maçlarımızdan biri de A grubu Söğütspor, B grubunda da biz (Ertuğrulspor) şampiyon olduk. Grup şampiyonları olarak karşılaştık. Söğütspor ile karşılaştığımız maçta 1-1 kaldık, ikinci maç da 1-1 kaldık. Biz artık penaltılara kaldı derken beden terbiyesi 3. maçın oynanmasına karar verdi. 3. maçı oynadık yine berabere kaldık. Fakat ondan sonra penaltılarla elendik. Onlar 1. Grup şampiyonu olarak gittiler, biz 2. Grup şampiyonu olarak gittik. Biz Sakarya grubunda mücadele ettik ve Sakarya grubunda başarılı sonuçlar alarak 2. olduk. Sayın Ferruh Erdoğan Bilkon Fabrikasında müdürken Ertuğrulspor’a çok katkıları oldu ve onun sayesinde de belirli bir yerlere geldik.  Haliyle tabi Ertuğrulspor başkanlığı da yapmıştı ve burada çok Başkanlar gördüm. En son mesela merhum eczacı Önder ağabey de başkandı. Bize gelen sporcular da Eskişehir’de mesela şu an bakanlık yapmış Nihat Matkap ondan sonra Ankara’dan gelen ekipler vardı, İzmit’ten gelen Ergül vardı. Bunların sayesinde de Ertuğrulspor bayağı bir ayakta kaldı ve hala da şuanda Bilecikspor Amatör kümede oynamaktadır.

Bir enteresan konu da biz sülale olarak Ertuğrulspor da Enver Ezmek, İskender Ezmek, Sami Ezmek, Arif Ezmek ben de onların yeğeni Salih Şat olarak 5 kişi aynı takımda bayağı bir zaman oynadık ve o aralarda başarılıydık. Bir anım da var. O zamanın takımı Jandarma gücü kuvvetliydi. Onlarla tarafsız sahada oynamak mecburiyetinde kaldık, Osmaneli’nde oynadık ve Osmaneli’yi camiamız için 2-1 yendik ve şampiyon olduk.”

 

Erhan Toka: “Ertuğrulspor’dan önce Esnafspor varmış, Esnafspor’u biraz anlatır mısınız?”

 

 Salih Şat: Esnafspor diye bir takım kurdular 1958 senesinde”

“Esnafspor’un kuruluş nedeni Bilecik İstasyon’da Demirspor vardı. Demirspor amatör kümede oynarken bunlar Demirspor olarak takım kurarken biz niye İstasyon Esnafı olarak takım kuramadık dediler ve oturdular, anlaştılar, Esnafspor diye bir takım kurdular 1958 senesinde. Esnafspor kuruldu ve 3-4 sene bu isimle devam etti. Tabi benim o zamanlar yaşım 13-14’tü. Ben futbola 15 yaşında başladım. Takımı kuranlardan birisi de Yusuf Yılmaz ve Niyazi Kolbek’ti, takım tabi İstasyon esnaflarıyla birlikte kuruldu. Böylelikle Esnafspor belirli bir nokta sonra Ertuğrulspor olarak değişti. Yıllardır böyle gelip gitti benim futbol hayatım.”

 

Erhan Toka: “Ertuğrulspor’un Esnafspor’dan sonra kurulduğu yılları anlatır mısınız?”

 

Salih Şat: “Bizim oynadığımız grup da iyi bir gruptu. Mesele Mehmet Çay, Erdem Birgil, İbrahim Kızıl, Salih Şat, Arif Ezmek ve dediğim gibi Eskişehir’den gelen 2-3 arkadaşımız, akademi de okuyorlardı, Ankara – Polatlı’dan, İzmit’ten geliyorlardı. Böyle bir grup yapıp yaklaşık 20 kişilik bir grupla sahaya çıkıp başarılı oluyorduk.”

 

Erhan Toka: “Bilecik genelinde Bilecik merkez de olmak üzere futbolu seviyoruz fakat İstasyon’un ayrı bir sevgisi var futbola karşı. Sloganınız vardı maçlarda bağırırdınız “Küçük İstasyon Büyük Ertuğrul” diye. Onu biraz anlatır mısınız?”

