“Dershanecilik biterse merdiven altı sistemi başlar”

Bilecik Sınav Dershanesi Müdürü Mehmet Çakmakçıoğlu, şu anda kesin bir dönüşüm kararı almadıklarını fakat alsalar bile Bilecik’in bir tane daha özel okulu kaldıramayacağını belirtti.

“Dönüşüm şartıyla ilgili belirsizlikler var”

Çakmakçıoğlu’nun konuyla ilgili yaptığı açıklama şu şekilde oldu:

“Bizim durumumuz bireysel olarak karar verilecek bir kurum değil. Sınav dershanesi ulusal bir dershane. Dolayısıyla bizim bir genel merkezimiz var. Genel merkez hangi doğrultuda karar verirse biz de o doğrultuda devam edeceğiz.

Yalnız tabi bu dönüşüm noktasında 70 kadar bazı dershaneler başvurmuş dönüşüm için. Ancak dönüşüm şartlarıyla ilgili bazı belirsizlikler söz konusu. Ne kadar teşvik verilecek, arsa teşviki nedir? Vergi indirimi nedir? Ya da öğrenci başına nasıl bir teşvik verilebilecek gibi. Bunlar hala muallâk olarak kalmaya devam ediyor. Yani ortalıkta bir kanun var ama bun içi doldurulmuş değil şu anda. Milli Eğitim de bize bir senelik bir süre verdi. O süreci de 7 farklı takvime bölmüşler. Birinci periyot 1 haziran ile Ağustos’un 15’ine kadar olması gerekiyor. İlk başvuranlar daha çok teşvik alacaklar, puanlama sistemi olacak gibi bir takım şeyler de var yazılı olarak bize gelen. Fakat biz hala bu işlerin biraz daha belirginleşmesinden yanayız.

“Bilecik şu anda özel okulu kaldıracak durumda değil”

Bizi Bilecik’te böyle bir dönüşüme var mısınız yok musunuz derseniz de aslına bakarsanız Bilecik şu anda bir özel okulu kaldıracak durumda değil. Tamam, şu anda Sevgi Çiçeği var ama o da malum her zaman ayakta kalabilecek bir kurum aslında. Fakat dershanecilikle özel okul çok farklıdır. Kendim de özel okulda çalıştım 6-7 yıl kadar İzmir’de. Dolayısıyla özel okulun yatırımı, masrafı, giderleri çok daha fazladır ve dolayısıyla öğrenci maliyetleri de yüksektir. Yani bu şartlar altında Bilecik’te 3 bin TL’yi vererek öğrencisini üniversite sınavına hazırlayamayan veliler kalkıp da 7 bin TL-8 bin TL’yi hatta bu rakamlar İstanbul’da, İzmir’de 20 bin-30 bin TL gibi astronomik rakamlara da ulaşabiliyor.  Bilecik bunu kaldırabilecek durumda değildir diye düşünüyoruz. Dolayısıyla da dönüşüm adına şu an biz beklemedeyiz. Bir de AYM’nin kararının çıkmasını da bekliyoruz bir taraftan. O yüzden şu anda kesin bir kararımız yok desek yalan olmaz.

“Dershanecilik bitecek merdiven altı sistem başlayacak”

Bu durumda Bilecik’te dershanecilik sistemi bitecek ya da merdiven altına gidecek. Bir takım izinsiz işler yürüyecek. Zaten Bilecik’te var öyle merdiven altı demeyelim ama ismi cismi, ne olduğu belli olmayan bir iki kuruluş var. Onlar da kendi çaplarında bir şeyler yapmaya çalışıyorlar.

Gelen yönetmelikte de özel ilköğretim, okul öncesi öğretim, ilköğretim, ortaöğretime de dönüşebilirsiniz deniyor. Yani etüt merkezine de dönüşmenize izin vermiyorlar aslında. Bizde tam olarak ne olacağını bilmiyoruz, bekliyoruz.

Akademik lise, açık lise veya temel liseye dönüştürülme konusunda da herhangi bir açıklama yok. Bu durum bizi çok kötü etkiledi. Öğrenci kayıtlarımızı, öğretmenlerimizin motivasyonlarını düşürdü. Hiç kimse ne olacağını bilmiyor.

“Bu sınav sistemi devam ettiği sürece dershaneler bir ihtiyaçtır”

Türkiye’de bu sınav sistemi devam ettiği sürece dershaneler bir ihtiyaçtır. Tamam, siz Milli Eğitim Bakanlığı olarak ya da YÖK olarak bu sınavları kaldırırsanız ki Türkiye’de nüfusa oranladığımız zaman muhakkak ki bir sınav gerekiyor. Her yerde bir sınav gerekiyor. Dolayısıyla da bu sistem böyle devam edecektir. Ama Mili Eğitim’in izniyle devam edecektir ama onlardan izinsiz kaçak göçek devam edecektir.

