ZİRAAT ODASI VE MUHTARLAR DERNEĞİ’NDEN REKTÖRE VEDA KAHVALTISI

ZİRAAT ODASI VE MUHTARLAR DERNEĞİ’NDEN REKTÖRE VEDA KAHVALTISI

Polisevi’nde gerçekleşen kahvaltıya Bilecik Belediye Başkanı Selim Yağcı, Bilecik Ziraat Odası Başkanı Ahmet Sevinen, Bilecik Muhtarlar Derneği Başkanı İlhami Çınar, Ziraat Odası yönetimi, mahalle ve köy muhtarları katıldı.

Gerçekleşen programda konuşma yapan Bilecik Ziraat Odası Başkanı Ahmet Sevinen ve Bilecik Muhtarlar Derneği Başkanı İlhami Çınar Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi’nin kuruluşunda ve gelişmesinde emeği geçen Rektör Prof. Dr. Azmi Özcan’a teşekkürlerini ilettiler.

Rektör Özcan ise yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi;

“Bütün hayatın anlamı bizzat sizin bu topraklarınızdan dünyaya hediye ettiğimiz şekliyle insana hizmet. Var olduğumuz andan itibaren bize sağlanan bütün imkânları, bütün güç kudretini, bütün yetkilerin tamamının gayesi insana hizmet. Çevreye yapacağımız hizmette insana hizmet; dağ taşa yağacağımız hizmette yol, su, elektrik de aklınıza gelen her şey insana hizmet. Çünkü varlık âleminin en asil gerekçesi insanlığa yararlı bir şeyler ortaya koymaktır. Herkesin fırsatı geliyor. İlla çok büyük makamlar, mevkiler elde etmek ondan sonra hizmet etmek durumunda değiliz. Allah bize hangi görevi, yetkiyi verdiyse orada yapabileceğimiz hizmet insana hizmettir.

Burada hep kendimi kendi evimde hissettim.

Ben de böyle bir yolculukla aranızdayım. Aslen Burdurluyum. Burdur ile Bilecik’in kültürü adeta bir ağacın iki dalı gibi öyle ki köy isimlerine varıncaya kadar çok büyük benzerlikler var. Orada da Ulupınar var, Ben de orada Ulupınar köyündenim, orada Söğüt var burada da Söğüt var. Burada Dodurga var orada da Dodurga var. Burada Çaltı var, orada da Çaltı var. Sanki böyle aynı kol ikiye ayrılmış bir kısmı buraya ayrılmış bir kısmı da oraya gitmiş gibi. Örf, adet, görenekleri aynı o yüzden burada hep kendimi kendi evimde hissettim. Onun ötesinde doğal olarak tabiatıyla büyük bir medeniyetin merkezi. Bundan önceki hayatımda Allah bana imkânlar verdi.

 

Bu coğrafyalardan geçerken hep hayıflanırdım.

