“ÖLÜME DE GELMESİNLER, ÖLÜLERİNE DE GİTMEYECEĞİM”

“ÖLÜME DE GELMESİNLER, ÖLÜLERİNE DE GİTMEYECEĞİM”

Ak Parti Osmaneli kurucularından İbrahim Polat neden İl Genel Meclisi üyeliğine aday gösterilmediğini, Osmaneli Belediye Başkanı belirleme sürecinde yaşananları, Bilecik eski Valisi Halil İbrahim Akpınar’ın bu konuda Ankara’da bulunup söylemleri olduğunu iddia eden Polat ayrıca Ziraat odası seçimlerinde yaşanlanları, kimler tarafından kumpasa uğradığını, kimler tarafından arkadan hançerlendiğini, kimlerin yat, kat sahibi olduğunu açıklayarak eski İl Başkanı Ramazan Kurtulmuş hakkında çok çarpıcı iddialarda bulundu.

 

Polat Osmaneli Belediye Başkan Yardımcısı Hayati Kaba, Osmaneli Ak Parti İlçe Başkanı Yalçın Karaca, Osmaneli Ak Parti İl Genel Meclisi Üyesi Hakan Özkan hakkında da çok ses getirecek açıklamalar da yaptı.  Ak Parti Osmaneli eski İl Genel Meclisi Üyesi İbrahim Polat açıklamaları:

 

“Adım İbrahim Polat. Ak Parti kurucu üyelerindenim. Bir dönem ilçe başkanlığı yapmış daha sonra da 2004 yılında il genel meclisi üyesi olmuş iki dönem il genel meclisi üyeliği yapmış daha sonra da partimizin takdiriyle il genel meclisi üyeliğine layık görülmeyip bir kenara itilmiş İbrahim Polat. Partisinin içerisindeki çok sevdiği birkaç kişi tarafından hançerlenmiş ve çalışmalarıyla birilerine rahatsızlık vermiş İbrahim Polat.

 

“Teşkilatımızdan birkaç kişi partide devre dışı kalmam için startı vermiştir”

Malumunuz 2014 yerel seçimlerinden bugüne kadar başta partimizin il başkanı ve merkez ilçe başkanı olmak üzere parti teşkilatımızdan birkaç kişi partide devre dışı kalmam için startı vermiştir. İbrahim Polat neden bu hallere itilmiştir ben kısaca onu anlatmak istiyorum.

 

“Bu kişilerin ilerleyen yıllarda kiralarını doğru ödemediklerini gördük”

2014 yerel seçimleri öncesi, seçimden 6 ay önce bizim mevcut milletvekili aday adayımız Ramazan Kurtulmuş Bey’in il başkanlığında ben de bizim meclisimizde 10 yıl gurup başkan vekilliği yaptım. Kendisiyle 6 yıl beraber çalıştık fakat bazı sıkıntılarımız oldu. Fakat bu sıkıntılar bireysel değildi. Başlıca sorunlarımızdan biri; Bizim İl Özel İdaresi belediyemizle beraber yapmış olduğu Pelitözü Göleti etrafında mesire alanları oluşturduk. Bu mesire alanlarının kiralanmasında parti içinden teşkilatımıza, mensup arkadaşlarımızla buraya ihaleye girip bu işlere ihaleden çadır kiralayıp, içinde veya dışında, yanında veya arkasında olarak bir takım arkadaşlar da burada ticaret yapma durumuna girdiler. Fakat bu kişilerin ilerleyen yıllarda kiralarını doğru ödemediklerini, ortak giderlerini doğru ödemediklerini gördük. Bu konudan idarenin rahatsızlık duyduğunu, bunu İl Genel Meclisi Başkanımız Hasan Hüseyin Bey ile aktardığımızda “Siz buradan maaş alıyorsunuz, o insanlar maaşla mı çalışıyor. Onlar da partinin içerisinde çalışıyor” gibi telkinlerle karşılaştım.

 

“Bizim amacımız oralarda birilerine iş imkanı sağlamak değil”

Ben İbrahim Polat olarak sadece kendimi temsil etmiyorum. Bilecik il genel meclisi üyesiyim.  Bilecik meclisinin Ak Parti grubunun grup başkan vekiliyim. Ben kamunun zarara uğramasını kendi içime sindiremedim. Grup başkanı olarak bütün Ak Partili il genel meclisi üyesi arkadaşlarla beraber bunu istişare ettiğimizde arkadaşlardan aldığımız şey şu oldu; “Kesinlikle taviz yok. Herkes taahhüt ettiği bedeli ödemek zorunda. Kamudan böyle bir şeyin çıkması mümkün değil” dendi. Ben de grup adına sayın vekilimizi arayarak sıkıntımızdan bahsettim. Sayın vekilimiz de “Eğer öyle bir şey yaparsanız yakarım hepinizi” dedi. Kendisine teşekkür ettim çünkü elim güçlenmişti. Öyle olunca da bir takım sıkıntılar baş göstermeye başladı. Ticarette böyle şeyler olur dendi. Biz de ticaret ve siyaset ayrı şeylerdir dedik. Ticaret yapacaklar gitsin ticaretlerini yapsınlar. Siyaset yapacaklar da gelsinler meydanlarda siyaset yapsınlar. Bizim amacımız oralarda birilerine iş imkanı sağlamak değil. Memlekete, millete hizmet etmek. Milletin verdiği katma değerlerle adilane bir şekilde hizmet üretmekti.