Şimdi özel bürolar kurulacak, bize yılda 3 bin TL vermeye çekinen veli sadece bir ders için vermek zorunda kalacak. Matematik özel dersi mesela, şu an bir matematik özel dersi nereden bakarsanız 50 TL’den aşağı değil. 100 saat ders aldırsa öğrencisine 5 bin TL eder zaten. Bu çocuğun diğer dersleri ne olacak? Şu anda çok büyük bir çıkmazdayız. Moraller bozuk.

“Devlet okullarının rakibi sadece özel okullar kalacak”

Bu sistem işlerse devlet okullarının karşısında sadece özel okullar rakip olacak. Bugün Türkiye’de özel okulların hangi biri yüzde yüz kapasitede çalışabiliyor? Bugün Özel Okullar Birliği Başkanını dinlerseniz adam ağlıyor, vergimizi ödeyemiyoruz, bize teşvik lazım, %60 kapasitede çalışıyoruz gibi serzenişleri varken ortalıkta şu an tam rakamı bilmiyorum ama Türkiye’de İzmir ve İstanbul gibi büyük şehirlerde kaldırabiliyorlar ve kar da edebiliyorlar ama daha orta ölçekli ve küçük şehirler kaldıramaz. Örneğin Eskişehir’de 5-6 tane özel okul var. Hiçbiri de tam kapasitede çalışmıyor. Hepsinin durumu vahim. Şu anda devlet okullarında evet, kalite arttırılır ise ki bu hemen de olacak bir şey değil bir devlet politikasıdır bu. Bizim Türkiye’nin en büyük yanlışı da budur zaten. Sürekli siyasal iktidarlar değiştikçe Milli Eğitim’deki devlet politikaları da değişiyor.

Örneğin bir Orta Öğretime Geçiş Sınavı kaç kere değişti. TEOG falan dediler ona da. Onu da kimse bilmiyor şu anda. Bu sistemle bu işler olmaz gibi görünüyor.

“Etüt merkezine veya dil kursuna dönüşebiliriz”

Eğer bir çıkış yolu bulursak bizde bir etüt merkezi, dil kursu falan gibi bir şeye dönüşmek gerekecek sanırım. Uygun bir teşvik gelse ve dönüşsek bile ondan sonraki yaşantımı ben nasıl sürdüreceğim. Devlet 3 yıl verecek teşviki, 5 yıl verecek. 12 tane öğrenciyi sen bulacaksın diyor, 12’nin üzerindekini de ben teşvik edeceğim. Ben vereceği parasını diyor. 12 öğrenciyi ben nereden bulacağım her sınıftan? Kredi verilirken de öyle bir uygulama vardır, binanın projesini çizdirirsiniz, başlarsınız ama başladıktan sonra yaptığınız işe göre para verir adam size. Pekiş ben o işleri yaparken parayı nereden bulacağım, başlangıçta vermiyor ki.

“Tek umudumuz AYM”

 Bizim tek umudumuz şu anda AYM. AYM’de eğer  hayır böyle bir şey olmaz der ve kanunu reddederse yolumuza devam ederiz. Son zamanlarda da AYM’nin kararlarına baktığımız zaman geri dönen teklifler olduğunu görebiliyoruz. Son zamanlarda Çevre Etkileşim Mekanizmasıyla ilgili bir karar almışlar. Düşünebiliyor musunuz otoyollar, köprüler, hidroelektrik santralleri yapılırken ek bir madde çıkartmışlar buna göre bunlar yapılırken çevre raporuna gerek olmayacak şeklinde. Yani çevre etkilenme raporu gerek yok diye bir karar çıkmış. Anayasa Mahkemesi bunu reddetti, böyle şey olmaz diyerek kabul etmedi. O zaman ne olacaktı şu anki 3. Boğaziçi Köprüsü yapımı devam ediyor, bir sürü de HES’ler var. Bunların durdurulması lazım, bunlardan ÇED raporlarının istenmesi lazım.

Bu dönüştürme kanunu ilk çıktığı zaman bir sürü tantana çıktı. Ankara’da ve bazı bölgelerde Milli Eğitim Bakanlığı Müfettişleri dershanecileri topladı bir sürü kavga gürültü oldu fakat hiçbir şey çıkmadı sonunda. Artık isyan etmenin de bir anlamı kalmadı. Çünkü artık olay hükümetten çıkmış AYM’ye kadar gitmiş. Şu anda siz ne kadar bağırırsanız bağırın ya da ne kadar demokratik hakkımız elimizden gidiyor, hür teşebbüs hakkımız elden gidiyor deseniz de hiçbir şey olacağı yok. Önümüzde daha 1 Eylül 2015’e kadar vaktimiz var. Sadece bekliyoruz.