“YAZIN YAZLIK, KIŞIN KIŞLIK LASTİK KULLANILMALIDIR”

“YAZIN YAZLIK, KIŞIN KIŞLIK LASTİK KULLANILMALIDIR”

Kış mevsimi içinde olduğumuz şu günlerde, güvenli sürüş için araç lastikleri büyük önem taşıyor. Bu sebeple yazın yazlık, kışın kışlık lastik kullanılmasını tavsiye eden Uzman Cengiz Tetik lastik seçimi ve türleri ile ilgili şunları aktardı:

“Şu an kış mevsimi içindeyiz. En önemli lastikler kışlık lastikler. Yalnız bir ifade vardır ‘kar tipi’. Kar tipi diye bir lastik yok. Ya yazlıktır ya kışlıktır.

Kış lastiğinin özelliği m+s dediğimiz lastik türüdür. M+S lastikleri yanında kış lastiği sembolünü taşıyorsa m+s kış lastiği olarak değerlendirebilir. M+S ifadesinin yanında dağın içinde kar işaretinin olması gerekiyor. Sadece m+s lastik ibaresi o lastiğin kış lastiği olduğunu göstermez. Muhakkak devamında dağın içinde kar işaretinin olması gerekir. O zaman lastik, kışlık lastiktir. Kış lastiği sembolünü taşımayan m+s lastiğinin kışın kış lastiği yazın da iyi bir yaz lastiği olmadığı bilinmelidir. Yaz lastiklerinin malzemesi 7 derecenin altındaki sıcaklıklarda sertleştiği için yola tutunması zayıflamaktadır, azalmaktadır. Kış lastiklerinin ise özel malzemesinden dolayı 7 derecenin altındaki soğuk hava koşullarında, kar ve buzda tutunması artmaktadır. Kış lastiği kışın kar yağsın ya da yağmasın düşük sıcaklıklarda aracın yola tutunmasını arttırmakta, aşırı buzlanma olmadığı sürece aracın kar üzerinde gitmesine ve durmasına olanak vermektedir.

 

‘Lastiklerin alıştırma yapmaya ihtiyacı var’

 

Yeni aldığınız kışlık lastikleri kar yağmadı diye kullanmayıp kar yağdığında kullanırsanız yeterli performansı göremezsiniz. Çünkü bu lastiklerle alıştırma yapılarak dışındaki yağının temizlenmesi gerekiyor. Kışlık lastiğin en önemli özelliklerinden birisi budur. Özelikle geniş olan kapalı lastikleri alıştırmak daha da önemlidir.

Yapılan testler ve analizlerden çıkan sonuçlara göre hava sıcaklığının 7 derecenin altında olduğu ıslak bir zeminde 80 km hızla giden bir araç fren yaptığında yaz lastiğiyle 40 metrede duruyor. Kış lastiğiyle ise 34 metrede duruyor. O 6 metre de bir canın kurtarma mesafesi olarak değerlendirilebilir. Zorlu kış şartlarında kış lastiğinin etkisi daha da artar. Karlı zeminde 50 km hızla giden bir yaz lastiği kullanan araç fren yaptığında yaz lastiğiyle 63 metrede kışlık lastikle 32 metrede durur. Arada 31 metre kadar bir fark var. Önde kışlık lastik arkada da yazlık lastiklerle fren yaptığında da araç 52 metrede duruyor. Bizde yanlış bir algılama vardır. Araç önden çekişliyse sadece önlere kış lastiği takılır, arkalar yazlık olsa da sıkıntı değil. Öndeki lastikler tutunmaya çalışıyorken arka taraf kopup gidecek. Sağa veya sola savrulmaya başlayacak. Kış lastikleriyle yazın yapılan fren testleri yaz lastiklerine göre daha uzun fren mesafeleri vermiştir. Yani kışlık lastikle de yazın çıkmamanız gerekir.