 

“50 liraya değil de 40 Liraya vereceksiniz diye diretti bize”

Bu da yetmedi biliyorsunuz bizim ilçemizin çok sıkıntılı bir organize sanayi bölgesi vardı. Bu organize sanayi bölgesinde mahkemelik olan arsalarımız var. Bir tanesini temizledik, üçe böldük. Bunlar daha önce kamuoyunda da paylaşıldı. Yine bu il başkanımız benden grup başkanı olarak grubu ikna edemediğim kanaatiyle gazını alamadı. Buradaki arsanın birinin ısrarla bir yatırımcıya 50 liraya değil de 40 Liraya vereceksiniz diye diretti bize.

Kaymakamı rahatsız etti. İlçe başkanımızla beraber oturup pazarlık yapmak istedi. Sayın valimize ilçemizdeki ikinci il genel meclisi üyesi Hayati Kaba ile beraber, meclis başkanımız Hasan Hüseyin Çelik ile beraber gittik. “Sayın valim, bize böyle bir sıkıntı doğuruyorlar. Ama bu arsalara talep de çok. Üç-beş tane arsa isteyen sanayicimiz var. Bu konuda biz zor durumdayız. Bizi bu ateşten kurtar” dedik. O zamanki Valimiz Halil İbrahim Beydi. Siz bu işi sıkıntı etmeyin, siz bu işe tamam demiyorsanız ben de bu işe tatlı bir şekilde geçerim dedi ve tatlı bir şekilde geçti.

 

“Canım yanıyor, ben bunları hak etmiyorum”

Sayın il başkanımız İbrahim Polat’a neden taktı, neden il genel meclisi olmadığım gibi sorular bana hep soruluyor? Sizler de sordunuz. Ben farkındaysanız hep üzeri kapalı cevaplar vermeye çalıştım ama artık canım yanıyor. Ben bunları hak etmiyorum. 10 yıllık görev süremde 125 bin metre parke yapmışım köylere. 90 bin ile 100 bin metre boyunda borularla kanalizasyon yapmışım, kanalizasyonsuz köyümüz kalmamış, susuz köyümüz kalmamış.  25 tane köyümüzün su içme deposu 15 tanesi sıfır diğerleri hijyenik bir ortamda içme sularıyla ilgili kullanıma açmışız. Köylerimizin yollarını yaptık. Ben yapmadım bunları, biz yaptık. Teşkilatlarımızla beraber yaptık. Ben bu zincirin bir parçasıyım. 6 adet gölet yaptırdık. 7 adet elektrikli sulama yaptırdık. Biz 10 yılda 10 sulama dedik, 11-12 tane sulama yapmışız.

 

“Sırtımda taşıdım ama sırtımdan da hançerlendim”

Bu kadar hizmet etmenin bedeli birilerine yardımcı olmadı diye önünüzün kesilmesi olmaması gerekir. Biz buna da amenna dedik. Adaylık süremiz geldiğinde sayın ilçe başkanımız Yalçın Karaca Bey, “Ağabey, Hayati Bey belediye başkanı adayı oldu. Senin mutlaka il genel meclisi üyesi olarak kalman gerekir. Ağabeylik yapman gerekir” dedi. Ben biliyordum il başkanından dolayı ildeki yönetimin bize sıcak bakmayacağını. Aday olup olmama konusunda son günü bekledim. İlçe başkanım mutlaka aday adayı olmamı istedi ve başvurumu yaptım. Ama sonradan başımıza gelenleri de sizlerle paylaştım. Bu vesileyle bu arkadaşlar bu sefer belediye başkanlık konusu gündeme geldi. Hayati Bey beni zaman zaman eleştiriyor. Şu anda da Ziraat Odası Başkanlığı meselesinde de bu işin en önden gelenlerinden birisi Hayati kardeşimdir. Ben, 5 yıl ilçe başkanı olarak çalıştım kendisiyle. 5 yıl da il genel meclisi üyesi olarak çalıştım. Bu arkadaşımızı sırtımda taşıdım. Sırtımda taşıdım ama sırtımdan da hançerlendim. Hak edip etmediğimi kamuoyunun takdirine sunuyorum.

 

“Ne suçun vardı da böyle oldu” şeklinde sorular yöneltiyorlar?"

Ben bu 10 yıllık dönem içerisinde hırsızlık mı yaptım? Uğursuzluk mu yaptım? Partimi zan altında bırakacak bir davranışta mı bulundum? Bunları zaman zaman facebook’ta yayınlıyorum. Benim hakkımda bildiğiniz, gördüğünüz, duyduğunuz bir şey varsa ve yazmıyorsanız müfterisiniz dedim. Cevap yok. Peki neden ben bunları hak ettim? Ben özellikle başta ilçe başkanımız, ilçe başkan yardımcımız Zafer Seyyar Bey’den, belediye başkan yardımcısı Hayati Bey’den, il genel meclisi üyesi Hakan Bey’den, bir de il başkanımız, şu andaki milletvekili aday adayımız Ramazan Kurtulmuş ve yine şu anda meclis başkanı olan Serkan Yıldırım Bey’den benimle ilgili bilgi ve belgeleri ortaya koymalarını önemle rica ediyorum. Her gittiğim köyde vatandaşlar bana “Ne suçun vardı da böyle oldu” şeklinde sorular yöneltiyorlar. Ben de bilmiyorum bunu. Bilerek veya bilmeyerek bir kusurumuz olduysa ve kamuoyuna duyuramıyorlarsa bana söylesinler. Ben daha sonra kamuoyuna duyuracağım. Eğer bu 10 yıl içerisinde bir yanlışım olmuşsa kendi infazımı kendim yapacağım. Kimsenin bana tetikçi tutmasına gerek yok.

