1. Haberler
  2. İlçe Haberleri
  3. Gölpazarı
  4. Bir kavanoz hediye bal hayatını değiştirdi : Hobi olarak başladı 50 kovan arısı oldu

Bir kavanoz hediye bal hayatını değiştirdi : Hobi olarak başladı 50 kovan arısı oldu

featured
0
Paylaş

Gölpazarı’na yaşayan Sema Ergün’ün hikayesi, “bir kavanoz hediye bal” ile başlayıp bugün ailecek yapılan kocaman bir arıcılık serüvenine dönüştü. Başta sadece evine doğal bal yedirmek isteyen Sema Ürgün, zamanla işi büyüttü, kovan sayısını artırdı, şimdi ise kendi işletmesini kurarak üretime devam ediyor.

Üstelik bu işi tek başına değil; iki oğlu ve kızıyla birlikte yapıyor. Her yıl köy kahvesinde düzenledikleri bal yeme etkinliğiyle de köylülerle bu emeği paylaşıyorlar.

“Bir Kavanoz Bal Bizi Bu Yola Soktu”

Sema Ürgün, arıcılığa nasıl başladıklarını şu şekilde anlattı:

Ben Sema Ürgün Bir kadın arıcının ailecek yaptığı arıcılık yolculuğumu anlatacağım sizlere.
2016 yılında yakın komşumuz bir kavanoz bal getirmişti. Arıcılığın zahmetli bir iş olduğunu bildiğimiz için balın ücretini vermek istedik. Ancak komşumuz ısrarla bunun bir hediye olduğunu söyleyince, biz de sevdiklerimiz için doğal bal üretme kararı aldık.
Bir kovan arı satın alarak başladığımız bu yolculukta, bir yakınımızın annesinin yaşlılığı dolayısıyla onun da iki kovanını satın alarak ilk senemizde arıların oğul vermesi ile 6 kovan arı sayısına ulaştık.
İkinci yılımızda arıcılıkta dönüm noktamız olan rahmetli Reşat amca ile tanışmakla oldu. Reşat amca çok kovanı olan tecrübeli bir arıcıydı. Arılarımızı çoğaltmak için Reşat amca ile pazarlık yaparken 10 kovan arı alacak paramız olduğunu söyleyince, Reşat amca ‘ben sizi çok sevdim, beğendiğiniz 20 kovan arıyı alın, şimdi hiç para vermeyin, Ağustos ayında balı alınca parasını ödeyin’ dedi. Reşat amcanın bu yaklaşımı hem bizi duygulandırdı, hem de profesyonel arıcılık yolunda önümüzü açtı.
Arıcılık konusunda kurslara da gittik, kitap ve forumlardan bilgiler edindik. Sosyal medyadan ve tecrübeli arıcılardan bilgiler edinerek kendimizi sürekli geliştirmeye devam ettik.
Bilgimiz arttıktan ve arılarımız çoğaldıktan sonra sadece bal değil, polen, propolis, bal mumu üretmeye başladık. Hobi amacıyla arıcılık yapanlar için ana arı ve arılı kovan da üretmeye başladık.
Arıcılık sadece arılarla ilgilenmek değil, doğayla iç içe yaşamayı da öğretti. Doğanın ritmini anlamayı, sabretmeyi de öğretti. Havaların yağmurlu gidip arıların kovandan çıkamayıp açlık yaşaması, kurak gidip doğadan nektar gelmemesi gibi durumları önceden görmeyi, tahmin etmeyi öğrendik.
Arılar tarafından sokulmak, kolonilerin çoğalıp güçlenmesini takip etmek, kovanların oğul vermesini izlemek, ana arının yani kraliçe arının doğuşunu izlemek bizim için çok güzel duygular.
Bu süreçte kötü olaylar da yaşıyoruz maalesef. Geçmiş senelerde arılarımıza ayı saldırısı olmuştu. Geçen sene ise arılarımıza ve arıcı barakamıza kundaklama olayı olmuştu.
Bu yolda başından beri hedefimiz doğal arıcılık oldu. Kendi çocuklarımıza yedirmeyeceğimiz balı başkalarının çocuklarına da yediremezdik. Bu yüzden sadece doğanın sunduğu mucizeyi doğru bir şekilde üretmeyi hedefledik ve bunu da başarmanın gururunu yaşıyoruz. Bize hediye edilen bir kavanoz balı artık biz hediye ediyoruz. Her sene hasattan sonra arılarımızın bulunduğu köy kahvesinde köylüler ile bal yeme etkinliği yapıyoruz.
İlerleyen süreçte resmi olarak arıcılık işletmemizi açtık ve bıdık arılarımızdan esinlenerek balbıdık arıcılık olarak paylaşım yaptığımız bir sayfa da açtık.

“Arıları Yükledik, Dağ Dağ Gezmeye Başladık”

İş büyüyünce Ürgün bu kez yerinde durmadı, gezginci arıcılığa yöneldi. Farklı bölgelerde bal üretmek için yollara düşen Ürgün, hem ürün çeşitliliğini artırdı hem de tecrübe kazandı.

Ürgün o tatlı serüveni ise şöyle anlattı: “Bal yelpazemizi genişletmek için gezginci arıcılık yapmaya başladık ve arıcılık yaparken edindiğimiz dostlarla yayla, çam ve kestane balı bölgelerine arılarımızı götürdük. Gezginci arıcılık aslında doğayla birlikte yapılan bir yolculuk. Arılarımızı taşırken gezdiğimiz dağ, yayla, ova ve ormanlardaki her çiçeğin nektarını balımızın içine taşıyoruz. Arıcılık bizim için sadece bir üretim değil, öğrenmenin hiç bitmediği bir yolculuk.”

“Bu İş Artık Ailece Yapılıyor”

Bugün arıcılık, Ürgün ailesi için sadece bir geçim değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi haline geldi. Çocuklarına da işi öğretmeye başlayan Sema Ürgün, “İki oğlumuz ve bir kızımız var. Onlar da bizimle arılığa gelerek hem doğada eğleniyorlar, hemde bizimle adına ayet nazil olmuş bu mucize canlıya şahitlik ediyorlar. Büyük oğlum oğul koymayı öğrendi, küçük oğlum ise kraliçe arının yaşını belirlemek için yapılan boyama işlemini yapıyor. Bal sağım zamanı ise ikisi de yardım ediyor.
Bal sağım dönemi ise bizim için çok heyacanlı geçiyor. Bal sağım çadırımızı kuruyoruz, gerekli malzeme ekipmanı hazırlayıp başladığımız bu süreçte herkesin bir görevi oluyor.
Senelerdir konakladığımız bölgenin balının kalitesini, tadını, rayihasını biz biliyoruz ama bunu belgelendirmek istedik. Bir devlet üniversitesinin laboratuvarına balımızı gönderdik. Çıkan analiz raporunda balda kaliteyi gösteren prolin değerimiz 1045 gibi çok yüksek bir değer çıktı. Bu analiz raporundan sonra içinde bulunduğumuz floranın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha fark ettik.
Sürekli yeni bir şeyler öğreniyoruz. Bir kavanoz balla başlayan bu yolculuk bugün hala devam ediyor. Genelde erkeklerin yaptığı bu işi ailemle birlikte bir bayan olarak yapmaya devam ediyorum.” ifadelerini kullandı.