 

‘Lastiklerin son kullanma tarihleri önemli’

 

Arabaların ayakkabısı da lastiktir. Yazın yazlığını kışın kışlığını ayağına geçirmesi lazım. Kış lastiğiyle 41 metre, yaz lastiğiyle 38 metre. Yani kışlık lastikle yazın frene bastığınızda 100 km hızla 3 metre daha geç duruyorsunuz.

Lastiklerin ömrü zaten ister kullanılsın ister kullanılmasın 5 yıldır. Bu sürecin bitmesine yakın aldığınız 7-8 aylık bir lastikte 7-8 aydan sonraki fren mesafesi çok artmaya başlayacaktır. Karbon yapısı bozulduğu için lastiklerinizin güvenli duruş mesafesi uzamaktadır. En büyük sıkıntı da bu. Markete girip bir ürün aldığımızda

son kullanma tarihine bakıyoruz ama lastik alırken hiç bu konuya dikkat etmiyoruz.

 

‘Sadece karda iyi giden bir kış lastiği iyi bir kış lastiği değildir’

 

Kış lastiği seçimi yaparken çeşitli kuruluş ve otomobil firmaları testler yapıyorlar. Onlar kuru yol fren mesafesini, ıslak yol fren mesafesini, karlı yol fren mesafesini, lastiğin çekiş mesafesine göre test ediyorlar. Sadece  karlı zeminde iyi sonuç veren, kuru yolda kötü sonuç veren lastik iyi bir kış lastiği değildir. Sadece karda iyi gidiyorsa kuru zeminde de performansı düşükse o lastik iyi bir kış lastiği değildir.

Ülkemizde Kasım-Mart döneminde meydana gelen kazaların tüm yıla oranı % 35’tir. Kar yağışlı olmasa da hava sıcaklığı 7 derecenin altına geçtiği Kasım-Mart döneminde özellikle ıslak yolda yol güvenliğinin başlıca şartlarından biri olarak kış lastiği kullanılmalıdır.”

 

“Kaza anında en iyi yer, araç içidir”

 

Trafik kazalarında hasarı azaltmak için araç içinde bulunan güvenlik sistemlerinin faydalarından bahseden Tetik, hava yastığının emniyet kemeri olmadan ters etki yapacağını belirtti. Tetik şöyle devam etti:

“Kaza anında en iyi yerin aracın içi olduğunu ortaya koymaktadır. Aracın içinden fırlatılan insanın ölüm riski 25 kat artıyor. Araçtan fırlayan kişi yumuşak bir yere düşmüyor. Fırlamayla kişi aracın ön camına, kaldırıma, başka bir araca çarpabiliyor. Araştırmalara göre 80 km hızla duvara çarpma sırasında gerçekleşenler sırasıyla şu şekildedir:

Çarpmadan 26 milisaniye sonra tamponlar araca gömülür. Araç kendi ağırlığının 30 katı kuvvetle frenlenir. Sürücü ve yolcular emniyet kemeriyle bağlı değillerse 80 km hızla araç içinde harekete devam ederler. 30 milisaniye sonra sürücü koltuğuyla beraber 15 cm öne doğru fırlar. 44 milisaniye sonra sürücü göğüs kafesini direksiyona çarpar. 50 milisaniye sonra araç içindekiler üzerinde kendi ağırlıklarının 80 katı büyüklüğünde bir kuvvet etki eder. 68 milisaniye sonra sürücü 9 tonluk bir kuvvetle gösterge paneline çarpar. 92 milisaniye sonra sürücü yanındaki yolcuyla beraber aynı anda kafasını ön cama çarpar. 100 milisaniye sonra direksiyon tarafından tutulan sürücü tekrar aracın içine düşer. 110 milisaniye sonra sürücünün arkasında oturan koltuk sürücü seviyesine yükselir ve kafasıyla sert bir darbe yapar. Aynı anda kendisi de sert bir darbe alır. 150 milisaniye sonra tekrar sessizlik egemen olur. Cam ve plastik parçaları yere düşer. 200 milisaniyeden daha kısa sürede her şey bitmiş olur. Bu emniyet kemerinin önemini gösteren önemli bir testtir.