 

“Belediyede çalışan personel parti teşkilatçılığı yapamaz”

Bu süreçte ben kimliği belirsiz insanlarla bir taraflara atılabileceğim bile söz konusu oldu. Bunlar yüzüme söylendi. Artık dayanacak gücüm kalmadı. Bu işlerin üzerinde olma, kenara çekil. Otur torun bak dediler. Torun bakmasını ben biliyorum. Onlara sormuyorum ben nasıl seveceğim diye.

Sürecin akabinde belediye başkanlığı adaylığı konusunda Hayati Bey’in arkasında durmadığım gerekçesiyle bana bu zulüm yapılıyor. Ben hiçbir zaman Hayat Bey sen çık, ben senin arkanda dururum demedim. Çünkü rahmetli Selahattin Başkanım öldükten bir iki gün sonra yapılan seçimlerde şu anki belediye başkanı Münir Şahin’in adaylığı konusunda teşkilatımız hem fikir olmuştu. Bu konuda ikna edilmesiyle ilgili karar alınmıştır. Hayati Bey bunu kendisi de biliyordu. Ama yine il başkanımızın bir oyunuyla geri çekilmesi Hayati Bey’i heveslendirmiştir. Hayati Bey’i de bu konuda çok görmüyorum. 5 yıl ilçe başkanlığı yapmış, 5 yıl il genel meclisi üyeliği yapmış bir arkadaşın belediye başkan adayı olması kadar doğal bir şey yok. Teşkilatımız öngörseydi ve ben de arkasında çalışmasaydım bu sefer benim hakkımda böyle yorumlar yapabilirlerdi. Onlar belediye başkanının olmaması nedeniyle benim devre dışı kalmama özen gösterdiler. Hayırlı, uğurlu olsun. Kendilerine başarılar dileriz. Millet onlara görev verdi. Çalışsınlar. Ama işlerini yapsınlar. Bıraksınlar da ilçe yönetimiyle ilgili, ilçeyle ilgili, teşkilatçılıkla ilgili kararları da yeni 3-5 ay önce seçilen yeni yönetimimiz yapsın. Belediyede çalışan personel parti teşkilatçılığı yapamaz. Yapmaması gerekir.

 

“İbrahim Polat olmasın da kim olursa olsun mantığıyla yürüdüler ve başarılı oldular”

Teşkilatçılık ayrı şey, seçilmişlerin hizmeti ayrı şey. Ben 10 yıllık görev sürem içerisinde teşkilatın iç işlerine hiç karışmadım. Vatandaşın bana verdiği görev alanı çerisinde ilçeme en büyük yatırımları kazandırmak için cansiperane bir şekilde çalıştım.

 Algı operasyonu oluşturuyorlar. “İbrahim Polat’ı köy muhtarları istemiyor” dediler. Ben her köye gidiyorum ama hiçbir köyde böyle bir şeyle karşılaşmadım. Bu tutmadı, ikinci plan olarak Ziraat Odası seçimleriyle ilgili atıp tuttular. Bu sefer de delegeler istemiyor dediler. Onlar hangi delegeyse? İstemezler tabi. Sen bir belediye başkan yardımcısı olarak, bir il genel meclisi üyesi olarak muhtarı, delegeyi tehdit edersen, İbrahim Polat’a destek verirseniz köyünüz yatırımlardan mahrum kalır dersen o küçük köyler tabi ki sana boyun bükmek zorunda kalır ve nitekim de öyle oldu. İbrahim Polat olmasın da kim olursa olsun mantığıyla yürüdüler ve başarılı oldular.

Delegeler istemiyor, muhtarlar istemiyor, köyler istemiyor diyerek algı operasyonu yaptılar. Ama yeni il başkanımızın seçiminden sonra il başkanımıza hayırlı olsun için buraya 15 muhtarımız fiilen geliyor. 5 tane muhtar da telefonla katılıyor.

 

“Büyüklerimiz ne söylüyor biliyor musunuz muhtarların fikirleri muhtarları bağlar”

Diyorlar ki İbrahim Polat’ın ziraat odası başkanı olmasını biz köylüler olarak istiyoruz. Çünkü biz sivil toplum örgütüne aktif başkan arıyoruz, mevcut başkanlığa mevcut yönetimle bu işin yürümediğine inanıyoruz. Bunun için biz böyle istiyoruz diyorlar bizim ilçe teşkilatımızda ki büyüklerimiz ne söylüyor biliyor musunuz muhtarların fikirleri muhtarları bağlar.

 Ya bu ülkede Cumhurbaşkanımız Çankaya da muhtarları topluyor diyor ki muhtarlar benim büyükelçim, en ücra köşede ki muhtar benim büyükelçim diyor ama benim bir Belediye Başkanım, bir İlçe Başkanım, Belediye Başkan Yardımcım, İl Genel Meclis Üyesi arkadaşım, kardeşlerimiz, büyüklerimiz muhtarların fikirleri muhtarları bağlar diyor. Mevcut başkanın kendilerine zarar vermediğini kendilerine bir zararı olmadığını söylüyorlar. Biz demiyoruz ki Belediye Başkanına İlçe Başkanına zararı var mevcut başkanın. Mevcut başkan hakkında da fazla konuşmak istemiyorum. Ama bazen de söylemek zorunda kalıyoruz. Zararı gören çiftçimiz, çiftçimiz…

 

“Arkadaşlara baksınlar kimileri yat sahibi kimileri kat sahibi oldu”