 

Salih Şat: “Futbolda çok koşan kazanır, biz de çok koşup kazanmaya çalışıyorduk”

“Biz ufak bir mahalleydik, Bilecik büyük şehirdi. Bilecikspor haliyle bizden kat kat üstün olması söz konusuydu. Fakat aramızda fark olmasına rağmen çok çalışmakla biz bu duruma geldik. Futbolda çok koşan kazanır, biz de çok koşup kazanmaya çalışıyorduk. Belki bizden daha üstünlerdi onlar. Bizim zevkimiz fazla antrenman yapmak, fazla koşmak ve onlarla da beraber neticeye gitmekti.

Endüstri Meslek Lisesi’nde de oynadım, Ertuğrulspor’un 8-10 senedir kaptanlığını da yaptım. Endüstri Meslek Lisesi’nde de kaptandım.

Bilecik Endüstri Meslek Lisesi’nde kaptanken Vedat, Burhan bir de rahmetli olan Yaylalı Yaşar vardı, yaklaşık 6-7 sene antrenörlük yaptı Yaşar Ayaz. O da hırslıydı ve iyi çalıştırırdı takımı, başarılı da oldu. Biz futbolu bıraktıktan sonra devam etti ve bayağı bir sene Ertuğrulspor’da başarılı oldu fakat rahmetli oldu. Allah rahmet eylesin.”

 

Erhan Toka:  “60’lı yıllardan bahsettiğinizi söylediniz. O zamanki imkanların çok kısıtlı olduğunu ama futbol aşkının, arkadaşlığın, gerek takım içinde gerek diğer takımlarla dostluğun farklı olduğunu, şimdiki imkanların sizlerde olsa daha farklı bir yerlere gelebileceğinizi daha önceki röportajlarımızda değerli eski futbolcularımızdan duyduk. Siz neler söylemek istersiniz?”

 

Salih Şat: “8-10 tane futbolcu 1. Lig’de oynayabilirdi, 2. Lig’de rahat rahat oynardı”

Bizim 1964-68-70-75-80 senelerinde çim saha diye bir şey yoktu. Çamur sahada top oynadık. Formalarımızı bile evde diktirerek sahalara çıktık. Futbol ayakkabıları, çiviler vardı. Çivileri çakarak maçlara devam ederdik. Hatta örs, çekiç getirip çakıyorlardı, hadi devam diyorlardı maça. Biz böyle şartlarda top oynadık. Bu şartlarda oynamamıza rağmen maçlarımız gollü bitiyordu. Şuandaki çim sahalarda oynamış olsaydık herhalde daha farklı olurdu. Kramponlar, formalar, çim saha. O zamanki imkanlarla şuan ki imkanlar arasında dağ gibi fark var. Keşke bu zamanki imkanlar o zaman olsaydı belki de Bilecik vilayetinde tahmin ediyorum yaklaşık 8-10 tane futbolcu 1. Lig’de oynayabilirdi, 2. Lig’de rahat rahat oynardı.”

 

Erhan Toka: “Bilecik’teki amatör maçlara gidiyor musunuz, amatör maçları nasıl buluyorsunuz?”

 

Salih Şat: “Artık futbol paraya dönmüş, amatör kümede oynayan da para istiyor. Paraya dönen bir yerde futbol olur mu?”

“Amatör maçlar oynandığı müddetçe İstasyonda bir saha var. %60- 80 gidiyorum.

maçlar çok pasifleşmiş. Statlar fena değil, yeri geliyor çim sahada oynuyorlar fakat geçmişle onu karşılaştırdığınız zaman şu andakiler daha basit, tam randımanlı oynayamıyorlar. Artık futbol paraya dönmüş. Artık amatör kümede oynayan da para istiyor. Paraya dönen bir yerde futbol olur mu? Mümkün değil. Parayı basarsan adamlar oynayacak. Var mı böyle bir şey? Biz o zamanlar öyle para istemiyorduk ki biz kendimiz para veriyorduk kulüp yaşasın diye. Cebimizde üç kuruş varsa üç kuruşu vermeye çalışıyorduk.

Bizim çok da kavgalı maçlarımız oldu. Bilecikspor ile maçlarımız derbi niteliğinde olurdu, maç da bitmezdi. Ya iptal olurdu, ya tatil olurdu, ya kavga çıkardı ama neticede beden terbiyesi hükmen birine verirdi. Ya bize verirdi ya Bilecikspor’a verirdi. Maçlar bittiğinde biz İstasyon’a yayan gidiyorduk 5 km.”

