1. Haberler
  2. Köşe Yazıları
  3. Edebali’nin; “İnsanı Yaşat Ki, Devlet Yaşasın” Bilecik’te Sadece Bir Duvar Yazısı mı?

Edebali’nin; “İnsanı Yaşat Ki, Devlet Yaşasın” Bilecik’te Sadece Bir Duvar Yazısı mı?

Gökay Şimşek yazdı...

featured
0
Paylaş

Karacaoğlan’ın, “Sultan Süleyman’a kalmayan dünya” diye başlayan ve
“Konup göçersin, ecel şerbetini bir gün içersin,
Sırat Köprüsü’nden sonu geçersin,
Amelin eline verilir bir gün”
dizeleriyle biten çok çarpıcı bir şiiri vardır.
Aslında bu dizeler, makamın, mevkinin ve gücün ne kadar geçici olduğunu anlatan en güzel halidir.

Gelelim şimdi konunun özüne…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda daha önce defalarca dile getirdiği “kibir” uyarısını bir kez daha yineledi. Erdoğan, kısa süre önce kaymakam adaylarına yaptığı konuşmada da, Bileciklilerin çok iyi bildiği Şeyh Edebali’nin;
“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” sözünü hatırlatarak, yöneticilerin bu anlayışla hareket etmesi gerektiğini vurgulamıştı.

Erdoğan’ın partililere yönelik şu sözleri ise özellikle dikkat çekiciydi:
“İşimiz çok olabilir, mesuliyetimiz ağır olabilir, vaktimiz kısıtlı olabilir. Ama bunların hiçbiri vatandaşla aramıza mesafe koymanın mazereti olamaz. Kibir, gurur, çarşıda, pazarda kasılarak yürüme gibi karakter zaafiyetleri bu çatı altında Tayyip Erdoğan ile yol arkadaşlığı yapan kimseye yakışmaz. Milletle arasına mesafe koyan, bizimle arasına mesafe koymuş demektir. Millete tavır alan, bize tavır almıştır.”

ELLERİ CEBİNDE CAKA SATANLARA…

Şimdi gelelim işin Bilecik’teki bam teline…

Bazı yöneticileri tenzih ederim elbette; ancak bazılarında ne yazık ki tam da bu eleştirilerin karşılığını görmek mümkün. Gidersin derdini anlatmak için, ya ters ters bir bakışla karşılaşırsın ya da tabir-i caizse seni sallar… Tepeden tepeden bakışlar, yapmacık bir özgüven, yürüyüşte bile bir caka satar… Sanki sanırsın dünyayı kendi yaratmış! Yer yer bizim resimlerimize ve kamera görüntülerine yansır bu tavırlar…

“BİR TÜRLÜ RANDEVU ALAMADIM”

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım başından geçen yaşadığı bir olayı üzülerek anlattı:
“Gökay, bir yetkiliye ulaşmak istedim. Bir sorunum vardı ama bir türlü günlerce randevu alamadım. Çaresiz kalınca, başka bir tanıdığını araya sokarak kendisine ancak ulaşabildim.”
Realite şu ki; bu ve benzeri olayların farklı örneklerini dizer dururum…. Ki sizler de bu olaylara şahit olmuşsunuzdur.

O yüzden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uyarısının yanı sıra Edebali’nin Osmangazi’ye nasihatinin bir bölümü ile yazımı sonlandırayım, Ey Oğul, Beysin, Bundan sonra öfke bize; uysallık sana…
Güceniklik bize; gönül almak sana..
Suçlamak bize; katlanmak sana..
Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.”