Biz çiftçinin zarar görmemesi için kendimizi feda ettik. Aç kalıp açık kalıp bu işlere meraklı değildik o kadar. Ben 10 yıldır İl Genel Meclis Üyeliği yaptım. Evimin yanına bir tuğla koymadım arkadaşlar, bu işe girerken de bir arabam vardı yine bir arabam var ama mevcut arkadaşlara baksınlar kimileri yat sahibi kimileri kat sahibi oldu. Allah bana nasip etmedi, etmesin de bundan sonra. Eğer öyle bir şey nasip edecekse canımı alsın! Bu kadar net söylüyorum, ben 54 yaşına girmişim hayatın en güzel şeylerini yaşadım. En güzel yerlerde görev yaptım. Bir konuyu atladım onu da açayım. Değerli arkadaşlar Belediye Başkanımızın belirlenmesi konusunda biz Ankara’ya eski Meclis Başkanımız Hasan Hüseyin Bey, İl Başkanımız eski Valimiz Sayın Halil İbrahim Bey, Milletvekilimizin yanına gittiğimizde Münir Şahin’in ikna edilmesi için İlçe Başkanımızla konuştuk. Münir Şahin’in bu konuda Bilecik Milletvekilliği adaylığı belli oldu. Osmaneli için Münir Şahin konusunda Münir Şahin’in bu konuyu red edip etmeyeceği hasıl olmuştu.

 

“Listeye baktığımızda bir başka arkadaşımızın adı vardı”

Sayın vekilimizde telefonda bu konuyu görüşerek bunu açık yüreklilikle söylüyorum. Sayın vekilimde beni yanlış söylüyorsam düzeltsin, listeye baktığımızda bir başka arkadaşımızın adı vardı genel merkeze verilecek isim listesinde. Belediye Başkanı olarak Münir Beyin bu işi kabul etmesi ile beraber liste değiştirilip liste öyle sunulmuştur. Münir Bey’in başkan olmasında bir katkımız olduysa ne mutlu olmadıysa zaten takdir eden de yok ya yapacak bir şey yok. Şimdi Münir Şahin’i benim getirdiğimi, Münir Şahin için Hayati Bey’i ekarte ettiğimi düşünerek İlçe Teşkilatımızda az önce saydığım bu 4 arkadaş bize adeta savaş açmışlardır. Bir insana savaş açmak için bir insanı pusuya düşürmek için, bana pusu kurduklarını söylediler. Ziraat odasında aday konusunda pusu kurduk biz ona dediler, yüzüme söylediler. Arkadaşlar ben soruyorum pusu kime kurulur, pusu kim kurar? Bu memlekette 35-40 yıldır pusu kuranlar var kim o kuranlar? Bizim askerimize, polisimize, memurumuza, öğretmenimize pusuyu kim kurdu? Söylemek istemiyorum sizler bunu kamuoyu takdir eder. Biz vatan haini miyiz ya bize pusu kuruluyor? Biz dedik ki çıkarsın üzerinden Ak Parti şemsiyesini İlçe Başkan yardımcısı bu aday, benim karşıma çıkarılan bu aday. Çıkarsın şemsiyeyi alsın üzerinden çıksın benim gibi Partinin bir üyesi olarak yola devam etsin dedik ama yapamadılar. Başka türlü beni ekarte etme şansları yoktu. Çünkü delege seçimi ile beraber seçim bitmişti.

 

“Ben soruyorum sayın dayıma ne yaptım ben size?”

İbrahim Polat zarar gördü mü bu işten, hayır. Ben açık yüreklilikle söylüyorum. Beni ipten aldılar, çok büyük sorumluluktan kurtardılar. Çünkü ziraat odasında o kadar çok yapılması gereken iş vardı ki belki bunların üstesinden gelemeyecek bende ezilecektim bununla. Ama bunlar İbrahim Polat olmasın, yücelmesin 2019’a yine başımıza dert olur diyerekten böyle bir kumpas kurdular. En üzüldüğüm nokta ne biliyor musunuz? Buradan açık yüreklilikle söylüyorum. O kendisi için kendimi feda ettiğim Belediye Başkanımız Sayın Münir Şahin benim akrabam, dayım olur. Bu süreçte hep beni aşağı çekmeye çalıştı, hep benim çekilmem yönünde ısrar etti. Bir sefer olsun benim lehime bir cümlesi olmadı. Ben soruyorum sayın dayıma ne yaptım ben size?

Ben ilçe teşkilatına, bu yönetime ne yaptım? Şunu da belirteyim benim kesinlikle hiç kimseye kızgınlığım, dargınlığım yok ama bu 5 arkadaşa Münir Şahin de dahil eğer bir hakkım varsa hakkımı helal etmeyeceğim. Bu kadar net söylüyorum. Çünkü bunları hak etmedim. Ne yaptıysam memleketim için yaptım. Ne söylediysem memleketim için söyledim. Münir Şahin’in seçim kazanmak için aday olmasını ısrar ettim. Eğer Münir Şahin olmasaydı o koltukta başka birileri oturacaktı. Eğer İbrahim Polat orada bu süreçte İl Genel Meclisi Adayı gösterilmedim diyerekten geri çekilseydi o koltuk şu anda bizde olmayacaktı. Benim gibi bu partiden küstürülmüş, itilmiş bir sürü partinin kurucu üyeleri var. Alper Karadağ gibi bir ağabeyimizi rencide ettiler. İl Genel Meclisi’nde 1 oy aldığını söylediler yüzüne 1 oy. Partinin kurucusuna 1 oy aldığını söylediler. Aynı arkadaşımızın Belediye Başkanlık seçiminde rahmetli Selahattin Başkanımızın ölümünden sonraki seçimde Alper Başkanın aday gösterilmesi meclisten çıkmıştır.