Erhan Toka: “Yaklaşık 20 sene futbol oynamışsınız, kaptanlık yapmışsınız. Unutamadığınız bir hatıranız var mı?”

 

Salih Şat: “Söğütsporla oynadığımız üç maçta da berabere kaldık, penaltılara kaldı, penaltıyı ben atamadım, ben atamayınca da biz elendik”

“Benim unutamadığım bir anım var. Bilecikspor ile bir özel maç yapıyoruz. Ertuğrulspor’da Ramiz diye biri vardı. Maç da beni sol açığa çektiler, sol açıkta ben oynamam, benim mevkiim santrafor veya sağ açıktır. Adam bulamadıkları için beni sol açığa aldılar. Maçın artık kaçıncı dakikası bilemiyorum maçın sonlarına geliyordu. Sol açıktan çalım atıp atıp ilerledim, 18 dışından yan plase bir vurdum, top 90’a gitti maçta 1-0 galip geldik.

Bir diğer anım da Söğütspor ile 3 maç oynadığımız karşılaşmalarda üçünde de berabere kaldık, penaltılara kaldı, penaltıyı ben atamadım, ben atamayınca da biz elendik. Kaleci kurtardı daha doğrusu Japon Mehmet kurtardı. Önemli bir andı yani.”

 

Erhan Toka: “Çok iyi futbolcuydunuz, elinizden tutan oldu mu, başka takımlardan transfer talepleri geldi mi?”

 

Salih Şat: “O zamanlar ben gençtim, 17-18 yaşlarındaydım. Ankara PTT spor’da Tamer Hoca diye biri vardı beni oraya götürmek istediler, bir de Bursaspor’a götürmek istediler. O zaman 2. Lig’deydi Bursaspor. O zamanlar gidemedik, gitmedik. Belki de gitseydik bir yerlerde oynayabilirdik o tarihlerde.”

 

Erhan Toka: “Ertuğrulspor’un şimdiki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?”

 

Salih Şat: “Genç takımda olsa, kulübü kapatmama pahasına belirli bir noktaya getirdiler”

 

“Şu anlarda maçlara arabayla gidip izliyorum ama fazla ilgilenemiyorum. Erşan gruplarıyla beraber ele aldık ve 3-4 sene hem yönetimde hem Başkanlıkta idare ettik Ertuğrulspor’u ve belirli noktaya getirdik. Formasıyla, ayakkabısıyla bayağı iyi hale getirmiştik kulübü.

Şu an kulübü yöneten Mehmet Ekici canla başla çalışıp Ertuğrulspor’u genç takımda olsa, kulübü kapatmama pahasına belirli bir noktaya getirdiler ve hala getiriyorlar, o yüzden takdir ederim Mehmet Ekici’yi.

Kulüpte şu an para mekanizması çalışmıyorsa zengin bir firma veya isim alıp mesela Erşan Ertuğrulspor veya MKE gibi diyor iseler, orada da onlar bu parayı en az 5 yıl garanti edebiliyorlarsa o zaman verilmesinde bir mahsuru yok diye düşünüyorum. Yine Ertuğrulspor var olur. Kulübü çalıştırmaya gelirse çalıştırırsın, ben şu anda da çalıştırırım Ertuğrulspor’u.  Tecrübemize dayanarak çalıştırırız ama bizim yaşımızla genç yaşın arasını bulmak çok zordur. Jenerasyon farkı var.

Şöyle de olabilir. Mesela kulübün toplantısı vardır, yönetim kurulu toplantısı vardır veya başkan seçimi vardır. Davet edersin, davet edilmediğin yere gidilmez ki. Bir iki sefer gittik ters baktılar. Kulübün karşısında Devlet Demir Yolları Şubesi vardı, ben şubede duruyordum zaten. Ben o şubede çalışırken bazı tanıdığım müteahhitlerden para bile aldırttığım oluyordu o zamanlar. Kulübe en büyük destek Bilkon fabrikasından gelmişti”

 

Erhan Toka: “İstasyonlu kendisi de top oynadı sanıyorum Erdal ağabeyler, Selçuk ağabeyler vardı. Faydaları oldu mu, oluyor mu?”

