GÖÇMENLERLE 100 YIL ÖNCE GELEN LEZZET
Bilecik’te yaklaşık 100 yıl önce, mübadele döneminde göçmenler tarafından getirilen tohumlarla 150 yılı aşkın üretimi yapılan acı biberde, hasat heyecanı yaşanıyor.

Merkeze bağlı Çukurören köyünde, mübadele yıllarında Türkiye’ye gelen göçmenlerin getirdiği ve genetiği korunan tohumlardan elde edilen biberler, hasattan sonra kurutulacak. Köylülerin kendi yöntemleriyle kuruttuğu biberler, Türkiye’nin birçok iline gönderiliyor.
Sabah erken saatlerinde evden çıkan üreticiler, yoğun mesai harcıyor. Çukurörenlilerin ağırlıklı geçim kaynağı olan ve Türk Patent ve Marka Kurumunca coğrafi işaret belgesiyle tescillenen kırmızı biberin, izlenmesi, takibi ve doğallığının korunmasını sağlıyor.
Bölgenin mikroklima özelliği ve toprak yapısından kaynaklanan özel bir durumu bulunan köyde, 37 çiftçi tarafından 320 dekar alanda bu yıl 640 ton biber üretimi yapılıyor. Çukurören Köyü Muhtarı Muhittin Dündar, yetiştirdikleri biberin ata tohumundan elde edildiğini ve 150 yılı aşkın tohumun genetiğinin değişmediğini belirtti.

Çimlenmesinden tohumuna, üretiminden hasadına kadar olan tüm aşamalarının kendilerinin yaptığını anlatan Dündar, şöyle konuştu:
”Tohumunu hiç değiştirmedik. Biberimizin genetik özelliği bozulmamıştır ve aroması farklı bir ürün. Bunun sırrı toprağından ve suyundan. Tarım ve Orman İl Müdürlüğünün İyi Tarım Uygulaması ile üretim yapıyoruz. Bu da kalitemize kalite katıyor. Her biber acı oluyor ama bizim biberimiz acı olmakla beraber yemeğin lezzetini değiştirmiyor. Doğal ve katkı maddesi bulunmuyor. Üretimi artırmak için teknolojiye ayak uyduruyoruz. Bilecik Valiliği ile Tarım ve Orman İl Müdürlüğünün hazırladığı proje ile BEBKA destekli kurutma tesisi kurulacak. Bununla birlikte üretim çoğalacak, ek olarak pazarımız genişleyecek. Coğrafi işaretleme belgesi alındı, artık büyük marketlere girmeyi hedefliyoruz. Denetimli bir şekilde üretim yapıyoruz. Zararlı bir ilaç kullanılmaması konusunda üreticilerimize uyarıda bulunuyoruz.”
Dündar, kurutma tesisi ile birlikte üreticilerine büyük bir kolaylık sağlayacaklarını ve projelerle üretimi artıracaklarını sözlerine ekledi.
Biber yetiştiricilerinden Birol Özdemir de marttan kasım ayına kadar özenle baktıkları biberi hasat ettiklerini söyledi.
Mart ayından hasadına kadar biberin bu hale gelmesi için çaba gösterdiklerini ifade eden Özdemir, ”Biberin emeği çoktur. Ata tohumu bu, genetiğiyle oynanmamıştır. Her alanda da kullanılır. Geçmişte dedelerimizden öğrendiği yöntemle üretim yapıyoruz.” dedi.
Özdemir, çocukluktan beri biberin içerisinde olduklarını belirterek, şunları kaydetti:
”Mart ayında tohumu ekiyoruz. Kasım ayı sonuna kadar hasadı devam ediyor. Zahmetli ama yapıyoruz. Tohumu her sene dalından kopardığımız biberin tohumunu çıkartarak gelecek seneye ekerek üretime devam ediyoruz. Yani 12 ay ilk aşamasından son aşamasına kadar uğraşıyoruz. Ağırlıklı olarak Marmara ve Ege Bölgesine gönderiyoruz. Doğal olarak kurutulması nedeniyle tercih ediliyor. Yemeklere ayrı bir tat ve lezzet katıyor. Acı biberimiz genellikle lokantalarda kuru fasulye, nohut ve çorbaların yanında tüketiliyor. Trakya ve Ege Bölgesinde de Arnavut ciğercileri olmak üzere ızgaracılar çok alıyor. Müşterilerimiz memnun. Biberimizin kalitesini bilenler bizi buluyorlar, pazarlamada sıkıntı çekmiyoruz. Her bölgenin kendine özgü bir ürünü varsa bizimde Çukurören biberimiz var. Üretimin zorluğu var ama biz severek yaptığımız için çok fazla da yormuyor. İşçiliği çok fazla. Hava şartlarına göre üretim rekoltesi değişiyor ama yıllar birbirini tamamlıyor.”