 

“Bu 4 kumpasçı aynı paralel operasyonunu…”

Aynı bu kumpasçılar, onlar bana tuzakçı diyordu. Kumpas kurmuşlardır, ben şimdi onlara söylüyorum. Ben isim vererek söylüyorum. Bu 4 kumpasçı aynı paralel operasyonunu Alper Karadağ’a yapıp Mehmet Özkan’ı dayı yeğeni, öz yeğeni birbirine düşürmüşlerdir ve İl Genel Meclisi Üyesi seçimleri, İlçe Başkanlıkları ve Ziraat Odasıyla beraber İbrahim Polat’la Münir Şahin’i yine dayı yeğeni birbirine düşürmüşlerdir. Bunların işi bu, bunların memleketle, hizmetle işi yok. Birisi kendi dükkanının çalışmasına bakar, birisi yeni açtığı dükkanın yürümesine bakar, birisi de ticari faaliyetlerine bakar. Bunları yeri geldiğinde sorulursa kalem kalem açacağım. Ben bu değerli dostuma, Hayati kardeşime soruyorum buradan. Beni en fazla üzen o. 10 yıl omuz omuza çalıştık, 10 yıl sırtımda taşıdım. Kendi arabasıyla kendi ticaretini yaptı. Ben arabamla getirdim götürdüm.

 

“Kardeşim Hayati ne yaptım ben sana?”

Bunları yaptım diye söylemiyorum. Bütün kamuoyu böyle biliyor. Kardeşim Hayati ne yaptım ben sana? Sen söylemezsen ben söyleyeceğim. Arkasından birkaç gün sonra çıkacağım kamuoyuna sizin bu 10 yılda ne yaptığınızı, benim ne yaptığımı size soruyorum söyleyin çekinmeden. Şunu açık yüreklilikle söyleyeyim İl Başkanımız bir talepleri oldu 1 lirasını ziyan ettirmedik, verdirmedim, ödettirdim o paraları. Kim olursa olsun ödeyecek, kamunun zararına ben imza atamam. Ben 210 bin kişiyle helalleşemem dedim, bunlar ödenecek dedim ödediler, yedirmedim. Kamuyu zarara uğratmadım. Buna elçilik yapmadığım, buna okey demediğim için başıma bu haller geldi.

 

“Tehditle, şantajla hepsi kendisine bir yer bulmuşlardır teşkilatta”

Ben 10 yıl boyunca halkın içindeydim. 240 tane köyden 220 tanesine fiili olarak gitmişliğim var.

İlçende kaç tane köye gittin, kaç tane köyün yolunu biliyorsun? Teşkilatçılık bu değil. Beraber çalıştığımız bu 4 isim; Hayati Kaba, il genel meclisi üyesi Hakan Özkan, partinin başkan yardımcısı şu anda Siyasi hukuk işlerinden sorumlu başkan yardımcısı Zafer Seyyar, Ziraat Odasında piyon olarak kullanılan Zafer Seyyar. İbrahim Polat’ı imha etmek için yem edilen Zafer Seyyar. Nasıl ki ilçe başkanının en samimi arkadaşı 1. Sıra adayı yapıldıysa il genel meclisi üyesini de bir yapacağız diye söz vermişler. Ben çekildikten sonra bu kavgayı da yaptılar. Bu üç arkadaş ilçe başkanını tehdit etti. Biri dedi ki, “Eğer başkan yardımcılığı sözü verilirse eteğinizden çekmem” Yalçın Karaca istifasını bana göstermiştir. İtiraz etmesin. Telefonda aldım kayıtlarını. Ben eski siyasetçiyim. Bu işe 30 yılımı vermişim. Ağabey, bunlar beni tehdit ediyorlar dediler. Birisi diyor ki ben il genel meclisinde 1. Sıra aday olmazsam MHP’ye giderim, diğeri diyor ben Saadet’e giderim. Tehditle, şantajla hepsi kendisine bir yer bulmuşlardır teşkilatta. Bugüne kadar ben hiç kimseyi tehdit etmedim. Şantaj da yapmadım. Milletin huzuruna çıktım, milletin teveccühüyle 2 dönem aday oldum.

 

“Size yatırım gelmesin diye İbrahim Polat’ın önü kesilmiştir”

Genç, dinamik dediler. Kendilerini yalı gördüler, gençleri getirdiler. İşte malum Osmaneli’de il genel meclisi üyesinin biri gitmiştir. Zararı yine benim köylüm görüyor. Bir elin nesi var, iki elin sesi var. Biz iki dönem boyunca elin sesini değil yankısını duyurduk bütün illere. Yine bu il genel meclisi üyeliği sürecinde sayın il başkanımız benim adaylığım konusunda genel merkezi arıyor. Telefon trafiği bize takıldı. Şahitleri var. Mehmet Yaylalı, Ahmet falan bilmem kim. Eski teşkilatçılar. Onun dükkânında oturuyorum, telefon ediyor bana Nevzat başkan. Ben de telefonumu kapattım. Ankara’yı arıyor, telefonunu açık unutmuş. Bu adam buraya tekrar gelirse, iktidarı, muhalefeti, bürokrasiyi, bürokratı, herkesi yönlendirir ve meclis başkanı olur. Meclis başkanı olursa bütün yatırımları Osmaneli’ye kaydırır. Ey Osmanelili köylü kardeşlerim, bu yatırımlar sizlere gelseydi zarar mı görecektiniz? Size yatırım gelmesin diye İbrahim Polat’ın önü kesilmiştir.