 

Salih Şat: “Şimdi Erdal Erşan’a gitsen…”

 “Erdal’ın da faydası oldu. Çünkü o da bir dönem Ertuğrulspor’un başkanlığını yaptı ama 2. dönem yapmadı. Yapması için ben de uğraştım, ben de yönetimdeydim. Dedim devam edersen devam edelim, onlar diyor sen başkan ol. Yok dedim sen başkan ol devam ederiz. Ben olmayayım başka biri başkan olsun ben yine maddi olarak yardım edeyim. Yardımları var yani oldu, hala da oluyordur tahmin ediyorum.

Şimdi Erdal Erşan’a gitsen desen ki bizim ayakkabı, formaya ihtiyacımız var desen herhalde alır. Ben alır diye tahmin ediyorum.”

 

Erhan Toka:  “Eskiden Ertuğrulspor’da altyapıya daha çok önem veriliyordu, yaz kampları oluyordu, seçmeler oluyordu. Artık böyle şeyler göremiyoruz. Sizce nedeni nedir?”

 

 Salih Şat: “Türkiye’nin her tarafında var da niye Bilecik’te yok?”

“Sadece Ertuğrulspor da değil Bilecik genelinde bile altyapıya o kadar önem verilmiyor. Onu geçtik Türkiye’de de sahalar bomboş, maçlara taraftarlar gelmiyor. Bu durumun çözülmesi lazım bir şekilde. Bilecikspor 3. Lig’de de güzel bir şekilde gidiyordu, başarılıydı biranda koptu gitti, düştü, her şey bitti. Bilecik’in 3. Lig’de bir takımı olması lazım. Türkiye’nin her tarafında var da niye Bilecik’te yok. Bu da bana göre Bilecik’in zenginlerinden kaynaklanıyor. Zenginleri yardım etmiyor demektir.

 

Erhan Toka: “Tesisler ne durumdaydı o zamanlar?”

 

Salih Şat: “İstasyon mezarlığında ufak bir kulübe vardı, o kulübeyi de biz yaptık.”

 

 “O kulübeyi yaparken de kulübümüz burada olsun diye, eşyalarımız burada olsun diye tuğladan, bilmem neden yaptık, ondan sonra da mezarlığa bıraktık, mezarlığın oldu.

Biz koşularımızı gece yapardık, haftada iki sefer Yeniköy yapardık. 7 km git 7 km gel yani 14 km koşardık. Maçlara biz gayet iyi hazırlanıyorduk ve genç bir nesil olarak çok çalışıp, çok koşup, çok antrenman yapıp maça öyle çıkmaya çalışırdık. Zaten öyle başarılı oluyorduk, başka türlü başarılı olamazdık ki.

O zamanlar Sami Ezmek vardı, senelerce hocalık yaptık bize. Diplomalı olan hoca yoktu, mümkün değildi ama büyüklerimizden biri bizi çalıştırırdı. Burada biz kendimiz bile çalıştırdık.”

 

Erhan Toka: “Şu andaki Bilecikspor ve Bozüyükspor’un durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?”

 

Salih Şat: “Ekonomik sıkıntılarla boğuşmakta iki takımda”       

“Şuan Bilecikspor’u pek takip edemiyorum ama 1. Amatör’de mücadele ediyor. Şampiyon olabilirse grup maçlarına katılır, tekrar 3. Lig’e çıkabilirse çıkar başarılı olursa. Bozüyükspor da aynı  Bilecikspor gibi oldu. Ekonomik sıkıntılarla boğuşmakta iki takım da.”

 

Erhan Toka: “Ertuğrulspor’un maçları olduğunda taraftarınız çok kalabalık olurmuş, kahvede oturan kalmazmış herkes maçta olurmuş. O günleri biraz anlatır mısınız?”

 

Salih Şat: “İstasyon’da kim varsa herkes maça gelirdi, bir bayanlar kalırdı”

“Maç varken biz formaları ayakkabıları giyer, kahvelerin önünde otururduk. Ertuğrulspor’un maçı varmış derlerdi, İstasyon’da kim varsa herkes gelirdi. Bir bayanlar kalırdı. Komple Bilecik, İstasyon statta olurdu. Seyircimiz de coşkulu seyirci olurdu. Davullarla, zurnalarla gelirlerdi, takımlarını desteklerlerdi.