Emniyet kemeri araç içinde meydana gelen ölümleri % 45, yaralanmaları da % 50 oranında azaltmaktadır. Bir de aracımızın pasif güvenlik sistemleri var. Pasif güvenlik sistemleri nedir? Hava yastığı. Hava yastıklarının ömrü 10 yıldır ve 2 senede bir kontrol edilmesi gerekir. Hava yastıkları çarpışma sırasında sürücü ve yolcuların hayatını kurtaran en önemli unsurlardan biridir. Emniyet kemeri takılı değil ise hava yastığının zarar verme durumu daha fazladır.

 

‘Koltuk başları da emniyet kemeri kadar önemlidir’

 

Otomobillerin koltuklarında bulunan koltuk başlığı, emniyet kemeri kadar önemli bir güvenlik ekipmanıdır. Otomobil kazaları sırasında gerektiği kadar korunmayan boyun çok düşük bir hızda bile arkadan gelecek darbe esnasında kalıcı zararlar verebilir. Arkadan çarpmalarda araç ve yolcunun koltuktaki bedeni öne fırlarken boşta duran boyun geride kalır. Baş kontrolsüzce ve büyük bir hızla geriye doğru hareket eder. Böyle bir boyun hareketi sırasında sinirler ve kaslar zarar görür. Çoğu zaman omurilik zedelenmelerine sebep olur. Koltuk başlığı önde ya da arkada oturan herkesin başının arka kısmına yakı olmalıdır. Baş ve koltuk arasındaki mesafe 2-5 cm arası olması gerekmektedir.

 

‘Lastik basınçları ayda 1 kontrol edilmelidir’

 

Ölümlü ve yaralanmalı trafik kazalarına sebep olan faktörlerden biri de araç faktörüdür. Bu faktöre etki eden en önemli sebep ise % 59’luk oranla lastik patlamasıdır. Lastik basınçlarını ayda 1 periyodik olarak kontrol edilmesi önemlidir.

Lastik diş derinliği 5 mm olan bir araç. Yani sıfır bir araç aldınız, lastik dişleri 5 mm civarında ise 120 km hızla giderken frene bastığınız zaman 70 metre civarında araç durabilir. Diş derinliğiniz 3 mm düştüğü anda 89 metreye çıkıyor bu oran. Fren mesafesi. 1,6 mm’ye düştüğünde yani lastiğinizin artık ömrü dolmasına yakın geldiğinde frene basıldığında bu mesafe 123 metreye çıkıyor. Lastik ilk alındığı andaki frenleme ile sonraki frenleme arasında yaklaşık 53 metre fark var.

Resmi kayıtlarda sürücü ve yaya tutumlarından sonra yer alan araç kusurları içinde en başta gelen nedeni lastik patlamaları oluşturuyor. Şehirlerarası yollarda lastik patlamaları nedeniyle meydana gelen kazaların oranı % 59,52, şehiriçinde bu oran ise % 33,08’e düşmektedir.

 

‘Hız arttıkça trafikte algılama düzeyi zayıflar’

 

Hız arttıkça sürücünün trafikteki algılama düzeyi zayıflar. Bu görme ve algılama zaafı deneyimli-deneyimsiz, genç-yaşlı tüm sürücüler için geçerlidir. Göz 190 ila 200 derecelik alanı algılayabilir. Gözlerimiz bu alandaki tüm hareketleri renk ve ışık değişimlerini kontrol edebilir. Ancak araç kullanırken bu açı hız ile ters orantılı olarak dağılır. Örneğin 35 km hızla giderken görüş açısı 104 dereceyken hız 130 km’ye çıktığında bu açı 30 dereceye kadar düşer. 30 dereceye kadar düştüğü takdirde çevredekiler görüş açısı dışında kalır. Öyle olduğunda da bir canlıya zarar verme ihtimalimiz de artmaktadır.” ZEYNEP KILBAHRİ

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*

code

  • YORUM
reklam