 

“Neden olarak da il başkanımızla biraz restleşti, il başkanımıza hakaret etti diyor”

Genel merkezden Konya Milletvekili ve teşkilatlardan sorumlu genel başkan yardımcısı Mustafa Baloğlu soruyor. Telefon kayıtlarında var. Nevzat Başkana soruyor. Bu arkadaşı bu kadar faal, isterse teşkilatın bütün üyelerini orada fes ettirebilir diyor. 2200 üyenin 1600 tanesini partiye üye yapmış bir arkadaş diyor. Bu adamın bir namussuzluğu mu var, bir kaseti mi var diyor açıkça. “Hayır efendim” diyor, “kendimizden şüphe ederiz, ondan etmeyiz” diyor. Peki, neden yok diyor başkan yardımcısı. Neden olarak da il başkanımızla biraz restleşti, il başkanımıza hakaret etti diyor. İl başkanının bazı taleplerini yerine getirmemek hakaretse biz bu hakaretin bedelini ödedik. Kimin için ödedim? İlçem için ödedim. Milletim için ödedim. Hiç de gocunmuyorum. 10 yıl görev yaptım. Gururla, çoluk çocuğumun, bana oy veren kişilerin başını yere eğecek bir şey yapmadım. Yaptı diyen biri varsa çıksın söylesin.  Neden? İbrahim Polat Ziraat Odası başkanı olursa tekrar yücelecek. Sivil Toplum Örgütünde güçlenecek.

 

“Bu süreçte MHP ve CHP teşkilatları adam gibi dik durmuşlardır”

 2019’a Münir Şahin Milletvekili adayı olursa diyerek hesap yapıyorlar. Bunu nerede konuşuyorlar? Yine MHP il genel meclisi üyesi arkadaşımız Orhan Uğur’un mekanında. Kim konuşuyor? Az önce bahsettiğim arkadaşlar, bazı muhtarlar. Bunlar ülkücü muhtarlar. Bizim teşkilatımız ülkücü muhtarların kaderine bırakılmış. Onların dedikleri gibi de oldu. Çiftçinin değil, birkaç tane ülkücü muhtarın dediği gibi oldu. Ülkücü muhtar derken ülkü ocaklarını veya MHP’yi zan altında bırakmayalım. Bu süreçte MHP ve CHP teşkilatları adam gibi dik durmuşlardır. Hiçbir sivil toplum örgütünün tarafında olmamışlardır. Tarafsız bir şekilde odaya kim başkan olursa bunu takdir deriz diye kamuoyuna bilgi vermişlerdir. Bizim teşkilatımız ise kendi içlerinden çıkarttıkları arkadaşlarını ve bu odaya da yine benim ilçe başkanı adayı olmamam konusunda ikna etmişlerdir. İlçe başkanlığına girme seni Ziraat Odası başkanı yapalım. Ziraat odasında daha faal olursun. İlçenin göletlerini yaptın. Üretilen ürünlere de pazar bulursun mantığıyla sayın belediye başkanı seninle köy köy gezeceğim diyerek beni buraya itelemiştir. Daha sonra da arkadan hançeri vurmuştur. Bunlara hakkımı helal etmiyorum. Ölüme de gelmesinler, ölülerine de gitmeyeceğim. Bu kadar da net konuşuyorum. İçim yanıyor arkadaşlar. Kendim için değil ama. Ben aç kalmadım. 1 yıldır boşum ama aç mı kaldım, hayır. Ben emekliyim. Devletim bana bakıyor. İbrahim Polat’a neden bunu yapmışlar çıkıp açıklasınlar.

 

“Ziraat odası konusunda üzerime fazla gelirsen rahatsız ederim dedi”

Hayati Kaba’ da bana dedi ki bu sana soracaklar. Eğer ben yoksam, Münir Bey olursa Münir Bey’in arkasında başkan yardımcılığı taahhüdüyle çalışırım dedi.  Yoksa Saadet’ten aday olurum dedi.

Ben yaşayan ölüyüm artık. Zaten adamlar öldürecekler beni, öldürsünler ne yapalım. Bunu Zafer Seyyar bizzat yüzüme söyledi. Ziraat odası konusunda üzerime fazla gelirsen rahatsız ederim dedi. Bu ne demek? Ben Münir Şahin’e de söyledim bunu.

 

Ben Ak Parti’nin kurucusuyum. Ak Parti yokken biz milli görüşten gelen birisi olarak partiden ihraç edilmediğim sürece partimden istifa etmem söz konusu değil. Çünkü bu ismini zikrettiğim arkadaşlar zaten partiden istifa etmiş, emanetçi olarak burada duruyorlar. Bu emaneti biz bir gün devralacağımızı düşündüğümüz için hak yerini bulacak düşüncesiyle asla istifa etmem.

 

“Düzelecekse eğer bunlar bana açık söylesinler, ben de kendimi Sakarya’ya atacağım”

Hançerlendim dediğim isimler; İlçe başkanımız Yalçın Karaca. Her ne kadar ben bu işte senin yanında oluyorum dese de perde arkasında farklı oynadı. 10 yıl boyunca omuz omuza çalıştığım Hayati Kaba arkadaşım. Bana büyüğümüzsün diyen şu andaki il genel meclisi üyesi Hakan Özkan kardeşimiz. Son olarak da bu işlerde piyon olarak kullanılan, her zaman bir malzeme buluyor bu arkadaşlar, şu andaki ilçe başkan yardımcımız Zafer Seyyar arkadaşımız. Bunları Ziraat odası başkanı olamadım diye söylemiyorum. Az önce bahsettiğim konuları 2013 yılında sayın vekilimize, koordinatör vekillere, genel merkeze kadar ilettim. Ama kimse buna kulak asmadı. Ya da ulaştıramadı. Zaman zaman çeşitli yerlerde de bunu dile getirdim ama tüyünü bile kıpırdatan olmadı. Bedeli İbrahim Polat’ın siyasetten men edilmesi oldu. İbrahim Polat buradan çekildiğinde işler düzelecekse eğer bunlar bana açık söylesinler. Ben de kendimi Sakarya’ya atacağım. Eğer onlar rahatlayacaksa, ufukları açılacaksa, ilçeme bir katkı sağlayacaksa ben canımla bu bedeli ödemeye razıyım.