Türkiye Kupası maçları olmuştu kulübümüzün. O zamanlar ben futbolu bırakmıştım. Kütahyaspor ile Türkiye Kupası maçı yapmışlardı. Hatırladığım kadarıyla 1-0 yendilerdi galiba. Mehmet Çay da oynuyordu o zamanlar, rahmetli oldu o da. Bir de Erdem Birgün vardı gizli orta saha, Adnan Eser vardı santrafordu, toplara sert vurur doksana takardı. Yılmaz Ertürk vardı, Hasan Gülbasan vardı. Ertuğrulspor’da oynadı bunlar. Süleyman Demirsoy bir ara yöneticilik yaptı, Galip Yanar da yaptı, Eczacı Önder Akbay yaptı, Sami Erçin de bizde oynadı. Benim hatırladığım kadarıyla federasyonda Bilecikspor’un Boncuk Ömer diye bir kalecisi vardı. Ben onun zamanında oynadım, rahmetli Erol Kaptan’ın zamanında oynadım. Onların zamanında da oynadık.”

 

Erhan Toka: “Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu var Bilecik’te. Başkanı Nusret Tosun ve Futbol İl Temsilcisi Engin Toku ile birlikte yürütüyorlar. Kendileri bir etkinlik düzenleyip Amatör kulüp başkanlarını, yöneticilerini bir araya getiriyorlar, 3. sünü yaptılar. İlkini Osmaneli’nde, ikincisini Söğüt’te, üçüncüsünü de Bozüyük – Yeşilyurtspor’da yaptılar. Her ay bir takım eşliğinde toplayarak takımların, başkanların kaynaşmalarını sağlıyorlar, kulüp problemlerini görüşüyorlar. Bu ay 4.’sünü Vezirhan’da yapacaklar. Bu çalışmaları nasıl buluyorsunuz?”

 

Salih Şat: “Bu çalışmaları kim yapıyorsa helal olsun, neticesinde Amatör kümede bir hareketlenme oldu”

 “Bu tür çalışmalar her zaman iyidir. Bu çalışmaları kim yapıyorsa helal olsun, neticesinde Amatör kümede bir hareketlenme oldu.

Gençlerin hepsini yeşil sahalara dökmek gerekiyor. Top oynasın, oynamasın. Yeşil sahalara gidecek, en azından sporu kendi yapacak istirahatı bakımından. Top oynaması şart değil, yürüyüş yapacak, spor yapacak,  eroin, sigara, alkolden kurtulacak ama bizim gençlerimiz kahvelerde, kafelerde geziyorlar, oturuyorlar. O internetin başında duracağı saat kadar, kafelerde oturacağı saat kadar dışarıda spor yapmış olsa, futbol oynamasa bile sahayı 4 sefer dolansa onun için hep kendi sıhhati bakımından daha iyi olur benim kanaatim.

Burada görev büyüklere düşüyor, büyükler bunları bir şekilde alıp spor tesislerini biraz genişletecekler, spor tesislerini genişlettikleri zaman da alacaklar bölüm bölüm statlara çekmeye yönlendirecekler. Sadece futbolla değil atletizm olur, güreş olur, basketbol, voleybol olur. Bu okullarda başlayacak. Okullar da hocalara düşen görevler olacak, onlar da öğrencilerini yönlendirecekler. Basketi de, voleybolu da, atletizmi de içeriden yürütecek, bilenler gelecek çıkacak statlara ve oradan başladığı zaman da bu açılım olur gibi geliyor bana. Okullardan başlıyor. Ailelerin de önemi var tabi. Onlar da kahvelerde oturmaları yerine spor yapmalarını isterler çocuklarının.

 

“Ben spor yapmasaydım Bilecik’te beni kim tanıyacaktı?”

Ben 20 sene futbol oynadım, sporun faydası bana en azından 75 kiloydum 1968-70’lerde, yine 75 kiloyum. Hiç değişmedim ne aşağı ne yukarı, sıhhatim de iyi. Şükür Allah’a hiçbir hastalığım yok, doktor bilmem. Neden? Spor yapmaktan ileri geliyor. 43 sene Demiryollarında çalıştım, gidin bakın hastalığım olarak kesinlikle doktora çıktığım yoktur. Spor her zaman faydalıdır benim düşüncem.

Spor yapan bir adam başarılıysa da sahaya çıktığı zaman, spor kompleksindeki seyirci fazla olduğundan o zamanlardan bahsediyorum, beni Bilecik’te %70-80 adam tanırdı. Ben spor yapmasaydım Bilecik’te beni kim tanıyacaktı? Futbol oynadığımdan dolayı Bilecikli halkın çoğu beni tanırdı o zamanlar. Osmaneli’nde de aynıydı, ben Osmaneli’nde de kaldım 10 sene, orada da müessese maçlarında top oynadım. Orada da beni spordan dolayı tanırlardı. Sportif faaliyetlerde bulunduğun an çevren geniş olur. Çevresi geniş olan adam da başarılı olur, sosyal olur.

