MÜSLÜMANLIK NİŞANESİ NAMAZ

MÜSLÜMANLIK NİŞANESİ NAMAZ

 

Hz.Muhammed(asv) hadislerinde: Namaz gözümün nuru, aydınlığı buyurmuştur. Burada kasdedilen manevi anlamda gönlün gazü basiret gözün aydınlığıdır. Yani maddi gözün göremediği âlemleri insan namazla fark edebilir, görebilir.

            Namaz Rahmanın ihsan ettiği nimetlere karşı; hamd, şükür, teşekkür ifadesi taşımaktadır. Namaz sonlu, fani olan insanın; sonsuz ebed ve ezel sultanı Allah(c.c) ila irtibata geçmenin en engin ve derinlikli yoludur. 

            Namaz; Mevlanın kullarına yüklediği bir sorumluluk, biz kullarında mazeretlerle ihmal edilmeyecek çok önemli vazifemizdir.

            Namaz; bizlerin günlük hayatını tanzim eden, yani günü beşe bölüp işlerimizi vakitler aralarına koyduğumuz ilahi bir proğramdır. Üsdad Bediüzzamanın ifadesiyle namazı yerine getiren mümin namaz aralarındaki günaha bulaşmayan dünya işleride ibadet hükmünü alır.

            Namaz fiziksel sağlığımıza birçok faydanın yanında zihinsel ve ruhsal sağlığımızın en temel vaz geçilmez tedavi ve enerji kaynağımızdır. Mesala namazı düzenli kılan kişi ömür boyunca hergün düzenli günde beş vakit eklemlerin kireçlenmelerini önleyen, kan dolaşımı düzenleyen, vücuttaki negatif enerjiyi su ile yapılan temizlikle yok eden âdete bir sportif faaliyettir. Hiçbir sporcu ömür boyu hergün düzenli hareketlerini sürdüremez.

            Ruhsal anlamda; çeşitli sıkıntılar, dertler, tasalar, problemler, hastalıklar ve olumsuzluklar insanı çıkmaza sokar stres ve deprasyonlar yaşatır. Bütün bu ruhda kopan fırtınalar ancak bedeni beslediğimiz gibi ruhumuzu beslemekle dinebilir. İnsanın meleki ve insanı yönünü işletmekle ruh sağlığı korunur. Ruhi dünyanın ahlakla, erdemle, karekterle kisaca insanı değerlerle donatılması ve düzenlenmesi manevi hayatı veren yaratıcı ile irtibata geçmekle mümkündür. En güzel irtibat günde beşdefa ezanla namaza ve huzura çağrıya evet deyip ben geldim doyur beni, sahibim ol, ey âlemlerin sahibi karşılığı ile sağlanacaktır.

           Zihinsel olarak herkes namaz mesuliyetini bilir ancak yerine getirememe mahcubiyetini vicdanında taşır. Amirinden veya patronundan aldığı bir işi zamanında ve eksiksiz yapan kişinin huzur ve mutluluk yaşar. Aynen öylede; amirlerin amiri, patronlararın patronu yaratıcı; insanı atık bir damladan anne rahminde değişik emriyo safhalarından sonra şekillendirip âleme mahlûkatın en şereflisi yapmış. Ayrıca âlemi insana göre düzenleyen ve hazırlayan Allah’a karşı verdiği bir vazifeyi yerine getirmek bütün iç dünyamızı tarifi imkânsız huzur ve sevinçle doldurması vazifeyi yerine getirmenin vicdanı huzuru olacaktır.

           Namaz bir müslüman vazgeçilmezi olmalı. Hayatının tam ortasında durmalı. Önem sırasında ilk başda olmalı ki namazda namazı aksatmayana hayat kaynağı olsun.

           Namaz kulun bütün sırlarını paylaştığı buluşmadır. İçini rabbisine açtığı huzurunda elpençe durduğu acızliğini itiraf ettiği âli bir divandır. Namaz kulun mevlasıyla konuşmasıdır. Daha namaza başlarken ellerini kaldırıp dünyayı geride bırakıp Allah’a teslim olduğunu ifade eder. Şükürle başladığı namazını sena ile devam edip haktan yardımda bulunur. Allah’da açılan elleri ve gönülleri boş çevirmez. Yeterki buna içten inanalım.

          Namazda esas olan ihlâs ve samimiyettir. Yani namazın sadece Allah’ın emri olduğu için onun rızası istikametinde yerine getirmektir. Zaten ibadetler elde edilecek sevaplar için değilde önceden verilen nimetlerin şükrü mahiyetindedir. Mevla kulluğumuzdan memnun olursa cenneti’de verir cehennemden’de kurtarır. Cemalını’de gösterir.

          Hz.Ömer efendimiz mescitte bir müslümanın tadili erkâna uygun namaz kılmadığını görünce usülune uygun namaz kılmasını ister. O kişi namazını halifenin istediği gibi eda eder. Halife Ömer(ra) sorar hangi namaz güzel oldu. Müslüman cevap verir: ilk kıldığım namaz der. Çünkü ilk kıldığım namaz Allah içindi sanra kıldığım namaz senin içindi der.

          Haruni Reşit Kardeşi hak dostu behlül-i dane’ye derki camideki namaz kılan cemaati getir ziyefet verelim der. Hak dostu veli zat camiden iki veya üç kişiyi alıp halifeye getirir. Halife camideki cemaat bu kadar mıydı der. Behlül-i dane sen bana namaz kılanları getir dedin. Bende cami çıkışında her çıkana imam fatihadan sonra ne okudu diye sorduğumda bilenler bu üç kişi oldu. anladımki namaz kılanlar bunlarmış cevabını verir. Ne dersiniz. Behlül-i dane hakiki anlamda namaz kılmayı bizede özetledimi?

         Rabbi bize namazın varidatından, güzelliklerinden istifade eden hakkıyla aksatmadan namazı yerine getirenlerden eylesin.        

Aydın OSMANOĞLU

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*

code

  • YORUM
reklam