 

“Hakaretvari sözlerde bulunursan bizde kimliği belirsiz bir sürü insan çalışıyor dedi”

Ziraat odası seçimlerinde sıkıntılı bir süreç olduğu aşikar bir şekilde ortaya çıktı. İkimizde aynı camiadan geliyoruz Zafer Bey ile. Aday adaylığı sürecinde ben erken başladım, teşkilat öngördü dedim ve kendisinden beraber çalışmak için ricada bulundum. Benim işim garanti. Ben bu işten vazgeçmem dedi Bu süreçte bizi yıpratmak için hakaretvari sözlerde bulunursan bizde kimliği belirsiz bir sürü insan çalışıyor dedi. Ben de bunu bu şekilde  algılıyorum. İlçe başkanımıza da tehdit edildiğimi söyledim. O zaman başkan ikiniz de olmayın Ertuğrul Bey devam etsin dedi. Sen kenara çekil torun bak dedi bana sayın ile başkanımız. Kendimi kendisine siper ettiğim dayım.

 

“Paralel örgütün lideriydi bu, mesajları var”

4 isim şunlar. Yalçın Karaca. Söylüyorum ilçe başkanı. İlçe Başkanı olurken de ben buna karşıydım. Çünkü neden? Paralelcilerin en önde geleniydi bu. Paralel örgütün lideriydi bu, mesajları var. Başka birine gönderdiği mesajlar yanlışlıkla bana da geldi. Burada okuyayım, genel merkezimiz uyumasın bir dakika tutmaz onu görevde. Bir dakika tutmaz. Bakın ben belgelerle konuşuyorum, konuşacağım. Ey Yalçın Karaca beni seni istemedi diyerekten bu hale düşürmek senin haddine değil. Ben milletin vicdanında, gönlünde yaşıyorsam senin vicdanında, gönlünde olmam o kadar önemli değil. Hep bana yalan söyledin, arkamda olduğunu söyledin ama gittin kum ocağında benim kuyumu kazdın. Siyaset kum ocağında yapılmaz, milletin içinde yapılır. Ben 10 yıl milletin içindeydim. 240 tane köyden 220 tanesine fiili gitmişliğim var.

 

Genel Merkeze giden vekilin ve İl Başkanının talep dosyasında başka bir isim vardı. Sayın vekilimizle yaptığımız istişare sonucu sayın Vekilimizi Münir Şahin ile ilgili sıkıntımızın olmadığını, bu görevi kabul edeceğini konuştuk. Hayati Kaba değildi.

 

“Grubu ikna etmemi söyleyen sayın Ramazan Kurtulmuş’tur”

Sayın Valimize (Halil İbrahim Akpınar) Belediye Başkanımız, Hayati Kaba ve o günkü Meclis Başkanımız Hasan Hüseyin Çelik ile gittim. Aynen burada söylediğim gibi. Sayın Valim bizden böyle bir talep var. Sayın Kaymakamıma da yapılmıştır aynı talep. Mevcut Haldün Müsellimoğlu denilen sanayici ve İlçe Başkanımızın olduğu bir ortamda Sayım Kaymakamımız Hayati beyle benim olduğum bir ortamda ısrarla buranın 40 liradan verilmesi yönünde Kaymakamımız da benim amirim valimdir demiştir. Sayın Valimize atmıştır topu. Biz de bu arkadaşlarla beraber Sayın Valimize durumumuzu arz etmişizdir. Sayın Valimizde bu konuyu hiç kimseyi rahatsız etmeden, sanayicinin dediğini de yapmadan yine düşündüğümüz gibi müteşebbis heyetinin aldığı 50 liralık karar doğrultusunda satmışızdır, kamuyu zarara uğratmamışızdır. Ama bu taleplere benim iyi ortam hazırlayamadığımdan dolayı bu olanların benim başıma geldiğini düşünüyorum. Çünkü bunu grup başkan vekili olarak benim grubu ikna etmemi söyleyen sayın Ramazan Kurtulmuş’tur.

Dün ben Bilecik’e geldim İl Özel İdare’sinin önünde sayın vekil aday adayımız 13 yıl beraber çalıştığımız bir İl Genel Meclisi Üyesine il’e geldiğimde hoş geldin diyemeyecek kadar bana kin, nefret beslemiş bir insan bugün milletvekili aday adayı olarak ortalıkta geziyor. Ben Bileciklilerin bunu bilmelerini istiyorum, hainlik yapmadım, kimsenin hakkını kimselere de yedirmedim.

 

“Sayın Valimiz Halil İbrahim Akpınar açık yüreklilikle söyledi ve %90’ını bildi”

 Ankara’ya gittiğimizde mecliste sayın Valimiz de vardı. Sayın Valimizin başka konuları da vardı. Bizim yine organize sanayilerin işleriyle, imarlarıyla ilgili meclise girdik, 15 dakika görüşme yaptık. İlin Valisi. Siyasi bir ortam değildi ama bunları konuşurken Sayın Valimiz de vardı, hatta şöyle bir teklifi de oldu. Osmaneli de Münir Şahin’in haricinde seçim kazanma şansımızın olmadığını söyledi. Sayın Valimiz söyledi bunu. Bir takım ilçeleri de kaybedebileceğimizi Sayın Valimiz Halil İbrahim Akpınar açık yüreklilikle söyledi ve %90’ını bildi.  Benim Osmaneli’ne ısrarla Münir Şahin’i istememin şeyi dayım olduğu için değil Osmaneli ilçemize Münir Şahin on gömlek fazla bir insan. Kendi misyonu ve vizyonuyla on gömlek fazla bir insan ama benim için ilçem önemliydi. Belli bir yerlere gelmiş, altyapısı bitmiş artık nihayi yerlere gelecek bir düzeyde, orada bir kaptan değişikliği bir siyasi partinin iktidar partisinden olmayıp başka bir yerden Belediye Başkanı olması benim halkımı daha fazla üzecekti. Bunun için biz Münir Şahin dedik ve başarılı da olduk. En azından oradaki kararımda muzdarip olmadım. Doğru bir karar vermişim, doğru bir adamın arkasında durmuşum, bu konuda sıkıntım yok.