 Dünyanın pek çok ülkesinde yaşama, eğitim görme, çalışma fırsatlarım oldu. Oralarda üniversiteler gezdim. Araştırma merkezleri gördüm. Bazen iç geçirdiğim oldu. İnşallah memleketimizde de bunlar olur. İnşallah daha da güzel olur. İnanır mısınız? Benim Bilecik yolculuğum da hep böyle bir iç geçirme sonucunda olmuştur.30 senedir otobüsle sabaha karşı bu coğrafyalardan geçerken hep hayıflanırdım. Böyle mi olmalıydı? Bir büyük dünya medeniyetinin kurulduğu topraklar böyle mi olmalı? diye geçirirdim. Günün birinde işte al iç geçiriyordun, hayıflanıyordun, ne yapabileceksen seni de görelim tarzında bir imkân soruldu. Şunu söylemek istiyorum. Hayatımızda yaşadığımız hiçbir tecrübe gereksiz ve boş değildir. Bizi bir şeylere hazırlıyor. Eğer o hazırlık sırasında rotayı şaşırmaz ve asıl önemli olan şeyin insana hizmet olduğunu hiçbir zaman aklınızdan çıkarmazsak araya benlik girmiyor, araya nefis girmiyor. Daha çok nasıl hizmet edebilirim onu arıyorsunuz. Ve yapabildiğiniz kadar iyi niyetle onları yapmaya gayret ediyorsunuz. Bugün meslek hayatıma dair çok duygulandığım anlar oldu ama sektörümüzle doğrudan alakası olmayan ama gönül dostluğunu birer işareti olan muhtarlarımızın benim şahsımla ilgili böyle bir program yapması hiçbir zaman hayatımda unutamayacağım bir şey. Çünkü burada bir çıkar ilişkisi yok. Aramızda bir iş ilişkisi de yok. Bir beklenti ilişkisi de söz konusu değil. Sadece bir gönül ilişkisi söz konusu ve o gönül ilişkisinin çerçevesinde ve çok asil bir tören benim açımdan düzenlediniz. Beni başkanımla birlikte davet ettiniz. O yüzden ömrüm oldukça bu anı hep hatırlayacağım. Elbette zaman zaman ziyaret edeceğim. Elbette zaman zaman görüşeceğiz. Ben bir kere hem meslek itibariyle hem büyük olmam itibariyle zaten doğuştan Bilecikliyim.

O yüzden Bilecik’ten ayrılmak diye bir şey söz konusu değil.

Allah güç kuvvet verdikçe burası için yapabileceğim her ne olursa onları yapmak benim bir vazifem. Ama onun ötesinde dostluklarımız var, hatırı var, İyi günde kötü günde beraber olacağız. Biz aynı zaman da bir köy üniversitesiyiz dimi sevgili dostlarımız. Dünyanın en herhalde gözde köy üniversitesi olacak. Gülümbe köyü sınırları içerisindeyiz. İlk günümden son günüme kadar hep yanımda olan bir protokol değil ama aynı zamanda bir gönül kardeşi olarak sevgili Selim Başkan İle bizim aramızdaki protokol çerçevesi içerisinde yürümedi. Ahmet Bey Ziraat odası başkanımız zaman zaman bilimsel tarım noktasında beraber çalışmalarımız da oldu. Sizlere yönelik broşürlerimiz de oldu vatandaşlarımızın istifade edeceği her şeyi yapmaya gayret ettik. Bundan sonra daha da gelişerek devam edecek.

Biz Bilecik bölgesinin değerlerini dünya ya tanıtmak ile mükellefiz.

Onun için en güzel araçlardan birisi sevgili muhtar büyüklerimiz, üniversitemiz. Şimdi 17-18 bin öğrenciye kendi değerlerimizi tanıtırsak. Bu öğrenciler gittikleri yeri götüreceklerdir. Neler yapılabilir mesela organize sanayi eğer imkân verirse üniversitenin tam karşısında belediye başkanımızın da desteğiyle küçük köy değerlerini sergileyebilecek sergi salonu hazırlanabilir. Köy ürünleri orada üniversite öğrencilerine tanıtılabilir. Bir panayır, bir fuar mesela köylülerimiz ürettikleri şeyleri orada satabilirler vs. Bunların hepsi proje ve bizlerin de görevi projeler üretmek bunlara devam edin. Bu bir kartopu gibi gelişerek büyüyecek benden sonra gelen arkadaşlar iğmeyi daha da arttıracak. Bir müddet sonra bakacaksınız ki hayal bile edemeyeceğiniz çerçevede burada büyük değişiklikler olmuş. Ama köy hiçbir zaman önemini yitirmeyecek dünya bir döngü halinde insanlar tekrar kendilerini en güvenli hissettikleri o ortama dönmek için imkânlarını zorlayacaklar. İşte o zaman köylerimizi buna hazır olması lazım. Onun için muhtarlarımıza da ve burada olmayan muhtarlarımıza da hatırlatmakta fayda var. Bu değerlerin kor halinde, köz halinde muhafaza edilmesi lazım.”

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

*

code

  • YORUM
reklam