Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) Bilecik Kadın Kolları Başkanlığı tarafından düzenlenen basın açıklamasında son zamanlarda ülkede yaşanan kadın cinayetlerine dur denilmesi gerektiği vurgulandı. CHP Bilecik İl Kadın Kolları Başkanı Dilek Gacal ““Hala yürürlükte olan İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönün, 6284’ü hedef almayın, uygulayın. Devlet ciddiyetiyle ülkeyi yönetin ve cezasızlığa son verin! Eğer siz bu gidişata dur demezseniz biz diyeceğiz!
İstanbul Sözleşmesine biz geri döneceğiz. Politik tercihlerimizi çocuklardan, kadınlardan yana kullanacağız.” dedi.
Bilecik Merkez Atatürk Parkı’nda bir araya gelen parti üyeleri kısa bir oturma eylemi sonrasında basın açıklaması gerçekleştirdi.
İl Kadın Kolları Başkanı Dilek Gacal şunları ifade etti:
“2023 yılında ülkemizde, 16-17 yaş arasında 10.471 kız çocuğunun çocuk yaşta evlendirildiğini biliyoruz. Üstelik bu sadece resmi veri, bölgesel farklılıkları bilmiyoruz. Bilelim ki, nesilden nesile aktarılmaya çalışılan bu insan hakları ihlallerinin önüne geçebilelim istiyoruz. Çünkü, TÜİK verilerine göre, 2023’te 720 bin kız çocuğunun eğitiminin ilk 4 yılından sonra okuldan ayrıldığını biliyoruz.
2011 yılında 4+4+4 yasasını getirmek isteyenlere, “kız çocukları eğitimden uzaklaşacak, yarının genç kadınları sosyal hayattan ekonomik hayattan daha fazla uzaklaşacak” dediğimizi biliyoruz. O günden bugünleri öngörebildiğimizi biz biliyoruz. Son 6 yılda 230 bini aşmış olan çocuk evliliklerin bugün giderek arttığını ve imzalanan uluslararası sözleşmelere ve var olan ulusal yasalara rağmen önlenemediğini biliyoruz.
Bir ilimizin küçük bir ilçesinde, herkesin, kamu kurumlarının temsilcilerinin gözünün önünde 14 yaşında bir kız çocuğunun yıllardır cinsel istismara maruz kaldığını ve kimsenin ses çıkarmadığını biliyoruz.
Türkiye’de her 4 çocuktan 1’inin aç olduğunu, 6 aylık bebeklerimizin şekerli suyla beslenmeye çalışıldığını, son yaşadığımız asrın felaketi olan 6 Şubat depremleri sonrası yüzlerce çocuğumuzun kayıp olduğunu biliyoruz.
Son 6 ayda 33 çocuğumuzun çalışırken öldüğünü, son 6 ayda 8 çocuğumuzun MESEM’lerde feci şekilde can verdiklerini biliyoruz. TÜİK verilerine göre 537.583 dosya çocukların karıştığı suç dosyası olarak adliye kayıtlarına geçmiş durumda.
AKP iktidarının bizi altında bıraktığı bu enkazı hep birlikte kaldırmalıyız. Bu ülkede, eğitimsizlikle, sağlıksızlıkla, sevgisizlikle, korkuyla, her saniye artan endişeyle kız çocuklarımız için enkaz halini almış olan bitik bu sistemi tekrar kurmak zorundayız. Toplumsal cinsiyet eşitliği karşıtlığına ve şiddetle mücadelede var olan siyasi irade eksikliğine son vermek zorundayız. Toplumsal şiddeti sona erdirmek, eşitsizlik ve ayrımcılık döngüsünü kırmak için bugünün kız çocuklarını güçlendirmeliyiz.
Çocuklarımız için stratejik eylem planları yapıp çocuk istismarlarına yaptırım uygulamayanlara hatta sessiz kalanlara sesleniyorum:
8 yaşındaki Eylül’ü, 40 yıllık dostluklara feda edilen 8 yaşındaki Narin’i, 2 yaşındaki Sıla’yı, 12 yaşındaki Pelda’yı ve dahi, 2024 yılının ilk 9 ayında 295 kadını öldüren, Leyla Aydemir’in katillerini aklımızla dalga geçer gibi salıveren, daha dün İstanbul’da Ayşegül ve İkbal’i katleden bu zihniyeti Gelin birlikte yıkalım!
Bu yaratılan karanlığa son verip yarının genç kadınlarının özgüvenli bireyler olarak yaşamalarını gelin birlikte sağlayalım!
2015-2023 arasında çocuğa cinsel istismar dosyaları 2 kat artmışken, lafta kalan değil eyleme geçen ve çocukların üstün yararını koruyan bir hukuk sistemini gelin birlikte inşa edelim!
Kız çocuklarını güçlendirmenin en önemli yolunun eğitimden geçtiğini bilerek kız çocuklarının eğitimini güçlendirecek politikaları gelin birlikte hayata geçirelim!