 

“Ben diyorum ki bunun bedelini ölümle ödeyeceğim”

Biz Sayın Cumhurbaşkanımız gibi kefeni giyip yola çıkmışız, açık ve samimi olarak söylüyorum. İlçem için eğer birisi feda edilecekse etsinler beni feda. Ben feda edilmişim zaten. Benden daha ne yapacaklar bilmiyorum. Ne için edildiğimi öğrenmek istiyorum, başka bir şey istemiyorum. Neden bu kadar nefret, kin? Ne yapmışım ben?

 

“İl Başkanı talimat verdi ilçeye ama ilçe o cesareti gösteremedi”

İlçe Başkanım şunu söyledi, ağabey dedi, seni dedi, senden dedi, bu üçlü dedi korkuyor dedi. Sayın Yalçın Karaca buradan sesleniyorum. Bu üçlü benden niye korkuyor? Yanlış yaptırmayacak diye mi korkuyor, yoksa bu adam hepten yanlış diye mi korkuyor? Açıklayın.

Ben yaşayan bir ölü olmuşum, disiplin kurulunda ihraç etme kararı aldılar, İl Başkanı talimat verdi ilçeye ama ilçe o cesareti gösteremedi. Bana bugün bütün köylerden partiden istifa için, bu işe tepki koymak için gelenler var ama ben şunun önüne geçmeye çalışıyorum. Benim partimle, parti yönetimimle bir derdim yok. Benim partililerimle, bize oy veren insanlarla bir derdim yok. Bu bireyselleşmiş bir şey. Benim AK Parti’yle bir derdim olmaz. Ak Parti için ben kendimi feda ediyorum, edeceğimde. Parti yönetiminde bir Allah’ın kulunun bu işten bir haberi yok. Sadece siyasi, hukuki işler başkanı, bir de İlçe Başkanı. Diğerlerine sorulmuyor zaten.

 

“İl Başkanına mı, Genel Merkeze mi nereye gidecekse gitsin bu konu”

Şunu bile dedi İlçe Başkanı ben Zafer Seyyar’a senin başkanlığın karşında İlçe Başkanlığını bırakacağım dedi. Bırakma dedim İlçe Başkanlığını. Sadece yönetimden istifa etsin, bu şemsiyesiz çıksın dedim. Ondan sonra dedi ki bunu da hak etmiyor artık. Bize yanlış yaptı dedi. Dedim Zafer’den başka İlçe Başkanlığını bırakacak insan yok mu deyince bütün yönetim kuruluna hakaretle şunu söyledi. Açık yüreklilikle söylüyorum. Çünkü kendi söylediğini itiraz edemeyecek. “Adam mı var ki” dedi. Ben de o zaman dedim ki arkadaş söyle o zaman geri kalan listeyi ben etek alayım dedim. Bunu da söyledim İlçe Başkanına. Üç ay önce seçilmiş bir yönetim kuruluna İlçe Başkanlığı verilecek bir insanın olmadığı adam mı var diye hakaret edebilecek kadar alçalmış bir ilçe başkanı Ak Parti’nin bir temsilcisi olamaz. Ben kabul etmiyorum, kabul edecekseler devam etsinler. Buradan İl Başkanına mı, Genel Merkeze mi nereye gidecekse gitsin bu konu. Gelsinler, değerlendirsinler.”

 

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

2 yorum

  1. ayıp – Beklenti ve çıkar içinde olduğunuz belli madem bunları neden yaşandığı gün konuşmadınız? Şimdi baktınız gelecek birşey yok şimdi karalamaya başlamışsınız ayıp….

  2. … – BİRLİK BERABERLİK MUTABAKAT,gönül almalar,,hak ettiği yere kavuşturmalar şart!!!!!!!!!!!!!!!!…

    (daha ,aday adaylığı sürecindeki o günlerdeki ,internetteki yorumlar belgesidir de deniyor ki)
    hem de ne kadar mücadeleler verilmiş,,

    neler nelermiş ki,,ufuk geniş olsun denilmiş…“””osmanelide,,(((sayın MUAMMER YILMAZ(yanık konak),sayın MEHMET ISIKAN(belediye başkanı),sayın MURAT KAYA(tarım mühendisi),sayın ALPARSLAN ÜÇYILDIZ(ticaretçi,kalkınma ajansçısı),sayın HAYATİ KABA(meclis üyesi),

    sayın ERHAN DÖŞ(milli eğitim müdürü),))TÜM ADAYLAR(İbrahim polat(meclis üyesi) da içinde olurca) mutabakatlığı BELEDİYE BAŞKANI,belediye meclis üyesi OLSAYMIŞ,,,,,

    ,sayın Münir şahin(yeminli mali müşavir) de ilk sıradan MİLLETVEKİLİ ADAYI olsaymış ne olurmuş yani????””””””””””

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*

code

  • YORUM
reklam