Mesela Balıkesir – Akçay’a gidiyorum Adnan Eser’le karşılaşıyorum, senelerce birlikte top oynadık. Mesela Çanakkale’de Erdem var. Nezih Terzioğlu, 1966-68’lere gidiyorum, hala adamlarla görüşürüz. Buna benzer Polatlı’dan gelen arkadaşlar var, Profesör Mehmet var Söğüt’ten bizde oynadı.

“O kavgadan sonra benimle yaklaşık 15-20 sene konuşmadı”

Ankara’dan gelen futbolcular vardı. Görüşüyoruz geçmiş yıllardaki adamlarla, hayatta olanlarla hala görüşüyoruz.  Rakiplerimle de görüşürüm. Mesela Vedat Özbey, Hüseyin Yenice, Adnan Gül. Adnan Gül ile askerlik yaptık aynı yerde. Askerden sonra Bilecikspor’la bir kavgamız oldu o da girdi kavgaya o kavgadan sonra benimle yaklaşık 15-20 sene konuşmadı. Son zamanda konuşmaya başladı, 1-2 senedir konuşuyoruz. Askerliği beraber yaptığımız halde o kavgadan sonra konuşmamıştı benimle. Şeref Büyükdumanlı da benim yanıma geldi askerde. Ercan Akkoç, o da geldi. Ben onların görevlisiydim, istediğim iyi bölüklere aktarıyordum onları. Kimisini yanıma alırdım, kimisini benim tanıdığım bölüklerin yanına alırdım. Askerliklerini de rahat yaptılar. Ondan sonra Vakıflar Bankasının müdürlüğünü yapıyordu Sabri Ercan da benim yanıma geldi askerde.

 

“İstasyon çok ufaldı, ufalınca da Ertuğrulspor ne yapsın?”

İstasyon bitmiş, daha doğrusu bitirmişler. Yani Belediye İstasyona bakmıyor, bu sene değil kaç sene oldu bakmıyor ve İstasyondaki halk, ben gibi, benim gibi adamlar Bilecik’ten ev aldı taşındı. Neden? İstasyon’da kalmadı bir şey. Gidin İstasyon’da akşam üzeri kahvede oturacak 4-5 tane adam zor bulursunuz. Ben iniyorum aşağıya Levent’i, Erdal Erşan’ı görüyorum, başka adam yok ki. Bir de Halit Türker’i görüyorum, 3-4 tane. Ben 5. adamı bulamam İstasyonda. Burada daha fazla konuştuklarım var. İstasyon küçüldü, ticaret olarak da küçüldü. Demiryollarında şu anda 3-4 senedir trenler de durmuyor. Arabalar zaten malum otobana geçti, İstasyon çok ufaldı, ufalınca da Ertuğrulspor ne yapsın? Oradaki ufalmayla ne kadar başarılı olabilir? Bir yer büyük olursa başarılı olunur. Orada kim yardım edecek? 4 tane esnaf var, onlar da kendilerini zor geçindiriyor. Ertuğrulspor Mehmet Ekici’nin çabalarıyla gidiyor benim anladığım kadarıyla. Kapanmayla da yüz yüze, kapanacak bir şekilde. Gençler o zaman da kahvelere alışıyor, olay bu.”

Son olarak sizlere de bana bu fırsatı verdiğiniz için, amatör sporları gündemde tuttuğunuz için gazeteniz Değişim’e teşekkür ederim.

CANER ALKAN

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

2 yorum

  1. BÜYÜK ERTUĞRUL lu – salih kaptan bizleri ta o yıllara götürdün ağzına sağlık abi.Birileri ne zor şartlarda o yıllarda futbol oynamışlar.Bu değerleri bulup bizlere öğreten,hatırlatan Değişim gazetesine çok teşekkürler.Ayrıca Bilecik de yıllar önce kurulan ve diğer takımlara kök söktüren GençlerBirliği kulübü ve KüplüSpor kulübü ile ilgili de haber veya ropörtajlarınızı bekliyoruz Değişim Gazetesi.

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*

code

  • YORUM
reklam