Bugün, buradan, “Güvende değiliz, sokaklar bizim değil, sokaklar karanlık” diye haykıran dünün ve bugünün kız çocuklarını ihmal ve istismardan gerçekçi, önleyici ve koruyucu tedbirlerle ve yasaları uygulayarak koruma çağrısı yapıyoruz.
Sadece TBMM’de araştırma komisyonları kurarak değil hali hazırda yazılmış komisyon raporlarında yazılanları hayata geçirerek,
Bakanlıklar arasında kavgayı değil koordinasyonu sağlayarak çocukları ve kadınları yaşatma çağrısı yapıyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanının, 24 Eylül’de Birleşmiş Milletler kürsüsünden Gazze’de yaşanan çocuk ve kadın ölümlerine değinmesi çok önemliydi, aynı acıyı yaşıyor ve biz de soruyoruz: “Ülkemizde yaşayan kız çocuklarının okuma, yaşama, güvenli sokaklarda oynama hakkı yok mu?”
Gazze, dünyanın en büyük çocuk ve kadın mezarlığı haline gelmişken biz ülkemizin de bu durumda olmaması için, çocuk ve kadın ölümlerinin önüne geçilmesi için çağrı yapıyoruz. Tüm dünyaya çağrı yapanları, ülkemizdeki durumu görmeye, devasa bütçeli devlet kurumlarının bütçelerini artık öncelikle çocukları ve kadınları vahşetten korumak, onlara eğitim, sağlık, barınma başta olmak üzere temel insan haklarını sağlamak için kullanmaya, tasarruf tedbirlerini de itibardan yana kullanmaya çağırıyoruz.
“Çocukları ve kadınları her türlü şiddetten evrensel değerler ışığında koruyan Sözleşmeden çekilmemizin, kadın hakları ve kadınlara yönelik şiddetle mücadelede en ufak menfi etkisi olmamıştır” diyecek kadar gerçeklikten uzaklaşmış olanlara, devleti çocukların ve kadınların arkasından çekenlere sesleniyorum:
Hala yürürlükte olan İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönün, 6284’ü hedef almayın, uygulayın. Devlet ciddiyetiyle ülkeyi yönetin ve cezasızlığa son verin! Eğer siz bu gidişata dur demezseniz biz diyeceğiz!
İstanbul Sözleşmesine biz geri döneceğiz. Politik tercihlerimizi çocuklardan, kadınlardan yana kullanacağız.
Bugün ve her gün, ülkemizdeki her bir kız çocuğu ve kadının can güvenliğini sağlamak, onların yarınlarını güvence altına almak için daha çok direneceğiz! Birlikte olduğumuz sürece bu gücümüz var.
Artık zaman, birlikte olma, birlikte yürüme zamanı. Temel hakkımız olan yaşama talebimizde ortaklaşma zamanı.”
“ARTIK SOKAKLARIMIZDA KORKU DEĞİL HUZUR, ŞİDDET DEĞİL GÜVENLİK İSTİYORUZ”
Nazlı Hilal Şahin isimli genç kadın ise burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Sokaklarda huzur istiyoruz. İstanbul’da meydana gelen korkunç olay, hepimizin yüreğinde derin bir acı ve öfke bırakmıştır. İki kadının vahşice katledilmesi, toplum olarak üzerimize düşen sorumlulukları bir kez daha gözler önüne sermektedir.
Kadınların can güvenliğini sağlamak hepimizin görevidir. Artık sokaklarımızda korku değil huzur, şiddet değil güvenlik istiyoruz. Kadınların, çocukların ve tüm bireylerin özgürce, endişe duymadan yaşayabilecekleri bir Türkiye’yi hep birlikte inşa etmek zorundayız.
Ne yazık ki, kadın cinayetlerinin artış gösterdiği bir dönemdeyiz. Bu durum, sadece bireysel vakalar olarak ele alınamaz; toplumsal bir sorun haline gelmiştir. AK Parti iktidarı döneminde, kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinde ciddi bir artış yaşanmıştır. Bu artış, hükümetin gerekli önlemleri almada yetersiz kalması ve caydırıcı politikaların uygulanmamasıyla daha da derinleşmiştir. Devletin ve toplumun tüm kesimlerinin kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda daha etkin adımlar atması gerekmektedir. 6284’ün etkin uygulanması, caydırıcı cezaların artırılması ve kadınların hak ettikleri güvenli ortama kavuşması için hep birlikte kararlı bir duruş sergiliyoruz.
İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesiyle başlayan süreç, kadınların güvenliğini daha da tehlikeye atmış, şiddetle mücadelede zayıf bir duruş sergilenmiştir. Bu geri adımlar, kadınların hayatlarını koruyacak mekanizmaların zayıflatılmasına neden olmuştur. AK Parti’nin kadınlara yönelik bu umursamaz politikalarını kabul etmiyoruz.
Bir kadının ve bir çocuğun daha katledilmesine ve buna göz yumulmasına tahammülümüz kalmadı. İstanbul Sözleşmesi tekrar yürürlüğü girene, kadın cinayetleri, çocuk istismarları son bulana dek mücadelemiz devam edecektir.