GENÇ KÖŞE
Nedir bu Genç Köşe? Gençliğin sesi olabilmektir. Üniversitesi olan bir ilin gencinin fikirlerini, hislerini, eksiklerini, yaptıklarını ve yapabileceklerini yerele aktarabilme yeridir. Yerel ile öğrenciyi buluşturabilmek, daha iyi bir iletişim halinde olabilmek için gösterilen bir çaba köşesidir.
Haftada 3 gün bu köşede gençlerin yazılarını bulabilirsiniz..
BİZİM CAN’IMIZ YANDI BİR ŞUBAT GÜNÜ..!
Haberi instagram hesabımdan öğrendiğimde saat gece 12 ye geliyordu. İçimde bir çığlık koptu, herkes duymalıydı bu çığlığı, herkes Özgecan Aslan’ın o çığlığını hissetmeliydi yüreğinde. Her duyan ağladı, her duyan da bir çığlık attı içerisinde. Nasıl bir vahşetti bu okumaya yürekler bile dayanmadı.
Gözlerimizin yaşı hala kurumadı, hala bir yangın yeri yürekler… Ne yapmalı ne etmeli de olmamalı bunlar, ölmemeli Özgecanlar…
Durup düşünmeye çok da vakit yoktu, zaten düşünecek çok olay olmamış mıydı bugüne kadar? Yaşadıklarımız, gördüklerimiz, duyduklarımız…
Bir mesaj geldi üniversite arkadaşımdan “Ezgicim çok acil geri dön bana, içim parçalanıyor!” Konu belliydi, ÖzgeCanımız parçalanıyor! Hem bir kez daha yandı hem de tuhaf bir inanç yüklendi yüreğime. Birlikten kuvvet doğar diyerek hemen mesaj grubu kurdum telefonumdan yaklaşık 70 kadın arkadaş ile. Bu grubu bile açtığımda bir açıklama yapma ihtiyacı hissettim, bu grupta sadece Özgecan’ın kız kardeşleri olarak varız. Numaranız hiçbir erkeğe dağılmadı rahat rahat konuşabilir, grupta durabilirsiniz diyerek. Aramızda konuşmaya başladık, herkes hem teşekkür ediyor hem de bunu da yapalım şunu da yapalım diye öneriler sunuyordu. Bir kez daha parladı gözlerim umutla… Hemen bir etkinlik oluşturduk, kim ne söylese yapmaya çalışıyorduk. Uyumadık birçoğumuz o gece, sabahlara kadar destekçilerimizle konuştuk. En sonunda bazı kararlar aldık aslında hepimizin acısı ortak, amacı birdi. Dursun artık bu kadına şiddet, bitsin bu cinayetler, yıkılsın kadına kalkan eller!
En büyük ve bence de en önemli kararımızdı bu çalışmalar için uygulayacağımız anti siyaset! Hele ki şu yaklaşan seçimler öncesi bu acının bir parçasını bile ranta çevirmesine izin vermeyecektik, ne kendi görüşümüzdekilere ne de karşıt görüştekilere. Acının rengi ya da grubu olur muydu? Olmadı da zaten, bir etkinlik açtık dediğim gibi şimdi sayısı 100.00leri geçen bu etkinlikte sürekli bunu vurguladık. Herkese gelin dedik birlik olmak lazım. Tebrik ve teşekkür mesajlarının arasında siyasi yazılara hatta provoke edici kişilere de maalesef ki maruz kaldık. Fakat duruşumuzu bozmadık, sinirlenmedik , kızmadık kimseye. Herkesin canı yanıyor, kimileri “İDAM!” diye bağırıyor, kimileri elime geçse parça parça ederim, diyordu. Oysa ki bence çözüm ne öfke ne de nefret söylemlerimizdeydi. Çözüm sevgi…
Bu etkinliği açan arkadaşlar arasında birçok çeşit siyasi fikirde olan var, aynı ülkemiz gibi. Ve biz toplumun yansıması olabilecek bir ortam oluşturmaya çalışırken şunu tekrar dile getirmekte fayda var ‘eleştirmek için değil değiştirmek için’ başlatıyoruz bu hareketi. Ve yapacaklarımız da aynen o mantıkta devam edecek inşallah. Ayrışmadan toparlanmak gerek, bu suç hepimizin! Unutmayınız ki zamanında birlik olmayı becerip bir zihniyete müdahale edebilseydik belki Özgecan aramızda olacaktı. Her neyse çok doluyum. İlk gün olduğu gibi aşırı bir yoğunlukta yok, Özgecan ve benzerleri yakamızdaki bir kurdelede yüreğimizde ki bir sızıda kalacak, insanlar susacak ve duracak bu düzen böyle gelmiş ne yapalım diyecekler diye de endişelerim…
Gel kardeşim! Gelin büyüklerim! Başımıza daha da fazlası gelmeden bu olayların da üstü örtülmeden gelin. Çocuk gelinlerin sesi kısılmadan, tecavüze uğrayanların çığlığı durulmadan gelin! Biz Veda Hutbesinde :"Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah'ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah'ın emriyle helal kıldınız." diyen bir Peygamberin ümmetiyiz, unutmayınız.
Ve son olarak hep şuna inanmışımdır; bir toplumu güçlü iradeli, insaniyetli kadınlar ancak değiştirebilir. Siyasetçiler değil…
Ezgi BAĞCI